Örnek alınacak öyle bir medeniyet vardı ki...
Minneapolis, Minnesota’da 26 Eylül 2001 “Teknoloji, piyasalar ve hayat tarzımız: Gelecekte neler olacak?” konulu bir konferansa, Carly Fiorina (HP’nin Başkanı), ana konuşmacı olarak davet edildi. Konuşmasının son dakikalarında tarihten örnekler vererek değerlendirmeler yaptı. Sizlere son bölümünü aktarmaya çalışacağım:
Konuşmamı tarihten bir örnek ile bitirmek istiyorum:
Bir zamanlar tarihte öyle bir medeniyet vardı ki, o dönemin en büyük medeniyeti idi. Bu medeniyet birçok kıtalara yayılmış, sınırları okyanustan okyanusa, kuzey iklimlerinden tropik iklimlere ve çöllere kadar uzanmıştı. O medeniyetin tebaası olarak, farklı ırklardan, farklı dillerden, farklı kültürlerden yüz milyonlarca insan yaşamıştı.
Bu medeniyette konuşulan dillerden bir dil, dünyada çok konuşulan bir dil haline gelmiş ve farklı kıtalardan insanlar arasında köprü olmuştu. Bu medeniyetin ordusundaki farklı milletlerden olan askerler, dünyanın belki de hiçbir zaman görmediği bir barış sundu, tebaasına ve dünyaya. Bu medeniyetin tacirleri, Latin Amerika’dan Çin’e ve arada kalan bütün ülkelere ulaşmışlardı.
Yeni buluşlar bu medeniyetin temel taşlarından biri olmuştu. Bu medeniyetin mimarları, yerçekimi hesaplarına dayanan binalar yapmışlar, matematik bilginleri, bilgisayarın temel algoritması olan algebrayı (cebiri) bulmuşlar ve kodlamayı keşfetmişlerdi. Doktorları, hastalıklara yeni ilaçlar bulmuşlar, uzay bilginleri gökyüzündeki yıldızları incelemişler ve onları isimlendirerek, bugünkü uzay çalışmalarının temellerini atmışlardı. Edipleri, binlerce romantik ve sihirli hikayeler yazmışlar ve şairleri kendilerinden öncekilerin yazmadığı şekilde sevgi üstüne şiirler yazmışlardı.
Öteki medeniyetler yeni fikirlerden korkarlarken ve sansür uygularlarken, bu medeniyet devamlı yeni fikirlere açık olmuş ve bilgiyi, kültürü devamlı canlı tutmuştu.
Günümüz Batı medeniyeti de bu özelliklerin birçoğuna sahip, fakat benim sözünü ettiğim medeniyet, 800’den 1600 yılına kadar uzanan ve Osmanlı İmparatorluğu’nu da içine alan, Kanuni Sultan Süleyman’lar gibi hükümdarlar yetiştiren İslam medeniyetidir.
Bu medeniyetin bize sunduğu miras, bugünkü Batı medeniyetinin temelini oluşturmaktadır. Bugünkü teknoloji İslam matematikçilerinin sayesinde vardır. Sufî yazar Mevlânâ gibi yazarlardan çok şeyler aldık. Kanuni Sultan Süleyman gibi hükümdarlardan tolerans göstermeyi ve liderliği öğrendik.
Bu medeniyetten dersler çıkarmalıyız. Bu medeniyetin sunduğu liderlik mirasa değil, yeniliklere dayanmış, Hıristiyanlık, Müslümanlık ve Yahudilik gibi farklı farklı din ve kültürler mozaiğini esas almıştı. Zaten bu şekilde de 800 yıl ayakta kaldı.
Şu anki gibi kritik zamanlarda, biz de tarihteki bu medeniyetten ders almalı ve onun gibi sosyal yapı ve liderler yetiştirmeliyiz. Özetle, bu konuya, liderlik mevzuundaki tartışmaya ve fikir teatisine dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
Amerika’da Hewlett Packard firmasının başkanı olan Carly Fiorina tarafından yapılan bu konuşmada insanlığa büyük bir mesaj var. O, İslam medeniyetinin insanlığa akseden güzelliğinden söz etmiş. O medeniyetin temel dinamikleri ise beş esasta toplanır:
Dayandığı nokta, bugünkü anlayış gibi kuvvet değil, haktır.
Hedefinde menfaat yerine fazilet vardır.
Hayattaki düsturu cidal, kıtal yerine yardımlaşma ve dayanışmadır.
Hizmet şekli ise, hevâ ve heves yerine hidayettir, yani ruha lazım surette aydınlanma ve ilerlemedir.
Kitleleri birleştirme hususunda ırkçılık yerine dînî râbıtayı, vatanî nispeti, sınıfî alakayı ve imanî kardeşliği esas alır.
Onun için bugün Avrupa ve Amerika gibi Batı toplumlarında huzur ve güven açısından El Hamra ve Osmanlı modelleri yine açık fikirli ve tarafsız Batılı yazarlar tarafından çözüm reçetesi olarak teklif edilmektedir.
Artık bundan sonra bu tip konuşmalara inşaallah daha çok şahit olacağız. Çünkü Batı’nın ufku açık olan gerçek araştırıcıları pek çok kesitlerden İslam medeniyetini bütün detayları ile incelemeye başlamışlardır. Zaten güneş balçıkla sıvanamaz.
30.04.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.aymaz@zaman.com.tr
|