Ruslar ve Eni geleceklerini inşa ediyor
Türkiye ölçeğinde bakıldığında, geçen yılın en önemli enerji anlaşmalarından birisi, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov’un, 11 Aralık 2001’-de ITERA Yönetim Kurulu Başkanı Igor Makarov’la Aşkabat’ta yaptığı doğalgaz anlaşmasıdır.
ITERA’nın 10 milyar metreküp Türkmen doğalgazını 2002’de satın almasını öngören anlaşmaya giden yolda, Türkiye’ye uğrayan kilometre taşları da var.
Mesela, Türkmenistan’ın Türkiye Büyükelçisi’nin o tarihlerde hararetle koltuğunun altına sıkıştırdığı dosyalarla ülkesi için önemli bir şeyler yapılacağı hevesine kapıldığı anda, şaşkına çevrilmesi bunlardan bir tanesi. Diğerleri arasında ise ITERA ve Rusya’nın dev doğalgaz şirketi Gazprom arasında cereyan eden gelişmeler.
Kısaca, ITERA Türkmen doğalgazını almak için 2001 yılında imzaladığı anlaşmaya göre, bin metreküp için Türkmen–Özbek sınırında yaklaşık 42 Amerikan Doları ödeyecek. Bir önceki yılın rakamının ise bin metreküp başına 40 Amerikan Doları olduğu biliniyordu.
Şimdi, bu anlaşmalar, fiyatlar ve yaklaşımlar iyi bir doğalgaz pazarı olan Türkiye için ne anlam ifade edebilir? Shell’in gözünden bakarsanız başka, BP’nin açısından konuyu ele alırsanız çok değişik, İtalyan Eni’nin stratejileriyle anlamaya çalışırsanız karmakarışık bir hadisenin içine düşersiniz.
Hatta öyle ki, Milliyet’ten Tuncay Özkan yazdığı basit ve ne anlam içerdiği meçhul, ‘Bir yandan bunu Yunanistan ve Bulgaristan üzerinden Avrupa ve Balkan ülkelerine satar, bir yandan içeride kullanır. Türkmenbaşı ve Türkmen gazı konusunda hatalı şeyler söyleyenler de artık gerçekleri karartmamalı...’ yaklaşımlarla da izah edemezsiniz.
Belki Mavi Akım’ı proje olarak değil de, arkasındakileri desteklemek amacıyla bu boru hattına bazıları sahip çıkabilir, ama ya ülkenin geleceğini gazla karartanlara ne demeli?
130 ile 150 dolar arasında değişen bin metreküp doğalgazı 80 ile 90 dolar arasında ülkeye getirme gayretinde bulunanların önünün nasıl kesildiğini kim izah edecek?
Fakat şunu bilelim ki, petrol taşıması konularında Hazar’a kıyısı olan devletler arasında Rusya, en güçlüsüdür. Ve Hazar Boru Hatları Konsorsiyumu ile kendini sınırlamadan bölgedeki devletlerle başka projeler üstünde de çalışmalar yapıyor.
Petrol ve gaz altyapısının geliştirilmesiyle ilgilenen Çin yönetimi de Sincan–Uygur Otonom Devleti de yatakların incelenmesini ve Sincan’dan Şanghay’a kadar gaz boru hattının inşa edilmesi gibi projeleri öncelikli görmektedir. Çin’in görünür bir gelecekte Batı Kazakistan–Çin projesini finanse etmesi gerçekçi görünmüyor. Dolayısıyla, Pekin yoğun bir şekilde Moskova ile görüşmeler yapmaktadır. Sibirya’dan Çin’e petrol ve gaz boru hatlarının inşası bu görüşmelerin omurgasını oluşturmaktadır.
Ve doğal bir sonuç: Şu anki durum itibarıyla bölgenin en büyük doğalgaz ve petrol pazarı Türkiye’nin, belirlenen rakamlarla, daha fazla pazarlık marjları yükseltilmeden her şeyi ile Rusya’nın kontrolünde olması, bunun da Türk yetkililerle sağlanması kaçınılmaz.
Bir husus açıkta kaldı. İtalyan Eni.
O üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. Karadeniz’in derinliklerine kendi geleceğini döşüyor. Mavi Akım Boru Hattı’nın sözleşmelerden öteye gidebilecek kapasite sorunuyla yakından ilgili. Eni, Kazakistan’dan, Rusya’dan aldığı destek sebebiyle de işin stratejisiyle de değil, maddi tarafıyla, finansıyla, tekniğiyle ve Türkiye içindeki piyasa kanunlarıyla yakından ilgili.
Özetle, Eni bazılarının geleceğiyle Karadeniz’in derinliklerinde irtibat kurmuyor. Artık, Anadolu sathında neler yapabileceğini araştırıyor.
30.04.2002
Yazarımızın E-Postası:
g.simsek@zaman.com.tr
|