Komünistler barışır mı?
Komünistler de dünya vatandaşı olmaya, global hayatta yer almaya, dünyanın diğer vatandaşlarıyla beraber üretmeye, paylaşmaya yanaşacaklar mı bir gün? Yoksa yıllar öncesinin değer kıskaçlarına kendilerini sıkıştırıp devrimi bekleyerek mi vakitlerini heba edecekler?
Kutuplardaki Rus Çukça’ların Antalya plajlarında dinlenmeyi tercih ettiği, sınırların çoğu zaman sembolik hale geldiği, değer yargılarının köklü değişikliklere uğradığı günümüz dünyasında komünistler, halen de Moskova merkezinde ‘devrim devrim’ diye bağırarak reformları ‘durdurun’ çağrısını yapmayı gerçekçi buluyor.
1 Mayıs dolayısıyla Devlet Başkanı Vladimir Putin’e karşı ilk kez 150 bin kişiyi sokağa dökerek Kremlin çevresinde boy gösterisinde bulunan komünistler iştahla halen de 1930’ların sloganlarını söylemekten ileri gidemediklerini gösterdiler; ancak taraftar sayısını çoğalttıkları gerçekten de ilgi çekiciydi. Komünist Parti yetkililerinin yaptıkları konuşmaları dinleyince uydu antenle Türkiye’den izlediğim liderlerden bazen Bülent Ecevit’i bazen Devlet Bahçeli’yi bazen de Recai Kutan’ı buluyordum karşımda sanki.
O, yıllarca dillerden düşürülmeyen devrim neyi getirecek? Teknolojiyi hesaba katmadan, üretime önem vermeden sadece kontrol kendilerine geçtiğinde var olanı dağıtmayı vaat eden devrim mantığının en perspektifli yanı yoklukta eşitliktir.
Birbirlerini Motorola, Samsung, Nokia markalı cep telefonlarıyla miting medyanına davet eden yoldaşlar, Karl Marks’ın heykeli çevresinde kapitalizm ve globalizme lanet yağdırıyordu.
Orak çekiçli bayraklar ile Lenin ve Stalin posterlerini taşıyan komünist partinin miting kolonları, turistlerin meraklı bakışları eşliğinde kapitalizmin sembolleri olan reklamların arasında süzülüyordu. Komünistlerin taşıdığı flama, poster ve sloganlar, Mohovaya Caddesi’ndeki CocaCola, ünlü futblocu Roberto Carlos ve birkaç gün sonra podyuma çıkacak olan Rus kızlarının defile fotoğrafları arasında kaybolurken, yoldaşlar, ‘Kahrolsun kapitalizm, yaşasın devrim’ diye bağırıyordu.
İlginçtir ki; bir araların yükselen değeri olan cumhuriyet gibi komünistler, demokrasi hususunda kem laflarını sakınmasını iyi beceriyor. Günümüzün yükselen değeri olarak görülen ve kimsenin kendisine yan gözle bakmaya cesaret edemediği ya da yakıştıramadığı demokrasi konusunda, komünistler, yürekleri parçalanmasına rağmen nötr davranmak zorunda kalıyor. Kapitalizmin nimetlerinden en cömert şekilde istifade etmeyi ihmal etmeyen komünistler, yeni alternatifler sunamıyor, ama mevcudu da beğenmiyor.
Eksik ve aksaklıklarına rağmen globalleşmenin uzaya da sıçradığı evrende komünistlerin, diğerleriyle barışmaktan uzak durmaya daha ne kadar direnecekleri ise bilinmiyor.
Her şeye rağmen dünyada son zamanlarda giderek yoğunlaşan liberal demokrasi karşıtı atmosfer kapsamında Rusya’daki komünistlerin ‘devrim’ için daha fazla kenetlendiği gözleniyor.
05.05.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.cetinkaya@zaman.com.tr
|