Kanada’da var olmak
Yunus Kara, Kanada’daki nadir Türk işadamlarından biri. Askerliğini yaptıktan sonra 1989 yılında Kanada’ya yerleşiyor. Ciddi bir mesleği yok. Bildiği tek şey; seramik–fayans işçiliği. Önce işçilik yapıyor daha sonra taşeronlukla devam ediyor.
Daha sonra Kanadalı eşinin abisinin yanında daha büyük taşeronluk işleri almaya devam ediyor. İşler yürürken, 9 dönüm arsa alıyor ve buraya 60 tane villa yapıyor. Kara için dönüm noktası burası oluyor.
Fakat, konut yapmak için uzun prosedürler var ve dönüşümü de zor. O yüzden Yunus Kara ticari yapılara yöneliyor. 1995–96 yılında Toronto’da ihaleden üç gayrimenkul alıyor. Bu gayrimenkuller üzerine 8.500 metrekarelik Blair Business Center’ı kuruyor. Halen iş merkezi içinde ofis, düğün ve balo salonu, showroom, depo ve dans okulu yer alıyor.
Aynı iş merkezi içinde Kanada–Türk Ticaret Merkezi de yer alıyor. Bu merkezde Türk firmaları bir yıl boyunca mallarını sergileyebilecekler. Ayrıca mallarını tanıtmak için broşür ve kataloğun yanı sıra profesyonel hizmetli istihdam edebilecekler.
Kara’nın yeni faaliyetlerinin başında Kanada’daki satılığa çıkan ve iflas eden tesisleri alıp, makine ve ekipmanlarını parça parça veya bir bütün olarak diğer ülkelere satmak yer alıyor. Ama asıl yeni hedefleri uluslararası ihalelerde yer almak.
Yunus Kara’nın bu bağlamda ilk seçtiği ülke Afganistan. Burada doğacak inşaat işlerinin her çeşidine talip olduklarını söylüyor.
Türkiye’ye yönelik faaliyetlerinin başında ise rüzgâr enerjisi geliyor. Enerji konusunda patenti sadece bir Kanada firmasında olan bir şirketle ortak olduklarını belirten Kara, 8–9 cent değil 4 cente rüzgâr enerjisi üreteceklerini vurguluyor. Bunun için de ilk iki rüzgâr santralını Çanakkale’ye ve İzmit’e kurmak istediklerini belirtiyor.
Türkiye’nin yurtdışında lobicilik faaliyetinin olmamasından şikayet eden Yunus Kara’nın kendi omuzları üzerinde yükselişinin hikâyesi bu. 13 yılda eriştiği nokta bu. Ya lobicilik faaliyetlerimiz de olsaydı?..
İplik krallığından su krallığına
Gelişen Anadolu sermayesinin güçlü isimlerinden Abdülkadir Konukoğlu, geleneksel yönetim tarzını bıraktığını Nestle ile ortaklıkla gösterdi. Üç nesildir tekstilde devam eden aile, ‘iplik kralı’ unvanına rağmen yeni alanlara girmeye devam ediyor.
Sansu ile ciddi bir pazar payına gelen Sanko Grubu, bu sektördeki gücünü artırmak için Nestle ile ortaklığa gitti. Bir çikolata devi olarak bilinen Nestle, aslında su pazarında daha güçlü bir marka ve dünyada ilk sırada yer alıyor. Türkiye pazarına da Sanko ile girmeye karar vermesi ilginç. Türkiye’de halen su pazarının liderliği Danone’nin elinde. Liderlik yarışı yapanlar arasında geçen yıl pazara giren Turkuaz ile Coca Cola da var. Pepsi’nin de pek yakında pazara girmesi bekleniyor.
Nestle ile ortaklıkla birlikte, Sanko su pazarında yüzde 25’lik bir pay hedefliyor.
Sanko’nun yeni alanları arasında Daewoo ile otomobil ve iş makineleri, Akora ve BYD şirketi ile bilgi işlem sektörü, Ytong yer alıyor. Önümüzdeki dönemde ise girmeyi düşündüğü işlerin başında petrokimya geliyor.
Bilgi işlem yeni olduğu için yorum yapmıyorlar; ama otomotiv sektörünün dışında diğerlerinde çok iyi olduklarını belirtiyorlar. Özellikle de petrokimya alanında hem yabancı sermaye getirilmesi konusunda hem de farklı alanda başarı açısından iddialı olduğuklarını ifade ediyorlar. Yumurtalık’ta yapılacak tesis için liman inşaatına başlamış bile Sanko. Petrokimya tesisine mutlaka yabancı ortak alınması ve birleşme için temelin atılması bekleniyor.
Bütün bunlar göz önüne alınınca, Konukoğlu’nu yeni dünya devleriyle ortaklıklarda görmeye alışacağız.
09.05.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.turkel@zaman.com.tr
|