Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

ALİ BULAÇ



Çatışma potansiyeli

Daha küçük ölçeklerde örnekleri olsa da, Batı’da İslam’a ve çeşitli Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanlara karşı ilk kışkırtıcı hareketi başlatan Hint asıllı yazar Selman Rüştü oldu. Onun fırtınalar koparacağını bilerek yazdığı “Şeytan Ayetleri” adlı romanı, planladığı gibi bütün İslam dünyasında büyük tepkilere yol açtı; Müslümanlar bu tepkilerinde tamamen haklıydılar. Ruhunu şeytanın gölgesinde kazanacağı şöhrete satmış bulunan bu sefil Hintli, Ka’be’yi bir fuhuş evi ve Peygamber Efendimiz (sas)’in hanımlarını –ki dinî açıdan etnik kökeni ve ulusal mensubiyeti ne olursa olsun Müslümanların anneleridir– “kötü kadınlar” olarak tasvir ediyordu. İmam Humeyni, ölüm fetvasını verdi. Ardından yıllarca bu olay Müslüman dünyanın bağnazlığına bir örnek olarak gösterildi, politik amaçlarda kullanıldı ve Batı, Selman Rüştü’yü çok yüksek maliyetler ödeyerek koruma altına aldı.

Oysa aynı Batı’da anti–semitizmi çağrıştıracak, Yahudileri kınama anlamına gelecek tek bir yayına izin verilmiyordu; anayasalar ve yasalar bunu açıkça suç saymıştı; Roger Garaudy, kabul ettiği Yahudi soykırımının öne sürülen rakamlar itibariyle abartıldığını yazdığı için Fransız mahkemesi tarafından yargılandı ve ona sembolik bir ceza da verildi.

Türkiye’de belli çevreler de Selman Rüştü’yü savunma kampanyasına katılıp konuyu bir iç politika malzemesi olarak kullandılar. Bunu yaparken TCK’da Atatürk’ü Koruma Kanunu olduğunu, 159’dan dolayı gazetecilerin ve yazarların sık sık mahkemelere çıkarıldığını görmezlikten geldiler. Elbette dinî veya seküler bir lider ya da sıradan bir insan olsun, kim hakarete maruz kalmışsa yasalar tarafından korunacaktı; çünkü ifade özgürlüğü ile hakaret tamamen farklı şeylerdi. Üstelik hakaret davalarından yargılanan çok sayıda insan sadece muhalif görüşler beyan ettikleri veya kamu otoritesinin icraatlarını eleştirdikleri için hüküm giyiyordu; hâlâ 10 sene önce yapılmış bir konuşma hakkında idam cezası talebiyle dava açılabiliyor.

Selman Rüştü’nün çevirdiği numaranın “iyi iş” yaptığını gören Muhammet Resul isminde bir başka Pakistanlı, 1990’ların ortalarında Hollanda’da benzer bir kitap yayınladı. Resul, Avrupa’da ve Hollanda’da yaşayan Müslümanların “geri ve barbar” bir kültüre mensup olmaları dolayısıyla niçin Avrupa’yı tehdit ettiklerini yazdı.

Birkaç gün önce öldürülen aşırı sağcı Pim Fortuyn, bir bakıma Selman Rüştü ve Muhammet Resul’un açtığı yoldan ilerleyerek “Kültürümüzün İslamlaştırılmasına Karşı” adlı aşağılayıcı, dışlayıcı ve Müslümanlara karşı ırkçı nefreti körükleyici bir kitap yazdı; arkasından bu kitapta öne sürdüğü fikirleri politik bir kampanyaya dönüştürüp siyasette kendine bir yer açmaya çalıştı. Fortuyn’a göre Müslümanların kültürel davranışları üç ana noktadan Batılı kültüre ve Hollandalıların yaşama tarzına temelden aykırıydı. Bunlar da kadın–erkek ilişkisi; ebeveyn–çocuk ilişkisi ve İslam’ın eşcinselleri dışlayan tutumu.

Zaman zaman aksini iddia etse de –çünkü Hollanda’da ırkçı nefreti yasaklayan yasalar vardır ve Fortuyn bu yasaların kaldırılmasını istiyordu– kesin olarak bir ırkçıydı. Selman Rüştü ve Muhammet Resul gibi Fortuyn da şizofrenik bir kimliğe sahipti; kendisi İtalyan asıllı olmasına rağmen Müslümanlara karşı Hollanda’nın kültürel kimliğini ve bu kimlik üzerine inşa edilen ırk üstünlüğünü savunuyordu. Bir defasında Müslümanların eşcinsellik konusunda bir teste tabi tutulmasını, eşcinselliğe karşı çıkanların hemen ülke dışına çıkarılması gerektiğini söylemişti. Bir başka ilginç öneride bulunup, Türklerin ve Faslıların yemek alışkanlıklarına müdahale edilmesini istemişti.

Onun sol kökenden gelme bir çevreci tarafından Hilversum’da öldürülmüş olmasına münferit bir siyasi suikast gözüyle bakmamak lazım. Bu olay, 11 Eylül ve Filistin–İsrail çatışmasında somutlaşan yepyeni bir döneme adım atılmakta olduğuna ilişkin bir işarettir. Söz konusu olan demokrasiyi ve İslam’ı hedef alan küresel bir çatışma potansiyelidir.

11.05.2002

Yazarımızın E-Postası: a.bulac@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (08.05.2002) - Suç örtbas edilebilir mi?

> (07.05.2002) - Tarihî haklar hurafesi

> (04.05.2002) - Terör üzerine

> (01.05.2002) - Hedeftekiler

> (30.04.2002) - Bugünden yarına geçiş

> (27.04.2002) - Demokrasinin krizi

> (24.04.2002) - Siyasetin bugünkü durumu

> (23.04.2002) - Siyasete müdahale

> (20.04.2002) - Demokraside lobiler

> (17.04.2002) - Son silah beden





Zaman'da Bugün
11 Mayıs 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.