Saymadım kaç tren oldu?
Türklerin hafızası kaçan fırsatları saymakla malul. Bu sıralar yine bir fırsatı kaçırmak için mücadele ediyoruz. Bilmem kaçıncı trenin yine peşinden bakakalacağız ve yine dövüneceğiz gibi görünüyor. Ortada çok net bir durum var: Avrupa Birliği (AB) 2004’te 10 aday ülkeyi kulübe katarak genişleyecek. Geriye 3 aday ülke kalacak: Türkiye, Romanya ve Bulgaristan. Bulgaristan ile Romanya üyelik müzakerelerine başladılar ve hızla ilerliyorlar. Brüksel şimdiden Bulgar ve Rumen vatandaşlarına 3 aya kadar vizesiz AB ülkelerinde kalma izni verdi. Türkiye’nin durumuna gelince, işler çok karışık. Devlet ricalinin kafası gelgitlerle dolu.
Ankara, ısrarla ve haklı olarak tam üyelik müzakerelerine başlamayan tek aday ülke olduğu cihetle önümüzdeki yıl kendisine bir tarih verilmesini istiyor. Çünkü biliyor ki, eğer önümüzdeki yıl bir tarih alamazsa “bilmem kaçıncı trenin” yine arkasından yine hayıflanarak bakacak.
AB’den tarih almanın neden bu kadar önemli olduğunun birkaç açıklaması var. Öncelikle, müzakerelerin başlaması ile geriye dönüşü olmayan bir yola giriliyor. Müzakerelere başlanması Türkiye’nin eninde sonunda AB’nin bir üyesi olacağının garanti altına alınması anlamına geliyor.
İkincisi, 2004’te tarihinin en büyük genişleme dalgasını gerçekleştirecek AB uzun bir süre bu ülkelerin hazmı ile uğraşacak. Yeni üyelerin birliğe ne kattığı, ne götürdüğü tartışmaları içinde geriye kalan 3 aday ülkenin sesleri çok az duyulacak. Hele müzakerelere başlamamış bir Türkiye’nin esamisi okunmayacak. Türkiye’nin muhtemel üyeliği eski Yugoslav cumhuriyetleri Bosna, Hırvatistan ya da Karadağ gibi ülkeler ile anılmaya başlanacak.
Üçüncüsü, AB’de siyasi harita hızla ve ürkütücü bir şekilde değişiyor. Son olarak Hollanda ve Fransa’da görüldüğü gibi sağcı partiler iktidarlara geliyorlar. Öteden beri Türkiye’ye alerjik olan Avrupa sağı Türkiye’nin muhtemel bir üyeliğini engellemek için ciddi çaba sarf edeceğini saklamıyor. En son Almanya’daki Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin (CSU) lideri Edmund Stoiber, Türkiye’nin AB’de yeri olmadığını hiçbir tevile mahal vermeyecek şekilde açıkladı. Almanya’da 22 Eylül’de yapılacak genel seçimlerde Stoiber’ın Schröder’i iktidardan uzaklaştırması çok muhtemel.
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, cuma günü AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’e tam da bunu söyledi. Yılmaz’ın söylediği mealen şu: İçinde aşırı sağcı unsurların da güçlü bir şekilde bulunduğu yeni bir sağ dalga geliyor. Aman üyelik sürecimizi hızlandıralım. Zira bu sağcı partiler genişlemeyi halka bir tehdit olarak sunuyorlar. Eğer Avrupa sağa teslim olursa, işimiz iyice zorlaşacak.
Verheugen’in AB normlarına ters RTÜK Kanunu’nu Meclis’te destekleyen Yılmaz’a ne cevap verdiğini henüz bilmiyoruz. Ankara’nın elini çabuk tutarak, idam ve anadilde yayın gibi söz verdiği reformları bir an önce, Meclis tatile girmeden gerçekleştirmesi gerekiyor. Aksi takdirde ekim ya da kasım ayında yayınlanacak İlerleme Raporu Türkiye’ye üyelik müzakerelerine başlama tarihi vermeyecektir.
Ya önümüzdeki 5 ayı çok iyi değerlendireceğiz ya da “fırsat kaçırmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan” mümtaz ülkeler ligindeki yerimizi muhafaza edeceğiz.
26.05.2002
Yazarımızın E-Postası:
s.gultasli@zaman.com.tr
|