Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Ölümüne genelgeye büyük tepki var

Bu, bir cinayettir İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, 71 yaşındaki Medine Bircan isimli kadının sağlık raporunda “başörtülü fotoğraf” olduğu gerekçesiyle tedavisinin yapılmaması sonucu hayatını kaybetmesini cinayet olarak nitelendirdi.

Olayı duyduğunda dehşete düştüğünü anlatan Eren Keskin, “Başörtülü kadınların evlere kapatılmasını duymuştum; ama yaşam haklarının ellerinden alınmasını hiç düşünemedim.’’ dedi. Bu tür uygulamaların sistemin yanlışlığından kaynaklandığını belirterek sistemin de militarizme dayandığını kaydetti. Keskin, İnsan Hakları Derneği olarak yapılan uygulamayı kınadıklarını söyledi. Özcan Keser, İstanbul

İnsanlıkla bağdaşmaz

Adana Tabipler Odası Başkanı Dr. Rıza Mete, Medine Bircan olayıyla ilgili olarak “Bu olay ne meslek ahlâkı ile ne de insanlıkla bağdaşır.” dedi. Mesleki ahlak gereği kişinin din, dil, şekil, ırk ve cinsiyet ayırımı yapılmadan her türlü tedavisinin yapılması gerektiğini kaydeden Mete, “Hastanın sosyal sınıfı ne olursa olsun, hangi coğrafyadan olursa olsun, gerek acil serviste gerek poliklinikte gerekli hizmetin verilmesi gerekir. Hele elinde sağlık karnesi varsa zaten o kişi otomatikman bu hizmeti almaya yasal hak kazanmıştır.” diye konuştu. Bilal Öğütçü, Adana

Ölüme terk edilemez

Erzurum Tabipler Odası Başkanı Sefa Bulucu, hasta sağlığı ile ilgili hiçbir sınırlandırmanın olamayacağına dikkat çekerek sağlığın her şeyden önce geldiğini söyledi. Bulucu şöyle konuştu: “Hasta sağlığında sınırlandırma olmaz. Hastada din, dil, ırk ayrımı gözetilmez. Hastanın zenginliği ve fakirliğine de bakılmaz. Hastanın tedavi edilmesi gerekir. Bile bile hasta ölüme terk edilemez. Realite olarak da insanlık etiği de bu durumu kabul edemez.” Recai Morkoç, Erzurum

Almanlar şaşırdı

İstanbul Tıp Fakültesi’nde yaşanan olayı Almanlar ‘inanılmaz‘ olarak değerlendirdi. Erlangen–Nürnberg Üniversitesi’nde hukukçu ve eyalet yüksek mahkemesi hakimi olan Prof. Matthias Rohe hastayı kabul etmeyenlerin hiç tartışmasız şekilde suç işlediklerini belirterek, “Sivil hukuk ve ceza hukukuna göre sorumlular suç işlemişlerdir. Din özgürlüğü ilkesine de terstir. Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun 9’uncu maddesinin ihlali de söz konusu olabilir. Mağdur taraf son çare olarak Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilir.” dedi. Türk Alman Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Yaşar Bilgin de “Almanya’da bu kasıtlı öldürmeye girer, ağır cezaya çarptırılır. Bu, cinayettir.” ifadesini kullandı.

İsmail Bayramoğlu / Frankfurt

29.06.2002


 

ABD’li yargıç peçeli fotoğraf lehine karar verdi

Amerika’da Ted Coleman isimli hakim, Müslüman bir kadının ehliyetine peçeli fotoğraf yapıştırmak için yasal mücadele yapabileceğine karar verdi.

Hakim Coleman, ehliyeti için peçesiz resim vermeyi kabul etmeyen Sultaana Freeman tarafından açılan davanın düşürülmesini reddetti. CNN’in haberine göre 34 yaşında olan Freeman, bir sene önce Illinois’ten Florida’ya taşındıktan sonra peçeli fotoğrafla ehliyet aldı. Florida Motorlu Araçlar Departmanı, 11 Eylül sonrasında bu fotoğrafın değiştirilmesini istedi. Konu bunun üzerine yargıya intikal etti. Sultaana Freeman, sadece dinî sebeplerden dolayı peçe taktığını söyledi. Devletin avukatı Jason Vail ise sürücü belgesinde peçeli resme izin verilmemesini, aksi takdirde kamu güvenliğinin tehlikeye gireceğini ileri sürerek davanın düşürülmesini talep etti. Hakim Ted Coleman perşembe günü yapılan duruşmada bu istemi reddetti.

Haber Merkezi

29.06.2002


 

Genelge, hastaları fotomontaja yöneltti

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi karşısındaki Nur Fotoğrafçılık’ın sahibi Mehmet Baran, rektörlük tarafından yayınlanan genelgeden sonra bir ay içinde 500 başörtülü hastanın kendisine gelerek fotoğraflarına fotomontaj yaptırdığını söyledi.

Fotoğrafçı Baran, 500 kadar bayan hastanın sağlık karneleri için saçlarını açarak fotoğraf çektirdiklerini anlattı. Baran, “65-70 yaşlarında kadınların başlarını açarak fotoğraflarını çekerken çok üzülüyorum. Ama bu benim mesleğim.” dedi.

Zeliş Yıldıral / İstanbul

29.06.2002


 

Öldüren genelgeye suç duyurusu

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde sağlık karnesindeki fotoğrafı başörtülü olduğu için tedavi edilmeyen 71 yaşındaki Medine Bircan’ın hayatını kaybetmesi üzerine yakınları, İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ve yadımcısı Prof. Dr. Nur Serter hakkında suç duyurusunda bulundu.

İstanbul Adliyesi’ne saat 10.30’da gelen Bircan’ın yakınları ve avukatları, başörtüsü taktıkları gerekçesiyle adliyeye alınmak istenmedi. Bir süre adliye girişinde bekletilen başörtülüler daha sonra Avukat Gülden Sönmez aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve yardımcısı Prof. Dr. Nur Serter hakkında suç duyurusunda bulundu.

Adliye önünde basın açıklaması yapan Avukat Gülden Sönmez, “İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’ne böbrek yetmezliği ve kanser tedavisi için başvuruda bulunan Medine Bircan’dan açık resim istenmiş ve tedavisi engellenmiştir.” dedi.

Avukat Sönmez, “Hastanın oğlu tarafından kamuoyuna yansıtılan bilgilere göre, Bircan, kanser tedavisi gördüğü için saçları dökülmüş ve ayrıca yerinden kalkamayacak durumda olduğu için hastanenin bu isteğini yerine getirememiştir. Hastaneden geri çevrilen 71 yaşındaki Bircan, 26.06.2002 günü vefat etmiştir. Bu tablonun yaşanmasına sebep olan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduk.” diye konuştu.

Genelgenin ilk kurbanı

Hastaların tedavi için sağlık karnelerinde ve sağlık raporlarında başı açık fotoğraf istenmesiyle ilgili İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nün yayınladığı genelgenin ilk kurbanı 71 yaşındaki Medine Bircan oldu. Oğul Mustafa Bircan, “Hastane hastane gezerken 71 yaşındaki annemi kaybettim. Bu tür saçma uygulamalar yüzünden dilerim başkalarının da canı yanmaz.” dedi. Mustafa Bircan, rahim ve mesane kanseri tedavisi gören ve aynı zamanda böbrek yetmezliğinden diyaliz makinesine bağlanması gereken annesi Medine Bircan’la birlikte ölümünden bir hafta önce Çanakkale’den İstanbul’a geldi. İstanbul Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümü’ne kaldırılan Bircan, sağlık raporunda başı açık fotoğraf olmadığı gerekçesiyle geri çevrildi.

Hastanede görevli 3 profesör tarafından Bircan’a “Sağlık Bakanlığı’ndan bir genelge geldi. Raporu verebilmemiz için annenin saçlarının açık olması şart.” açıklaması yapıldı. Annesinin kansere karşı gördüğü kemoterapi tedavisi sonucunda saçlarının döküldüğünü ve bu şekilde fotoğraf çektirmek istemediğini anlatan Mustafa Bircan’a profesörler bu kez “Annen saçını açmıyorsa git perukla fotoğraf çektir.” dedi. Mustafa Bircan, annesine peruklu fotoğraf çektirmeleri gerektiğini söyledi. Anne Medine Bircan, peruk takmak istemediğini belirterek “Bu şekilde asla fotoğraf çektiremem. Ölsem daha iyi. Beni bırak, ben ölmek istiyorum.” cevabını verdi.

Fotomontajla saç ekletti

Mustafa Bircan, annesi Medine Bircan’a haber vermeden bir fotoğrafını bilgisayarda taratarak baş kısmına fotomontajla saç ekletti. Ancak yeni fotoğrafı bekleyemeden anne Medine Bircan hayata veda etti. Annesinin ölümü beklediğini dile getiren Mustafa Bircan, ölüm kalım mücadelesi verirken bu işlerle uğraşmak zorunda kaldıklarını kaydetti. Bircan, başı açık fotoğraf istenmesi yüzünden sağlık raporunu alamadığı için ilaçlara 600 milyon para harcadığını söyledi. Bircan başörtülü hastanın tedavisinin reddini öngören genelge ile insanların yaşama hakkının ortadan kaldırıldığını ifade etti.

Zeliş Yıldıral, Kazım Canlan / İstanbul

29.06.2002


 

Ege’de yine kaçak faciası: 6 ölü, 6 kayıp

Somalili kaçak göçmenleri taşıyan tekne Bodrum'dan Yunanistan’ın İstanköy adasına gitmeye çalışırken battı. Göçmenlerden 6’sı öldü, 6’sı ise kayıp.

Ege Denizi, Türkiye üzerinden Avrupa’ya kaçmak isteyenlerin yaşadığı yeni bir faciaya sahne oldu. Muğla’nın Bodrum ilçesi açıklarında yabancı uyruklu kaçakları taşıyan bir teknenin batması sonucu 6 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi kayboldu. Somalili kaçakları taşıdığı tahmin edilen dokuz metre boyundaki ‘Marie’ adlı tekne, dün saat 07.30 sıralarında Bodrum’un Mersincik Burnu ve Yunanistan’ın İstanköy (Kos) adası yakınlarında battı. Kazada, 3’ü kadın, 2’si erkek ve 1’i kız olmak üzere toplam 6 kişi hayatını kaybetti. Olayda 6 kişi de kayboldu. 2’si kadın, 4’ü erkek 6 kişi ise bölgede seyir halinde olan Myra isimli bir ticari yat tarafından kurtarıldı.

Kazadan kurtarılan kaçaklar, Bodrum İlçe Jandarma Komutanlığı’nda sorgulandı. Kaçakların, ifadelerinde, “Sabah henüz şafak sökmemişken, Yunan adası tarafından projektörlerini yakmış halde Türk Sahil Güvenlik botlarından daha büyük boyda bir tekne üzerimize doğru geldi. Hızla çarpıp, tekrar ada yönüne doğru gitti. Projektörleri yandığı için tekneyi ayrıntılı göremedik.” iddiasında bulundukları öğrenildi.

Muğla Valisi Hüseyin Aksoy, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin, kayıp olan 6 kaçağın bulunması için arama kurtarma çalışmalarını sürdürdüğünü, arama çalışmalarına bir helikopterin de katıldığını açıkladı. Vali Aksoy, olayın Antalya Türk Radyosu’ndan bildirilmesi üzerine Sahil Güvenlik ekiplerinin harekete geçtiğini belirterek, “Muğla genelinde 2002 yılında, güvenlik güçlerince toplam bin 373 kaçak ve kaçakçılık olaylarını organize eden 44 kişi yakalanmıştır. Yakalanan kişilerin 518’ini Türk, 855’ini yabancı uyruklu kişiler oluşturmaktadır.” dedi.

Lütfi Aykurt / Muğla

29.06.2002


 

Dünyanın yarısı Türkiye’ye vize uyguluyor

anuatu, Botswana ve Nauru gibi adı az duyulan 137 ülke Türkiye’ye vize uygularken, ülkemiz ise sadece 33 ülke vatandaşı için bu uygulamayı yapıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın ‘www.mfa.gov.tr’ adlı internet sayfasındaki verilere göre, ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerin yanı sıra bugüne kadar adı sık duyulmayan pek çok ülke Türkiye’ye vize uyguluyor.

Bu ülkeler arasında Antigua–Barbuda, Benin, Angola, Bhutan, Botswana, Burunei, Burkina Faso, Burundi, Cape–Verde, Cibuti, Eritre, Gine Bissau, Kiribati, Komor Adaları, Laos, Lesotho, Lichtenstein, Nauru, Papua–Yeni Gine, Ruanda, Vanuatu ve Zimbabwe de bulunuyor. Türkiye ise ABD, Avusturya, Avustralya, Belçika, Brezilya, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Kanada ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu sadece 33 ülke vatandaşına vize uygulaması yapıyor. Hong Kong Özel İdare Bölgesi ile birlikte Türkiye’ye vize uygulamayan 53 ülke de Andorra, Arjantin, Arnavutluk, Bahama, Barbados, Batı Samoa, Belize, Bolivya, Bosna–Hersek, Dominika, Ekvator, El Salvador, Endonezya, Fas, Fiji, Filipinler, Gambia, Grenada, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, Hırvatistan, Honduras, İran, Jamaika, Japonya, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kolombiya, KKTC, Kosta Rika, Makedonya, Maldivler, Malezya, Malta, Mauritius, Monako, Nikaragua, Romanya, Santa Lucia, San Marino, Seyşeller, Singapur, Solomon Adaları, Şili, Swaziland, Tayland, Trinidad–Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay ve Vatikan şeklinde sıralanıyor.

29.06.2002


 

Kafkasör Festivali’nde heyecan Çoruh’ta raftingle sürdü

Geleneksel olarak her yıl haziran ayının son haftasında düzenlenen Artvin Kafkasör Kültür, Turizm ve Sanat Festivali’nin ikinci gününde rafting yarışları yapıldı.

Çoruh Nehri üzerinde Köprübaşı mevkiinden başlayan yarışlar, 5 kilometrelik parkurun sonunda Erenler köyünde tamamlandı. Oldukça heyecanlı görüntülere sahne olan yarışlara biri İngiliz diğeri Yusufeli Kayak Rafting ve Dağcılık Spor Kulübü sporcularından oluşan iki bot ve 5 kano katıldı. Artvin Gençlik ve Spor İl Müdürü Nusret Gökçen, Rafting Federasyonu’nun yeni kurulması sebebiyle yarışmalara arzu edilen katılımı sağlayamadıklarını belirterek, gelecekte yarışlara katılımın artacağına inandığını söyledi. Geçen hafta Erzincan’da 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan rafting kazasını değerlendiren Yusufeli Kayak Rafting ve Dağcılık Spor Kulübü Başkanı Zülali Aydın ise, “Bu amatörce yaşanmış bir kazadır. Raftingi yaparken eğitimini almak lazım. Kaza oldu diye rafting sporunu suçlamamak gerekir. Kaza her sporda olabilir, yürürken de düşerek hayatınızı kaybedebilirsiniz.” dedi. Önceki gün başlayan Kafkasör Kültür Turizm ve Sanat Festivali kapsamında bugün karakucak güreşleri, yarın boğa güreşleri gerçekleştirilecek.

Yasin Çanakçı / Artvin

29.06.2002


 

MGK, PKK’ya giden kaçak mazotu görüştü

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in başkanlığında, Çankaya Köşkü’nde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, Türkiye genelindeki güvenlik konularının yanı sıra gümrük kapılarının son durumu ve mazot kaçakçılığı ele alındı.

Devlet Bakanları Tunca Toskay, Mehmet Keçeciler ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan’ın da kısmen katıldığı MGK toplantısı yaklaşık 5 saat 40 dakika sürdü. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği tarafından toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, geçen bir aylık dönem içerisinde, ülke genelindeki güvenlik ve asayiş durumu ile güvenliği ilgilendiren dış politik gelişmelerin ele alındığı belirtildi.

Toplantıda özellikle askerlerin Güneydoğu’daki mazot kaçakçılığından kazanılan paranın PKK’ya gittiğine dikkat çekerek, gerekli önlemlerin alınmasını istedikleri öğrenildi. Geçtiğimiz aylarda da bazı askerî yetkililer kaçakçılığı gündeme getirmiş, mazot ithalatının durdurulmasını istemişti.

Ankara, Zaman

29.06.2002


 

Murat Demirel’e tahliye yine çıkmadı

Sahibi bulunduğu Egebank AŞ ve Egebank Of–shore Limitet Şirketi vasıtasıyla 615 mudiyi dolandırdığı gerekçesiyle 37 kişiyle birlikte yargılanan Yahya Murat Demirel, tahliye düşüncesiyle çıktığı duruşmadan da umduğunu bulamadı.

Egebank AŞ ve Egebank Of–shore Limitet Şirketi vasıta kılınarak 615 mudinin dolandırılmasına ilişkin Egebank davası İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Davaya 36 sanıktan aralarında Yahya Murat Demirel, cezaevinde evlendiği eşi Ayşe Nur Esenler (Demirel), Nail Keçeli ile Hüseyin Bayraktar’ın da bulunduğu 27 sanık katıldı. Cavit Çağlar ve ikisi gıyabi tutuklu 9 sanık ise duruşmaya gelmedi. Demirel, altı saat süren duruşmada yaklaşık 2,5 saatlik bir savunma yaptı ve tahliyesini istedi. Duruşma sonucunda mahkeme heyeti dosya kapsamı, tüm deliller nedeniyle Şaban Ayhan Tatlıgil’in tahliyesine, Demirel’in ise tutukluluk halinin devam etmesine karar vererek davayı ileri bir tarihe erteledi.

Nuri İmre / İstanbul

29.06.2002


 

Haşim Bayram’ın ailesi kaza geçirdi

Karaman’da meydana gelen trafik kazasında 1 kişi öldü, 6 kişi yaralandı.

Esra Şahin yönetimindeki 42 ES 156 plakalı otomobil, Karaman–Konya yolu çıkışındaki Polisevi önünde, önce yola aniden çıkan Fatih Nadi Gür yönetimindeki plakasız bisiklete, ardından refüjdeki ağaca çarptı. Kazada, Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram’ın baldızı olduğu bildirilen Hayriye Bayram (58) öldü, araç sürücüsü kızı Esra Şahin (28), eşi Emine Bayram (48), Dilan Bayram (6) ile Meliha Satırtolu (48), Nurşen Söğüt (60) ve bisiklet sürücüsü Fatih Nadi Gür yaralandı. Bayram ailesinin, Afra Mağazası’nda düzenlenen kermese katılmak için Karaman’a gittikleri öğrenildi.

Karaman, aa

29.06.2002


 

Yollarda artık karpuz satılmayacak

İçişleri Bakanlığı’nca yayınlanan genelge ile karayolu güvenliğini tehlikeye düşürecek nitelikte olan tezgahların kaldırılması istendi.

Tatil ve hasat mevsiminin başlaması ile birlikte İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sebati Buyuran imzasıyla yayınlanan genelgede karayolları kenarında satış yapılan tezgahlara dikkat çekildi. Genelgede, “Bu tezgahlardan alışveriş yapmak isteyen sürücülerin bu yerlere giriş ve çıkışlarında, gerekli dikkati göstermeyerek özellikle şerit ihlali, hatalı sollama, hatalı park ve ani fren yapma gibi kural ihlalleri sonucu istenmeyen kazalara sebebiyet verdikleri görülmektedir.” dendi.

Sedat Güneç / Ankara

29.06.2002


 

Finansbank’ı soyanlar yakalandı

Finansbank Konya Şubesi’ni soyan 2 kişi, Karaman’ın merkez ilçeye bağlı Kılbasan beldesinde yakalandı.

Dün saat 17.30 sıralarında Finansbank Konya Şubesi’ni soyan Hasan Y. ve Muttalip M. isimli şahıslar, jandarmanın yaptığı kontroller sonucu Karaman’ın Kılbasan beldesinde akşam saatlerinde yakalandılar. İki kişi, Finansbank Konya Şubesi’nden yaklaşık 25 milyar lirayı alarak kaçmışlardı.

Karaman, aa

29.06.2002


 

Çelik: Ağca piyondu, suikast emrini Kardinal Pecci verdi

Papa suikastının kilit isimlerinden olan Oral Çelik, Papa 2. Jean Paul’ü vurması için Mehmet Ali Ağca’ya emri verenin Kardinal Pecci olduğunu ileri sürdü.

Ağca’nın sadece bir piyon olarak emri yerine getirdiğini iddia eden Oral Çelik, suikastı Vatikan’ın iktidar oyunu kapsamında, İtalyan istihbaratından Brocconetti ve arkadaşlarının organize ettiğini öne sürdü.

Çelik, suikastla ilgili yazdığı “Sırrın Sırrı” adlı kitabını tanıtmak için İstanbul Ritz Carlton Hotel’de bir basın toplantısı yaptı. Toplantıda gazetecilere sadece kitaba ait olduğu belirtilen bir broşür ve yayınevinin basın açıklaması dağıtıldı. Kitaptan bir örnek gösterilmesini isteyen gazetecilere, Çelik ve yayınevi sahipleri, kitabın 15 Temmuz'da dağıtıma verileceğini belirterek, kitabı basın toplantısıyla birlikte piyasaya sürdükleri takdirde korsanları çıkacağı cevabını verdi. Çelik, “Kitapta verdiğimiz önemli isimler korsanlar aracılığıyla değiştirilebilir. İsteyen, yayınevine sipariş verebilir.” şeklinde konuştu. Basın toplantısında pek çok istihbaratçı ve korumanın olması dikkat çekti. Çelik, polisin kendisini Kabataş’ta bir süre alıkoymak istediğini ve basın toplantısının engellenmek istendiğini iddia etti.

Suikastı Vatikan’ın işlediği iddiasının daha önce pek çok kez basında yer aldığını, son olarak kendisinin de İtalyan RAİ Televizyonu’na verdiği röportajda bu yönde açıklama yaptığını, kitabında farklı olarak nelerin yer aldığını soran gazeteciye, şu cevabı verdi: “Burada isimler veriyorum. Daha detaylı anlatıyorum. Kitabı okursanız, görürsünüz.” Papa suikastıyla ilgili senaryoların hepsinin yalan olduğunu söyleyen Çelik, şöyle konuştu: “Amerikalılar Rusları, onlar da Amerikalıları suçluyordu. Kimisi ‘ülkücüler’, kimisi ‘Bulgarlar suikastı planladı’ dedi. Ülkücülerle Bulgarlar hiçbir zaman bir araya gelmez. Sanki Vatikan ve Hıristiyan gruplar bu içinden çıkılmaz hali körüklüyorlardı. Vatikan memnundu. Türk mafyasından ve Türk kaçakçılarının yaptıklarından Bozkurtlara, Bulgarlarla İtalyan P” Locası’na, KGB, CIA, Fransız ve Alman ajanlarına kadar herkes dipsiz kuyuya birer taş attı. Avrupa ülkelerinin istihbarat teşkilatları, İtalyan ajanlar ve savcı aracılığıyla her gün yeni bir senaryo yazıldı ve oynandı. Sonunda herkes beraat etti.”

Ağca ülkücü değil

Suikastla ilgili bugüne kadar basında çıkan fotoğrafın uydurma olduğunu iddia eden Çelik, suikast anında olay yerinde ikinci, üçüncü ve dördüncü kişilerin de bulunduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı: “Bu kişiler ülkücüydü. Ben de ülkücü olduğum için bunları tanıyorum. Ben olayı en ince ayrıntısına kadar bunlardan öğrendim. Ama Ağca ile arkadaşlığım devam etmiyor. Ağca ülkücü değildir. Zaten Ağca hiçbir şeyi doğru söylemez. İstihbarat örgütlerinin önüne koyduğunu okur. Kendisini kurtarabilmek için bunları yaptı.”

Oral Çelik kimdir?

Gazeteci Abdi İpekçi cinayetinin azmettiricisi olarak yargılanan ve Papa suikastı davasının kilit ismi olan Çelik, 1985’te İsviçre’de, 1986’da Fransa’da tutuklandı. 1991’de Türk hükümeti tarafından iadesi istendi. 1993’te İtalya’ya, 1996 Eylül’ünde de kendi isteği ile Türkiye’ye iade edildi. İddiaya göre Abdullah Çatlı’nın, beraat ettirileceği yönündeki güvencesi ile Türkiye’ye dönen Çelik, 1997’de yargılandığı İpekçi davasında tanığın kendisini teşhis edememesi, Malatya’da öğretmen Nevzat Yıldırım’ın öldürülmesi davasında da dosyaların kaybolması gerekçeleri ile tahliye edildi. Çelik, Malatya Spor Kulübü başkanlığı da yaptı.

Birol Aydın / İstanbul

29.06.2002


 

Afyon’da tarla dönüşü 3 kişi öldürüldü

Afyon’un İscehisar ilçesinde, aralarında anlaşmazlık bulunan ailelerden birinin, öteki aileye pusu kurarak ateş açması sonucu 3 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Olayın sebebinin fiili livata olduğu bildirildi. İlçeye bağlı Alanyurt beldesinde, aralarında husumet bulunan Taşpınar ailesinden M.T., A.T. ve Y.T. harman yerinden saman yüklü traktörleriyle dönen Ordu ailesine, pompalı tüfeklerle çapraz ateş açtı. Olayda, baba Abdullah, anne Kıymet ve oğulları Kamber Ordu öldü, Abdullah Ordu’nun kardeşi İsmail Ordu yaralandı. Yetkililer, iki aile arasındaki husumetin fiili livatadan kaynaklandığını belirttiler. 2 yıl önce Kamber Ordu, 15 yaşındaki M.T.’ye fiili livatada bulunmuş, olay üzerine Taşpınar ailesi durumu adli mercilere bildirmiş, Kamber Ordu (46) yaklaşık 1,5 yıl hapis yatmıştı. Cezaevinden 6 ay önce çıkan Kamber Ordu, yine M.T.’yi zaman zaman rahatsız etmeye başladı. M.T., yakınlarıyla Ordu ailesine pusu kurdu.

/ Afyon, aa

29.06.2002


 

Sultandağı’nda 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afyon’da dün öğle saatlerinde orta şiddette deprem meydana geldi. Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nden alınan bilgiye göre, merkez üssü Sultandağı’nda, saat 13.47’de, 4,5 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi.

Bu depremin ardından saat 14.04’te de 3,3 büyüklüğünde çok hafif şiddette bir deprem daha meydana geldi. Sultandağı Kaymakamı Ahmet Çınar, depremin, ilçede fazla hissedilmemesi nedeniyle ortamın sakin olduğunu ve herhangi bir can ve mal kaybı meydana gelmediğini kaydetti. Deprem, Afyon merkezinde de hissedilmedi.

Afyon, aa

29.06.2002


 

Müşterilerinin hesabından 1 trilyon lira çekip borsada batıran bankacı tutuklandı

Ziraat Bankası Çınarcık Şube Müdürü Bülent Tarhan’ın, müşterilerin hesabından 1 trilyon lira çektiği ortaya çıktı.

Paranın büyük bölümünü borsada kaybettiği belirlenen banka müdürü tutuklandı. Ziraat Bankası Yalova Şubesi’ndeki hesabından para çekmek isteyen bir müşterinin hesabında para olmadığının fark edilmesi üzerine durumdan haberdar edilen Şube Müdürü Aynur Şahin, soruşturma başlattı. Müfettişlerce yapılan inceleme sonucu, Tarhan’ın, Yalova Şubesi’nde müdür yardımcılığı yaptığı dönemde, müşterilerin hesaplarından 1 trilyon lira çektiği tespit edildi. Müfettişlerin hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından polis tarafından gözaltına alınan Bülent Tarhan, mahkemede tutuklandı. Bülent Tarhan’ın savcılıkta verdiği ifadede, suçunu kabul ettiği ve “Paranın büyük bölümünü borsada batırdım.” dediği bildirildi.

/ Yalova, aa

29.06.2002


Tuncay Özkan Show Tv’ye geçti

Kanal D Haber Koordinatörü Tuncay Özkan, sürpriz bir kararla Show Tv’ye geçti. Özkan’ın Mehmet Emin Karamehmet’in sahibi olduğu Show Tv bünyesinde Medya Grubu Başkanı olarak görev yapacağı belirtildi.

Özkan’ın transferi medya dünyasında şok etkisi yaparken, Show Tv ile adeta özdeşleşen Reha Muhtar’ın nereye gideceği merakla bekleniyor.

Kanal D ile CNN Türk’ün Milliyet binasına taşınarak, iki kanalın altyapısının birleştirileceği uzun süredir konuşuluyordu. Doğan Grubu’na ait bu kanalın bu kararla personeli ve harcamaları azaltarak maliyeti düşürmeyi hedeflediği belirtiliyordu. Gelişmelerden rahatsız olan Tuncay Özkan’ın Kanal D'den ayrılmasının altında bu birleşme kararının yattığı öne sürülüyor.

Özkan’ın şok transferinin ardından Reha Muhtar’ın hangi kanalla çalışacağı merak konusu oldu. Muhtar’ın Star Tv’nin patronu Cem Uzan ile görüştüğü ve yakında bu kanalda göreve başlayacağı öne sürülüyor.

Show Haber’deki son haber toplantısında gelişmeleri değerlendiren Reha Muhtar’ın mesai arkadaşlarına, “Olayların hepsinden başından beri bilgim var. Benim de kendi planım var. Bundan sonra da diyorum ki, hepinize çok ihtiyacım var. Hepinize teşekkür ederim.” dediği öğrenildi.

İstanbul, Zaman

29.06.2002


 

Tiner bidonları patladı bir kişi yaralandı

İzmir’in Çiğli ilçesinde, bir işyerindeki tiner bidonlarının patlamasıyla çıkan yangında, bir kişi yaralandı, bir işyeri ve kamyonet de tamamen yandı.

Alınan bilgiye göre, Çiğli Ata Sanayi 8780 Sokaktaki kimyevi maddeler satan bir dükkanda tiner bidonları, bilinmeyen bir nedenle patlamaya başladı. Çevrede yaşayanlar, patlamanın ardından evlerinden sokağa çıkarken, alevler bir anda dükkanı sardı ve bir müşteriye ait olduğu tahmin edilen kamyonet tamamen yandı. Elektrik kablolarının da yanması üzerine, bu bölgede elektrik kesildi.

Bu sırada dükkanda olduğu belirlenen Fevzi Taner (26) isimli işçinin, alevler nedeniyle önemli derecede yandığı ve tedavi için önce Karşıyaka Devlet Hastanesi’ne, daha sonra da ambulansla Yeşilyurt Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldığı bildirildi.

Olay yerine İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çiğli Organize Sanayi Bölgesi ve Karşıyaka İtfaiye Müdürlüğü’nce sevk edilen 13 itfaiye aracı ve 50 kişilik itfaiye ekibi, yangını güçlükle kontrol altına alabildi.

Çevrede yaşayan halk, oto sanayi sitesinde kimyevi madde satan dükkanların bulunmasını istemediklerini belirterek, sürekli tehlike altında yaşamaktan yakındılar. İtfaiye yetkilileri, yangının gece çıkmasının muhtemel bir faciayı önlediğini bildirdiler.

İzmir, aa

29.06.2002


 

Tıpta çığır açan buluşuna Türkiye’de onay verecek merci bulamadı

Ertürk Tanrısever, cerrahi müdahaleleri yüz kat daha hassas yapabilen bir cihaz geliştirdi. Ancak Türkiye’de bu cihaza patent verecek bir kuruluş yoktu. Bunun üzerine ABD’ye giden Tanrısever, kısa sürede patent aldı. Tanrısever burada bir gerçeği daha öğrendi: Bazı ABD firmaları Türk halkını kobay olarak kullanıyordu. Yeni cihazlar Türk halkı üzerinde deneniyor, onay bu sonuçlara göre veriliyordu.

Ertürk Tanrısever, geliştirdiği ‘Qantum Enerjisi Cerrahi Operasyon Cihazını’ (QESD) Türkiye’de onaylayacak yetkili bir merci bulamayınca Amerikan Patent Ofisi’ne başvurmak zorunda kaldı. ABD’de işlemlerin en kısası uygulanarak patenti alınan cihazın, günümüz ameliyatlarında kullanılan elektronik cihazların yerini alması bekleniyor. QESD sayesinde cerrahi müdahaleler yüz kat daha hassas ve dokulara zarar vermeden yapılabiliyor. Buluş hakkında Marmara Üniversitesi’nden 5 bilimadamı da Avrupa’nın önde gelen bilim dergilerinden biri olarak kabul edilen ‘Acta Neurochirurgia’da makale yazdı. Makalede, QESD cihazının tıpta yeni bir çığır açacağına değinildi. Türkiye’de cihazını onaylayacak bir kurum bulamayan Tanrısever, Türkiye’de tıbbi cihaz konusunda büyük bir boşluk olduğunu savunuyor. Tanrısever, “Yabancı cihazlar Türkiye’de rahatlıkla kullanılıyor. Hatta Amerika’da geliştirilip, onay almamış cihazlar, Türkiye’de kullanılıyor. Kendi ülkelerinde onay almak için Türkiye’deki kullanım raporlarından faydalanılıyor. Türk insanı denek durumuna düşüyor.” şeklinde konuşuyor.

Tanrısever, 1963’te İTÜ Elektrik Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. İkinci ise Türkiye’de telekomünikasyon hamlesini başlatan Emin Başer’di. Üniversitede asistan olarak kalan Tanrısever, iki yıl boyunca istediği imkanları bulamadı. Bir trene atlayarak İsviçre’ye giden Tanrısever, önce fidan yetiştirilen bir tarım işletmesinde çalıştı. 1965’te ise yüksek gerilim ve elektromekanik sahasında dünyanın önde gelen firmalarından ‘Aseya’ya girdi. Dünyanın en yüksek doğru gerilim jeneratörü ve yüksek gerilim reaktörlerini planlayan Ertürk Tanrısever, 1970’e kadar çalışmalarını burada sürdürdü. Türkiye’ye dönen Tanrısever, TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu)’nda, elektrik bölümünü kurmak için girişimlerde bulundu. Ancak projesi yeterli görülmedi. TÜBİTAK’ ta umduğunu bulamayan Tanrısever, Elektrik Sanayi Anonim Şirketi (ESAŞ)’nde çalışmaya başlar. Büyük bir araştırma laboratuvarı kurar. Türkiye’nin elektriğe kavuşmasında büyük katkı sağlar. ESAŞ’ta üretimden tepe yönetimine tırmanan Tanrısever, genel müdür yardımcısı olur. Bu dönemde üç yıl boyunca Turgut Özal da bu şirkette çalışır. Özal’la tanışır. Özal, cumhurbaşkanı olduktan sonra İstanbul’a ilk gelişinde Tanrısever’i ziyaret eder. Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle Rusya ve Türkiye’nin bilimsel imkanlarını birleştirmeyi amaçlayan Özal, Tanrısever’i görevlendirir. Bu çalışmalar sırasında Tanrısever’in Rusya’nın geliştirmeye çalıştığı ancak başaramadığı plazma fiziği dikkatini çeker. Bu sırada tıbbi teknolojiyle de ilgilenmeye başlayan Tanrısever, elektro tedavi cihazını geliştirir. Cihaz dünyada geniş bir kullanım alanı bulur. Tanrısever, Rusların başaramadığı plazma enerjisi üzerinde ise İstanbul Teknik Üniversitesi KOSGEB Araştırma Merkezi’nde 1996’dan sonra çalışmaya başlar. Tanrısever, bu çerçevede argon gazı atomlarını enerjilendirerek ince bir şerit halinde dokuların üzerine uyguladı. Bu işlem sonucunda dokular eriyor ve buharlaşıyordu. 1997’den itibaren bu cihazla birçok ameliyat gerçekleştirildi.

Gürhan Savgı / İstanbul

29.06.2002


 

‘Tahliye olduktan sonra üç gün sokağa çıkmayın’

Cezaevlerinden tahliye olan mahkumlara verilen el kitapçığında mahkumların cezaevinden çıktıktan sonra üç gün evde oturmaları tavsiye ediliyor.

Cezaevleri Genel Müdürlüğü tarafından cezaevinden çıkan mahkumlara verilen ‘Tahliye Sonrası Koruma’ adlı el kitabının ilk sayfasında “Haydi geçmiş olsun, gözünüz aydın olsun!” denirken ardından “Aman dikkatli olun!” uyarısı yapılıyor ve mahkumlardan bu kitabı hemen okumaları isteniyor. Mahkumların dışarıdaki normal yaşama alışabilmeleri için kitapçıkta “Tahliyeden sonra mümkünse üç gün evinizde oturun, sokağa çıkmayın” tavsiyesi yapılırken “Sokağa çıktığınızda sözlerden, bakışlardan etkilenmeyin, olumsuz yorumlar yapmayın, alıngan olmayın” gibi telkinlerde bulunuluyor. Cezaevinden çıkan eski hükümlülerin topluma ayak uydurmakta zorlandığını söyleyen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, insanların eski hükümlülere karşı önyargılı olmamaları gerektiğini belirtti. Ceza hukukçusu Prof. Dr. Faruk Erem’in “Suçluyu kazı, altından insan çıkar.” sözünü hatırlatan Ertosun, toplumun, diğer insanları olduğu gibi eski hükümlüleri de kucaklamasını istedi.

Murat Aydın / Ankara

29.06.2002


 

Memur, Kore maçına ancak bir yıllık maaşıyla gidebilir

Milli Takım’ın başarısı herkesi memnun etti. Ancak ekonomik kriz nedeniyle Milli Takım’ın maçlarını sadece 2 bine yakın Türk vatandaşı yerinde izleyebildi.

Türk Eğitim Sen’in yaptığı araştırma, bunun nedeninin gelir azlığı olduğunu ortaya koydu. Türk Eğitim Sen’in araştırmasına göre, bir öğretmenin Türkiye–Güney Kore arasında yapılacak üçüncülük maçını izleyebilmesi için hiçbir harcama yapmadan 9 ay süreyle çalışması gerekiyor. Yine teknisyenin 11 ay, memurun 12 ay ve hizmetlinin 13 ay süreyle herhangi bir harcama yapmadan para biriktirmesi gerekiyor.

Güney Kore ile yapılacak maçı yerinde izlemenin toplam bedeli 2 bin 500 doları buluyor. Bu rakama gidiş–dönüş uçak bileti ve konaklama masrafı dahil. Ancak bir öğretmenin aylık sabit geliri göz önüne alındığında (Bir öğretmenin aylık geliri ortalama 450 milyon) tam 9 ay hiç harcama yapmadan maaşını biriktirmesi gerekiyor.

Şahin Ali Şen / Ankara

29.06.2002


 

160 bin şişe mantarından tekne yapıldı

Portekiz’de, 160 bin şişe mantarı kullanılarak bir tekne yapıldı. Teknenin Amerikalı mucitlerinden John Pollack, mantar teknelerini bu hafta sonu Portekiz’in en ünlü nehirlerinden Douro’da yüzdüreceklerini söyledi.

ABD’nin eski başkanlarından Bill Clinton’ın konuşma metinlerini yazan Pollack, 7 metre uzunluğundaki teknenin, “gerçekleşmesini beklediği bir hayali ve binlerce saatlik çalışmanın ürünü olduğunu” kaydetti.

Pollack, bu tekneyi yapmak için 30 yıldır şişe mantarı biriktirdiğini vurguladı. Teknenin diğer yaratıcısı mimar Garth Goldstein ise ağırlığı bir tondan fazla olan teknenin, tamamen mantardan yapılmış tek örnek olduğuna inandığını ifade etti. John Pollack ve Garth Goldstein, mantarları nasıl tekneye dönüştürebilecekleri üzerinde 2 yıl çalıştıklarını belirttiler.

Lizbon, aa

29.06.2002


 

Kırgız yönetimi tam kadro kampus temeli attı

Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in desteğiyle 1995 yılında açılan KırgızTürk Manas Üniversitesi’nin kampus inşaatının temeli dün atıldı.

Başkent Bişkek’teki törene Cumhurbaşkanı Askar Akayev, Kırgızistan Yasama Meclisi Başkanı Altay Börübayev, Anayasa Mahkemesi Başkanı Çolpon Boycurova, bakanlar, Türkiye’den Devlet Bakanı Reşat Doğru ve çok sayıda davetli katıldı. İki ülke milli marşlarının okunması ve Üniversite Rektörü Prof. Dr. Karıbek Moldobayev’in açılış konuşmasıyla başlayan törende Kırgızistan Cumhurbaşkanı Askar Akayev, burada yetişen öğrencilerin tarihi bir rol üstlendiklerini kaydetti. Askar Akayev, okullarla iki ülke arasında altın bir köprü kurulduğunu vurguladı. Devlet Bakanı Reşat Doğru ise iki ülke arasında küçümsenemeyecek bir eğitim ilişkisi olduğuna işaret etti. 50 dönümlük bir arazi üzerinde Aygün ve Onur adlı Türk inşaat firması tarafından kurulacak kampus, yaklaşık 130 milyon dolara mal olacak ve 2010 yılına kadar bitirilecek. Kampusta yaklaşık 7 bin 500 öğrenci öğrenim görecek. Bu arada Bakan Doğru, temel atma töreninin ardından Manas Üniversitesi’nde Demirel ve Akayev’in büstlerinin açılışına katıldı. Doğru, burada yaptığı konuşmada, “Manas Üniversitesi, kardeş iki ülke olan Kırgızistan ile Türkiye’nin ortak eseridir.” dedi.

Atıf Ala / Bişkek

29.06.2002


 

Ev dekorasyonuna Osmanlı imzası atıldı

Ev dekorasyonuna Türk-Osmanlı-İslam çizgisindeki anlayışıyla yeni bir soluk getiren Zeynep Fadıllıoğlu, İngiltere’nin ünlü dekorasyon dergisi House and Garden ile Daily Telegraph gazetesinin ortaklaşa düzenlediği fuarda, özel tasarım yapan dört firma arasına girdi.

Fadıllıoğlu’nun ismi 2002 yılının en gözde çalışmalarını gerçekleştiren Neville Trickett, Paolo Moschino ve Rabih El Hage gibi tasarımcılarla birlikte yer aldı. Fadıllıoğlu, fuar alanında hazırladığı stantta sergilediği, kadife üzerine altın işlemeli bindallı kumaşıyla bezenmiş yatak başı, yine Osmanlı çizgileri taşıyan saten yatak takımları, mermer hamam takımları, Osmanlı sedirlerini andıran kanepeleri, cam üzerine çalışılan duvar panoları, antika yastıklardan oluşturulmuş kapılar, Selçuklu eserlerinden esinlenerek hazırlanmış demir-döküm örgü perdeler ve yine cami kapılarında kullanılan perdelerden esinlenilerek hazırlanmış meşin-kumaş karışımı perdeleriyle büyük sükse yaptı. Fadıllıoğlu’nun hazırladığı yatak odasının tavanını süsleyen renkli camlar ve kristallerden oluşmuş dev avize de en ilgi çeken parçalardan birini oluşturdu.

Londra, aa

29.06.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
29 Haziran 2002


Zaman Spor

Haberler

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.