Oyun bozuldu; ama seçim kaçınılmaz
Siyasette fırtına dinmiyor; başkentte gazetecilik yapanlar uzun süredir böylesine baş döndürücü bir trafiğe şahit olmadı. Zemin her türlü değişime açık. Son yılların en ‘çetin’ siyasi manevralarını izliyoruz.
Bizans Ankara’ya taşındı. Senaristliğini koalisyon liderlerinden birinin üstlendiği bir gösteri izliyoruz. İş çığırından çıktı. Hükümet yıkılmasa bile artık seçim sathına girildi. Başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere ciddi reform tasarılarının Meclis’ten geçmesi zor görünüyor.
Oyunun ilk hamlesi DSP’yi parçalayıp, Başbakan Bülent Ecevit’i çekilmeye ikna etmeye yönelikti. DSP’nin sandalye sayısı DYP’nin ardından Meclis’te üçüncü parti konumuna geriledi. MHP ile arasındaki fark giderek açılıyor. Bu, Ecevit’i çekilme konusunda zorlayıcı bir etken şüphesiz. Kritik eşik 276. Ancak, gerek Ecevit gerekse Bahçeli sahneye konan senaryonun farkında.
Dolayısıyla bu oyunu bozmak için istifa kurumunu son seçenek olarak gündeme aldı Ecevit. Fırtına dinmese de yaşananların kasırgaya dönüşmesi ‘Devlet’in olaya müzahir olmasıyla önlendi. Kemal Derviş’i istifadan döndüren de aynı mekanizma. Başbakan Bülent Ecevit’in hastalığını hiçe sayarak temposunu alabildiğine artırmasının ardında bu tabloyu fark etmesi yatıyor.
Başbakan, doktor kontrolüne gitmiyor, Bakanlar Kurulu’na başkanlık ediyor, canlı yayınlara çıkıyor, 8 saat süreyle ikili görüşmeler yapıyor. Sanki yeniden dirildi. Yarım asırlık siyasi hayatında nice badireler geçirmiş bir siyasetçi deneyimiyle ayakta.
DSP, Ecevitler’in kurup büyüttüğü aile partisi. Duygusallık ön planda.
Milletvekillerinin toplumsal destekleri yok. Karizmatik lider Ecevit ismiyle iktidara geldi DSP. Başbakan, siyaset sahnesine sürdüğü ‘çocukları’nın kendisine baş kaldırmasını hazmedemiyor. Anladığımız kadarıyla, en çok güvendiği Hüsamettin Özkan’ın partinin üçte birini sökmesi fazlasıyla kırgınlık ve kızgınlık oluşturdu.
Geldiğimiz noktada, hükümetin karşısındaki cephenin hâlâ zafer kazandığı söylenemez. Kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan yeni oluşumcuların Parlamento’da şansı olabilir; ama sandıktan galip çıkmaları zor. Solun köklü partisi CHP’nin karşısında marjinal kalır.
Oyunun başına dönelim: Frankfurt’ta planlanan yeni hükümet, DSP’den kopanlara ANAP ile DYP’nin eklemlenmesiyle olacaktı, AKP de dışarıdan destek verecekti. Sermayenin bir bölümünün büyük destek verdiği bu projeye medya seçkinleri kampanyayla arka çıktı. Kuşkusuz bazı ‘dış destekler’ de sağlanmıştı. ‘Tıbbi ihtilal’ yapılarak elde edilecek vekalet yoluyla devletin omurgasında önemli değişiklikler gerçekleşecekti.
Evdeki hesap çarşıya uymadı. Önce MHP lideri Devlet Bahçeli erken seçim resti çekti. Ardından Başbakan Ecevit, sağlığını riske attı ve hayatının rolünü oynayarak karşı atağa geçti. Çiller ile Erdoğan da artık aynı noktada durmuyor.
Bütün bunların arkasındaki neden, sadece koltuk kavgasıdır. Siyasi tıkanıklık bu mantıkla çözülemez. Bu ekibin ülkenin önünü açması iddiası gerçekçi değil. Troyka olarak adlandırılan –Kemal Derviş dışındaki– Hüsamettin Özkan, İsmail Cem ve arkadaşları yıllardır ülkeyi yöneten kadroda yer aldı. Ülke, tarihin en derin ekonomik krizini yaşarken hükümette sorumluluk sahibiydiler. Keza eleştirdikleri hususlar ilk kez de dile getirilmiyor.
Derviş’in durumu çok önemli. İstifası ekonominin çökmesi, hükümetin bitmesi anlamına gelecekti. Bunun önüne geçildi. Ancak, Başbakan Ecevit’in dün NTV’de dile getirdiği gibi seçim ihtimali bütün projeleri rafa kaldırttı.
13.07.2002
Yazarımızın E-Postası:
i.karayegen@zaman.com.tr
|