Tilki tuzağı
Turistleri ‘kaybedilmemesi gereken milli servet’in bir parçası olarak gören, ülke içinde ve dışındaki vatandaşlarıyla bir türlü barışmasını başaramayan, klasik yoksulluğun devamı için adeta çabalayan sistem, kendine göre ‘zekice’ kalıplar geliştirmiş. Türkiye dışına çıkarken vatandaşlardan alınan ve ‘Deli Dumrul Vergisi’ olarak da adlandırılan 50 doların, ilgili kanunun bahşettiği şartları haiz olan kişilerden alınmaması, absürd bir uygulamaya dönüşmüş durumda. Gelirlerini Türkiye dışından karşılayan vatandaşlara karşı nasıl ‘tilki tuzağı’ kurulduğuna bakalım.
Uzağa gitmeye gerek yok. Vatandaş Mirza Çetinkaya, bizzat başından geçenleri anlatsın. TC Moskova Büyükelçiliği’ni aradı: Çalışma izni, vizesi ve oturum izinlerine ait belgelerinin ‘resmi tercüman’ tarafından tercümesi istendi. ‘Basın Merkezi’ söz dizimini bile Rusçadan Türkçeye tercüme edemeyen tercüme merkezi, bu işi 30 dolara kapattı. Tercüme kağıtlarını alarak hemen karşıdaki TC Moskova Büyükelçiliği’nin konsolosluk şubesine başvurdu. Evraklarına bakıldı. Sadece bir seferlik 50 dolar muafiyet için kendisinden 19 dolar istendi. 50 dolar ‘har(a)ç’tan kurtulmak için 49 dolar ödemeye mahkûm olmak... Hem de Moskova’da iki gününü harcayarak.
Hassas ekonomik bir konu. Artan dazlak saldırıları, kışın, eksi 35 derece soğuklarda çalışan bir insanın, emeğiyle kazandığı 1 doları, lüks koltuklarda oturarak kağıt üzerinde toplumu yönetmeye çalışanların buyurduğu bir kanuna kurban vermesi ekonomik değil muhakkak. Ancak, Türkiye’den çıkarken, görevli memurun ‘olmaz, yassahh hemşerim’ diyemeyeceği garantisini de göremeyen vatandaşa da sadece bu satırları karalamak nasip oldu.
Böyle şanslı insanlar da var. Ya elçilik memurları tarafından tanınmayan biri olsaydı. O zaman eşantiyon olarak da bir sürü hakareti kucağına alması gerekecekti. SSCB lideri Josef Stalin, bir sözünde diyor ki; “Yeter ki, cezalandırılacak insan olsun; biz ona uygun yasayı buluruz.”
Bizde de sistem, fakir ve hakir vatandaş sürüsü oluşturmak için elinden gelen her türlü kurnazlığı göstermeye çabalıyor. Stalin’den bahsetmişken, Sovyetler zamanında ülke dışına ancak belli insanlar, sıkı ‘ulusal güvenlik’ kontrollerinden sonra KGB kortejiyle çıkabiliyordu. Buna yönelik kanunlar zamanla yumuşatıldı. Halen de bazı post Sovyet ülkelerde, yurtdışına çıkan vatandaşlara ‘çıkış vizesi’ uygulanıyor. Neden? Çünkü; ülke dışına çıkan şahıs dünya gerçekleriyle karşılaşma şansı bularak muhakeme imkanı bulabiliyor.
Yıllar boyu dikte ettirilen ‘gerçekler’ ile diğerlerinin gerçeklerini kıyaslıyor. Soru sormaya başlıyor. Vatandaşı ülke içinde tutacaksın ki; çokça tahıl tüketip fazla soru sormasın. Gerekirse hiç sormasın. Bazı ülkelerde kişi başına düşen milli gelirin 15 bin ya da 39 bin dolar olduğunu, Lahey kenti, Roma ve Paris şartları, Beyaz Geceler’i bilen, Hazar’daki kızıl balığın tadına varan, Zulu dilini konuşabilen ve internet kullanan bir vatandaş tehlike taşır tabii ki, sistem açısından.
14.07.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.cetinkaya@zaman.com.tr
|