Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

ETYEN MAHÇUPYAN



Amerikan rüzgârları eserken

Son günlerde etrafta çok Amerikalı var. Bazıları hiç konuşmuyor, hatta gazetelerde adları bile geçmiyor; diğer bazıları ise kendilerine medya kampanyası ayarlayarak ortalıkta geziniyor ve konuşuyorlar. İyi de acaba ne diyorlar?

Geçen pazar ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’in geniş katılımlı bir basın toplantısı oldu. Sayın Bakan Yardımcısı uçaktan neredeyse henüz inmişlerdi ve akşam yemeğini takiben de Afganistan’a gideceklerdi. O nedenle akşamüstüne sıkıştırılan bu basın toplantısına çok önem verildiği belliydi. Wolfowitz konuşmasına artık geleneksel hale gelen bir konuyla, Dünya Kupası’ndaki başarımızın övgüsüyle başladı... Gelen yabancılar eskiden kendilerini tarihsel olarak iç gıcıklayıcı bir malzeme bulmakla yükümlü hissederler ve konuya oradan girerlerdi. Şimdi bu ihtiyaç giderilmiş gözüküyor... Dünya Kupası’ndan Türkiye’nin ‘demokrasi’ gibi diğer başarılarına geçen Wolfowitz; oradan hareketle ABD ile Türkiye arasındaki müşterek noktaların altını çizdi ve Atatürk’e geldi. Yabancılar açısından bu da kritik bir nokta... Mümkün olduğunca Atatürk’ten alıntı yaparak, kendi isteklerini bir Atatürk söylemi içine yedirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bu açıdan bizlerden hiçbir farkları yok; bütün Türk büyükleri gibi, onlar da kendi Türkiye siyasetlerinin meşruiyetini Atatürk’te arıyorlar.

Bu hayli geniş girişten sonra Wolfowitz; Kıbrıs, Irak, Filistin ve AB konularına kısaca değindi. Hiçbirinde yeni bir şey söylemedi. AB üyeliğimizi desteklediklerini, Ortadoğu’da Türkiye’nin önemini, Kıbrıs’ta bir çözümün ne kadar hayırlı olacağını, terör karşısındaki dayanışmamızın sürmesi gerektiğini belirtti. Ancak bu konuların hiçbirinde yüzeyselliğin bir katre altına inmedi. Söz konusu konuların birbiriyle ilişkisi ise tamamen perspektif dışıydı. Örneğin ABD’nin hem Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemesi, hem de Irak’a müdahale konusunda Türkiye’den geniş bir destek beklemesinin ne denli gerçekçi olduğu irdelenmedi. Irak’ta neredeyse koşulsuz destek bekleyen bir ABD, acaba AB üyesi bir Türkiye’yi mi, yoksa AB dışındaki bir Türkiye’yi mi tercih ederdi? Gerçi bu soru sorulmadı; ama Wolfowitz’in klasikleşmiş yuvarlak bir cevap vereceği belliydi.

Anlaşılan ABD’li yetkililer işlerine geldiği noktada ve ölçüde ABD’nin uzun ve kısa vadeli politikalarınca çizilen dizaynlar arasında gidip geliyorlar. Uzun vadede ABD, AB ile partnerliği korumak istiyor ve bizim AB üyeliğimizi destekliyor. Ama daha ‘reel’ politikanın içine, yani kısa vadeye geldiğimizde; muhakkak ki AB dışında kalan bir Türkiye’yi çok daha rahatlıkla kullanacağını biliyor. Onlar için en iyi çözüm Ortadoğu’nun yeni dizaynı bitene kadar AB dışında kalan ve bölge taşeronluğunu üstlenen; ama daha sonrasında AB içinde yer alarak ‘yük’ olmaktan çıkan bir Türkiye.

Onlar kendi menfaatlerini biliyorlar. Bilmeyen ve bu konuları tartışamayan biziz. Bu nedenle de sürüklenip gidiyoruz. Gelenler futbolla başlayıp Atatürk’le biten bir ince ‘muamele’ ile işe başlıyorlar ve acı olan o ki, bu bizim hoşumuza gidiyor. Gevşiyoruz; edilgenliği kendi rızamızla kabullenmiş olmanın verdiği psikolojik rahatlık içinde, bize atfedilen misyonumuza yönelmemiz kolaylaşıyor. Aramızdan bazıları buna ‘bağımsızlık’ bile diyebiliyor... AB dışında kalan bir Türkiye’nin yaşayacağı gerçek bağımlılığın boyutlarının farkına bile varamadan.

18.07.2002

Yazarımızın E-Postası: e.mahcupyan@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (15.07.2002) - Muhafazakâr refleksin manipülasyonu

> (14.07.2002) - Liberal refleksin manipülasyonu

> (11.07.2002) - Burjuvazinin sınanma zamanı

> (08.07.2002) - Hayallerin ardına bir bakış

> (07.07.2002) - Turan Alkan’la kendi kendime

> (04.07.2002) - Kıbrıs bulanık sularda

> (01.07.2002) - Kıbrıs: Çözüm nerede?

> (30.06.2002) - Kıbrıs: İdeolojik can simidi

> (27.06.2002) - Türklerin aptallık imtiyazları mı var?

> (24.06.2002) - Şu yabancı sermaye meselesi





Zaman'da Bugün
18 Temmuz 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.