Dalga mı geçiyor, adam mı seçiyor?
‘Yeni Oluşum’un lideri İsmail Cem, birkaç gün önce siyasi mizah tarihimize geçecek kalitede bir söz sarf etti:
“Evet ben başkanım, ama asıl büyük başkan Hüsamettin Özkan!”
İsmail Cem, pek yakında Kemal Derviş’ten de “Büyük Büyük Başkan!” diye söz ederse, hiç şaşırmayalım!
En azından yakın çevresi Kemal Derviş’i Troykacılar’ın lideri olarak görmek istiyor...
Onlar, Derviş’in ‘İkinci Adam’lığı kabullenmiş olmasını, kabullenemiyorlar!
Troyka, ‘ikinci ayağı’nı ‘rakip takım’ın yani hükümetin içinde bıraktı...
Eh, “Mecburen, mecburiyetten!”
Yeni Oluşumcu Derviş, hükümetin içinden çıkan ‘Truva Atı’nın temsilcisi olarak zorunlu bir deplasman dönemi yaşayacak...
Hani, sahası çimlendirildiği için ligin ilk devresini deplasmanda geçiren takımlar gibi...
Derviş’in her iki takımın fotoğrafında birden yer alma zorunluluğu kafaları karıştırmasın, seçmen “yanlış anlamasın” diye, ‘Modern Folk Üçlüsü’ pardon Troyka mümkün olan her fırsatta birlikte görünmeye çalışacaklarmış!
Troyka, ‘görüntü’yü kurtarmış olacak, böylelikle...
***
Görüntüyü kurtarmak en kolay iş; Troykacılar’ı ilk heyecan geçtikten sonra büyük zorluklar bekliyor...
Bir defa Derviş’in kafası şimdiden karışık. Daha da karışacak!
Kemal Derviş, kendisini “Manşetlere kanmayın. Oyu medya değil, vatandaş verir” diye uyaran Deniz Baykal’a bakın ne demiş:
“Keşke sizinle daha önce bir araya gelip bu önemli değerlendirmeleri yapsaydık...”
Derviş, hafta sonunda Hürriyet’e konuşurken de “Bugün dikkat ederseniz oluşum kelimesi kullanılıyor, parti denmiyor. Arada fark var. Oluşum her şeye açık bir olaydır, bence bu açıklığı muhafaza etmemiz lazım!”
Doğrusu, çok merak ediyorum: Kemal Derviş, dalga mı geçiyor, adam mı seçiyor?
Troykacılar’ın partileşmesi eli kulağında bir hadise...
Ayrıca, Derviş’in ‘açık kapı’ tezi nasıl hayata geçecek, başta CHP tüm sol partiler tez zamanda Troykacılar’a mı katılacak?
Kemal Derviş’i daha fazla vakit harcamadan Türk karikatüristlerine havale ediyorum...
Öyleyse, Dervişmen’e selam, ‘gülmece’ye devam: Kemal Bey, mutlaka solun birleşmesi gerektiğini de söylüyor. Zaten söylemese şaşarım...
Solun birleşmesinden söz eden kim varsa, şöyle kafanızı kaldırıp bakın o esnada yeni bir sol parti kuruyor ya da kuruluşunda ‘başrol’lerden birini alıyordur!
***
Baykal’la görüşmesi üzerine, bazıları ‘acaba’ dedi; ne var ki, Derviş’in zaten CHP’ye katılması söz konusu değildi. Bu görüşme ile Yeni Oluşum’a güç kazandırması da mümkün değil...
‘İttifak Arayışı’ da hikaye! Madem öyle, niye ayrı bir parti kuruyorsun, derler adama. Kaldı ki, muhtemel bir resmi olmayan ittifak için ANAP bekliyor orada, öylece!
Kemal Derviş, Troykacılar’a söz verdiğini ve bu harekette devam edeceğini özenle vurguluyor. Bununla birlikte, adeta ‘Gemiyi Terk Edenler Hareketi’ gibi kurulan Yeni Oluşum’dan partileşirken nasıl bir şey çıkacağını Derviş’in de, kestiremediği açık...
Kimlerle yola çıktığını da bilmiyor, Derviş!
Bir de, Kemal Bey, Amerika yolcusu: Çok kritik bir zaman diliminde bir süre Ankara’dan uzaklaşıyor; “Döndükten sonra soğukkanlı değerlendirmeler yapma şansımız olacak” diyor!
Kemal Derviş, ‘ikinci adam’ konumuyla, şimdiden “Neresi yeni?” diye sorgulanmaya başlayan ‘Yeni Oluşumcular’ı sandıkta uçurabilir mi?
Bu soruya olumlu cevap verebilmek mümkün değil. Troykacılar hareketi, ancak ittifak yoluyla, o da tükenmemiş bir partiye yazılıp Meclis’e taşıyabilir kendisini...
Derviş, CHP’ye katılsaydı, orada bir sinerji oluşturabilirdi, ancak bunu tercih etmedi...
Bir Kısım Egemen’in ısrarlı iteklemesiyle yürütülmeye çalışılan ve “Bir Bölen” bandırası taşıyan Medya Gemisi’ne bindi...
Gemi mi, dedim? Biliyorum, ‘dolmuş’ demem gerekiyordu!
19.07.2002
Yazarımızın E-Postası:
t.korkmaz@zaman.com.tr
|