|
NURİYE AKMAN |
 |
İşadamı Ali Şen: Uzan, Nuriye Akman’ın karşısına çıkmazsa politika yapamaz
Ali Şen, siyasete atılan Cem Uzan hakkında, Nuriye Akman’a ilginç açıklamalarda bulundu. Uzan’ın siyasete girdikten sonra gazetecilerin karşısına çıkmak zorunda olduğunu kaydeden Şen, “Gazetecilerin karşısına çıkmazsa yüzde 0,2 oy alır. Nuriye Akman’ın karşısına çıkmazsa ben Uzan’a oy da vermem!” dedi.
Uzan’ın halktan kopuk olduğunu ifade eden Ali Şen, “Ben çıktım mı sokağa, 50 tane adam imza ister. Cem Uzan, Adapazarı’nda konuşacak dense 20 kişi gelir. Hangi 20 kişi? Telsim’in oradaki temsilcileri.” şeklinde konuştu. Köşe yazıları için Star’dan para almadığını söyleyen Şen, Ertuğrul Özkök’ten Hürriyet’te yazma teklifi aldığını; ancak “Hükümetle işleriniz var. Ben, kendine has bir adamım. Gün olur, başbakanı batırırım. Gün gelir komutanı batırırım. Beni başınıza bela mı istiyorsunuz!” diyerek teklifi reddettiğini açıkladı.
Bodrum’a başka bir iş için gidip de, Fenerbahçe’nin efsane başkanı Ali Şen’in efsane şatosuna kabul edilmek hoş bir sürprizdi. 110 dönümlük arazinin yalnızca giriş avlusunu görmek bile, kendimi cennette sanmama yetti. Ali Şen, babacan tavırlarıyla gazetecilerin, sohbetinden her zaman memnun kaldıkları bir isimdir. İyi ki geçerken kapısını çalmışız. Cem Uzan hakkında birkaç soru sorma imkanı buldum; ama onun da kafası karışıktı, benimle paylaştığı sorularının hiçbirine cevap bulamamıştı. ‘Cem Uzan’ın iki ay önce politikaya gireceğini söyleselerdi inanmazdım.’ diyor. İki ay sonra da bırakırsa şaşırmayacağını söylüyor. Bu, Cem Uzan’ı çok iyi tanıdığını iddia eden Ali Şen’in ağzından bir denge profili veriyor mu vermiyor mu?
Ben bilmem. Bunları Cem Uzan’a sormam lazım. Röportaj talebimi kendisine, Fatih Çekirge aracılığıyla onun politikaya gireceğini açıklamadan bir ay önce ulaştırdım. “Tamam” denmesine rağmen gerçekleşmedi. Cem Uzan’dan ricam, Ali Baba’nın tavsiyesine uyup bana hakiki bir röportaj randevusu vermesi. Beni kırması hiç önemli değil; çünkü Ali Baba’nın analizine göre, bana konuşmazsa kendini kırmış olacak.
Neden Uzanlar’ın gazetesinde yazıyorsunuz?
Şimdi ben Star’da yazıyorum; ama profesyonel gazeteci değilim. Para, pul almam. Onun için bir şartım var: Benim noktama, virgülüme kimse dokunamaz. Ertuğrul Özkök Hürriyet’te yazmamı istedi. “Sizin grup olarak işleriniz var hükümetle. Ben, kendine has bir adamım. Halkla iç içeyim. Gün olur, başbakanı batırırım. Gün gelir komutanı batırırım. Kredi istediğiniz zaman ne kredisi arkadaş derler size. Beni başınıza bela mı istiyorsunuz?” dedim. Sabah’ta otuz ay yazdım. Bazı cümlelerimin değiştirildiğini gördüğüm gün, –ki Mesut Yılmaz ile ilgiliydi– bir daha yazmadım.
Star’da yazmaya başlamadan bu konuyu görüştünüz mü?
Görüşmedim. Gerek yok. Onlar beni, ben onları iyi tanırım. Star’daki sayfamda, “Uzan ailesini sevip sevmediğini sorsak, halkın yüzde 95’i hayır der.” diye yazdım. Fakat Uzanlar’ın karşısında oluşan bu antipropaganda malzemesinin haksız olduğunu, Uzanlar’ın fevkalade iyi insanlar olduğunu ben biliyorum.
Bu kadar antipatikken nasıl varacak hedefine?
Ben de bunu merak ediyorum. Ne yapmak istiyor? Berke Barajı’na 900 milyon dolar para vermişler, bunun 46 milyon doları kredi, gerisi cepten para. Bu paranın 5 milyon dolarını harcasalar Türkiye’de, bugünkü antipatiyi sempatiye dönüştürürlerdi. Orada sordum, niçin bunu yaptınız? Memleket için dediler. Biz alışmadık insanlardan bu lafları duymaya.
Yoo, aksine çok duyduk, artık kimse inanmıyor bu laflara.
Öyleyse neden o kadar parayı yatırdı oraya? Barajın kendini amorti etmesi için 17 yıl lazım. Bunun mantığı yok başka. Genç, zengin, akıllı, mağlubiyeti tatmayan bir adam neden politikaya girer? Vermek için mi, almak için mi? Teknesinde, altı–yedi saat oturup konuştuk. Kırmızı Koltuk’ta gördüğümde bayıldım konuşmasına. Ve dedim ki, biraz daha sık konuş, sizi halk tanısın.
Size hiç oyun gibi gelmedi mi o Kırmızı Koltuk?
Yoo. Olur mu canım? Hangi işadamı çıkacak, politikacıya, hükümete, vs. çatacak. Hadi Aydın Doğan çatsın. Hadi Koç çatsın. Hükümet, istediği grubu, aynı anda batırabilir. Şimdi Cem Uzan çıkıyor, hükümete, politikacılara, IMF’ye, Dünya Bankası’na çatıyor.
Bunları söylemek için neredeydi bugüne kadar?
Bugüne kadar istememiş olabilir, bugün başbakan olmak istiyor. Cem Uzan dört dörtlük bir başbakanlık yapar. Ha ne kadar şansı var onu bilmiyorum.
Bunu bilmeyecek ne var, hiç şansı yok.
Yani bugünkü duruma bakarsanız, şansı sıfır. Ama gençler Cem Uzan’ı iyi tanırlarsa, diğer partilere oy vermezler. Tabii gençleri inandırabilecek mi?
Tv’deki son konuşmasını inandırıcı buldunuz mu?
Valla o lafları, Doğu Perinçek, Besim Tibuk yıllardır söylüyor. Ben Cem Uzan’ın söylediklerini inandırıcı buldum, siz bulmadınız mı?
Ben ekranda zayıf bir oyuncu gördüm. Konuşmuyor, okuyordu. Ağzından çıkan ile bedeninin söylediği birbirini tutmuyordu.
Şimdi psikolojiyi, bedeni falan bir kenara koy. Söylediklerinin altına herkes imza atar. Ama halkla kopuk ilişkileri. Ben çıktım mı sokağa, 50 tane adam imza ister benden. Fotoğraf çektirir. Bu, halkın bana olan inancıdır. Cem Uzan da düzgün bir insan.
Motorola da bunun kanıtı mı?
Motorola’yı dolandırmış diyorlar. Bu ticarî bir anlaşmazlık. Motorola da Türk Ticaret Kanunu’nu beğenmemiş olsaydı, gelmeseydi yatırım yapmaya. Star’da yazdığım için e–mailler geliyor bana: “Ali Baba, biz Uzanlar’a güvenmeyiz. Bu gazete Motorola kampanyası açtı, ben telefonum için 100 dolar verdim, ama hâlâ almadım. Cem Uzan meydanlara çıktığı zaman, ver benim Motorola paramı diyeceğim.” diye vatandaş bana dert yanıyor. Bunlar oldu mu bilmiyorum. Sordum, Telsim’in genel müdürüne, bütün vecibelerini yerine getirdiklerini söyledi.
Mahkemeler Cem Uzan’ı suçlu çıkarırsa?
Çıkarsa sonra konuşuruz.
Şimdi siz ona oy verecek misiniz, önümüzdeki seçimlerde?
Bilmiyorum, sanmıyorum. Daha programını görmedim. Ne yapmak istediğini bilmiyorum. Ali Haydar Veziroğlu, Barış Partisi için yüz milyon dolar harcadı, yüzde bir oy aldı. Cem Boyner, 40 milyon dolar harcadı. Yüzde 2,1 oy aldı. Uzan’ın şimdi karşısında her adımını tenkit edecek bir basın grubu var. Bu tabloya göre hiç şansı yok yani. Bana “Ali abi, bugüne kadar ben hiçbir şey kaybetmedim. Türkiye’nin eksiklerini biliyorum. Ben başbakan olabilirim, bu ülkeyi tepeye çıkarırım.” dedi. Ali Şen olarak diyorum ki, bunu yüzde yüz yapar. Sen tanıdın mı onu?
İmkân var mı buna? Kaç kere röportaj istedim, vermiyor.
Bu aşamadan sonra vermek mecburiyetinde. Yoksa çıkıp da bağıracak değil ya minareden halka. Gazetecilerin karşısına çıkmaz ise yüzde 0,2 oy alır. Her şey şeffaf olmaz ise, bütün sorulara sansürsüz cevap veremezse, düşman blokunun en sert adamının karşısına çıkmazsa zaten politika yapması mümkün değil. Şimdi deseler ki, “İstediğin adamı koy başbakanlık koltuğuna”, Cem Uzan’ı koyardım ben. Ama Cem Uzan, Nuriye Akman’ın karşına çıkmazsa politikacılık yapamaz.
Genç Parti’nin programı anlatılmadı. Ambleminden yola çıkılarak, ona MHP’nin light’ı denebilir mi?
Valla ne kadar light’ı, ne kadar dark’ı, bilmiyorum. Amblemler bir partiyi iktidar yapmaz. Topluma karışacaksın. Mardin’deki adam, Laila’da eğlenen zengin adamın oğlu, Karadeniz’deki balıkçı diyor mu ki, “Bu adam beni kurtarır, peşine gideceğim.” Halkı sürükleyemez isen bir yere varamazsın. Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına çıkabilecek misin? Çıkamazsan, yapamazsın politikacılık dedim kendisine.
Gazetecileri bırakın, halkla doğru dürüst teması olmadı.
Söyledim, “İşveren, işçi kuruluşlarıyla mutlaka kol kola girmelisin, onların sıkıntılarını bilmelisin. Ne kadar sivil örgüt varsa, onlarla yan yana gelmen yetmez, Erzincanlılar Derneği, Adanalılar Derneği ile Vanlılar Derneği ile de olacaksın. Ve İstanbul’da seçim alacaksın. İstanbul’da yaşayan insanların yüzde 59’u Anadolu’da yaşayan ailelerine tesir eder. Sen onları etkileyemezsen bir yere çıkma.” dedim.
Ne dedi?
Dinledi. Orada bir kız var, not aldı. Şimdi sen kaç kişiye konuşuyorsun? 50 bin–60 bin kişiye. Bunun ne kadarı İbrahim Tatlıses, Ebru Gündeş için, ne kadarı sana geliyor? Cem Uzan, Adapazarı’nda cumartesi günü saat 18.00’de halka hitap edecek dense 20 kişi gelir. Hangi 20 kişi? Telsim’in oradaki temsilcileri gelir. Bunları köşemde yazdım ben.
Bu kadar net yazmadınız.
Bir tek şeyi yazmadım, yani Adapazarı’nda konuşsan 20 kişi geliri. Ama kalabalıkların, şarkıcı, türkücüler için geldiğini yazdım. “Senin niyetin halkı eğlendirmek mi yoksa, seçime giden yola varabilmek mi?” dedim. Kameralar hep şıkır şıkır oynayan 14 yaşındaki çocukları gösteriyorlar. Onlar seçmen değil ki. “Ah evladım ben de Cem Uzan’a oy veririm” diyen bir teyze var mıydı? Ben görmedim.
Yani “Kimi kandırıyorsun?” demek istediniz.
Evet, dedim bunu. Halk Cem Uzan’ı tanımıyor. Yılların gazetecisi, Nuriye Akman bile yan yana gelememiş. Olmaz.
Partinin altyapısını hazırlamadan çıkması Motorola’dan korkmasından mı acaba?
Motorola ile anlaşmazlık para işi. Seçime girmek ucuz bir iş mi? Korkuyorsan Motorola ile hemen anlaşırsın. Birbirimize soralım, başka ne olabilir amacı?
Hırsı, aklının önünde yürüyen bir adam olabilir mi?
Onu diyebilirsin ama ben başka bir niyet arıyorum, bulamıyorum. Cem Uzan başbakan olsa, Türkiye’ye çok şey katar. Motorola falan hikâye. Ben vatandaş olarak, bir adamın Türkiye’yi iyi yönetmesini istiyorum. Türkiye bugün, Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunculuk dönemini yaşıyor.
Bu soygun düzeninde Uzanlar’ın yer almadığını mı düşünüyorsunuz?
Türkiye’deki bütün sisteme çatıyorsa Cem Uzan’ın Ankara ile göbek bağı yoktur. Başka ne amacı olabilir?
Her şeyi elde ettiyse, kalan tek şeye, politikaya el uzatması normaldir bence.
Dünyanın en zenginleri listesinde olan bir adam olarak Cem Uzan’ın hırsının, zekâsının önüne geçeceğini hiç tahmin etmiyorum. Ama bulamıyoruz mantığını. Türkiye şartlarını bilen bizler, Genç Parti’nin kuruluş tarzını gördüğümüz zaman, hiçbir gelecek görmüyoruz.
3 Kasım’daki seçime nasıl girecek?
Bunu da sordum ona. Ya partin yüzde 40 teşkilatlanacak, seçimden altı ay evvel kongrelerini yapmış olacaksın. Bunu yapmamışsın. Ya da Meclis’te grubu olan bir parti olacaksın. Milletvekili transferi yaparsan, daha yarışa başlamadan, halkın tepkisini alırsın. 3 Kasım’da seçime giremedi diyelim. Dört yıl sonrası için politika yapan bir Cem Uzan’ı ben tanımıyorum.
Milletvekili mi alacak mecburen?
Sadece Cem Uzan değil, parası olan, bir grup yapabilir. Milletvekillerinin en az yarısı Meclis’e geri gelemeyecek. Bunların içinde 20 tane, parayla Genç Parti’ye girecek adam yok mudur? Vardır tabii ki.
Milletvekili satın alırsa, Cem Uzan’ı alkışlar mısınız?
Oyunu kurallarına göre oynuyor. Ne alkışlarız, ne de bilmem şey yaparız.
Bu yolsuzluk olmaz mı?
Yok. Ona gelene kadar Türkiye’de bankalar soyuluyor. Listeye koysan onun üzerinde çok edepsizlik var. Şimdi Cem Uzan 20 milletvekili alırsa ki başka çaresi yok, halkın nefretle bakacağını söyledim kendisine.
Ama siz nefretle bakmıyorsunuz?
Valla, baktım diyelim. Ne fark eder? Seçmenlerin yüzde 40’ı bu adamın peşine giderse, 20 milletvekili alması umurumda değil. Ama halk, yüzde 0,1 oranında Cem Uzan’ın peşine gidiyor, o da bunu bilmesine rağmen 20 milletvekili alıyorsa, o zaman sana iştirak ederim.
365 günün kaçında Türkiye’de yaşadı? Nasıl politika yapacak?
Ecevit de hep Türkiye’de yaşadı. Türkiye’de sürekli yaşamak bir vasıf değil ki. Ben diyorum ki, halk bu adamı tanısa öyle demeyecek.
Halk bu adamın gözünün ne kadar kara olduğunu gördü. Çukurova’da, Telsim’de neler neler oldu. Bir sürü şaibeli mesele var.
Senin dediğin doğruysa, o zaman neye güvenerek çıkıyor halkın önüne? Önce basının önüne çıkacak. Nuriye Akman, Genç Parti Genel Başkanı’na diyecek ki, hakkınızda şu şu mahkeme kararı var. Şu şu şaibe var. Ve açıklayacak sana her şeyi.
İşadamlarının hepsini tanıyorsunuz. Onlar desteklerler mi?
Hayır, ciddiye almazlar.
O zaman Ali baba, bir tek sen ciddiye alıyorsun onu.
Ama ben Cem Uzan’ı yakından tanıyorum; iyi bir koordinatördür, ekonomiyi bilir, dünyada olup bitenleri bilir. Cem Uzan, bu ailenin bu noktaya gelişinin temelidir. Bugün Türkiye’de Karamehmet dahil gruplar battı, bunlar her yıl daha çok kazanıyorlar.
Tv’deki konuşmasında “İslamiyet” dedi. Bir tek İslamiyet lafı ile yığınları ikna edebilir mi?
İslamiyet falan boş laf ya. Hangimiz daha Müslüman’ız, onu Allah tayin etsin. Tekrar söylüyorum halk benim tanıdığım kadar Cem Uzan’ı tanırsa, ona oy verir. Buna rağmen, Cem Uzan, Ali Şen’i uyuttuysa helal olsun ona. Yani imkanı var mı, benim uyumama?
Olabilir, herkes uyuyabilir. Dosyalarını mı incelediniz?
İncelemedim tabii.
Hayatını mı incelediniz? Söyledikleriniz bir izlenim sadece.
Benimki izlenim; ama Cem Uzan’ı çok iyi tanımasam, Star gazetesinde niye yazayım?
Valla bilmiyoruz yani niyesini. Vardır sizin de bir hesabınız...
Benim ne hesabım olacak. Ben Bodrum’da yaşıyorum. Çocuklara işi bırakmışım.
O kadar inanıyorsanız neden Genç Parti’ye girmiyorsunuz?
Ben ne Cem Uzan’ın, ne başkasının partisine girerim. Kendini tanıtmazsa, Nuriye Akman’ın, Fatih Altaylı’nın karşısına çıkmazsa ben Cem Uzan’a oy da vermem. İki ay evvel bana sorsan, Cem Uzan, Genç Parti diye bir parti kuracak, “imkanı yok canım bunu yapmaz” derdim sana.
İki ay sonra “ben vazgeçtim” dediğinde de şaşırmamanız lazım.
“Ben vazgeçtim” dediği zaman Cem Uzan, şaşırır mıyım? Bak şaşırmam o zaman. O tarafını da biliyorum. Çünkü İstanbulspor’u aldı getirdi, birdenbire vazgeçti.
O halde bu adam dengeli bir adam değil.
Yo dengeli.
Mantık hatası yapma Ali Baba. İki ay evvel böyle bir şey tahmin etmiyorsun. İki ay sonra da bırakabilir diyorsun. Bu portrenin neresi dengeli?
Orada da sen haklısın. Ben ona karşı “şeytanın avukatıyım”. Sana anlatamayacağım kadar sorular sordum. Hepsine teker teker cevaplar verdi. Ve ben tatmin oldum. Beni kolay kolay bir adam aldatamaz. Şimdi beni yanılttıysa helal olsun.
|