Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

KERİM BALCI



Bugün artık ne 1948 ve ne de 1967’dir

İsrail’in hatırı sayılır bir nüfusu hâlâ büyük büyük büyük babalarının yönettiği toprakları, Büyük İsrail’i, ele geçirme hayali kurar. Bu hayal bizim Türk insanında da görünen “Osmanlı’yı ihya etme” hayalleri gibi muğlak, ifadesi tek satıra sığacak bir hayal değil, büyük ve girift bir planın ifadesidir. Bu insanlar Batı Şeria’yı ilhak ettiklerinde orada yaşayan Filistinlilere ne yapacaklarını, Şam’ın kapılarına nasıl dayanacaklarını ve nihayet Amman’ı düşürerek Davud’un Büyük İsrail’ini nasıl kuracaklarını konuşur dururlar. Bu hayal, bir devlet politikası değil artık. Okullarda da öğretilmiyor. İsrail’in aklı başında liderleri, küreselleşmiş dünyanın girift bağımlılıklar boyunduruğu altında hareket özgürlüklerinin El–Halil’le Cenin arasında kaldığını iyi biliyorlar. İyi biliyorlar ki bugün artık ne 1948’dir ve ne de 1967.

Perşembe günü Emanuel yerleşim birimi ve Tel Aviv’de gerçekleşen saldırıların sorumlularını Gazze’ye sürgün etmeye kalkıştığında İsrail de, Büyük İsrail hayali olan maceraperestler de zamanın değiştiğini anladılar. İsrail, işgal altında tuttuğu topraklardan terörle bir şekilde ilişkilendirebileceği 22 adamı bile süremedi, sürmesi de zor görünüyor. Filistinlilerin ne ölümden, ne hapisten, ne ev yıkımından ve ne de aylar süren kapatmalardan korkmadığını gören İsrail Ordusu’nun son “kızılcık sopası” sürgün de elinden alınıverdi ilk denemede.

İsrail Ordusu’nun sürgünü bir yıldırma aracı olarak kullanmayı düşünmesi ilk bakışta akıllıca görülebilir. Bedevi ve göçebe bir kültürden toprağa, mekanın dağına bayırına nostaljik bir sevgiyle bağlanan, evinin bahçesindeki zeytin ağacını özleyen, güneşin kendi köyünde bütün köylerden daha güzel doğduğuna inanan bir kültüre dönüşmüş olan Filistin toplumu için sürgün hakikaten ürkütücüdür. Ancak bu ürkütücü tehdit beraberinde erken olgunlaşmış çocuklar, savaşma aşkıyla bilenmiş bünyeler, bu dünyada var olan her şeyini kaybettiğine inanmış zihinler ve nihayet mümkünse kendi toprağında ölebilmek için her şeylerini verecek militan ruhlar üretir. Öyle olmuştur ve İsrail, dünyanın baskılarına kulak asmayıp yeni sürgün aileleri meydana getirmeye kalkışırsa, öyle de olacaktır. Filistin Kurtuluş Hareketi’nin liderlerine bakın. Ebu Cihad, Ebu İyad, George Habbaş, Ahmet Cibril, Nevif Havatme ve daha niceleri. 10 ila 25 yaş aralarında kendi topraklarından koparılan bu adamlardır Filistin Davası’nı ayağa kaldıran. Yeni kuşak liderlere bakın. Cibril Recub, Tevfik Tiravi, Mustafa Dahlan ve nihayet Mervan Barguti... Hepsi İsrail hapishanelerini gördükten sonra Tunus’a sürgün edilmiş, hepsi gurbette bilemişler kinlerini...

Gariptir, İsrail son dönemlerde sürgün görmemiş Filistin liderleriyle uğraşıyor. Yaser Arafat başta... Merhum Faysal Hüseyni’yle de uğraşmıştı, Sari Nuseybe’yle de uğraşıyor. Her ikisi de Filistin’in en ılımlı sesleri olmalarına rağmen. Hüseyni’nin meşhur Şark Evi’ni kapattıran İçişleri Bakanlığı şimdi de Nuseybe’nin Kudüs Üniversitesi rektörlük ofisini kapattırıyor. Kendi içinden yükselen onca muhalif sese rağmen.

Sürgün tecrübesi İsrailoğullarının genetiğine işlemiş bir tecrübedir. Yahudiler yaşanmış ve yaşanabilecek her türlü çilelerini sürgüne, diasporaya atfederler. Geri dönüş arzusu, geride kalan toprakları kutsallaştırır. Geriye dönebilenlerin toprağa bağlılıklarını radikal bir saplantıya dönüştürür. Bütün bunları iyi bilen İsrail’in politika yapıcıları, sürgünü yeniden gündeme getirerek neyi sağlamaya çalışıyor? Her açıdan kötünün kötüsünü doğuracak olan bu politikayı seslendirmek Filistin kaynaklı terör karşısında çaresiz kalmanın ifadesi değilse, öcünü bulduğu en zayıftan alma temayülü gösteren hasta bir ruh durumunun ifadesi değil midir?

21.07.2002

Yazarımızın E-Postası: k.balci@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (14.07.2002) - İsrail hapishaneleri kahraman üretiyor

> (07.07.2002) - Filistinli ve İsrailli analar, anlıyorum ızdırabınızı

> (30.06.2002) - Birinci ve ikinci kuşak Siyonizm

> (23.06.2002) - Futbol paydasında buluşma

> (16.06.2002) - Kol hayal memşela: Her asker hükümet

> (09.06.2002) - İsrail’de sağ ve sol seçime hazırlanıyor

> (02.06.2002) - Siz barış planlarınızı sunmaya devam edin, İsrail de bildiğini okumaya...

> (26.05.2002) - Şaron–Şas kavgası

> (19.05.2002) - Al birini vur ötekine...

> (12.05.2002) - Paylaşılamayan mezarlar





Zaman'da Bugün
21 Temmuz 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.