Üniversite adayı, yaptığı tercihle, mezun olduğunda iş bulma ve meslek edinme sürecini belirliyor. Öğrenci böylece mutlu veya mutsuz bir geleceğini kendisi oluşturuyor. Öğrenci sevdiği bir bölümü tercih ederse, mutlu olacağı bir işe sahip oluyor.
Bir buçuk milyonu aşkın öğrenci ÖSS sonuçlarının açıklanmasıyla beraber tercih dönemine girmiş bulunmakta. Öğrenci, yapacağı 24 tercihle hayatının bundan sonraki akışına şekil vermeye çalışmakta. Yanlış tercih beraberinde birçok yanlışlığı da getiriyor. “Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz sonrakiler de hep yanlış olur.” Çin atasözünü doğrular nitelikte bir hal alıyor.
Üniversite adayı, yaptığı tercihle, mezun olduğunda iş bulma ve meslek edinme sürecini belirliyor. Öğrenci böylece mutlu veya mutsuz bir geleceğini kendisi oluşturuyor. Öğrenci sevdiği bir bölümü tercih ederse, mutlu olacağı bir işe sahip oluyor.
Araştırmalara göre insan, hayatının % 70’ini işyerinde geçiriyor. Mazlow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” teorisine göre bireyin ihtiyaçları en basitten karmaşığa doğru; temel fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, ait olma ve sosyal ihtiyaçlar, saygı ve statü, kendini gerçekleştirme ve doyuma ulaşma olarak beş kademeli bir sıralama gösterir. Sıralamanın en üst basamağı olan insanın kendini gerçekleştirme ihtiyacı, bireyin hayatı boyunca yapacağı mesleğinde doyuma ulaşması ile ortadan kalkacaktır. Kişinin doyuma ulaşması için, mesleğinin bedensel, duygusal, kişisel özelliklere uygun olması gerekir.
İnsan, yetenek ve ilgisine uygun bir meslek seçememesi durumunda kendini işine veremediği gibi, ruhen de sağlıklı ve huzurlu olamaz. Meslekteki doyumsuzluk farklı alanlara yönelmeye neden olabilir. Bu ise bireyin işindeki verimini düşürür. Bir mesleğe karşı ilgili olma ve o mesleği severek yapma motivasyonla beraber başarıyı artırdığı gibi, istenmeyerek yapılan meslekler doyumsuzlukla beraber başarısızlığa neden olur. Araştırmalar, yanlış meslek seçiminin insanın ruh sağlığını olumsuz yönde etkilerken, aynı ortamı paylaştığı iş arkadaşlarıyla ilişkilerinin bozulmasına da yol açtığını gösteriyor.
Prof. Dr. Nursel Talman’ın yaptığı araştırma, meslek seçiminin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Talman’ın araştırmasına göre; meslek sahibi olanların yalnızca % 18’i yaptığı işe ilgi duyuyor. % 82’lik kesim ise yaptığı iş dışındaki alanlara eğilimlidir. Kendi yaptığı işe ilgi duyanların % 56’sını erkekler, % 44’ünü kadınlar oluşturuyor. Kendi meslek alanına ilgi duyanların yaptıkları işlere bakıldığında ilk sırayı % 24 ile finans, muhasebe, hesap işleri alıyor. Onları yüzde 19,4’le el sanatları, tasarım ile ticaret pazarlama izliyor. Yaş gruplarına göre incelendiğinde kendi meslek alanına ilgi duyan % 18’lik kesimin çoğunluğunun 21–30 yaşları arasında olduğu görülüyor. İşinden memnun olmayanların % 70’lik kısmını üniversite ve yüksek lisans mezunları teşkil ediyor. İşinden en az memnun olan kesim teknik işlerde çalışanlar. Bunlar toplamın % 26’sına karşılık gelmektedir.
Ayrıca bireylerin meslek seçiminde yanlış davrandıklarının bir göstergesi de üniversitede okuyan veya mezun olan birçok öğrencinin tekrar sınava girmesi ve farklı bir bölümü tercih etmek istemesidir. Bir önceki yıl sınavı kazanıp üniversiteli olan adayların % 21’i başka bir bölümden mezun veya halen okuyan öğrencilerden oluşmaktadır. Bu değerler bize ülkemizde gençlerin çoğunun istedikleri mesleğe sahip olamadıklarını göstermekle beraber tercihlerini doğru yapmadıklarının bir delilidir.
İyi bir meslek seçimi kadar, o mesleğin gerektirdiği ruhsal, biyolojik ve fiziksel niteliklere sahip olmak da önemlidir. İlgi duyulan mesleği tanımak kadar, o mesleğin gerektirdiği kişisel özellikleri de taşımak gerekir. Bireyin öncelikle ilgi duyduğu meslek alanında başarılı olması, meslekle ilgili ruhsal, biyolojik ve fiziksel yeterliliğe sahip olması gerekir. Meslek seçiminde önemli noktalardan biri de mesleğin nitelikleri ile bireyin özelliklerinin örtüşmesidir. Yani bireyin düşündüğü meslekle özelliklerinin uygunluk göstermesidir.
|