İslam dünyasının bugünkü durumu nedir? İslam dünyasının moralinin en alt düzeyde bulunduğunu ve bu durumun sürekli daha da kötüleştiğini söylemek sanırım yanlış olmaz.
Avrupalı ulusların şiddetli saldırıları sonucu Türk–İslam imparatorluğunun Ortadoğu’nun büyük kısmını terk etmesinden sonra İslam dünyası küçük ve etkisiz ulus devletler şeklinde paramparça oldu. Bir iyileşme dönemi yaşanamadığı gibi pek çok ülke de dünya sahnesinde çok az yer alabildi. Ayrı ayrı olarak İslam ülkeleri hiçbir gelişim ve etki yapmaya muvaffak olamadı.
Aslında Türk İmparatorluğu bünyesinde bulunan pek çok millet, Türk idaresine karşı Avrupalılarla işbirliği yaparak sadece Türk efendilerini İngiliz veya Fransız efendileriyle değiştirmiş oldular. Uzun bir süre sonra ve büyük güçlüklerle ancak Avrupalı sömürge yönetimlerinden yakalarını kurtarabildiler.
Bağımsızlık, bu ülkelerin eski Müslüman imparatorluklarının politik nüfuzlarını elde etmelerine ve ilerlemelerine yetmedi. Tam tersine ilerlemelerine engel olan dahili problemlerle yüz yüze kaldılar. Kendilerine bahşedilen zenginliklere rağmen onlar gerçek bir ilerleme gerçekleştirmekten uzak kaldılar. Gelişmiş ülkeler arasında tek bir İslam ülkesi bulmak mümkün değil.
19. yüzyılda Endüstri Devrimi gerçekleştiği zaman, İslam dünyası göreceli olarak bölünmemiş durumdaydı. Fakat Müslümanlar ya bu devrimin farkında değildi veya bunu reddetti. Uzun bir süre Endüstri Devrimi’nin sonucu olan elektrik ve makineli araçlar, ya maddi kazanç açısından veya sistemlerden dolayı Müslümanlar tarafından İslami bulunmadı. Böylece gelişmelerin yaşandığı kıymetli bir zamanı ıskaladık.
Müslümanlar tabii ki nelerin dinleri tarafından yasaklandığı konusunda hassastır. Ne yazık ki biz çoğu kez tutucu olma yoluna gittik. Afganistan’da öyle güçlü bir inanç var ki, kadının elinin dahi yabancılar tarafından görülmesi yasaktır ve bu yüzden şu anda serbest olmasına rağmen giydikleri burkayı giymekten vazgeçemiyorlar. Fakat diğer Müslüman ülkelerde ise kadının eli ve yüzünün açık olmasına izin verilmişti. Giyim konusundaki bu kanunları kim emretmiştir? Daha önemli konulardaki İslami kurallar çiğnendiğinde ise herhangi bir ceza uygulanmamıştır. İslam kardeşliği açıkça hiçe sayılmıştır. Kendilerini kardeş olarak adlandıran Müslümanlar diğer Müslümanları öldürmeyi görev bilmiştir. İslam adına karşılarındakileri kâfirler olarak adlandırmışlardır. Eğer biz bunların ölçülerine göre hareket edersek, o zaman yeryüzünde hiçbir Müslüman olmaz. Her ne olursa olsun İslam, Müslümanların kâfir olarak adlandırılmasını yasaklamıştır.
Aynı şekilde, dinimiz tarafından bilgiyi araştırmamız emredilmiştir. Fakat Müslümanlar bu önemli emri göz ardı ediyor. İlk zamanlarda bu böyle değildi. Sonuç olarak İslam medeniyetinin en parlak dönemlerinde büyük Müslüman fizikçi, matematikçi, astronom, coğrafyacı ve diğer alanlarda uzmanlar yetişmişti. Fakat daha sonra bilgi sadece dini bilgi olarak tercüme edildi. Diğer çalışmalar ise ya günah ve faziletsizlik sayıldı veya ahiret için faydasız şeyler olarak görüldü. Dinî bilgi dışındaki her şey ihmal edildi. Günümüze kadar da bu bilgiyi ihmal ettik. Dinî bilimler dışında eğitim alanlar kendilerini suçlu hissediyor. Sonuç olarak Müslüman öğrenciler araştırma da dahil bilim ve diğer alanlarda Müslüman olmayanlarla rekabet edebilecek düzeye gelemiyor ve başarısız oluyor.
İslam’ın en temel öğretilerinden biri düşmana gözdağı vermek ve Müslümanları savunmak için silah ve savunma yeteneğiyle donanmaktır. Bu da besbelli ki ihmal edildi. 13 milyon nüfusu bulunan Yahudiler, 1,3 milyarlık İslam dünyasını yenilgiye uğratabilir. Aslında başka bir ülke de herhangi bir İslam ülkesine zulmedebilir. İslam ülkelerinin ağlamak ve adalet istemekten başka yapacak hiçbir şeyleri yok.
İslam dünyası maalesef geri kalmış ve zayıftır. Bizim, sadece İslami konulardaki bilgileri almamız gerektiği yönündeki fikri yıkmamız lazım. Diğer bilgileri ihmal etmekle, sanayi alanında geri kaldık ve böylece düşmana korku salacak ve kendimizi savunacak silahları icat etmek ve üretmekten mahrum kaldık. (International Herald Tribune gazetesi, Mahatir Muhammed’in 19 Temmuz’da Kuala Lumpur’da düzenlenen Uluslararası İslam Forumu’nda yaptığı konuşmasını yazıya uyarlamış.)
Malezya Başbakanı
31.07.2002
|