Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

  Yorum

Rus popülizmi: İki taraflı keskin bıçak

Murat Şengül



Yeltsin yandaşı demokratlar, 1989 yılında ülkemizin yakından tanıdığı bu sloganla ortaya çıktıklarında, resmi çevreler tarafından “popülizm” yapmakla suçlanmışlardı. Komünist resmi çevrelere göre demokratik liderler mutsuz kitlelerin duygularını sömürüyorlardı. Halkın fevkalâde diyebileceğimiz ölçülerde hoşnutsuz ve öfkeli olduğu elbette doğruydu. Ancak, Sovyet halkları, mutsuzluklarının kaynağı olarak ne Marksizm’i, ne Leninizm’i, ne de Stalinizm’i işaret ediyorlardı. Tersine, sosyalist sistemin başlıca unsurları olan sosyal güvenlik haklarına, ücretsiz eğitime, ücretsiz sağlık hizmetlerine, ekonominin stratejik sektörlerinin devletin elinde olmasına bir itirazları yoktu. Hatta içine düştükleri durum için –şu ya da bu– herhangi bir lideri de suçlamıyorlardı. Onların içerledikleri, iktidarın haksız ve gereksiz bir biçimde parti mensuplarının elinde toplanmış olmasıydı. Bu durum insanlara acı bir haksızlık ve gayrimeşruluk duygusu olarak yansıyor, bireysel ideolojileri ne olursa olsun komünist düzene karşı açılan muhalefet bayrağının altında toplanmalarını mümkün kılıyordu. Pamyat’ın aşırı milliyetçilerini Perestroyka Kulübü’nün ılımlı reformcuları ile bütünleştiren de bu haksızlık ve gayrimeşruluk duygusuydu. “Popülizm”, bu duygu ile harekete geçen gruplara yöneltilen hakaretamiz bir yafta oldu.

Aslında dünyanın hemen her ülkesinde halk dalkavukluğu tınısını taşıyan, hatta Peron’un Arjantin’i veya Kim Dae Yung’un Kore’si ile bir tutulan bu sıfata iyi gözle bakanlar da var. Örneğin, Amerikalı düşünür/yazar Christopher Lasch şöyle diyor: “Popülizm, hem piyasa ekonomisini hem de sosyal devleti reddederken aslında üçüncü bir yolun peşindedir. Ne var ki, ne solun ne de sağın hoşgördüğü bu tutum, karşılıklı çatışmalarla kilitlenen meselelerin çözüme kavuşması yolunda belki de tek umuttur.” Yazarın bu yorumu, Rusya’nın açıklamaya çalıştığımız durumunda daha bir önem kazanıyor. Çünkü özgün Rus popülistleri ve onların ahfadı şeklinde bir olgu var. Özgün Rus popülistleri, hem Rusya tarihinde kayda değer bir rol oynuyorlar, hem de Amerikan tarihinin belli başlı çıkışlarından birisi olarak kabul edilen Amerikan popülizmine ciddi katkıda bulunuyorlar.

Amerikan tarihinde “popülizm,” 1891 yılında, Ohio eyaletinde kurulan People’s Party (Halkın Partisi) hareketini tanımlıyor. Amerikan Halkın Partisi, Cumhuriyetçi ve Demokrat Partilerin Amerikan siyasi hayatı üzerindeki tekelini kırmak için uğraş veriyor. 1892 ve 1912 başkanlık seçimlerinde azımsanmayacak bir varlık gösteriyorlar. Halkın Partisi gücünü çiftçilerden alıyor ve tıpkı eski Roma’da tarım reformunu gerçekleştiren Popüler Parti gibi, tarım kesimine dayanıyor. Amaçları, tarım ürünleri fiyatları ile sanayi ürünleri fiyatları arasında, çiftçilerin aleyhine büyüyen açığı azaltmak, tarım kesiminin yoksullaşmasını önlemek. Amerikan Demokrat Parti’sinden ayrılan bir grubun önderliğinde Kuzeybatı Amerika’nın finansçı ve sanayicilerden oluşan plütokrasinin iktidarını kısıtlamayı umuyorlar. O yıllardaki demokratik usullerin halkın gerçek isteklerini yansıtmakta yetersiz olduğunu iddia ediyorlar ve daha doğrudan bir seçim sistemine geçilmesi gerektiğini söylüyorlar. Daha çok ekonomik meselelerin üzerinde yoğunlaşıyorlar. Örneğin, Amerikan demiryolu sisteminin millileştirilmesini ve ürünlerini daha düşük fiyatlarla taşımasını istiyorlar. Ürün fazlasını önlemek için devletin ürün fiyatlarını sübvanse etmesini talep ediyorlar. Hükümetin faiz oranlarına müdahale etmesini öneriyorlar. Aracıların aşırı kazançlarına mani olunması gereğinden söz ediyorlar, işsizliğin azaltılması için devletin altyapı faaliyetlerini artırması istiyorlar. Kısacası, Amerika Birleşik Devletleri’nde halkın yararı için devletin ekonomiye müdahale etmesinin şart olduğunu söyleyen ilk etkin hareket bu popülist hareket. Bu bağlamda ilk anti–liberalistler olduklarını söylemek de mümkün. Amerikan popülistleri, başkanlık seçimlerini hiçbir zaman kazanamıyorlar; ama 20. yüzyıl ilerici reformcularının başarılarına onların bu çıkışlarının kaynaklık ettiği kabul ediliyor.

Rusya’da ise “popülistler” 1860–1880 yıllarındaki yeraltı muhalefetinin mensupları ünlü narodniki şeklinde beliriyor. Popülistler, tarım reformuna kalkışan Çar II. Alexander’ın tutarsız fermanlarına ve tavizlerine karşı bir aydınlar hareketi olarak ortaya çıkıyor. Aydınlar, toprağa bağlı köylüleri azat eden, buna karşın, köylülerin topraklarını ağalardan geri alabilmeleri için gerekli fonları esirgemek suretiyle yirmi bir milyon insanı sefil eden Çar’a karşı Rus köylülerini bilinçlendirmek için on yıllar süren bir uğraş veriyor. Çar’ın “ilerici” olduğunu ileri sürdüğü ıslahatının aslında insanlık dışı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Uzun uğraşları sonuç vermeyince, silâhlı ayaklanma başlıyor ve II. Alexander öldürülüyor. Yerine geçen oğlu, hareketi acımasızca bastırıyor ama popülistler Rusya’nın ilk demokratik ihtilâli olarak bilinen Aralık 1905’te siyasî bir hareket olarak yeniden ortaya çıkıyorlar. Sosyalist Devrimciler Partisi adıyla bir parti kuruyorlar ve Duma’ya girmeyi başarıyorlar. 1917’de, Cumhuriyetçi Rus hükümetinin en etkin kanatlarından birisi oluyorlar; ancak Lenin’e yenik düşüyorlar. Yirmili yıllarda liderlerinin çoğunu sürgünde ya da hapishanede görüyoruz. Buna karşın, popülist ruh ölmüyor. Kruşçev döneminde tekrar ortaya çıkıyor. Sonra tekrar Gorbaçov döneminde orta direk olarak tanımlayabileceğimiz birinci kuşak kentliler arasında vücut buluyor.

Kırsal kesimin değer yargılarını sürdüren bu insanların ahlâk anlayışları Lenin’in vazettiği ve resmî çevrelerin revaç verdikleri “uzun vadede refah” idealine ters düşüyor. Belirsiz bir tarihte gerçekleşeceği söylenen refah için kemer sıkmak, “geçici haksızlıklar”a razı olmak, hatta daha iyi bir gelecek için “geçici haksızlıklar”a göğüs germek gerekliliği gibi telkinlere pabuç bırakmamak eğilimindeler.

Muhalefetlerini “Novy Mir” gazetesinde sürdüren popülist geleneğin önde gelenleri arasında Aleksandr Soljenitsin’den yabancı fobisi ile malûl Belov’a, Sakharov geleneğinden sol–liberal Yuri Burtin’e kadar her türlü ideolojinin temsilcisi var. Ve bu insanların ortak noktaları da inançsızlıkları. Resmî siyasete inanmadıkları gibi siyasilerin söylediklerinin gerçek niyetleri olduğuna da inanmıyorlar. Toplumun sorunlarının teşhislerinde başarılı oldukları kuşkusuz; ama çözüm arayışlarında aralarında uçurumlar var. Bu nedenle birlikte hareket edemiyorlar, belirli bir çözümde uzlaşamıyorlar. Buna karşın kitlelerin gönlünde en çok yer edenler de onlar.

Kaynaklar: 1–”Power to people!” / 2– “The Revolt of the Elite and the Betrayal of Democracy,” Seçkinlerin Başkaldırısı ve Demokrasiye İhanet, New York, 1995./ 3–Tiberius ile Caius Gracchus’un partisi

Türk Demokrasi Vakfı Genel Sekreteri

02.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Diğer Yorumlar

> Bir sevda hikâyesi... Ahmet Selim (02.08.2002)

> Erken seçim; siyasî fırsatlar ve riskler Can Fuat Gürlesel (01.08.2002)

> Siyaset ve sivil toplum üzerine... Yusuf Engin (01.08.2002)

> Avrupa Birliği üyeliğine aykırı bir bakış Atilla Yayla (31.07.2002)

> İslam dünyası maalesef çok zayıf Mahatir Muhammed (31.07.2002)

> “Yeni”nin dayanılmaz cazibesi üzerinden bir Türkiye partisi M. Naci Bostancı (30.07.2002)

> Aşk üfürüzü Yalçın Çetinkaya (30.07.2002)

> ‘Köprü kurmak’ Mehmet S. Aydın (29.07.2002)

> Akıl ile kalbi buluşturan bir tavrın gerekliliği Nazife Şişman (28.07.2002)

> Ordunun devleti mi, devletin ordusu mu? Uri Avnery (28.07.2002)

> Seçim mi, istikrarsızlık mı? Salim Uslu (27.07.2002)

> “Taş” olmak Uğur Özakıncı (27.07.2002)

> Global sermaye hareketleri ve finansal krizler Muhammet Akdiş (26.07.2002)

> Sivil örgütler afetlerde daha etkin olamazlar mı? Abdullah Yılmaz (26.07.2002)

> Uzlaşma ruhu M. Şevki Aydın (25.07.2002)





Zaman'da Bugün
02 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yorumlar

Anadolu Finans Kurumu


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.