Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Sipahioğlu cinayeti aydınlandı

Yunan polisi, 17 Kasım terör örgütünün önceki gün yakalanan Aris kod adlı üyesi Sotiris Kondilis’in Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Haluk Sipahioğlu’nun 1994’te şehit edilmesi eylemine katıldığını açıkladı.

Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Haluk Sipahioğlu’nun şehit olduğu saldırı nihayet aydınlandı. Yunanistan Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü Lefteris İkonomu, 17 Kasım terör örgütünün önceki gün Atina’da yakalanan üyesinin, Sipahioğlu’nun şehit olduğu saldırıya katıldığını açıkladı.

Lefteris İkonomu, “Aris” kod adlı Sotiris Kondilis’in (41), Sipahioğlu’nun 4 Temmuz 1994’te öldürülmesinin yanı sıra katıldığı diğer eylemleri de itiraf ettiğini söyledi. İkonomu, Kondilis’in, ABD’nin Atina Büyükelçiliği’ne 15 Şubat 1994’te roketli saldırı ve bir banka soygunu eylemlerine katıldığını ve 20 Kasım 1991’de polisle silahlı çatışmaya girdiğini açıkladığını belirtti.

Lefteris İkonomu, 17 Kasım’ın halen firardaki üyesi “Lukas” kod adlı Dimitri Kufodinas’ın aranmasına devam edildiğini belirterek, Yunan halkına polisin araştırmalarına yardımcı olması çağrısında bulundu.

‘Görgü’nün katilleri Ksiros ve Kufodinas’

Bu arada, Yunan basını, Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği Basın Ataşesi Çetin Görgü’nün şehit olmasıyla sonuçlanan 7 Ekim 1991 tarihindeki saldırının, halen hastanede tedavi gören Savas Ksiros ile firardaki Kufodinas tarafından gerçekleştirildiğinin sanıldığını yazdı. Gazeteler, polise verdiği ifade henüz açıklanmayan Savas Ksiros’un Sipahioğlu suikastında da rol aldığının tahmin edildiğini kaydetti.

Öte yandan, Yunan polisinin 17 Kasım terör örgütünün lideri olduğunu açıkladığı Aleksandros Yotopulos, konulduğu tek kişilik hücredeki yaşam şartlarından şikayetçi oldu. Avukatı aracılığıyla açıklama yapan Yotopulos, Atina’nın batısındaki Koridalos Cezaevi’nde inşa edilen ek binadaki 12 metrekarelik hücresinde kendisine sağlanan imkanların, yargılama sürecine gerektiği gibi hazırlanmasına engel olacak nitelikte olduğunu öne sürdü.

Atina’da yayımlanan Katimerini gazetesi de, Yotopulos ve halen firardaki “yardımcısı” Dimitri Kufodinas’ın aşırı sağ ve haraç çeteleriyle bağlantıları olduğunu öne sürdü. Katimerini, soruşturmanın, Yotopulos ve Kufodinas’ın siyasi yelpazenin tamamen karşıt ucuyla temaslarının varlığına işaret ettiğini vurguladı. Yunanistan Gizli Servisi’nin (EYP) soruşturmanın tamamen dışında bırakıldığını da öne süren Katimerini, yetkililerin, 17 Kasım’ın bugüne kadar ortadan kaldırılamaması nedeniyle EYP’yi suçladıklarını iddia etti. Atina, aa

03.08.2002


 

İsrail’den saldırı ve tutuklama furyası

İsrail askerleri, tank ve zırhlı personel taşıyıcı desteğinde önceki gece yarısı Batı Şeria kentlerinden Nablus ile, Gazze Şeridi'ndeki Refah’a girdi. Nablus'taki çatışmalarda 5, Refah'ta ise 1 Filistinli ölürken, Nablus'ta çok sayıda Filistinli gözaltına alındı.

Nablus harekatının, İsrail’in 20 Haziran’dan başlayarak Batı Şeria’daki 8 büyük kenti işgal etmesinden sonra en büyük saldırı olduğu ifade edildi. Filistin lideri Yaser Arafat, BM’den derhal uluslararası müdahale istedi. Arafat, İsrail’in 100 tankla Nablus’a girmesi ve Batı Şeria’da evleri yıkmasının ardından, onlarca kişiyi evsiz bırakan yıkımlarını kınayarak, “bunun insanlığa karşı bir suç olduğunu” söyledi. Yaser Arafat, Ramallah’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, “BM’den derhal uluslararası müdahale istiyorum. Eğer askeri güç mümkün değilse, gözlemci göndermeliler” dedi.

03.08.2002


 

AB aşırı sağı, ortak politika peşinde

Avusturyalı aşırı sağcı lider Jörg Haider’in öncülüğünde geçtiğimiz hafta Klagenfurt kentinde gizlice bir araya gelen İtalya Kuzey Ligi partisi ve Belçika ayrılıkçı Flaman Vlaams Blok partisinin amacının AB’nin doğuya doğru genişlemesini durdurmak ve 2009’daki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ortak kampanya ve liste yapmak olduğu açıklandı.

Avusturyalı ırkçı Özgürlük Partisi’nden Haider’in ev sahipliği yaptığı toplantıya Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden sağcı birçok partinin çağrıldığı; ancak ilk etapta sadece İtalya ve Belçika’dan katılımın gerçekleştiği kamuoyuna yansıdı.

Ekimde de toplanacaklar

Avusturya Başbakan Yardımcısı ve Özgürlük Partisi Başkanı Susanne Riess Passer, Haider’in Kuzey Ligi ve Flaman Vlaams Blok partileriyle gizlice toplantı yapmasına karşı olmadığını açıklayarak, “Zaten bu partileri uzun yıllardır tanıyoruz.” yorumunu yaptı. Passer, işbirliği yapmak istedikleri partiler arasında aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi’nin de bulunduğunu ifade ederek, hedeflerinin Fransız ırkçı lider Jean–Marie Le Pen’in Ulusal Cephe partisinin de içinde bulunduğu geniş çaplı bir birliktelik olduğunu söyledi. Klagenfurt’taki gizli toplantıyı organize eden Andreas Mölzer ise toplantıya Danimarka Halk Partisi'ni de davet ettiklerini; ancak kimsenin katılmadığını belirterek, “Önümüzdeki ekim ayında yapacağımız toplantıya katılacaklarını belirttiler. Ekimdeki toplantı daha organizeli bir şekilde olacak.” dedi.

Siyasi gözlemcilere göre, Danimarka Halk Partisi lideri Pia Kjaersgaard’un davete olumsuz bakmasının arkasında Haider’e olan kızgınlığı yatıyor. İki yıl önce seçimlerden ilk parti olarak çıkan Haider, kendisine destek vermek için Viyana’ya giden Kjaersgaard’a randevu vermemiş, durum Danimarka basını tarafından alay konusu yapılmıştı.

Aşırı sağ partilerin ekim ayında yapacakları toplantıda ele alınacak konuların başında Aralık’ta yapılacak olan Kopenhag Zirvesi’nde AB’nin doğuya doğru genişlemesini engellemek bulunuyor. Aşırı sağ partiler, ülke parlamentolarında bu yönde etkin çalışma ve Avrupa Parlementosu’nda da işbirline gitme konularını masaya yatıracak. Toplantıda uzun süreli hedef olarak 2009’daki Avrupa Parlementosu seçimlerine ortak liste ile girmek ve ortak kampanya yürütmek konusu görüşülecek.

Hasan Cücük / Kopenhag

03.08.2002


 

Denktaş: Kofi Annan yeni teklif getirmeli

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, 6 Eylül’de Paris’te yapılacak görüşmede, sorunun taraflarca çözümüne yardımcı olmanın ötesinde bir teklif ortaya koymaması gerektiğini söyledi.

Rum lider Glafkos Klerides ile doğrudan görüşmelerin 5. turunu dün tamamlayan Denktaş, Annan ile 6 Eylül’de yapılacak görüşmenin, doğrudan görüşmelerde yeni bir açılım yapıp yapmayacağına ilişkin bir soru üzerine, Genel Sekreter’in önüne konulacak belgeler doğrultusunda kendilerine bazı tekliflerde bulunacağını tahmin ettiğini, belirtti. Kaya Emiroğlu, Lefkoşa

03.08.2002


 

Dünya, ABD’nin Irak’ı vurma gerekçesini anlamaya çalışıyor

Saddam Hüseyin'in varlığının bile Irak'a saldırı için meşru bir zemin oluşturacağını dile getirmeye başlayan ABD içindeki şahinler, Bush yönetimini her ne pahasına olursa olsun savaşa girmeye zorlarken, dünya ise ABD'nin harekât gerekçesini ve amacını anlamaya çalışıyor.

ABD, adım adım Irak’a operasyon hazırlığı yaparken, tüm dünya muhtemel bir saldırının gerekçelerini anlamaya çalışıyor. ABD’nin en yakın müttefikleri bile ancak BM Güvenlik Konseyi kararıyla Irak’a bir operasyon düzenlenmesini kabul edeceklerini belirtiyor.

ABD basınına yansıyan iddialara göre ABD’nin muhtemel bir operasyonunu haklı kılacak başlıca sebepler şunlar:

1– Irak lideri Saddam Hüseyin kimyasal silah üretiyor ve nükleer silah bile üretebilir.

2– Saddam Hüseyin bölgedeki ABD çıkarlarını tehdit ediyor ve ABD’yi sevmiyor. Hatta ABD’ye bile saldırabilir.

3– ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiki İsrail için tehdit unsuru. Filistinli intihar komandolarının ailelerine 25 bin dolar yardımda bulunuyor.

4– Saddam Hüseyin, halkına karşı kimyasal silah kullanmaktan çekinmeyecek kadar deli. Daha önce İran ve Kuveyt’i işgal etti.

5– Saddam Hüseyin, 11 Eylül terör eylemleriyle bağlantılı ve hatta El Kaide üyelerini topraklarında barındırıyor.

ABD’nin etkili bazı isimleri ise yazdıkları makalelerde, Saddam’ın varlığının bile ABD’nin bir operasyon düzenlemesi için yeterli bir sebep olduğunu vurgulamaktan çekinmiyor. ABD Dışişleri ve Savunma bakanlıklarında görev yapan, Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) Ortadoğu uzmanı Anthony Cordesman, ABD’nin Irak’la, kışkırtmaları, terörle bağlantıları ve kimyasal silah elde etmesinden değil, Saddam gibi bir liderden dolayı savaşabileceğini yazdı.

Türkiye’ye gözdağı verilmeli

‘Her şeye rağmen, biz bu operasyonu gerçekleştirmeliyiz; çünkü o dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ının merkezinde oturuyor.’ ifadesini kullanan Cordesman, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bölge ülkelerine üslerini kullandırması için gözdağı verilebileceğini ve baskı uygulanabileceğini dahi belirterek, ABD’nin gerçek tek müttefikinin İngiltere olduğunu ifade ediyor.

Uzmanlar ise öne sürülen bu tezlerin ABD’nin hiçbir şekilde Irak’a bir operasyon düzenlemesini meşru kılmadığı görüşünde:

1– Irak’ın kimyasal silah ürettiğine dair bilgi hem CIA, hem de BM Silah Denetleme Kurulu (UNSCOM) raporlarında mevcut değil. Ayrıca kimyasal silah türevlerini hemen hemen dünyadaki tüm ülkelerin basit metotlarla üretebileceği belirtiliyor. Irak’ın nükleer silah üretebileceği iddiaları ise hiçbir kaynak tarafından doğrulanmıyor.

2– Dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi Irak, aynı zamanda dünya rezervlerinin yüzde 60’ından fazlasını barındıran Körfez bölgesinin tam kalbinde yer alıyor. ABD, kontrol altına alabileceği bir Irak’la bölge petrollerini denetimine almak istiyor.

Irak lideri Saddam Hüseyin’in ABD’yi sevmemesi savaş sebebi olamaz. Dünyada ABD’ den en çok nefret eden kişi Küba lideri Fidel Castro. Küba da ABD kıyılarına sadece birkaç yüz mil mesafede yer alıyor. Irak’ın herhangi bir şekilde ABD hedeflerine saldırabilecek füze sistemi ise mevcut değil.

3– Irak da en fazla diğer Arap ülkeleri kadar İsrail için bir tehdit unsuru. Irak’ın Filistinli intihar komandolarına yardım ettiği iddiaları doğru olsa bile, ABD’nin en yakın müttefiki Suudi Arabistan’ın da intihar komandolarının ailelerine parasal destek verdiği ABD istihbarat raporlarında dahi yer alıyor.

4– Bir ülkenin kendi halkına zarar vermesi, başka ülkelerin müdahalesini gerektirmiyor. Irak’ın İran ve Kuveyt’i işgal etmesi ise tamamen ABD silahlarıyla mümkün oldu. ABD yıllarca Saddam Hüseyin’e silah sattı ve CIA de Irak liderini pek çok konuda yönlendirdi.

5– Saddam’ın El Kaide ve 11 Eylül terör saldırısıyla bağlantılı olduğunu öne süren bazı ABD’li yetkililere rağmen, bizzat CIA ve FBI bu konuda hiçbir delilin bulunmadığını belirtiyor.

Prag dosyası yeniden açılıyor

Bu arada, Los Angeles Times gazetesi, Beyaz Saray’ın 11 Eylül saldırılarını planladığını öne sürdüğü Muhammed Atta–Irak bağlantısını yeniden gündeme getirdiğini yazdı. Salı günü ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de Irak ile El Kaide arasında bir bağlantı olduğunu öne sürmüş; ancak konu hakkında detaylı bilgi veremeyeceğini belirtmişti.

İddiaya göre 11 Eylül saldırısından önce Atta ve Iraklı bir ajan, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da bir araya geldi. Uzmanlar, Washington’ın bu iddiayı yeniden gündeme getirerek hem kendi kamuoyunda hem de uluslararası camiada haklılığını ortaya koymaya çalıştığını ileri sürüyor.

ABD’nin Irak’a ne şekilde olursa olsun saldırmasını isteyen ABD’li şahinler, Irak’ın BM silah denetçilerini kabul etmesi durumunda bile, bunun bir oyun olacağını ve Saddam’a bu şekilde vakit kazandırılmaması gerektiğini savunuyor.

Dış Haberler Servisi

03.08.2002


 

INC’yi bundan böyle Pentagon finanse edecek

Pentagon, bir dönem Saddam rejimini devirmek için görevlendirilen Irak Milli Kongresi'nin (INC) finansman işini Dışişleri Bakanlığı'n- dan devraldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı ile arasında soğuk rüzgarlar esen Iraklı muhalif grup Irak Milli Kongresi’nin (INC) gizli operasyonlarını finanse etme işini Savunma Bakanlığı (Pentagon) üstlenecek.

Konuyla ilgili olarak Washington Post gazetesinde dün yer alan haberde, Londra merkezli INC’nin bazı fonlarının Pentagon tarafından karşılanması konusundaki anlaşmanın geçtiğimiz hafta sağlanmasına karşın, Iraklı 6 muhalif liderin Washington’a davet edilmesinin Savunma ve Dışişleri bakanlıkları tarafından ortak olarak gerçekleştirildiği kaydedildi.

9 Ağustos’ta yapılması beklenen toplantıya INC Başkanı Ahmed Çelebi de davet edilmişti. Gelecek hafta yapılacak olan toplantı, Iraklı muhalif gruplar arasındaki kronik çekişmeleri sona erdirmeyi amaçlıyor. INC’nin finansmanında yapılan değişiklik konusunda Dışişleri ve Pentagon yetkilileri herhangi bir yorumda bulunmazken Washington Post’a konuşan Iraklı muhalif gruplara yakın kaynaklar, anlaşmayı ABD’nin Saddam Hüseyin yönetimine karşı muhalifleri bir cephede toplama çabaları açısından bir dönüm noktası olarak tanımladı.

ABD Dışişleri ile INC, bu grubun bilhassa Irak’taki muhalifleri cezbetme ve Bağdat’ın faaliyetlerine ilişkin bilgi toplama işlerinde Amerikan paralarını düzenli kullanmadığı gerekçesiyle açık bir çekişme içine girmişti. Dışişleri Bakanlığı, banka hesaplarındaki düzensizlikler nedeniyle, bir harcama anlaşması sağlanana kadar INC’ye ayrılan 8 milyon dolarlık fonu dondurmuştu.

Amerikan Dışişleri’nin, güvenilir bulmadığı için INC tarafından Irak konusunda sunulan bilgilere temkinli yaklaştığı belirtiliyor. Pentagon’un sıcak yaklaşımı nedeniyle INC’nin bilgileri ilk olarak Savunma Bakanlığı’na sunduğu ve bunun da Dışişleri Bakanlığı’nda ‘neden ödemeyi biz yapıyoruz?’ sorusunu akla getirdiği kaydediliyor.

ABD Savuma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’in Ankara’da temaslardu bulunduğu tarihlerde INC lideri Ahmed Çelebi, gizli bir şekilde Türkiye’ye gelmiş ve Çelebi’yi Wolfowitz’in bizzat çağırdığı öne sürülmüştü. Çelebi önderliğindeki INC’nin 1995’te Saddam Hüseyin’e karşı bir darbe girişiminde bulunduğu; ancak bunda başarılı olamadığı iddia edilmişti. Dış Haberler Servisi

03.08.2002


 

Kürt Parlamentosu mercek altında

Talabani ve Barzani'nin kurmakta anlaştığı Kürt Parlamentosu, Ankara tarafından incelemeye alındı. Türkiye bu tür oluşumlara karşı çıkıyor.

Kuzey Irak’ta söz sahibi iki Kürt grubunun kurmaya çalıştıkları parlamento Türkiye tarafından incelemeye alındı. Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYP) ve Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) ile diğer küçük grupları kapsayan ilk parlamento 1992 yılında kurulmuş; ancak Türkiye bu oluşuma sıcak bakmamıştı. Konuya ilişkin olarak IKDP lideri Mesud Barzani’nin özel temsilcisi Dr. Roj Nuri Şawin, üç gün önce IKYB lideri Celal Talabani ile görüştü. Dr. Roj, ilk parlamentonun da başbakanlığını yürütüyordu.

Barzani ile Talabani’nin temsilcileri arasında parlamento kurulması yönündeki karar Washington Anlaşması’na dayandırılıyor. Parlamento iki Kürt grubun yanısıra pek çok küçük grubu da ihtiva ediyor. Parlamento içerisinde Türkmen gruplar bulunmuyor.

Kürt gruplar arasındaki ilk parlamento 1992 yılında kurulmuştu. Parlamentonun kuruluş aşamasındaki görüşmelere Irak Türkmen Cephesi (ITC) de katılmış; ancak istekleri tam olarak karşılanmayınca bu oluşumu protesto etmişti. İlk parlamentonun başbakanlığını IKDP adına Dr. Roj Nuri Şawin, başbakan yardımcılığını ise IKYP adına Kosrat Rasul üstlenmişti. ITC, parlamento içerisinde 3 bakanlık 3 bakan yardımcılığı istiyor. Ancak bu istekleri ‘diğer gruplar buna yanaşmaz’ gerekçesiyle o dönemde geri çevrildi. Erbil merkez olmak üzere görev yapan Parlamento, 1994 yılında Barzani ve Talabani peşmergeleri arasındaki silahlı çatışmalar üzerine dağıldı. Ankara, Zaman

03.08.2002


 

Bağdat, BM silah denetçisini davet etti

ABD’nin muhtemel bir Irak operasyonunun en temel gerekçelerinden biri olarak saydığı kimyasal silahların denetimi için Bağdat, BM silahlar başdenetçisi Hans Blix’i topraklarına davet etti.

Irak Savunma Bakanı Naci Sabri tarafından BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderilen mektupta, Blix’in Bağdat’a davet edildiği belirtildi. Mektupta, başdenetçi Blix ve kendisine bağlı uzmanları, “izleme ve denetleme faaliyetlerinin yeni aşaması için sağlam bir temel oluşturmak ve bu aşamadan daha da ileriye gitmek amacıyla” Irak’ta görmekten memnuniyet duyulacağı mesajının iletildi kaydedildi.

BM, davetle iglili tavrını haftaya belirleyecek. BM, Irak’ın görüşme şartlarının, Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyuşmadığını, bu konuda pazartesi günü Konsey üyelerine danışılacağını bildirdi. BM’deki Amerikan temsilciliği sözcüsü Richard Grenell, mektubun Güvenlik Konseyi’ni “ilgilendirmediğini” belirterek, “Konsey Irak’la ilgili birçok karar almıştı. Şimdi bunların uygulanmasını bekliyor” dedi. Rusya ise karardan memnun. Dış Haberler Servisi

03.08.2002


 

Berger’den uyarı: Ankara Kürtlere saldırabilir

ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Sandy Berger ve askeri danışman emekli Albay Scott Feil, Irak’a başarılı bir askeri operasyon düzenlendikten sonra Amerikan ordusunun “kayda değer bir zaman için” ülkede kalması gerekeceğini söyledi.

Önceki gün ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde konuşan Berger, Saddam’ı devirme amacına ulaştıktan sonra, Türkiye’yi çok rahatsız edecek şekilde Iraklı Kürtlerin bir çeşit bağımsızlık ilan edebileceğinden endişe edildiğine işaret etti ve “Türkler, bu durumda tehdit edildiklerini hissederek Kürtlere karşı harekete geçebilir.” dedi. Feil de, ABD'nin Irak'ta 5–6 yıl kalması gerekeceğini söyledi. Washington, aa

03.08.2002


 

Salih: Irak’ta yeni bir diktatör istemiyoruz

Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani’nin kontrolündeki bölgenin yerel hükümet başkanı Behram Salih, Irak’ta yeni bir diktatörü istemediklerini söyledi.

Salih, Kuzey Irak’taki son durum, muhtemel bir Irak operasyonunun sivillere etkisi konularında Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile görüştü. Salih dün önce Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay yetkilileri ile görüştü. Görüşmelerde, Türkiye, federasyona karşı olduğunu net bir şekilde muhatabına aktardı. Salih ise federasyon fikrinin sadece kendilerine değil, tüm Irak muhalefetine ait olduğunu iddia etti. Salih ABD'deki Iraklı muhalifler toplantısı için bugün Washington’a gidecek. Salih Boztaş, Ankara

03.08.2002


 

Vietnam’a gitmeyen Bill Clinton: İsrail için ölürüm

ABD’nin eski Başkanı Bill Clinton, “Irak’ın İsrail’e saldırması halinde bir tüfek kapıp savaşacağını ve öleceğini” söyledi.

New York Post gazetesinin manşet haberine göre, Clinton Kanada’nın Toronto kentinde pazartesi gecesi Yahudi çocukları yararına düzenlenen bir yemekte yaptığı konuşmada, “Eğer Irak Ürdün Nehri’ni geçerse, tüfeği kaptığım gibi sipere girer, savaşır ve ölürüm” deyince, toplantıya katılan 350 kişi tarafından çılgınca alkışlandı. Vietnam savaşına karşı olan eski Başkan Clinton, o dönemde askere gitmemişti. New York, aa

03.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
03 Ağustos 2002


Zaman Spor

Dış Haberler

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.