Saddam Hüseyin'in varlığının bile Irak'a saldırı için meşru bir zemin oluşturacağını dile getirmeye başlayan ABD içindeki şahinler, Bush yönetimini her ne pahasına olursa olsun savaşa girmeye zorlarken, dünya ise ABD'nin harekât gerekçesini ve amacını anlamaya çalışıyor.
ABD, adım adım Irak’a operasyon hazırlığı yaparken, tüm dünya muhtemel bir saldırının gerekçelerini anlamaya çalışıyor. ABD’nin en yakın müttefikleri bile ancak BM Güvenlik Konseyi kararıyla Irak’a bir operasyon düzenlenmesini kabul edeceklerini belirtiyor.
ABD basınına yansıyan iddialara göre ABD’nin muhtemel bir operasyonunu haklı kılacak başlıca sebepler şunlar:
1– Irak lideri Saddam Hüseyin kimyasal silah üretiyor ve nükleer silah bile üretebilir.
2– Saddam Hüseyin bölgedeki ABD çıkarlarını tehdit ediyor ve ABD’yi sevmiyor. Hatta ABD’ye bile saldırabilir.
3– ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiki İsrail için tehdit unsuru. Filistinli intihar komandolarının ailelerine 25 bin dolar yardımda bulunuyor.
4– Saddam Hüseyin, halkına karşı kimyasal silah kullanmaktan çekinmeyecek kadar deli. Daha önce İran ve Kuveyt’i işgal etti.
5– Saddam Hüseyin, 11 Eylül terör eylemleriyle bağlantılı ve hatta El Kaide üyelerini topraklarında barındırıyor.
ABD’nin etkili bazı isimleri ise yazdıkları makalelerde, Saddam’ın varlığının bile ABD’nin bir operasyon düzenlemesi için yeterli bir sebep olduğunu vurgulamaktan çekinmiyor. ABD Dışişleri ve Savunma bakanlıklarında görev yapan, Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden (CSIS) Ortadoğu uzmanı Anthony Cordesman, ABD’nin Irak’la, kışkırtmaları, terörle bağlantıları ve kimyasal silah elde etmesinden değil, Saddam gibi bir liderden dolayı savaşabileceğini yazdı.
Türkiye’ye gözdağı verilmeli
‘Her şeye rağmen, biz bu operasyonu gerçekleştirmeliyiz; çünkü o dünya petrol rezervlerinin yüzde 60’ının merkezinde oturuyor.’ ifadesini kullanan Cordesman, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bölge ülkelerine üslerini kullandırması için gözdağı verilebileceğini ve baskı uygulanabileceğini dahi belirterek, ABD’nin gerçek tek müttefikinin İngiltere olduğunu ifade ediyor.
Uzmanlar ise öne sürülen bu tezlerin ABD’nin hiçbir şekilde Irak’a bir operasyon düzenlemesini meşru kılmadığı görüşünde:
1– Irak’ın kimyasal silah ürettiğine dair bilgi hem CIA, hem de BM Silah Denetleme Kurulu (UNSCOM) raporlarında mevcut değil. Ayrıca kimyasal silah türevlerini hemen hemen dünyadaki tüm ülkelerin basit metotlarla üretebileceği belirtiliyor. Irak’ın nükleer silah üretebileceği iddiaları ise hiçbir kaynak tarafından doğrulanmıyor.
2– Dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi Irak, aynı zamanda dünya rezervlerinin yüzde 60’ından fazlasını barındıran Körfez bölgesinin tam kalbinde yer alıyor. ABD, kontrol altına alabileceği bir Irak’la bölge petrollerini denetimine almak istiyor.
Irak lideri Saddam Hüseyin’in ABD’yi sevmemesi savaş sebebi olamaz. Dünyada ABD’ den en çok nefret eden kişi Küba lideri Fidel Castro. Küba da ABD kıyılarına sadece birkaç yüz mil mesafede yer alıyor. Irak’ın herhangi bir şekilde ABD hedeflerine saldırabilecek füze sistemi ise mevcut değil.
3– Irak da en fazla diğer Arap ülkeleri kadar İsrail için bir tehdit unsuru. Irak’ın Filistinli intihar komandolarına yardım ettiği iddiaları doğru olsa bile, ABD’nin en yakın müttefiki Suudi Arabistan’ın da intihar komandolarının ailelerine parasal destek verdiği ABD istihbarat raporlarında dahi yer alıyor.
4– Bir ülkenin kendi halkına zarar vermesi, başka ülkelerin müdahalesini gerektirmiyor. Irak’ın İran ve Kuveyt’i işgal etmesi ise tamamen ABD silahlarıyla mümkün oldu. ABD yıllarca Saddam Hüseyin’e silah sattı ve CIA de Irak liderini pek çok konuda yönlendirdi.
5– Saddam’ın El Kaide ve 11 Eylül terör saldırısıyla bağlantılı olduğunu öne süren bazı ABD’li yetkililere rağmen, bizzat CIA ve FBI bu konuda hiçbir delilin bulunmadığını belirtiyor.
Prag dosyası yeniden açılıyor
Bu arada, Los Angeles Times gazetesi, Beyaz Saray’ın 11 Eylül saldırılarını planladığını öne sürdüğü Muhammed Atta–Irak bağlantısını yeniden gündeme getirdiğini yazdı. Salı günü ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de Irak ile El Kaide arasında bir bağlantı olduğunu öne sürmüş; ancak konu hakkında detaylı bilgi veremeyeceğini belirtmişti.
İddiaya göre 11 Eylül saldırısından önce Atta ve Iraklı bir ajan, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da bir araya geldi. Uzmanlar, Washington’ın bu iddiayı yeniden gündeme getirerek hem kendi kamuoyunda hem de uluslararası camiada haklılığını ortaya koymaya çalıştığını ileri sürüyor.
ABD’nin Irak’a ne şekilde olursa olsun saldırmasını isteyen ABD’li şahinler, Irak’ın BM silah denetçilerini kabul etmesi durumunda bile, bunun bir oyun olacağını ve Saddam’a bu şekilde vakit kazandırılmaması gerektiğini savunuyor.
Dış Haberler Servisi
|