İslamiyet’in yayılması
Hollanda’nın Metro gazetesinin yayınladığı bir araştırmaya göre, İslam Amsterdam’da birinci din oldu. Yaklaşık 700 bin nüfusluk Amsterdam’da nüfusun yüzde 13’ü Müslüman, yüzde 10’u Katolik, yüzde 5’i Protestan, yüzde 1’i Yahudi ve yüzde 12’si “diğer dinler”e mensup insanlardan oluşuyor. Nüfusun yüzde 59’u ise “hiçbir din”e bağlı değil.
Ancak bu yanıltıcı bir kategoridir; çünkü özellikle Protestanlığın yaygın olduğu kuzey ülkelerinde kendini hiçbir dinle irtibatlandırmayanların önemli bir bölümü aslında Hıristiyan. Bunlar kiliseye bağlı veya kiliseye kayıtlı olmadıklarından “dinsiz” veya “hiçbir dine bağlı olmayanlar” şeklinde tasnif ediliyorlar. Kiliseye kayıtlı olmayanların veya başka bir ifadeyle “kilisesiz Hıristiyanlar”ın belirgin özelliği küçük gruplar halinde bir araya gelip İncil okumaları ve okuduklarından anladıklarına göre günlük hayatlarını tanzim etmeye çalışmalarıdır. Kuzey ülkelerinde “dinsiz gruplar” içinde çok sayıda “ateist” olsa da, her geçen gün “kilisesiz Hıristiyanlar”ın sayısında da önemli bir artış gözlenmektedir.
Araştırma, Hollanda’da doğan her dört çocuktan birinin Müslüman olduğunu haber veriyor. Gelecekle ilgili kestirimlerde bulunanlara göre pek de uzak olmayan bir gelecekte İslam, Hollanda yanında bütün Avrupa’da hızla yayılan bir din konumuna gelecektir.
Hollanda veya Avrupa’da Müslüman nüfusundaki artış sadece dışarıdan gelen göç veya Müslüman ailelerdeki yüksek doğumdan kaynaklanmıyor, Avrupalılar arasında da Müslümanlığı kabul edenlerin sayısında önemli bir artış oluyor. 90’ların ortalarında sadece “Müslüman Hollandalı Bayanlar” örgütünün 2 bin kayıtlı üyesi vardı.
Benzer bir artışın Afrika’da geometrik bir hızla sürüyor olması, öteden beri bilinen bir gerçektir. Dünyanın en yoksul ve açlık tehdidiyle yüz yüze yaşayan insanlarının yaşadığı bu kıtada Kilise’nin çok etkili misyonerlik faaliyetlerine rağmen İslamiyet herhangi bir destekten yoksun olarak hızla yayılmaktadır. Özellikle çoğunluk yönetimleri altında büyük sıkıntılarla yaşayan etnik azınlıklar, çözülmekte olan geleneksel dinlere mensup olanlar ve herhangi bir dine bağlı olmayanlar İslamiyet’i seçiyorlar. Nüfus hareketleri ve demografik yapılar üzerinde çalışanlar gelecekte İslamiyet’in Afrika’nın en büyük ve yaygın dini olacağını söylüyorlar.
Amerika’da İslamiyet’in kaydetmekte olduğu hız çok daha şaşırtıcı. ABD’de yaklaşık 7 milyon Müslüman yaşamaktadır. 11 Eylül’den sonra Amerika’ya İslam dünyasından göç ve genel gidişte belli bir yavaşlama olsa bile, İslamiyet’in yayılmasında herhangi bir durgunluk yok; tam aksine manidar bir hız gözleniyor. CNN’de yayınlanan bir programda verilen bilgilere göre, 11 Eylül’den geçtiğimiz temmuz ayına kadar ABD’de tam 34 bin kişi İslamiyet’i kabul etmiş bulunmaktadır. Amerikan siyasetçileri ve onların eşliğinde İslam aleyhinde yayın yapan medyaya rağmen İslamiyet’in ABD yurttaşları arasında kaydettiği hız birçok bilim adamına şaşırtıcı gelmektedir.
Bunun elbette açıklanabilir sebepleri var. Nitekim konuyla ilgili çok sayıda araştırma yapılıyor, çeşitli açıklama modelleri geliştiriliyor. Ama ortada birçok kişiye şaşırtıcı gelen durum Müslüman ülkelerde, mesela Türkiye’de de yaşanıyor. Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Akçay beldesindeki Altın Körfez Tatil Sitesi’nde yaşayanların durumu bunun tipik örneklerinden biri sayılır. Bu sitede yaşayan insanlar “sabah ezanından rahatsızlık duydukları”nı beyan ederek ezan okunmaması için müftülüğe başvurmuşlar. 110 imzalı dilekçede site sakinleri “Biz ezan sesi duymak istemiyoruz. Sabahın 4’ünde yorgun argın geliyoruz –tabii eğlenceden– tam uykuya dalıyoruz, ezan okunmaya başlıyor. Burası turistik bir yer, ne gereği var ezana?” deyip ezan okunmamasını istiyorlarmış. (1 Ağustos 2002, ZAMAN)
Kimbilir, belki Türkiye’de vur patlasın çal oynasın yaşayanlar ezan sesini susturmak isterlerken, Batı’da ezan sesleri yükselecek, hem de minarelerden. Dünyada din değiştirenler olduğu gibi, din de mekan ve havza değiştiriyor.
03.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.bulac@zaman.com.tr
|