Adama göre mi forma, formaya göre mi adam?
Umarız ki hazırlık maçlarına büyük önem atfedenler sonuçları ve oynanan oyunun kalitesini gördükten sonra fikirlerini değiştirmişlerdir.
Eninde sonunda bir idman demek olan hazırlık maçlarını fazlaca ciddiye almak insanı kolaylıkla yanlış değerlendirmelere götürebilir. Adam denemek, sistem oturtmak, uyum sağlamak, dengeleri sağlamak derken gerçek manada sezon öncesi dönem zorlu bir dönemdir.
İşte kaliteli hoca burada devreye girer. Karar verilmesi gereken noktaya gelmeden tüm riskler alınır, notlar verilir ve sonrasında ısrar etme sürecine geçilir.
Olmak ya da olmamak sözcükleri boyut değiştirir ve "Adama göre mi forma yoksa formaya göre mi adam" günleri başlar. Konuyu şöyle de açabiliriz. Bir çok takımda alınan pahalı oyunculardan memnuniyetsizlik duyulabilir. Nispeten ucuz oyuncularda bu durum normal karşılanırken çuvalla para ödenen sporcularda duygular karışıktır. Acaba uyum süresi ne kadar sürecektir. Yoksa arkadaşları mı yıldız transfere anlayışsız davranmaktadır. Ya da paralar boşamı gitmiştir acep!
Hadi yöneticinin mazereti vardır. En iyi oyuncu alınmıştır, hocaya verilmiştir daha ne yapsınlar ki?
İşte hocanın karanlık günleri başlamıştır. Hem seyirci hem de yönetici pahalı transferi sahada görmek istemektedir. Hoca da bilmektedir ki, onu oynatsa takım maça 10 kişi başlayacak. Maazallah onsuz kazanamayacak olsa topun ağzına kendi gidecek. Adam sahaya çıkıp yürüse bu sefer niye adamı hazırlamadın yahut da hazır olmayan adamı niçin sahaya sürdün suçlamalarına maruz kalacak.
Halbuki sorunun cevabı basittir. Adama forma aranmaz, formaya adam aranır. Gelin görün ki ülkemizde bu kararı almak kolay değildir. Bir dakikanın içinde kendinizi sivil elbiselerle sokakta bulabilirsiniz.
Şimdi bir an için kendinizi F.Bahçe'de, Beşiktaş'ta hoca farzedin. Şu formlarıyla Ortega ve Zago'ya şans verir misiniz? Hayır vermem diyorsanız iyi ki hoca olmamışsınız yoksa bir süre sonra aç kalırdınız diyoruz.
Siz yoksa tüm takımlarda maç kadrosunu teknik direktörler mi kurar sanıyordunuz?
Netice itibarıyla şunu bilmelisiniz ki, hazırlık maçları ve sonuçları hiç mühim değildir. Yeter ki sonunda kadro seçimi iyi yapılabilsin ve çalışma dönemi boşa geçmiş olmasın.
03.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.uraz@zaman.com.tr
|