Sanat hayatında 47. yılını yaşayan Özdemir Erdoğan, İstanbul’daki en büyük açıkhava konserini bu akşam saat 21.00’de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda verecek. Erdoğan, sahneye, her biri kendi alanında ünlü olmuş müzisyenlerden oluşan bir orkestra ile çıkacak. Erdoğan, “Bu konser Türkiye’deki en iyilerin bir araya geldiği tek konser olacak.” diyor.
Türkiye’nin birçok şehrinde açıkhava sahnelerinde, antik tiyatrolarında konserler veren Özdemir Erdoğan, üç yıl sonra 50. sanat yılında aktif müzik hayatına nokta koyacak. Bir anlamda sanatçının sevenleri için bu akşamki konser, çok büyük bir fırsat. Erdoğan’ın orkestrasında, Laço Tayfa topluluğunun şefi Rüştü Şenlendirci (klarnet), Tarkan ve İzel’e konserlerinde eşlik eden Aydın Karabulut (davul), Moğollar’dan Uğur Dikmen (klavye), Yarkın Ritm Topluluğu’nun şefi Hayrettin Yarkın, Yıldıran Güz (ud) ve sanatçının oğlu Mehmet Can Erdoğan gibi isimler yer alıyor. “Böyle bir topluluğu parayla bile kimse toplayamaz. Konserde arkadaşlarımın kendi yeteneklerini sergilemelerine imkan vereceğim. Bu Türkiye’deki en iyilerin gösterisi olacak.” diyen Erdoğan, daha önce böyle büyük bir konser vermeyişini de herhangi bir yere mensubiyeti olmadığına bağlıyor. Erdoğan bu konuda şunları söylüyor: “Karakterim icabı mensubiyet hissimiz yok bizim. Bu bizim açımızdan avantajlı; fakat mesleki açıdan bugünkü trendlerde dezavantaj getiriyor. Medyatik değiliz. Arkamızda belirli bir grubun veya herhangi bir siyasal, sosyal, ekonomik bir grubun desteği de yok. Kendimize mahsus küçük yerlerde, bizi sevenlerle hayatımızı sürdürüyoruz. Konser verecek kişiler belirlenirken doluluk oranı hesaplanır ve yeni albüm çıkarmış veya popüler olan isimler seçilir. Konser için bana teklif geldiğinde 1996’dan beri yeni bir albüm çıkarmadığımı, dolayısıyla yeni bir çalışmam olmadığını söyledim. Organizasyon şirketi ‘biz orayı doldururuz’ dedi. Ben de kabul ettim.”
Yıllardan beri müzik yapmaktaki tek amacının Türkiye’de gerçek çok sesliliği yerleştirmek olduğunu belirten Özdemir Erdoğan, bunun için sürekli denemeler yaptığını; ama tabulara dokunduğu için tepki çektiğini söylüyor. “Ben zamanında ‘caz böyle de olabilir’, ‘Türk müziği, halk müziği, popüler müzik böyle de olabilir’ dedim ve öneriler sundum. Zaman içinde bütün söylediklerim, ortaya koyduğum kaideler, projeler ve söylemler, bugün birer birer karşıma çıkıyor. Hatta o dönemde beni acımasızca eleştiren insanlar gerçekleştiriyor projelerimi. 26 yıl önce başlattığım çizgi, bugün hâlâ popüler. Caz denince sadece Amerikan standartlarını bilen kişiler de bugün gitarıyla ‘Beyoğlu’nda Gezersin’i tıngırdatmaya başladı. Dünyadaki bütün müzikler 12 notanın çeşitli şekillerde düzenlenmesiyle ortaya çıkar. O bazen melodiye kontr olan bir bas sesi ilave edildiği takdirde melodinin yapısı bozulmaz. Müziğe çeşitli ilaveler yapılabilir ve müzik genişleyebilir. Biz ne koruyabiliyoruz ne yeniliyoruz.” diyor Özdemir Erdoğan.
Sanatçı, en son Zeki Müren’le ilgili söylediği sözlerle gündeme gelmiş ve tartışmalara neden olmuştu. Bu olayı hatırlatarak tüm tabulara karşı olduğunu ifade eden sanatçı “Tepki alıp almamak benim için mühim değil. Bir sanatçı 47 senedir hayatını bir şekilde idame ettiriyorsa, huylarından hiç vazgeçmeden aynı çizgide devam ediyorsa, 62 yaşından sonra değişmesi zaten mümkün değil. Korkum yok. Türkiye’nin Özdemir Erdoğan’dan öğreneceği daha çok şey var. Benim gibi düşündüğü halde konuşmayanların korkuları var.” diyor.
Yeni şarkılarla bir albüm çıkacak
Özdemir Erdoğan, 50. sanat yılına kadar aktif olarak müziğe devam etmeyi kendine hedef olarak belirlemiş. Yeni şarkılardan oluşan bir albümün yanı sıra bildiklerini gençlere doğru anlatabilmek için 2000’li yılları kapsayacak yeni çalışmalar yapıyor. Sesli ve görüntülü CD’lerle müzik eğitimi ve gitar dersleri vermeyi amaçlayan bir proje üzerinde çalışıyor. Bu CD’ler aracılığıyla gitara ve müziğe hevesli geniş kitlelere ve kurslara gitme imkânı olmayan uzak şehirlerde yaşayan gençlere bir şeyler öğretebilirse daha mutlu olacağını söylüyor. Erdoğan bir taraftan da eski konser kayıtlarını albüm haline getiriyor. Yeni şarkılarla birlikte elinde hazır 5 albüm var; ancak bunları piyasaya çıkarmak için Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve seçim atmosferinden biraz kurtulmasını bekliyor.
|
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen “Uluslararası Seramik Sempozyumu”, 8–27 Eylül 2002 tarihleri arasında İzmir’de yapılacak.
DEÜ’den yapılan açıklamada, Türkiye’de ilk olarak 1997 yılında DEÜ GSF Seramik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevim Çizer öncülüğünde gerçekleştirilen seramik sempozyumuna, bu yıla kadar 21 ülkeden, 40’ı yabancı, 12 Türk, toplam 61 sanatçının katıldığı belirtildi. İzmir’deki sempozyumda, Ege’nin antik seramiklerinin araştırılması sonucu üretilen antik “zinter” astarın da (terra sigillata) sanatçıların kullanımına sunulduğu bildirildi. Genç sanatçılarla uluslararası deneyimli ustaları bir araya getiren bu sempozyuma bu yıl İngiltere, Avusturya, Bulgaristan, Çin, Japonya, Slovakya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, İsveç, Yeni Zelanda ve ABD’den gelen sanatçılar katılacak. Sanatçılar için hazırlanan, kent gezisi programında, Selçuk ve Efes Antik Kenti ile Şirince Köyü, Ödemiş ve Birgi de yer alacak. Sempozyum kapsamında düzenlenecek serginin ardından, sanatçıların eserleri, DEÜ GSF Seramik Bölümü sergi salonunda sergilenecek. İzmir, aa
|