Seçimsiz gelen bağımsız bakanlar...
Meclis’ten seçim kararı çıkmasıyla Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanlarının yerine yeni isimler aranır ve 3 koltuğu doldurmaya niyetli olanlar da kulis yapmaya başlar. Bazıları ise sürpriz bir şekilde bu koltuğa kısa vadeli de olsa oturtulur.
Anayasa gereği bu üç bakanlık güya bağımsız kişilere kalacak. Daha önce bu koltukları dolduranlar ne kadar bağımsız olarak görev yaptılarsa bunlar da en az onlar kadar bağımsız olacak. Hatta yeni gelenlerin kısa sürede kendilerini atayanlara daha bağımlı olacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Şu hale bakın. Meclis, dünyayı şaşkına çeviren yasaları çok kısa sürede çıkarırken, diğer taraftan böylesine izahı zor hükümlerle devletin zirvesinde değişiklik yapılıyor.
Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP’tan birer bakan, bu partilerin liderleri tarafından önerilecek, cumhurbaşkanının da onaylayacağı kişilere, aynı siyasi yelpazedeki arkadaşlarına koltuklarını bırakacaklar. Böylece TC devleti daha sağlıklı idare edilerek seçime götürülecek.
1961 Anayasası’ndan kalan bir gelenek ne hikmetse değiştirilmeden, her seçim döneminde bu şekilde bir oyun oynanmasına daha ziyade gereksiz uğraşılara fırsat veriliyor.
Halbuki, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün, uzun bir süredir oturduğu koltuğundan 3 ay sonra kalkması yeni bir isimle 3 ay idare edilmesinden evladır. Bu dönemde bakanlık bir nevi atalet yaşayacaktır.
Diğer bakanlar için de durum bundan farklı değil. Ancak, bu uygulamanın hoş olmasa da tek güzel tarafı bakanlık koltuğunu istemeden terk edenlere, ardında bıraktığı bürokratların bazı güzellikler yapabilecek zamana sahip olmalarıdır. Görevinden alınanlar mahkeme kararıyla geri dönebilir, inanmadığı bir projeye imza atan, ayağını rahatça sürüyebilir vs. Özetle yeni bakan bakanlığı tanıyıncaya kadar, bakanlık onlarındır.
Fakat, bu üç bakanlık için gelişerek teamül haline gelmiş bir başka husus ise müsteşarların bakanlık koltuğuna oturmasıdır.
ANAP bu teamülü daha doğrusu İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen’in talebini geri çevirmeyerek, müsteşar Muzaffer Ecemiş’i bakanlığa atadı. Bu isimde anlaşılan ANAP olarak bir ittifak söz konusu. Acaba, diğer bakanlıkların müsteşarlıklarında ne gibi sıkıntılar söz konusuydu? Müsteşarı bakan yapmak, yani böyle bir teamül işlerin sağlıklı yürümesi için keşfedilmiş en ideal yoldur.
Aynı hükümette, İçişleri ve Ulaştırma bakanlıklarında üçüncü bakan değişikliği olduğu gerçeği de dikkate alındığında hadise daha da önem kazanıyor. İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan ve Ulaştırma eski Bakanı Prof. Dr. Enis Öksüz hükümet yoluna devam ederken bakanlık koltuğundan ayrıldılar. Yeniden, bakanlıkta yabancı isimlere görev vermek, bazı sıkıntıları beraberinde getirebilir. Takdir atayanların, karar onların. Ama bu uygulamanın son bulması gerekir.
Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün, ‘Bu uygulama, anlamını kaybetmiş ve kaldırılması gerekir.’ ifadesi yerinde bir tespit.
Peki, MHP neden Ulaştırma Bakanı Oktay Vural’ın talebini dikkate almadı? Yani onun istediği bir ismi, Müsteşar Yardımcısı Selçuk Coşkun’u bakan yapmadı?
Prof. Dr. Münir Kutluata, Ulaştırma Bakanlığı müsteşarı olmasına rağmen, Vural ile arası iyi olmadı. Bu sebeple Vural’ın BOTAŞ’tan tanıdığı BOTAŞ Vakfı Başkanı Selçuk Coşkun’u müsteşar gibi hareket etmek üzere müsteşar yardımcısı olarak atadı. Bize gelen bilgilere göre de Vural, Selçuk Coşkun’un Ulaştırma Bakanlığı koltuğuna oturmasını istedi. Maalesef Devlet Bahçeli buna sıcak bakmamış. Neden?
Şimdi Ulaştırma Bakanlığı koltuğuna aynı DSP’de olduğu gibi dışarıdan; Gazi Üniversitesi’nden bir değerli isim Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu oturacak. Aynı durum Adalet Bakanlığı müsteşarı için de geçerli. Belki de tarafsız bir isim derken, birbirine çok benzemeye başlayan MHP ve DSP, işi abartarak üniversiteden birer isim atamayı uygun görmüşlerdir. Bir nevi bu atamalara seçim yatırımı gibi bakmış da olabilirler. Vatandaşa, ‘ne kadar, tarafsız kişi atadılar!’ dedirtmek için bunu tercih etmiş olabilirler mi?.
Dileyelim, bu şekilde dışarıdan atamalı, bağımsız numaralı son bakanlarımız olsun. Kendi kendimizi kandırmanın âlemi yok.
06.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
g.simsek@zaman.com.tr
|