Tercihte son günler
Gelen onca e–mail’in arasından kafamı kaldırıp yazımı yazmaya başlayınca geride çok az gün kaldığını fark ettim. Önümüzdeki cuma günü , yani üç gün sonrası tercih formlarını teslim etmek için son gün. Ama üç gün, iki gün demeden son anda da olsa tavsiyelerime devam etmek istiyorum.
Okuduğunuz yazı nihayetinde bir gazete köşe yazısı. Çok teknik ayrıntılara girecek halim yok. Bu sebepten tercih yaparken karşılaşılabilecek farklı durumları hele bir de örneklendirerek anlatmamız mümkün değil ve aslında gerek de yok. Çünkü ülkenin hemen her yöresinde, ilçesinde ve hatta bucağında açılmış, kaliteli eğitim ve rehberlik veren yüzlerce dershanenin yanı sıra birçok okulda eskiye nisbetle bu konulara daha fazla eğilinmesi sonucu artırılan rehberlik faaliyetleri buna pek ihtiyaç da bırakmıyor. Bir üniversite adayı şayet çevresindeki bu imkanları güzel şekilde değerlendirebilirse tercih konusundan kendi şartlarına göre en iyi sıralamaları yapabilir kanaatindeyim.
Özellikle rehberlik servisi iyi işleyen, bütün öğrencilerine rehber–danışman öğretmenler tahsis eden dershaneler bu konuda en önde gelen kurumlar oluyor. Bu tür bir dershaneye devam etmiş bir adayın yapacağı en kötü şey ise kendisini, özelliklerini, isteklerini, başarılarını çok iyi bilen danışman bir öğretmeni varken çeşitli sebepler yüzünden tercih döneminde bu imkanı değerlendirememektir. Tatile çıkma, memlekete gitme, ihmal etme, sıcağı bahane etme, ben zaten yaparım düşüncesine girme, çok bilen akrabaların varlığı, zamanın darlığı, arkadaşlarına özenme gibi kabul edilebilir–edilemez bir çok sebep yüzünden zaten kısa olan bu dönemde onların fikrini almamak önemli bir eksikliktir. Rehber Abiniz konunun uzmanı, üstadı olabilir. Ama abiniz de herkese yetişemez ve sadece puanlarını görebildiği, kendisini tanımadığı birine sıralama konusunda istediği anlamda yardımcı da olamaz. Televizyonlarda uzman niyetine arzı endam edenler de habire puan hesabı yapıp çok kısa sürede fikir beyanında bulunurlar. Size bir faydaları olmaz. Aileniz ne kadar bilgili de olsa sizin hakkınızda hissî davranabilir. Daha önceden üniversite bitirmiş akrabalarınız yeni sistemdeki incelikleri kavrayamamış olabilirler. Bunların hepsinin fikrini almakla beraber yukarıda bahsettiğim bir uzman öğretmeniniz varsa son değerlendirmeyi onunla yapmanız, vereceğiniz en isabetli karar olacaktır. Bahsi geçen dershanelerin tatil döneminde olmalarına rağmen hemen bütün öğretmenleri de bu dönem süresince vazifelerinin başlarındadırlar.
Unutmayınız; tercihte birinci derecede önemli olan istek sıranızdır. Önce ne olmak istediğinizi tespit edecek, sonra da bunun için tercih edeceğiniz üniversiteleri, şehirleri belli edeceksiniz. Bütün bu değerlendirmeyi de aldığınız puana ve daha da önemlisi yüzdelik diliminize göre tartacak ve yerleşecek şekilde tercih yapmaya çalışacaksınız. Sevmediğiniz bir bölümü, okumak istemediğiniz üniversiteyi, gitmeyeceğiniz bir şehri yazmayınız.
Kılavuzdaki tablolarda yazan bazı bölümler hakkında yeterli bilginiz olmayabilir. Daha tanımını ve niteliklerini bile bilemediğiniz bölümleri yazarken (illa da yazacaksanız) çok dikkat etmeniz gerekir. En güzeli ise bilmediğiniz yerleri yazmamanızdır. Maalesef, birçok aday tercih ettiği ve hatta kazandığı bölümün ne işe yaradığını bilmemektedir. Bunun en büyük sebebi de hedeflenen bir yeri değil, herhangi bir yeri kazanmanın önemli hale gelmesidir.
Epiktetos’un sözü ile bitirelim: “ Çok istiyorsun ve hepsini elde edemiyorsun. Daha az iste, o zaman istediğin senin olur.”
06.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
rehberabi@zaman.com.tr
|