Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Üç bakanlıkta devir teslim yapıldı

Bağımsız bakanların işbaşına geldiği İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanlıklarında devir teslim töreni yapıldı. İlk tören İçişleri Bakanlığı’ndaydı. İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen görevini eski müsteşarı Muzaffer Ecemiş’e devretti.

Yücelen ve İçişleri Bakanlığı personeli, Ecemiş’i bakanlığa gelişinde törenle karşıladı. Yücelen, makam odasında gerçekleşen törende, İçişleri Bakanlığı’nda insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve vatandaş memnuniyetini esas alan bir zihniyetle çalışma yürüttüklerini, bu uygulamaların devam edeceğine inandığını kaydetti. Yücelen, devir teslim töreninden sonra Ecemiş ve bakanlık çalışanlarınca resmi törenle uğurlandı. Uğurlama esnasında ANAP Mersin il ve ilçe teşkilatlarından yaklaşık 15 otobüsle gelen partililer de hazır bulundu. Yücelen, sivil bir otomobille partili hemşehrileri ile ANAP Genel Merkezi’ne geçti.

‘Cezaevleri iyileştirildi’

İkinci devir teslim töreni Adalet Bakanlığı’ndaydı. Hikmet Sami Türk, devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, Adalet Bakanlığı’nın 57. hükümet döneminde Türk hukuk devriminin çağdaş düzeye getirilmesinde büyük görevler yaptığını, bu kapsamda bakanlığı ilgilendiren 36 yasanın çıktığını söyledi. Cezaevlerinin Türkiye’nin kanayan bir yarası olduğunu kaydeden Türk, cezaevi şartlarının hem fiziki hem de insani açıdan iyileştirildiğini ifade etti. Türk, konuşmasının ardından görevini Türkiye’nin ilk kadın Adalet Bakanı olan Aysel Çelikel’e bıraktı. Yeni Bakan Çelikel, ilk demecinde insan haklarına saygılı bir hukuk devletinde yaşamanın tüm dünya ülkelerinin özlemi olduğunu söyledi. Çelikel, “Ancak bu kolay bir olay değildir. Demokrasiyi ve insan haklarını kendi içeriğine ilişkin kurallarıyla uygulamak demokrasi kültürünü tam geliştiremeyen ülkelerde kolay bir olay değildir.” diye konuştu.

Türk, görevini Çelikel’e devrettikten sonra, bakanlık bürokratları ve personel tarafından alkışlanarak uğurlandı.

Ulaştırma Bakanlığı’ndaki devir teslim töreninde ise eski Bakan Oktay Vural icraatlarını anlattıktan sonra görevini Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu’na bıraktı. Yeni Bakan Naci Kınacıoğlu, basın mensuplarıyla ortaklaşa hizmetlerini sürdüreceğini söyledi. Eski Bakan Vural, devir teslim töreninden sonra kendi arabasına binerek bakanlıktan ayrıldı.

Ankara, Zaman

07.08.2002


 

YSK medyayı seçim yasakları için uyardı

YSK Başkanı Tufan Algan, seçimle ilgili yasağın bugün başlayacağını hatırlatarak, anket ve kamuoyu araştırmalarının yasak kapsamına girdiği uyarısında bulundu.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Tufan Algan, seçim sürecinin yarın (bugün) başlayacağını hatırlatarak, radyo ve televizyonlardan seçim süreci içinde yayın ilke ve yasaklarına uymalarını istedi.

YSK Başkanı Algan, seçim sürecinde radyo ve televizyonlarda uygulanacak kuralların belirlenmesi için dün RTÜK Başkanı Fatih Karaca’yla görüştü. Algan bir soru üzerine ittifakların seçim takvimini etkilemeyeceğini bildirdi. Bir partiyi ya da bir adayı öne çıkarıp onun hakkında devamlı yayın yapılmaması gerektiğine dikkat çeken Algan, kamuoyu araştırmaları, referandum ve anketlerin belli bir düzen içinde yapılmasının seçimin başlangıç tarihinden itibaren (7 Ağustos) yasak kapsamına girdiğini söyledi. Bu süreç içinde basın yayın kuruluşlarının halka doğru ve tarafsız bilgi aktarması gerektiğine işaret eden Algan, RTÜK’ün yayınların denetim ve kontrolünü yapacağını hatırlattı.

Listeler 9 Ağustos’ta askıda

Bu arada YSK, 3 Kasım’da ve daha sonra yapılacak seçimlerde, sandık seçmen listelerinin güncelleştirilerek kullanılmasına karar verdi. Karar Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı. Listeler 9 Ağustos Cuma günü askıya çıkarılacak ve 27 Ağustos Salı günü indirilecek. Listelere 29 Ağustos Cuma günü saat 17.00’ye kadar itiraz edilebilecek. Bu süre içinde şu kesimler listelere yazılmak için başvuruda bulunabilecek: “3 Kasım 1984 tarihinde ve ondan önce doğanlar, başka bir sandık seçmen listesinde yazılı olup da sürekli olarak oturmak amacıyla listenin askıya çıkarıldığı seçim (muhtarlık) bölgesine gelenler, sandık seçmen listesinde veya tutuklu seçmen listesinde kendisine ait bilgilerde yanlışlık veya eksiklik bulunanlar, taksirli suçlarla hükümlü ve tutuklu olduğu halde düzenlenen seçmen listelerine yazılmamış bulunanlar, askerlikten terhis olanlar, taksirli suçlardan hükümlü ve tutuklular.”

Kısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olanlar, izinli olsalar bile silah altında bulunan erler, onbaşılar ve kıta çavuşları ile askeri öğrenciler listelere yazılamayacak.

Ankara, Zaman

07.08.2002


 

Temmuzun en medyatik kişisi Hülya Avşar oldu

Show dünyası ünlüleri temmuz ayı değerlendirmesinde, yazılı basında hakkında çıkan 536 haberle Hülya Avşar en medyatik sanatçı oldu.

Ajans Press’in yaptığı araştırmaya göre Avşar’ı 427 haberle popçu Tarkan takip etti. Üçüncü İbrahim Tatlıses 417 haberle haziran ayı sıralamasındaki yerini korudu. Merhum Barış Manço ise 119 haberle 40’ıncı oldu. Hülya Avşar’la rekabet eden ve albüm satışlarıyla yarışan Gülben Ergen 405 haberle 4’üncü sırada, Sezen Aksu 5’inci sırada yer aldı. İlk 10’da yer alan isimlerden bazıları şöyle: Şovmen Mehmet Ali Erbil, manken Çağla Şikel, tiyatrocu Yılmaz Erdoğan, şarkıcı Mustafa Sandal ve Teoman. Bu yıl ilk kez Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek Müslüm Gürses 22’nci, Kemal Derviş’in oğlu ile nişanlanıp ayrılan Yasemin Kozanoğlu 43’üncü, Türk sanat müziği sanatçısı Muazzez Ersoy 60’ıncı, Müzeyyen Senar 69’uncu oldu. 100 kişinin isimlerinin yer aldığı listede en az haberi çıkan 10 kişi, Rafet El Roman, Esra Eron, Levent Kırca, Cansu Dere, Sevda Demirel, Aysun Kayacı, Mehmet Ali Alabora, Esra Balamir, Mazhar Fuat Özkan üçlüsü ve Nefise Karatay şeklinde sıralandı.

Ajans Press, bin 20’nin üzerinde gazete ve dergiyi takip ederek hazırladığı değerlendirmeyi her ay yapıyor. Firma, seçime yakın zamanda politikacılar üzerine bir değerlendirme yapmayı planlıyor.

Abdulhamit Yıldız / İstanbul

07.08.2002


 

‘Uzan kesinlikle Ürdün vatandaşı’

İçişleri eski Bakanı R. Kazım Yücelen, Uzan kardeşlerin Ürdün vatandaşlığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını söyledi.

Uzan kardeşlerin Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen resmi yazılar doğrultusunda vatandaşlıktan çıkartılma işlemlerinin başlatıldığını kaydeden Yücelen, “Bu konuda hiçbir tereddüt yoktur. Ürdün makamları da olayı doğrulamışlardır. Biz de kararnamemizi hazırlayarak Bakanlar Kurulu’na gönderdik. Artık söz siyasilerindir.” diye konuştu. 14 aylık süre zarfında bütün vatandaşlara eşit mesafede durduklarını ifade eden Yücelen, şunları kaydetti: “Şimdiye kadar başka ülkelerin vatandaşlığına Türkiye Cumhuriyeti’ne haber vermeden geçenler hakkında rutin işlemleri uyguladık. Adı geçen kişiler hakkında da Dışişleri Bakanlığı’mızın bize yazdığı resmi yazıyla ve vatandaşı olduğu ülkenin resmi gazetesiyle vatandaş oldukları anlaşılması üzerine her vatandaşa yaptığımız gibi, şimdiye kadar bütün örneklerinde olduğu gibi Bakanlar Kurulu’na tasvibe sunduk.”

Ankara, Zaman

07.08.2002


 

‘Polis tayinlerini ben yapmadım’

İçişleri eski Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Köpek Eğitim Merkezi’ne yapılan tayinler hakkında bilgisi olmadığını söyledi.

9 daire başkanını Meclis seçim kararı almadan önce değiştirdiğini belirten Yücelen, “Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı ekibinin dağıtıldığı ve Köpek Eğitim Merkezi’ne gönderildiği” yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Meclis olağanüstü toplanmadan önce kendisinin göreve geldiğinde atadığı daire başkanlıklarında bazı değişiklikler yaptığını söyledi. Atamalardan sonra gerçekleşen alt kademelerle ilgili tayinlerden haberi olmadığını kaydeden Yücelen, “Meclis’te seçim kararı alındıktan sonra herhangi bir evrak imzalamadım.” dedi. Emniyet’te 9 daire başkanından sonra Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nda görev yapan 5 müdürün tayini çıkarılmıştı. Bu müdürlerden 3’ü Köpek Eğitim Merkezi’ne gönderilmişti.

Ankara, Zaman

07.08.2002


 

Memurluk sınavının sonuçları açıklandı

Devlet memurluğuna ilk kez atanacaklar için 6–7 Temmuz 2002 günlerinde yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı’nın (KPSS) sonuçları açıklandı.

Adaylar sınav sonuçlarını, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)’nin “http:// kpss.osym. gov.tr” internet adresinden öğrenebilecek. ÖSYM Başkanı Dr. Fethi Toker, sınav sonuçlarıyla ilgili kısa bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada sınava kaç kişinin girdiği belirtilmezken, 2002–KPSS sonuç belgesinin adaylara postalanmaya başlanacağı ifade edildi. Sınav sonucunda A grubu olarak nitelendirilen öğretmenlik, müfettiş yardımcılığı, uzman yardımcılığı, kaymakam adaylığı, Dışişleri Bakanlığı’nın meslek memurluğu kadrolarına yerleşmek isteyenler, bu kadrolarla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının ilanlarını takip edecek. Bu kadrolar için başvurular duyuruda belirtilecek tarihler içinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna yapılacak. Bu kadroların dışında kalan ve kılavuzda B grubu olarak nitelendirilen kadrolar için ise ÖSYM’ye müracaat edilecek.

Ankara, Zaman

07.08.2002


 

Başsağlığına giden aile dönüş yolunda öldü

Mersin’de, ölen yakınlarının ailesine başsağlığı dilemek için Arslanköy beldesine giden karı–koca, dönüşte geçirdikleri trafik kazası sonucu öldü.

Jandarma yetkililerinden alınan bilgiye göre, Bayram Öngel (43) ve eşi Dursun Öngel (40), yıldırım düşmesi sonucu ölen yakınları Naime Karbele’nin ailesine başsağlığı dilemek için motosikletle Arslanköy beldesine gitti. Ziyaret dönüşü Bayram Öngel’in yönetimindeki plakasız motosiklet, Hangediği mevkiinde takla attı. Kazada, Bayram Öngel ile eşi Dursun Öngel, olay yerinde hayatını kaybetti.

Mersin, aa

07.08.2002


 

Nez adayının ailesi için suç duyurusu

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Hukuk Müşavirliği, “yeni Nez”i seçmek için düzenlenen yarışmaya katılan 15 yaşındaki M.T’nin ailesi hakkında suç duyurusunda bulunacak.

SHÇEK Hukuk Müşavirliği’nden bir yetkili, 18 yaşından küçük bir çocuğun bu şekilde lanse edilmesinin genel müdürlüğü ilgilendirdiğini ve hemen harekete geçtiklerini belirtti. Aile hakkında suç duyurusunda bulunmak üzere gerekli hukuksal girişimleri başlattıklarını kaydeden yetkili, ayrıca yarışmanın yapıldığı barla ilgili olarak yasal işlem başlatacaklarını ifade etti. Yetkili, “18 yaşına kadar bütün çocuklar korunmaya muhtaç statüsündedirler. Basında yer aldığına göre ailesi onu teşvik ediyor. Dolayısıyla ailesinin yapmadığı görevi bizim yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.

İstanbul, aa

07.08.2002


 

Yatılı ilköğretimliler lisede de yatılı okuyabilecek

Milli Eğitim Bakanlığı, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) ve Pansiyonlu İlköğretim Okulu’nda (PİO) eğitimlerini tamamlayan öğrencileri lisede de yatılı okutma kararı aldı.

Lisede yatılı okumak için daha önce YİBO ve PİO’lardan ‘iyi’ ve ‘pekiyi’ derecesiyle mezun olma şartı aranırken, bu sene ‘isteklilerin kontenjan ölçüsünde tamamı’ alınacak. Yatılı ilköğretimi bitiren öğrenciler istedikleri bir liseye gidebilecek, eğitimini devam ettirirken de bakanlığın yurt ve pansiyonlarında kalacak.

İlköğretim okulu bulunmayan veya öğrenci sayısı az olan kırsal kesimdeki öğrenciler, YİBO ve PİO’larda yatılı veya gündüzlü olarak eğitimlerini sürdürüyor. Geçen sene bu okulların 8. sınıfından 29 bin öğrenci mezun oldu. Bu öğrencilere lisede yatılı okumak isteyip istemediğine yönelik duyuru yapıldı. Yatılı okumak isteyen öğrencilerden okul tercihleri alınırken, önemli bir kısmının istedikleri okullara yakın yurt ve pansiyona kayıtlarının yapılması aşamasına gelindi. Geçen sene yaklaşık 2 bin öğrenci bu imkan için başvururken, bu sene bu rakam 17 bin 740’a ulaştı. Bu öğrencilerin en az 12 bininin lise eğitimi için yurt ve pansiyonlara yerleştirilmesi planlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Vekili Prof. Dr. İsmail Bircan, yatılı ilköğretim okullarına büyük önem verdiklerini söyledi.

İbrahim Asalıoğlu / Ankara

07.08.2002


 

Nazif Ülgen, Kürtçe kurs için ilk dilekçeyi verdi

Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde çıkarılan yasalarla ‘farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için özel kurs açılması’na izin verilmesinin ardından, kurs açma izni için ilk başvuru dün yapıldı.

English Fast Yabancı Dil Okulları Kurucusu Nazif Ülgen, Kürtçe kursu açmak için İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuru dilekçesi verdi. Ülgen başvuruyu, İsveç Upsala Üniversitesi’nde Kürt dili edebiyatı ve tarihi eğitimi alan Remzi Çakın ile yaptı. Dilekçeyi alan özel öğretimden sorumlu Şube Müdürü Nevin Çubukçuoğlu, başvurunun Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından değerlendirileceğini ve cevap verileceğini açıkladı.

Başvurunun ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Ülgen, dosyanın incelenerek Talim ve Terbiye Kurulu’na sunulacağını, kurulun programı uygun bulması durumunda birkaç ay içinde kursu açacaklarını söyledi. Başvurunun içeriği hakkındaki bir soru üzerine Ülgen, başvurunun müfredat, eğitim saatleri, kursta kullanılacak lehçe ve kursu verecek öğretmen ile ilgili bilgiyi içerdiğini, dosyada İsveç Upsala Üniversitesi mezunu Remzi Çakın’ın diplomasının da bulunduğunu belirtti.

Ülgen, İngilizce kurslarında yapılan çalışmaların aynısının Kürtçede de yapılacağını ifade ederek, “Biz dil eğitimi olarak olaya bakıyoruz. 30 yıldan beri yabancı dil eğitimi veren bir kurumuz. English Fast olarak bu programı ele aldık. Umuyorum ki bu çalışmalar birkaç ay içinde sonuç verir.” dedi. Ülgen, İstanbul, Ankara ve İzmir’deki 5 merkezde kurs açmayı planladıklarını kaydetti. En büyük problemlerinin öğretmen bulmak olduğuna işaret eden Ülgen, Türkiye’de Kürtçe öğretmeni yetiştiren kurum olmadığını, yurtdışındaki Kürdoloji Enstitüsü mezunlarından yararlanacaklarını söyledi. ‘Kürtçe dil öğrenmek için talep olup olmadığına’ ilişkin bir soru üzerine de Ülgen, ciddi bir talep olduğunu; ancak bu talebin kalıcı olup olmadığını zamanın göstereceğini söyledi. Başlangıçta bu talebin çok yüksek olacağını düşündüğünü dile getiren Ülgen, “Çünkü, Kürtçe şarkı ve türküler yasakken herkes peşinde koşuyordu. Serbest olunca bu talep bitti. Kürtçe dil kursu talebinde de bir süre sonra aynı durum yaşanabilir.” diye konuştu.

Ülgen, ‘kurs talebinin kimlerden geldiğine’ ilişkin soru üzerine, daha çok annesi ve babası Kürt olup Kürtçe bilmeyen ikinci jenerasyon çocuklardan geldiğini söyledi. Ülgen kendilerine bugüne kadar telefonla 15–20 kişinin kurs için müracaat ettiğini; ancak izin alınmadığı için kayıt almadıklarını belirtti. Ülgen bir soru üzerine de kendisinin de Kürt kökenli olduğunu belirterek, “Çocuğumun öncelikle İngilizce öğrenmesini istiyorum. ‘Benim kültürümdür’ diyerek Kürtçe öğrenmek isterse, öğreneceği bir yerin olmasını insan hakları cephesiyle baktığımda arzu ediyorum.” dedi.

Öğretmen Remzi Çakın, Türk vatandaşı olduğunu, Kürtçe ile 20 yıldır uğraştığını ve dili kültürel bir lezzet olarak gördüğünü söyledi. Çakın, Kürtçede farklı lehçeler olduğunun hatırlatılması üzerine, ağırlık ve egemen olan lehçenin ‘Kurmançi’ olduğunu, kursun bu lehçeden verileceğini kaydetti.

İstanbul, aa

07.08.2002


 

‘Devletin korsan Kürtçe yayın yapması, yasanın gerekliliğinin göstergesi’

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde Meclis tarafından anadilde yayının kabul edilmesi, bölgedeki yayıncı ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri tarafından ‘geç alınmış bir karar’ olarak değerlendirildi.

Kuruluş yetkilileri, TRT frekansı üzerinden illegal olarak Kürtçe ve Zazaca yayın yapan Diclenin Sesi Radyosu’nun bulunmasının da, düzenlemelerin geç kaldığının göstergesi olduğuna dikkat çekti.

Aktüel Radyo Televizyonu (ART) sahibi Nezahat Dağtekin, sadece Kürtçe şarkı yayınladıkları için haklarında 3 ayrı dava açıldığını hatırlatarak, “Ancak öte taraftan devletin bilgisi dahilinde Kürtçe yayın yapan bir radyonun varlığından haberdar olduk. Devlet kendi koyduğu yasağı illegal bir şekilde kendisi deldi. Halbuki bu konuda girişimciler serbest bırakılsaydı, belki bugün bütün bu acılar yaşanmayacaktı. Yeni çıkan yasayla birlikte devletin radyosu da illegallikten kurtuldu. Bizim de Kürtçe yayın konusunda çalışmalarımız var.” dedi.

Diyarbakır Genç İşadamları Derneği (DİGİAD) Genel Başkanı Behçet Balık, Meclis’in, aldığı kararla devletin bilgisi dahilinde gayri resmi yayın yapan bir radyoyu resmi bir zemine oturttuğunu söyledi. Bu durumun, söz konusu yasanın ne kadar gerekli ve önemli olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Balık, şöyle konuştu: “Artık bundan sonra büyük bir toplumsal değişim yaşanacaktır. Yasakların fayda getirmediğini gördük. Çünkü devletin bir birimi, ihtiyaç duyduğu için bir etnik grubun dilinden yayın yaparak, onlara ulaşmaya çalışmış ve kendi isteklerini dertlerini anlatmış. Devlet aslında bu resmi yollarla yapsaydı belki geçmişte yaşanan acılar olmazdı.”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Av. Osman Baydemir ise Dicle’nin Sesi Radyosu’nu öğrencilik yıllarında çok dinlediğini, sevdiği şarkıların yayınlandığını söyledi. Zamanla insanların radyonun yayınından rahatsız olmaya başladığını savunan Baydemir, “Ayrıca ‘Devlet bize küfredecekse neden bizim dilimizle küfrediyor? Türkçe ile de küfredebilir.’ şeklinde tepki bile gösterdi. Dicle’nin Sesi Radyosu aslında devletin bir dili nasıl kabul ettiğinin bir kanıtıdır. Aynı zamanda o dilde yayın yapmanın ihtiyaç olduğunun farkında ki korsan da olsa Kürtçe yayın yapmış. Ancak devlet hem bu ihtiyacın farkındaydı hem de yasaklıyordu. Şimdi atılan tarihi adımla devlet yanlışından döndü.” şeklinde konuştu.

Diyarbakır Sanayici İşadamları Derneği (DİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeymus Akbaş da ihtiyaç hissedildiği için yasak olan dilde yayın yapıldığını kaydetti.

Mehmet Gökçe / Diyarbakır

07.08.2002


 

Başsavcı Emin Özler: Öcalan’ın ayrıcalığı yok

Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Emin Özler, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın köşkte değil, tek kanallı radyonun bulunduğu bir hücrede kaldığını, diğer mahkumlardan hiçbir ayrıcalığı olmadığını söyledi.

Başsavcı Özler, Başbakan Yardımcısı ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, AB uyum yasaları kapsamında idam cezasının kaldırılmasının ardından yaptığı “Öcalan’ı İmralı’daki köşkten alın F tipine koyun.” açıklamasına cevap verdi. Öcalan’ın diğer mahkumlardan hiçbir ayrıcalığının olmadığını anlatan Özler, “Öcalan, tek kanallı radyo dinliyor. Televizyonu yok. Diğer mahkumlura verilen günlük 2 milyon lira iaşe veriliyor. Türkiye hukuk devletidir. Cezaevinde görevli personele sağlık hizmeti veren doktor, gerektiğinde Öcalan’a da sağlık hizmeti vermektedir. Öcalan’ın ‘özel’ doktoru yoktur. Diğer mahkumlardan ayrı muamele yapılması söz konusu değildir.” dedi. Abdullah Öcalan’ın sadece haftada bir gün kendilerinin uygun gördüğü zaman dilimleri arasında avukatları ile görüştüğünü vurgulayan Başsavcı Özler, Öcalan’ın yakınlarının da zaman zaman cezaevini ziyaret ettiğini kaydetti. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Bahçeli’nin “Öcalan köşkten alınsın F tipine konulsun” açıklamasının ardından Adalet eski Bakanı Hikmet Sami Türk, “Öcalan güvenlik açısından İmralı’da tutuluyor.” demişti. Öcalan yakalanmadan önce İmralı Cezaevi’nde yaklaşık 200 iyi halli mahkum kalıyordu.

Fatih Karakılıç / Bursa

07.08.2002


 

Şehit yakınları, idamı kaldıran 256 milletvekiline kına gönderecek

İdamın kaldırılmasını protesto amacıyla renkli eylemler yapacaklarını belirten şehit aileleri, “Oylamada butonlara bastıkları parmaklarına yaksınlar diye vekillere kına hediye ediyoruz.” diyor.

Şehit yakınları, Avrupa Birliği (AB) Uyum Yasaları çerçevesinde idamın kaldırılmasına yönelik tepkilerini sürdürüyor. Gaziantep’teki gazi ve şehit aileleri, Türkiye Büyük Millet Meclis’nde (TBMM) idamın kaldırılması yönünde oy kullanan 256 milletvekiline ellerine yakmak üzere kına gönderecek. İzmirli şehit aileleri ise, bugün kararı protesto için Konak Meydanı’nda miting yapacak.

Türkiye Gaziler Vakfı (TGV) Gaziantep Şubesi ve Gaziantep Şehit Aileleri Derneği’nin dün ortaklaşa düzenlediği basın toplantısında, kınanın paket halinde vekillerin adreslerine yollanacağı açıklandı. TGV Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Yeter, açıklamayı, bir tabak kınanın üstüne konulan, “Hain terör örgütü elebaşısının idamının kaldırılması için ‘evet’ diyen 256 milletvekilinin yoğun çalışmalarında, idamın kaldırılmasında ‘evet’ tuşuna basan kutsal parmaklarına yakmak içindir.” şeklindeki yazıyı önüne alarak yaptı. Anayasa’nın 3. maddesi olan ‘Türk devleti, ülkesi ve milletiyle bir bütündür. Dili Türkçedir.” hükmünü hatırlatan Mehmet Yeter, 256 milletvekilini Atatürk’e şikayet etti. Yeter, devletin ilgisizliğini unutmayacaklarını belirterek, “Sandıkta hesap soracağız.” dedi.

Mehmet Yeter, milletvekillerine kına gönderilmesinin gerekçesini şöyle açıkladı: “Bizler bayramlarda ve askere gönderdiğimiz çocuklarımızın ellerine kına yakarız. Bu nedenle çok yoğun bir şekilde çalışan milletvekillerinin, Apo’nun idamını kaldırmak için oylama sırasında butonlara bastıkları o kutsal parmaklarına yaksınlar diye kına hediye ediyoruz.” Toplantı sırasında hazır bulunan şehit annelerinin gözyaşlarını tutamadığı gözlendi.

Öte yandan, İzmirli şehit aileleri, bugün idamın kaldırılmasını protesto etmek için Konak Meydanı’nda miting gerçekleştirecek. İzmir Şehit Aileleri Derneği Başkanı Yavuz Alphan, şehit yakınlarıyla düzenlediği basın toplantısında, AB uyum yasalarının Türk milletinin güveninin sarsılmasına ve kafasında soru işaretleri oluşmasına sebep olduğunu söyledi. Alphan, 35 derneğin üye olduğu Dernekler Birliği’nin Konak Meydanı’nda, idamın kaldırılmasına tepki mitingi düzenleyeceğini açıkladı.

Bu arada, çeşitli illerdeki şehit ailesi dernekleri düzenledikleri toplantılarla, idam cezasının kaldırılmasını protesto etti. Sivas Şehit Aileleri Derneği ile Samsun Güvenlik Kuvvetleri Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi şehit yakınları, ‘Devlet Övünç madalyalarının iade edileceğini açıkladı.

Mehmet Şahin, İsa Sezen / Gaziantep, İzmir

07.08.2002


 

‘İdam cezasının kalkması ulusal çıkarlarımıza uygun’

Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde idam cezasının kaldırılmasının ulusal çıkarlarımıza uygun olduğunu söyledi.

Terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan’ın asılıp asılmaması konusunda ulusal çıkarların teraziye konması lazım geldiğine dikkat çeken emekli Orgeneral Yirmibeşoğlu, böyle bir durumda asılmamasının ulusal çıkarlarımıza uygun düştüğünü vurguluyor. Emekli Orgeneral Yirmibeşoğlu, ağırlaştırılmış ömür boyu hapsin daha büyük bir ceza olduğunu belirterek, konuya şöyle açıklık getiriyor: “Ancak bu ceza ağırlaştırılmış hapis olacak. Öyle beş yıldızlı otelde falan yatırmayacaksın. Buzdolabı, televizyon, spor aletleri olmayacak. Bazılarını öyle yatırıyorlar. Bir sürü insan Avrupa’dan, Amerika’dan Türkiye’ye gelmek için müracaat etti. Oradaki cezaevleri bizdeki gibi değil. Ben böyle bir suç işlesem; misal olarak söylüyorum, bana sorsalar beni idam edin derim. Adamı asacaksın bir dakikada canını verecek. Öbür tarafta 40–50 sene yaşayacak her gün ölecek.”

Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, Kürtçe öğrenimden ve Kürtçe televizyondan korkmadığını da ifade ederek, “Teknoloji o kadar ilerlemiş ki zaten Kürtçe dinliyor adamlar. Çanakları açıp bu yayınlara ulaşabiliyor. Eğer siz de yayını Kürtçe olarak yaparsanız vatandaşları aydınlatabilirsiniz, muzır yayından uzaklaştırabilirsiniz. Kitap yazdınız, yasaklandı diyelim. Bunu daha çok arayan olur. Halbuki yasaklar cazibeyi davet eder.” diyor.

Emekli olduktan sonra kitap çalışmalarına devam eden emekli Orgeneral Yirmibeşoğlu, Kastaş Yayınları arasında çıkan ‘Devleti Güçlü Kılmak’ isimli yeni kitabında bugün Türkiye’nin boğuştuğu birçok sorunun sebebini uzun soluklu politika oluşturulamamasına bağlıyor. Yirmibeşoğlu, uzun vadeli politikalar için de araştırma enstitülerinin önemine dikkat çekiyor.

Erkan Acar / İstanbul

07.08.2002


 

Devlete kızan kamu malına zarar veriyor

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mallara verilen zararın özellikle ekonomik kriz dönemlerinde arttığı bildirildi.

Araştırmalara göre, en çok zarar verilen kamu yatırımları arasında trafik tabelaları ve telefon direkleri başı çekiyor. Kamuya ait araç gereçlerin hedef alınmasını ‘kişinin devlete olan kızgınlıklarını dışa yansıtması’ şeklinde yorumlayan psikologlar, halkın alım gücünün ciddi anlamda düşmesinin bu konuda önemli bir etken olduğu görüşünde. Psikolog Fatih Kalkınç, bu davranışın tıp ahlâkına göre “yön değiştirme” olarak kabul edildiğini ifade etti. Ekonomik sıkıntılardan dolayı karşısında muhatap bulamayan kişilerin, bu yüzden bir alt basamak olarak devlet malına zarar verme girişimine yöneldiğini anlatan Kalkınç, “Mesela bir insan patronuna kızar; ancak ona bir şey söylemediği için çıkışta çöp bidonuna bir tekme atar. Bu da aynen bunun gibi; ekonomik sıkıntıdan dolayı vatandaşlar, dertlerini ve sıkıntılarını anlatabilecek bir merci bulamıyor. Bulamayınca intikam duygusuyla devlet malına zarar veriyor.” dedi.

Siyasilerin verdiği sözleri yerine getirmemesinin de seçmen üzerinde olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Kalkınç, “Yön değişimi olmaması için gözle görülür bir değişimin olması ve halkın yeniden devletine güvenmesi gerekir. Bu açıdan siyasetçilerin bu yönde ciddi çalışmalar yapması şarttır.” şeklinde konuştu.

Karayolları Genel Müdürlüğü, 2002’nin ilk altı ayında hasara uğrayan trafik işaret levhaları, sinyalizasyon sistemleri; otokorkuluk ve köprü korkuluğuna toplam 3 trilyon 500 milyar lira kaynak aktardı. Kayıtlara göre, bin 200 adet levha kurşunlanırken 2 bin 250 adet levha çalındı. Kurumların Türkiye genelinde uğradığı zararlar şöyle: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları, geçen yıl taşlanma sebebiyle zarar gören trenlerin tamiratına 9 milyar lira öderken, Türk Telekom kablo ve direklerin onarımına 2001’de yaklaşık 10 milyar lira harcadı.

Ömer Oruç / İzmir

07.08.2002


 

Uyuşturucu ilaçlara ayrı reçete yazılacak

Sağlık Bakanlığı’nca uyuşturucu kapsamına alınan yeşil ve kırmızı reçeteli ilaçlar, kurum sağlık tesislerinde yatırılarak yapılan tedavilerde kurumun uyuşturuculara mahsus reçetesine veya diğer ilaçlardan ayrı bir reçeteye yazılacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan talimata göre, daha önce Sağlık Bakanlığı’nca uyuşturucu kapsamına alınan kırmızı reçeteye tabi ilaçlar, kurum sağlık tesislerinde yatırılarak yapılan tedavilerde kurumun özel düzenlenmiş kendi reçetesine yazılırken, bundan sonra kurumun “uyuşturuculara mahsus” reçetesine yazılacak. Kurum dışına çıkarılan kırmızı ve yeşil reçeteye tabi ilaçlar, kurum dışına çıkarılırken kırmızı veya yeşil reçeteye yazılmaya devam edecek.

Ankara, aa

07.08.2002


 

Kırgızistan Başbakanı fizik şampiyonuna bilgisayar hediye etti

Kırgızistan Başbakanı Nikolay Tanayev, Endonezya’da yapılan 33. Uluslararası Fizik Olimpiyatları’nda Kırgızistan’a gümüş madalya kazandıran Oş Sema Erkek Lisesi öğrencisi Mirbek Samiyev’e bir bilgisayar hediye etti.

Tanayev, “Bu başarının kaynağı olan Sebat Eğitim Kurumları ve bize bu başarıyı getirmede emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” dedi.

Fizik olimpiyatlarında Kırgızistan’a gümüş madalya kazandıran Mirbek Samiyev’i, Milli Eğitim Bakanı İşengül Bolcurova’dan sonra dün de Başbakan Nikolay Tanayev kabul etti. Hükümet Evi’de gerçekleşen programa, Sebat Eğitim Kurumları’nın Genel Müdürü İhsan Palta ve başarılı öğrencinin annesi Begayim Samiyeva da katıldı. Şampiyon öğrenciyi tebrik eden Başbakan Tanayev, Samiyev’e bir bilgisayar hediye etti. Samimi ve sıcak bir havada gerçekleşen görüşmede Başbakan Tanayev, olimpiyata hazırlanma çalışmaları ve sınav anında kapıldığı atmosfer hakkında Samiyev’den bilgi aldı. Tanayev, yaptığı konuşmada, Sebat’ın insanlık adına yapılan hizmetlerin en iyisini verdiğini ve bunun kazanılan madalyalarla da ne denli kaliteli ve başarılı olduğunun daha da iyi anlaşıldığını kaydetti. Başbakan Tanayev daha sonra Sebat heyeti ve başarılı öğrenci Mirbek Samiyev ile ayrı ayrı hatıra fotoğrafı çektirdi.

Atıf Ala / Bişkek

07.08.2002


 

Makam şoförü polis rüşvetten açığa alındı

Denizli Emniyet Müdürü Mümtaz Karaduman’ın şoförü polis memuru S.T., dolandırıcılık ve rüşvet iddiasıyla görevinden alındı.

Sanığın, Emniyet Müdürü Karaduman’ın adını kullanarak bazı işyerlerinden rüşvet aldığı ileri sürüldü. 9 yıldır Denizli Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan S.T., daha önce emniyet müdürleri Necati Altıntaş ve Halil Tataş’ın da makam şoförlüğünü yapmıştı. Denizli Valiliği, S.T.'nin açığa alınması için işlem başlattı.

Hamit Kavak / Denizli

07.08.2002


 

Selde kaybolanları aramaya son verildi

Rize’nin Çayeli ve Güneysu ilçelerinde, 23 Temmuz’da meydana gelen sel felaketinde kaybolan 5 kişiden 3’ünü arama çalışmalarına son verildiği bildirildi.

Rize Valisi Bülent Karaçöl, selin ardından aralıksız çalışmalarına rağmen kayıplarla ilgili hiçbir işarete rastlayamadıklarını belirtti. Vali Karaçöl, Çayeli ilçesinde kaybolan iki kişiyi arama çalışmalarının ise sürdürüldüğünü söyledi.

Rize, aa

07.08.2002


 

Başbakanlık, kendi genelgesinden vazgeçince İstanbul’un havası kurtuldu

Çevre Bakanlığı, şaşırtıcı bir şekilde kömür standartlarında İstanbul'un havasını bozacak Başbakanlık genelgesinde ısrar etti. Valilik ve Büyükşehir'in belgelerle direnmesinin ardından Başbakanlık hatasından dönerek genelgeden vazgeçti. İstanbullular bu kış rahat bir nefes alacak.

İstanbul’da 1995’ten bu yana hava kirliliğinin azalmasında büyük etkisi olan kömür kalitesinin korunması konusunda İstanbul Valiliği’yle, Çevre Bakanlığı arasında 5 aydır süren çekişme bakanlık aleyhine sonuçlandı.

Yaklaşık 200 trilyon liralık kömür pazarına sahip İstanbul’da Valilik ve Büyükşehir Belediyesi, 7 yıldır uygulanan ‘kaliteli kömür’ standardının korunmasını isterken, Çevre Bakanlığı daha düşük standardı öngören ‘Başbakanlık genelgesi’nin uygulanmasında ısrar etti. Adeta bürokratik savaşa dönüşen anlaşmazlık için Başbakanlık devreye girerek İl Mahalli Çevre Kurulu (İMÇK) kararlarının uygulanmasına karar verdi. Bu gelişmelerin ardından İstanbul’da özellikle Kemerburgaz’dan çıkarılan kalitesi düşük kömürü satmak isteyen madenciler amaçlarına ulaşamadı.

İstanbul, 1993 Ocak’ında dünya tarihinin en büyük hava kirliliklerinden birini yaşadı. Fatih bölgesinde kükürt dioksit oranı günün 24 saatinde 3 bin 800 miligram/metreküpe çıktı. Aynı değer 1952’de İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşandı. Yapılan araştır

malar Londra’da 4 bin kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koydu. 1990’lı yılların başında insan hayatını tehdit edecek seviyeye ulaşan hava kirliliğini önlemek üzere 1995’te Valilik ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) radikal önlemler aldı. Bunlar arasında en önemlisi kömürün kaliteli ve torbalanmış bir şekilde şehre girmesiydi. Buna göre; yerli üretim kömürlerde rutubet 21, toplam kükürtün yüzde 1,5, kalorinin ise 5.400 olması şartı getirildi. Her yıl nisan ayında toplanan İl Mahalli Çevre Kurulu, (İMÇK) kararların bir yıl daha uygulanmasını sağladı. Uygulama 7 yıldır aynı şekilde devam ediyordu. 25 Mart 2002’de toplanan İMÇK, 3 No’lu kararıyla kararların 2002–2003 döneminde de uygulanmasını karara bağladı.

Çevre Bakanlığı şaşırttı

Ancak bu yıl Çevre Bakanlığı sürpriz yaptı. Bakanlık, 10 Mayıs 2002’de İstanbul Valiliği’ne bir yazı gönderdi. Yazıda, 1999’da 6230 sayıyla yayınlanan İMÇK kararlarına göre daha kalitesiz kömür kullanımına imkan sağlayan Başbakanlık kararlarının uygulanmasını istedi. Valilik, 15 Mayıs 2002’de Çevre Bakanlığı’na, Başbakanlık genelgesindeki kriterlerin İstanbul’da hava kirliliğine yol açacağını bir yazıyla bildirdi. Çevre Kirliliğini Önleme ve Kontrol Genel Müdürlüğü 2 Temmuz 2002’de İstanbul Valiliği’ne cevap verdi. Cevapta, 2002–2003 sezonu kömür uygulamalarının Başbakanlık yazısı kapsamında uygulanması istendi. Valilik, son çareyi Başbakanlık’a başvurmakta buldu. 11 Temmuz 2002’de İMÇK kararıyla belirlenen kriterlerin uygulanmasını isteyen İstanbul Valiliği’ne Başbakanlık 26 Temmuz 2002’de cevap vererek “İstanbul ilinin nüfus, konut ve kullanılan kömür miktarı kullanılarak uygun görülmüştür.” dendi. Böylece İstanbul’da hava kirliliğine yol açacağı iddia edilen Başbakanlık genelgesi, yine Başbakanlık tarafından uygulamadan kaldırıldı.

Çevre Bakanı Fevzi Aytekin konuyla ilgili olarak Zaman’a yaptığı açıklamada, “İstanbul’da hava kirliliği söz konusuysa tersini yapıp daha kaliteli kömürün kullanılmasını sağlayabiliriz.” dedi. Aytekin şunları söyledi: “Her yıl Enerji Bakanlığı’yla bu konuda bir araya geliyoruz. Başbakanlık kanalıyla her ilin valiliklerine alınacak tedbirleri yolluyoruz. Bu kararlara uymak zorundalar. İller daha sıkı tedbirleri kendi özelliklerine göre alabilirler. İMÇK, kararlarını bakanlığımıza bildirmek ve onaylatmak zorundadır. Bu olayda Başbakanlık kendi genelgesinden daha sıkı tedbirler alınmasını uygun görmüştür.”

Türkiye Genç Maden İşletmecileri Derneği (GEMAD) Genel Sekreteri Murat Turan ise, İstanbul’da İMÇK tarafından belirlenen kömür standardının adresinin ithal kömür olduğunu vurguluyor. Turan, yaşananlara tepkili yaklaşıyor: “Türkiye’de enerji kullanımında yetkili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’dır. Enerji Bakanlığı her yıl bu konuda genelge yayınlar. Enerji Bakanlığı’yla, TSE’nin standartları birbirinin aynıdır. İllerimiz yetkileri olmadığı halde standart belirliyor. İstanbul zaten başlıbaşına bir dükalık.”

İBB Çevre Koruma Dairesi eski Başkanı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, “Başbakanlık genelgesi’’nin uygulanması halinde havanın yüzde 30 kirleneceğine dikkat çekiyor. Öztürk’e göre, Başbakanlık genelgesinde yer alan kükürt, kalori ve nem oranları bilgisizce belirlenmiş. Genelgede toplam kükürt yerine yanabilir kükürt’e sınırlama getirilmiş. Böylece toplam kükürt oranı yüzde 3–4, yanabilir kükürt oranı yüzde 1,5 olan kömürler şehre girecek. Bu kömürler kalorifer kazanlarında 800 derecenin üzerinde yakılırsa kükürtün tamamı havaya karışacak.

Gürhan Savgı / İstanbul

07.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
07 Ağustos 2002


Zaman Spor

Haberler

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.