Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Çehov, bugünün Türkiye’sine ne söylemektedir?

İş Bankası Yayınları, ünlü Rus oyun yazarı Anton Çehov’un toplu oyunlarını iki cilt halinde Ataol Behramoğlu’nun çevirisiyle tiyatro seyircisinin ve az sayıda olduğunu düşündüğüm tiyatro okurunun ilgisine sundu. Behramoğlu’nun çevirisi daha önceden de yayımlanmıştı. Son dönem yayınevi değiştiren kitaplar silsilesinde görmek mümkün bu toplu basımı da...

“Tiyatroya gidiyorum” cümlesinin birçok kez hayret yaftası yediği günümüz Türkiye’sinde, tiyatro oyunu okumak gibi azınlıkta kalmış bir merakın sahibi iseniz, Çehov oyunlarını zevkle okuyacağınızı peşinen söyleyebilirim. Çünkü, Çehov seyretmek kadar okumak da bir zevktir. Bir başka dünyanın içine girer, yanınızdan köşenizden geçen oyun kahramanlarının, olanca doğallığıyla sizi buyur ettiğine tanık olursunuz. Bu tanıklık, yaşadığınız dünyadan okuduğunuz dünyaya; Türkiye’den dönemin Rusya’sına uzar gider...

Çehov, tiyatroda doğallığı savunmasıyla bilinir. Öyle ki sahne ile seyirci ve dışarıda akıp giden yaşantı, aynı düzlemin farklı yansımaları olarak algılanmalıdır. Sanatın abartılarından, “...mış gibi” yapmalarından uzak bir sahneyi düşler Çehov. Ve oyunlarında konuşturduğu karakterler de gerek zihninizde gerekse sahnede aynı doğallığı taşırlar ve taşımalıdırlar. Bu doğallık, bir dayatma cinsi olmadığı için, bir kalemden çıkmış hazır karakterler yoktur. 1800’lü yıllar Rusya’sının, bütün renkliliğiyle Çehov oyunlarına yansıdığını hayretle okursunuz. Sadece hüznü anlatmaz; sevinci de bir yana mutlaka iliştirir. Kötünün yanında iyi vardır; gelenin yanında giden... Ve her karakter kendi ruh çözümlemesiyle (haklılığıyla) sırası geldiğinde söz alır.

Çehov, son dönemlerini yaşayan Çarlık Rusya’sının geleneksel değerleriyle yeniye gebe ‘Devrim Rusyası’ arasında kalmış bütün insan halitasını sığıştırır oyunlarına. Çağrışımına kapılıp gittiğim bir şey de, tıpkı Rusya gibi Çehov’un da biten bir eskiyle başlayacak bir yeninin hesaplaşmasını bizzat kendi bedeninde yaşamasıdır. Trajik olanı belki de tıp fakültesi mezunu Çehov’un göğsündeki rahatsızlık (verem) nedeniyle ölümü bekleyişiyle, Rusya’nın değişimi bekleyişi arasındaki koşutluktur...

Anton Çehov’un Orman Cini, Martı, Üç Kız Kardeş, İvanov, Vanya Dayı ve Vişne Bahçesi adlı oyunlarını zevkle okuyacaksınız. Hem de bir çağdaş yazarı tanımış olacaksınız...

Hüseyin Sorgun / İstanbul

07.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
07 Ağustos 2002


Zaman Spor

Kültür-Sanat

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Başlıklar

> Ara Güler’in objektifinden yedi efsane adam

> Çehov, bugünün Türkiye’sine ne söylemektedir?

> Hukuksuzluğun medyadaki seyri

> Penceresi hayata açılan öyküler

> Goran Bregoviç, bu akşam Açıkhava’da Balkan rüzgârı estirecek

> Altın Portakal’ın ön jürisi belli oldu

> Nemrut’un heykelleri korunacak


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.