“Ayna ile pencere arasındaki benzerliğe hiç dikkat ettiniz mi dostlar? Hiç pencereden bakarken aynada kendinizi seyrediyormuş gibi ya da aynaya bakarken pencerenizden tabiatı seyrediyormuş gibi hissettiğiniz oldu mu?
Aslında bunda şaşacak bir şey yok. İnsana küçük bir âlem, kainata büyük insan nazarıyla bakılmış bir kere... Damarlarımızda yedi iklimin nehirleri akıyor ya, pekala ırmakların damar damar yüreğimizden geçtiğini de söyleyebiliriz. Dahası duyabiliriz bunu, algılayabiliriz... Ki, yüksek başlarda zorlu rüzgârlar eser hep. Gözler duru gökte niçin dinlenir? Belki de gönlün izdüşümüdür gökler. Ya da gönül, göklerin yere düşmüş gölgesidir. Ankanın gölgesi gibi düştüğü yeri sultan eder.” Genç öykücülerimizden Hüdayi Can’ın “Aynalar, Pencereler ve Elmalar”ı, sekiz öyküden oluşuyor. Akıcı bir dilin hâkim olduğu, yer yer şiirle bezenmiş kısa öyküler...
|