Seçimi ‘ekonomi şehitleri’ belirleyecek
Siyasetin son tartışma konusu olan ‘Avrupa Birliği’ acaba seçim sonuçlarını nasıl etkiler?
Hesabını buna göre yapan partiler var. ANAP, bu blokun öncüsü... Ama yalnız değil. İsmail Cem’in YTP’si de ANAP kadar Avrupalı. DSP de, DYP de öyle... Bu partiler seçime AB bloku oluşturarak girer mi? Bu yönde çabalar var. Kemal Derviş’in sol eksendeki geniş cephe arayışı giderek bu noktaya kayıyor.
Anlaşıldı ki, sol partileri bir çatı altında toplamak mümkün değil. Derviş de bu gerçeğin farkına varmış olmalı.
AB blokunu oluşturmak daha kolay. Başbakan adayları da hazır: Kemal Derviş. Henüz kararını vermemekle birlikte DSP’nin tazyiklerine rağmen bakanlıktan ayrılmamakta direnen Derviş, bu role hazır görüntü içinde.
Baraj riski bulunan ‘ANAP, YTP ve DTP’ bu blokun temel partileri olarak görünüyor. DTP’den kasıt, Mehmet Ali Bayar. Seçimlere ayrı ayrı girmeleri durumunda yüzde 10’luk ülke barajını aşmaları çok güç...
İtiraf etmek gerekirse AB bloku bir ideal birliktelikten değil ‘baraj korkusundan’ doğuyor. Ana gerekçe gibi sunulan AK Parti’ye alternatif oluşturma düşüncesi daha geri planda...
Partileri AB ekseninde birleştirme projesinin siyaset dışında İstanbul ağırlıklı destekçileri de var.
Hayata geçirilmesi için Fransa veya İtalya modeli öngören ittifakları sağlayacak biçimde Seçim Yasası’nda değişikliklerin yapılması gerekiyor. Mevcut yasa ittifaklara imkan vermiyor.
ANAP lideri Mesut Yılmaz girişimlere başladı. Dün ilk görüşmesini Bülent Ecevit’le yaptı. Diğer liderlerle de bir araya gelecek.
Meclis’ten ittifak yasasını geçirmek çok güç. Başbakan Ecevit DSP’nin ittifak arayışlarına ve yasasına karşı olduğunu açıkladı. DYP, MHP ve AK Parti de karşı. Geriye sadece Saadet kalıyor. ANAP, YTP ve Saadet’in oyları yeterli değil.
Eğer ittifak yasası çıkmazsa tek alternatif; ANAP, YTP ve DTP’nin mutabık kalacakları bir partinin listelerinden seçimlere girmek... Bunun kendi içinde sıkıntıları var. Özellikle ANAP ve YTP bu sıkıntıları kolaylıkla aşamaz.
Ben Avrupa blokunun halkta büyük karşılığı olduğunu düşünmüyorum, dolayısıyla seçim sonuçları üzerinde belirleyici faktör görmüyorum.
Avrupa Birliği’nin toplumda hiç karşılığı yok değil, elbette var. Fakat bu karşılık seçim sonuçlarını şekillendirecek boyutta değil.
ANAP–YTP ve DTP blok halinde seçime girse bile büyük oranda oy almaları, iktidar namzeti olarak sandıktan çıkmaları zayıf olasılık.
Aynı şekilde Avrupa Birliği’nin karşısında konuşlanan MHP de AB’yi istemeyen, hararetle bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın idamını savunanların tek adresi değil. Öcalan’ın idamı, Güneydoğu’da evladını şehit veren aileler bir önceki seçimde çok önemli faktördü.
DSP ve MHP’nin ipi önde göğüslemesinin nedeni ‘Güneydoğu’ya karşı aldıkları ‘şahin’ duruştu. Kabul edilmeli aşağı yukarı her mahalleye, her köye düşen şehitlerin yakınları oyların yönlenmesinde etkili oldu.
3 Kasım seçimlerinde sonucu tayin edici en önemli faktörün, işyerini yitirenlerden, işini kaybedenlerden oluşan ‘ekonomi şehitleri’ olduğunu düşünüyorum. İşsizleri bu kapsamda değerlendirmiyorum.
Son dönemde işyerini kapatmak zorunda kalan esnaf, işini yitiren işçi Güneydoğu’da yakınını kaybeden aileler kadar acılı ve yaralı. Toplumun nabzına kulak verildiğinde bu acılı halin öfkeye ve siyasal tavra dönüştüğü açıkça görülür.
Bu kitle, şehit düşmelerinin nedeni olarak, ekonomiyi krizden krize sürükleyen DSP, ANAP ve MHP’den mürekkep hükümet partilerini görüyor. Ekonomi şehitlerinin sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Ve çevrelerini etkileme gücüne sahipler.
Seçim sonuçlarını bu kez büyük oranda ekonomi şehitleri tayin edecek. Anketlerin çoğunda ortaya çıkan tablo bu gerçeği ifade ediyor. Seçim stratejisini Avrupa Birliği veya karşısında belirlemek isteyen partilerin hesabını buna göre yapmasında yarar var.
07.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.unal@zaman.com.tr
|