Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Talabani: K. Irak’ta Kürt devleti kurulması söz konusu değil |
Ankara’da temaslarda bulunan Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani, muhtemel bir ABD operasyonunun kış aylarında gerçekleşebileceğini söyledi.
Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasının söz konusu olmadığını belirten Talabani, Irak muhalefeti tarafından dillendirilen ‘federasyon’ tartışmaları için ‘henüz erken’ değerlendirmesini yaptı. Talabani, “Biz Irak’ı bölmek değil, yeniden birleştirmek için çalışıyoruz. Halen Irak toprakları üzerinde üç ayrı yönetim var.” şeklinde konuştu.
Dün Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile görüşen IKYB lideri Talabani, partisinin görüşlerini Türk makamlarına aktardığını kaydederek, “Türkiye ile ilişkilerimize önem gösteriyoruz.” dedi. Bakanlık çıkışında basın mensuplarına açıklamalar yapan Talabani’nin Irak’ın geleceğine ilişkin yaptığı açıklamalarında ‘federasyon’ önceliğine yer vermemesi dikkat çekti. Talabani, “Bizim önceliğimiz, Irak’ta demokratik, laik bir parlamenter sistemin kurulmasıdır. Bu olur ve kurumlarıyla oturursa, sonrasında federal yapı üzerinde tartışılabilir.” diye konuştu. Türkmen halkının haklarına saygılı olduklarını belirten Celal Talabani, Washington’da yapılacak Irak muhalifleri toplantısına çağrılmasalar da ikinci toplantıya mutlaka davet edileceklerine inandığını söyledi.
ABD’nin muhtemel bir Irak operasyonunun ocak ile şubat ayları arasında olabileceği tahmininde bulunan Talabani, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması konusunda Türkiye’nin kaygı duymaması gerektiğini söyledi. Talabani, ‘Biz Irak’ı bölmek değil, yeniden birleştirmek için çalışıyoruz. Halen Irak toprakları üzerinde üç ayrı yönetim var. Biz bunun teke indirilmesi ve parlamenter sisteme geçilmesi konusunda ısrarlıyız.’ dedi. Yapılacak bir operasyona katılıp katılmama konusunda karar almadıklarını kaydeden IKYB lideri, henüz böyle bir operasyonun amaçları hakkında bilgi almadıklarını açıkladı.
ABD askerlerinin Kuzey Irak’taki hava üslerine yerleştiği yolundaki iddiaları yalanlayan Talabani, ‘Saddam döneminden kalma Bamerna Havaalanı halen Türk askerlerinin denetiminde. Bunun dışında da böyle bir hareketlilik yok.’ diye konuştu. Talabani, Washington’da yapılacak Irak muhalifleri toplantısında demokratik, laik, parlamenter ve Kürt halklarının güvence altına alınacağı bir Irak’ı savunacaklarını ifade etti. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da parti genel merkezinde ziyaret eden Talabani, Irak’ın toprak bütünlüğü içinde kalarak demokratik haklarından yararlanmak istediklerini söyledi. Talabani, Washington toplantısı öncesinde AK Parti lideri Erdoğan’ın da tavsiyelerini alacağını kaydetti.
Ankara, yapılan görüşmelerde özellikle Türkmenlerin hakları ve federasyon karşıtı tutumunu dile getirdi. Talabani’ye Irak konusunda Türkiye’nin öngördüğü politika hakkında bilgi veren Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal, Kürt devleti kurulmasının kabullenilemez olduğu konusunda hatırlatmada bulundu.
|
|
Salih Boztaş
/ Ankara
08.08.2002
|
|
| |
‘Irak, Türkiye’den talepte bulunmadı’ |
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç, Irak Dışişleri Bakanı Naci Sabri’nin Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ile yaptığı görüşmede Türkiye’den herhangi bir somut talepte bulunmadığını söyledi.
Türkiye’nin, Irak sorununun BM kararları çerçevesinde, çatışmasız çözümü konusundaki konumunu değiştirmediği öğrenildi. Dışişleri Bakanlığı’nın haftalık bilgilendirme toplantısında soruları cevaplandıran Bakanlık Sözcüsü, Irak Dışişleri Bakanı Sabri’nin hükümetinin bakış açısını etraflı bir şekilde Türk tarafına ilettiğini belirtti. Buluç, Türkiye’nin de sorunun barışçı yollardan BM çerçevesinde çözülmesinin gereği üzerinde durduğunu kaydetti.Irak lideri Saddam Hüseyin’in mesajını Ürdün Kralı Abdullah’a taşıyan Sabri ile Amman’da temaslarda bulunan Gürel bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunmuştu.
|
|
Ankara, Zaman
08.08.2002
|
|
| |
‘ABD komuta kademesindeki Irak’a saldırı çatlağı giderildi’ |
Irak'a saldırı konusunda Amerikan komuta kademesinde ‘çatlak’ olduğu iddialarından sonra, bütün komutanların, Saddam Hüseyin’in güç kullanılarak devrilmesine tam destek verdiği iddia edildi. Sorunu çözme konusunda söz veren Bush ise, ‘Sabırlı olacağız’ dedi.
Irak’a saldırı konusunda Amerikan komuta kademesinde ‘çatlak’ olduğu iddialarının ardından, Washington Times gazetesi, komutanların, Saddam Hüseyin’in güç kullanılarak devrilmesinin desteklenmesi konusunda görüş birliğine vardıklarını öne sürdü.
Gazete, adını açıklamadığı Amerikalı yetkililere dayanarak verdiği haberde, Genelkurmay'ın bazı üyelerinin, Saddam’ın kimyasal silah kullanması durumunda Amerikan askerlerinin zarar görmesinden endişe duyduklarını da yazdı. Ancak haberde, yönetiminden 2 yetkilinin, şu anda 6 komutanın tümünün Saddam’ı devirme konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledikleri öne sürüldü. ABD Başkanı George W. Bush geçen hafta, ülkesinin Saddam Hüseyin'i devirme planı konusunda değişen bir şeyin olmadığını belirtmişti.
Bush, dün yaptığı açıklamada ise, Irak sorununu çözme konusunda “Size söz veriyorum. Sabırlı ve ölçülü olacağım. Kongre ve tabii ki dost ve müttefiklerimizle istişarelerde bulunacağım.” dedi. Bush, yetkisi içinde diplomasi, uluslararası baskı, belki askeri harekat, tüm seçenekleri ve araçları kullanma konusunu araştıracağını belirterek, tehditleri kesinlikle yeneceklerini ifade etti.
Başkan Bush’un yardımcısı Dick Cheney de, BM silah denetçilerinin Bağdat’a geri dönmelerinin Irak’ın kitle imha silahları geliştirdiği ve bunları bulundurduğu konusundaki kaygıları gideremeyeceğini söyledi. Dick Cheney,Bush’un Irak ile savaşa girme ya da Saddam Hüseyin’i devirme konusunda karar vermediğini ifade etti. Cheney, Saddam Hüseyin ile silah denetçilerini tartışmanın, Irak liderinin Körfez Savaşı’ndan sonra imzaladığı anlaşmaları yerine getirmekten kaçınma, erteleme ve şaşırtma çabalarına destek anlamına geleceğini savundu.
BM silah denetçilerini davet eden Irak yönetiminin mektubuna dün cevap veren BM Genel Sekreteri Kofi Annan ise, gönderdiği mesajda, BM Güvenlik Konseyi’nin denetçilerin dönüşü için belirlediği şartları hatırlatarak, bu şartların kabul edildiğinin doğrulanmasını talep etti.
|
|
Dış Haberler Servisi
08.08.2002
|
|
| |
Faysal: Amerika ile iyi dostuz |
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud El Faysal, ABD ile ilişkilerinin tüm alanlarda mükemmel olduğunu söyledi. ABD ile aralarını açmaya çalışan bazı çevrelerin bunu başaramayacağını belirten Prens, “Beyaz Saray’ın Riyad’ı eski dost olarak gördüğü dünkü açıklamasına” da dikkat çekti.
El Faysal, dün başka bir açıklamasında da Irak’a yönelik muhtemel harekatta ABD ordusunun topraklarını kullanmasına izin vermeyeceklerini tekrarladı. Washington Post, Pentagon için çalışan Rand Cooperation adlı düşünce kuruluşunun, S. Arabistan’ın ABD’nin önde gelen düşmanı ve terörizm destekçisi olduğu yönünde yetkililere brifing verdiğini yazmıştı.
|
|
Berlin, aa
08.08.2002
|
|
| |
Filistin Yönetimi, İsrail’in sunduğu güvenlik planına sıcak bakıyor |
Filistin Yönetimi, İsrail Savunma Bakanı Binyamin Ben Eliezer’in sunduğu ‘Önce Gazze’ adlı güvenlik planına ilke olarak sıcak baktığını açıkladı.
Filistin kabinesi, İsrail’in sunduğu güvenlik planını ilke olarak kabul etti. Filistin Bayındırlık Bakanı Azam Ahmed, AFP muhabirine, “Filistin Yönetimi, İsrail planını ilke olarak benimsemeyi kararlaştırdı. Planın, İsrail’in yeniden işgal ettiği topraklardan tamamen çekilmesinin ilk ayağını oluşturacağını düşünüyoruz.” dedi. Uluslararası İşbirliği Bakanı Nebil Şaat da, özerk yönetimin İsrail planına ilke olarak yeşil ışık yaktığını belirtti.
İsrail’in “Önce Gazze...” adlı güvenlik planı, Savunma Bakanı Binyamin Ben Eliezer tarafından pazartesi günü Kudüs’te Filistin İçişleri Bakanı Abdürrezzak Yahya’ya sunulmuştu. İsrail, plan uyarınca özerk yönetimin denetim altına alacağı bölgelerden çekilecek, özerk yönetim de bu bölgelerden İsrail çıkarlarına yönelik saldırı düzenlenmesini önleyecek. Hamas ve İslami Cihad örgütleri, dün yaptıkları açıklamalarda planı reddetmişti.
Bu arada, Filistin lideri Yaser Arafat’ın El Fetih örgütüne yakın El Aksa Şehitleri Tugayı’nın Batı Şeria’daki Tulkarim kenti sorumlusunun, İsrail güçlerinin düzenlediği saldırıda öldürüldüğü bildirildi. Özel bir birlik tarafından helikopter desteğiyle düzenlenen saldırıda, örgütün Tulkarim sorumlusu Ziad Daas ve yardımcısı Muhammed Karaka öldürüldü. İsrail dün sabah da El Aksa Şehitleri Tugayı’nın Beytüllahim sorumlusu Yahya Dahamsa’yı yakaladı. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin kuzeyine karşı düzenlediği saldırıda da bir polisin öldüğü, bildirildi.
|
|
Dış Haberler Servisi
08.08.2002
|
|
| |
Manavgat’a 147 milyon $ harcandı |
Manavgat suyunun İsrail’e satışını öngören proje çerçevesinde oluşturulan tesisler için bugüne kadar 147 milyon dolar harcandığı belirtildi. İnşaatına 1992 yılında başlanan ve tamamen yerli kaynaklarla yapılan Manavgat Suyu Tesisleri, yarısı ham su, yarısı da klorlanmış olarak günde 500 bin metreküp olmak üzere yıllık 183 milyon metreküp su üretme kapasitesine sahip.
Türk ve İsrailli yetkililerin yeniden hayata geçirmeye çalıştığı proje ile tekrar önem kazanan Manavgat tesisleri, 2000 yılında üretim ve sevkıyata hazır hale getirilmişti. Tesisin iki ayrı noktada pompa istasyonu, arıtma tesisi, 10 kilometrelik isale hattı ve kıyıdan denizaltı boruları ile yükleme terminallerine giden biri 2 bin 400 metre, diğeri 3 bin 200 metre uzunluğunda iki boru hattı var. Antalya DSİ Bölge Müdürlüğü’nden edinilen bilgiye göre, Manavgat Suyu, Türk Standartları Enstitüsü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün uygun gördüğü kriterlerin üzerinde. Proje uygulamaya konulduğunda tankerlerle günde 60 bin ton ile 250 bin ton arasında su sevkıyatı yapılabilecek.
İsrail’de temaslarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan ile İsrail Başbakanı Ariel Şaron önceki gün İsrail’in Türkiye’den 20 yıl süreyle yılda 50 milyon mekreküp su satın alması konusunda mutabakat sağlamıştı.
|
|
Enver Öztürk
/ Antalya
08.08.2002
|
|
| |
‘Kaddafi, Saddam gibi hukuk tanımaz değil’ |
İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Mike O’Brien, Libya lideri Muammer Kaddafi için, ‘Kaddafi Saddam Hüseyin gibi değil. O uluslararası hukuka uymak istiyor.’ dedi.
Libya'ya tarihi bir ziyarette bulunan O’Brien, ‘Kaddafi eskiden terör faaliyetlerine karışmadı değil; ama yıllardır bu taraklarda bezi olmadığı anlaşılıyor.’ dedi. Kaddafi’nin komşularını tehdit etmediğini söyleyen bakan yardımcısı, insan hakları ve dış politika bakımından eleştirilecek yönleri bulunmakla birlikte Libya'nın, ‘kanunsuz devlet’ olmaktan çıkmaya çalıştığını belirtti.
|
|
Londra, aa
08.08.2002
|
|
| |
Amerika, Ceza Mahkemesi’ni devre dışı bırakmaya çalışıyor |
ABD, BM barış gücünde yer alan askerlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasının önünü kesmek için uluslararası ikili anlaşmalar imzalamaya başladı. ABD ile anlaşma imzalayan ülkeler, Amerikan askerlerinin yargılanması için Ceza Mahkemesi'ne başvurmama garantisi veriyor.
Washington, geçtiğimiz ay başında yürürlüğe giren Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yaptırımlarından kurtulmak için, ikili anlaşmalar imzalayarak, ‘barış gücü’ içinde yer alan askerlerinin Mahkeme’ye sevk edilmemesi yönünde garantiler alıyor. İlk etapta İsrail ve Romanya ile anlaşma imzalayan ABD’nin kısa bir süre içinde İtalya ile de bu yönde işbirliğine gideceği belirtiliyor. Romanya ve İsrail imzaladığı anlaşmayla her ne şartta olursa olsun BM bünyesinde görev yapan ABD askerlerinin yargılanması için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunmamayı garanti ediyor.
The New York Times gazetesinin haberine göre BM barış gücü içinde yer alan askerlerini imtiyazlı hale getirmeye çalışan ABD’nin kısa süre içinde pek çok ülke ile anlaşma imzalayarak bu yönde garanti almaya çalışacağı ifade ediliyor. ABD’nin 9 farklı ülkede BM çatısı altında görev yapan yaklaşık 9 bin askeri bulunuyor. Özellikle Afganistan’daki operasyonlar sırasında ABD’ye yönelik şikayetlerin artması üzerine Washington, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin askerlerini ciddi bir gözetim altına almasından ve mahkemede sorgulanmasından çekiniyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi yürürlüğe girmeden aylar önce, BM Güvenlik Konseyi’nin üyeleri nezdinde lobi yapan ABD, başta Avrupalı müttefikleri olmak üzere hiçbir üyeyi ABD askerlerinin Mahkeme’nin yargı yetkisi dışında bırakma konusunda ikna edememişti. Mahkeme’yi sabote etmek için ABD’nin Bosna’daki barış gücünün görev süresinin uzatılmasını veto tehdidi üzerine Güvenlik Konseyi, bir yıl boyunca Amerikan askerlerine muafiyet hakkı tanımak zorunda kalmıştı. Fakat bir yıllık süre sonunda da aynı tehditle karşı karşıya kalmak istemeyen ABD’nin şimdiden işi sıkı tuttuğu ve ikili anlaşmalar yoluyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni devre dışı bırakmaya çalıştığı belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Reeker, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı John Bolton’ın bu konuda ikili anlaşma imzalayacak ülkeler listesi hazırladığını ve bu listedeki ülke sayısını elden geldiğince artırmak istediğini ifade etti. Reeker, ikili anlaşmalarla kendilerini koruma yolunu seçeceklerini söyledi.
1998 Roma Anlaşması’yla temeli atılan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni 2000 yılında dönemin başkanı Clinton imzalamış; ancak Senato’nun onayına sunmamıştı. Geçtiğimiz mayıs ayında ise Başkan Bush, bu yöndeki imzayı tamamen rafa kaldırmıştı.
Karara sert tepki gösteren uluslararası insan hakları örgütleri ise ABD’nin bu şekilde Mahkeme’nin altını oyduğunu ve işlevsiz hale getirmeye çalıştığını vurguluyor. Uluslararası Af Örgütü’nün ABD Temsilcisi Alex Arriaga, ABD’nin girişimlerinin korkunç olduğunu öne sürdü. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni şu ana kadar 77 ülke imzalarken, ABD, Türkiye ve İsrail gibi ülkeler ise hala Mahkeme’ye onay vermedi.
Ceza Mahkemesi her ülkeden her kişiyi yargılama yetkisine sahip olacak.
|
|
Dış Haberler Servisi
08.08.2002
|
|
| |
Tayvan geri adım atmasına rağmen, Çin savaş tehdidini tekrarladı |
Devlet Başkanı Chen Shui–bian’ın bağımsızlık için referanduma gidilmesini teklif eden konuşması üzerine Çin’in savaş tehdidine maruz kalan Tayvan, tansiyonu düşürmek için 15 Ağustos’ta yapılması gereken tatbikatını iptal etti.
Tayvan’ın bu adımına karşın Çin, Chen’in adanın geleceği konusunda referanduma gitmesinin Çin’in askeri müdahalesini gündeme getirebileceği tehdidini tekrarladı.
Tayvan Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, bakanlığın ülkenin doğusunda 15 Ağustos’ta yapılacak denizaltılardan korunma tatbikatının ‘Tayvan Boğazı’ndaki mevcut durumda yanlış anlama ve fikir yürütmelerden kaçınmak amacıyla’ iptal edilmesine karar verildiğini kaydetti.
Geçtiğimiz cumartesi günü Tayvan Devlet Başkanı Chen, bağımsızlık konusunda bir referanduma gitmenin temel insan hakkı olduğunu söylemiş ve Tayvan Boğazı’nın her iki yakasında bağımsız iki devlet bulunduğunu ifade etmişti.
Çin’in resmi nitelikli China Daily gazetesinin haberine göre, adının açıklanmasını istemeyen üst düzeydeki bir Çin askeri yetkilisi, Çin yönetiminin birleşmeyi barışçı yoldan gerçekleştirmede ısrar ettiğini, ancak Tayvan adasındaki bağımsızlık yanlısı güçlerin faaliyetlerinin bu hedefe engel olduğunu belirtti. Çin askeri yetkilisi, ‘Bölücülerin emellerinden bir gecede vazgeçmelerini bekleyemeyiz. Barış istiyorsak, askeri hazırlığımız da tam olmalı.’ diye konuştu.
|
|
Dış Haberler Servisi
08.08.2002
|
|
| |
AB dışarıdan göçlerle ayakta kalıyor |
Avrupa Birliği üyesi ülkelerde nüfusun, 2001 yılında ortalama binde 4 arttığı, bu artışın özellikle dış göçlerden kaynaklandığı açıklandı. AB istatistik kurumu Eurostat ile Avrupa Konseyi’nin ortak olarak düzenledikleri bir araştırmanın dün açıklanan sonuçlarına göre, 2001’de, 15 AB ülkesinin tamamında nüfus artışı kaydedildi.
En büyük artış oranları İrlanda (yüzde 1,5) ve Lüksemburg’da (yüzde 1,1), en düşük oranlar ise Almanya ve Avusturya’da (binde 2) oldu. Veriler, AB’ye aday olan 13 ülkenin 9’unda nüfus azalması gösteriyor.
Adaylar arasında nüfus artışı sadece Türkiye (yüzde 1,7), Kıbrıs ve Malta (binde 8) ve Slovenya’da (binde 2) kaydedildi. Bulgaristan’da nüfusun yüzde 2,7 oranında azaldığı belirlendi. AB ülkelerinden Almanya, İsveç ve Yunanistan’da ölüm oranları, doğum oranlarının üstünde kalıyor. Bu ülkelerde kaydedilen nüfus artışı tamamen dış göçten kaynaklanıyor. Fransa, Hollanda ve Finlandiya dışındaki tüm AB ülkelerinde, dış göçten kaynaklanan artış oranının, doğumlardan kaynaklanan iç nüfus artış oranını geçtiği belirtiliyor.
AB üyesi 15 ülkenin toplam nüfusu, 1 Ocak 2002 itibarıyla 379,6 milyon, ortak para birimi Euro alanına giren 12 ülkenin nüfusu ise 305,2 milyon olarak belirlendi. AB nüfusu, 2001’de toplam 1 milyon 560 bin artış gösterdi. Bu artışın dörtte üçünün dış göçten kaynaklandığı belirlendi.
Bu arada, AB üyesi ülkelerde evlilik sayısı, 1980 ile 2000 arasında yüzde 15 azaldı, boşanma oranı ise yüzde 40 arttı.
Schröder: Göçe ihtiyacımız var
Almanya’da 22 Eylül’de yapılacak olan genel seçimler öncesi seçim kampanyasını devam ettiren Başbakan Gerhard Schröder, ülkenin göçe ihtiyacı olduğunu söyledi. Schröder, Birlik partilerinin başbakan adayı Edmund Stoiber ile birlikte, Bild gazetesinde yayınlanmak üzere vatandaşların sorularını cevaplandırdı. Yeni Göç Yasası’yla göçü etkili bir şekilde yönlendireceklerini savunan Schröder, “Göçün Almanlar tarafından kabul görmesi benim için çok önemli. Almanya’ya gelen yabancılar da uyum göstermeye hazır olmalılar.” dedi. Stoiber de göç konusunda, ‘Daha fazla göçe değil, daha fazla uyuma ihtiyacımız var.’ dedi.
|
|
Brüksel, Berlin
/ aa
08.08.2002
|
|
| |
Afganistan’da kışlaya baskın: 12 ölü |
Afganistan’da yine savaş ağalarının dönemindeki görüntüler yaşanıyor. Başkent Kabil’in güneyindeki bir askeri kampa kimliği belirsiz kişilerin düzenlediği saldırıda 1’i asker 12 kişi öldü.
Polis, gerillaların, Afgan ordusunun başkentin merkezinin 10 kilometre kadar güneyindeki kışlaya sabah saatlerinde otomatik silahlarla saldırdığını bildirdi. Afganistan Güvenlik Destek Gücü (ISAF) ise henüz çatışmayla ilgili bilgisi bulunmadığını bildirdi.
Afganistan’ın Konar’da devriye gezen Amerikan askerlerine de iki gün içinde 2. kez saldırı düzenlendi. Bagram’daki Amerikan kuvvetlerinden Albay Roger King, Konar’ın Asadabad bölgesi yakınlarında önceki gün meydana gelen çatışmada, otomobil içindeki 5 kişinin Amerikan askerlerine ateş açtığını söyledi.
ABD kuvvetlerinden Albay Roger King, araçtaki Afgan saldırganların 4’ünün öldüğünü, 1’inin de yaralandığını, Amerikan askerleri tarafından bir kayıp olmadığını kaydetti.
|
|
Kabil, aa
08.08.2002
|
|
| |
Haydar Aliyev’den Tahran’a çifte eleştiri |
Resmi bir ziyaret için Azerbaycan’a gelen İran Dişişleri Bakan Yardımcısı Muhsin Eminzade’yi kabul eden Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, İran’ın dış politikasını eleştirdi.
Aliyev, Tahran’ın Ermenistan ile özellikle ekonomik alanda sıkı ilişkileri olduğunu hatırlatarak, “Bu nedenle İran isterse Ermenistan’a ekonomik baskı uygulayarak, Karabağ problemi konusunda daha etkin bir rol üstlenebillir.” dedi. 1988’de Dağlık Karabağ’ın işgal edildiğini belirten Aliyev, sorunun çözülmesiyle bölgenin diğer ülkelerinin de kârlı çıkacağını söyledi. Aliyev, İran’ın geçen yıl Azerbaycan hava sahasını ihlal etmesi nedeniyle de eleştirilerde bulunarak, “Bir başka ülkenin topraklarına tecavüz en büyük cinayettir. Biz, İran’ın toprak bütünlüğüne her zaman saygı gösterdik.” dedi.
Eminzade de İran’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklemeye devam edeceğini; Karabağ konusunda da Azerbaycan’ın yaklaşımının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.
|
|
Enes Cansever
/ Bakü
08.08.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
08 Ağustos 2002
|
|

Zaman Spor
Dış Haberler
|
|
|
|
|