Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Yerli otomotivin bu yıldan ümidi kalmadı

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Genel Sekreteri Ercan Tezer, otomotiv pazarında geçen yıl başlayan çöküşün sürdüğünü belirterek, “Bu yıl toplam pazarın 120-130 bin olacağını tahmin ediyoruz; ancak bunun da altına inebilir.” dedi.

Prof. Dr. Tezer, yaptığı değerlendirmede, son siyasi gelişmelerin zaten durgun olan pazarı olumsuz etkilediğini vurguladı.

Her zaman olduğu gibi pazardaki talep sahiplerinin, müşterilerin doğrudan doğruya siyasi gelişmelerle çok yakından ilgili olduklarını bildiren Prof. Dr. Tezer, son siyasi gelişmeler ve seçim kararının zaten son derece hassas olan talebi tekrar beklemeye doğru yönlendirdiğini kaydetti. Bu gelişmeyle beraber henüz kesin rakamları alınamayan temmuz ayı satışlarının, haziran seviyesinde ya da altında gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini belirten Prof. Dr. Tezer, şunları söyledi: “Ağustos ise klasik olarak tatil ayıdır ve pazarın en çok durgun olduğu aydır. Geriye de seçim süreciyle birlikte değerlendirme yapmak için çok fazla bir zaman kalmıyor. Toplam satışlar açısından pazarın geçen yılın da oldukça gerisinde olacağı söylenebilir. 2000 yılının arkasından gelen çöküş büyük bir hızla devam ediyor. Herhangi bir değişiklik maalesef gözükmüyor.

Bu yıl toplam pazar geçmiş yılların çok altında kapanacak. Toplam pazar 2000 yılında yaklaşık 659 bindi, geçen yıl yaklaşık 196 bine düştü, çöküş sürüyor. Bu yıl toplam pazarın 120-130 bin olacağını tahmin ediyoruz; ancak bunun da altına inebilir. Bu yıl 70-80 bin civarında otomobil satılacağını tahmin ediyoruz.” Motorlu araç ihracatında ise uygulamaya konulan yeni projelerle artış yaşandığını hatırlatan Prof. Dr. Ercan Tezer, yıl sonu itibarıyla sektörü ayakta tutan motorlu araç ihracatının 270-280 bin adedi bulacağını bildirdi.

İstanbul, aa

08.08.2002


 

İstanbul Yaklaşımı, zordaki şirketlere can simidi oldu

Zor durumdaki şirketleri kurtarmayı amaçlayan İstanbul Yaklaşımı’na başvuran şirket sayısı her geçen gün artıyor. Işıklar Holding, Transtürk Holding, Makine Takım, Raks Grubu, Avrupa Amerika Holding gibi şirketler İstanbul Yaklaşımı’na ilk müracaat eden şirketler oldu.

Zor durumdaki şirketlerin kurtarılmasına yönelik İstanbul Yaklaşımı, milyonlarca dolar borcu bulunan birçok şirket için can simidi oldu. Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi’nden yararlanmak için başvuruda bulunan şirketlerin arasında Makine Takım, Transtürk Holding, Kerevitaş, Avrupa ve Amerika Holding, Tümteks, Boyasan ve Köytaş ile Işıklar, ÇBS ve Raks Grubu şirketleri de bulunuyor.

İstanbul Yaklaşımı’nda ilk imza 24 Haziran tarihinde Işıklar Grubu ve iştirakleriyle atıldı. Işıklar Grubu, alacaklı mali kuruluşlarla anlaşarak, fabrikaları haricindeki gayrimenkullerini borç varlık takası metoduyla, borcunu 100 milyon dolardan 81 milyon dolara indirdi.

5’i banka 7 mali kuruluşa olan borç, 2 yıl ödemesiz 5 artı 3 yıl vadeye yayılırken, grup şirketi Işıklar Ambalaj’a 5 milyon dolarlık yeni akreditif kredisi sağlandı. Işıklar Ambalaj’ın 22 milyon 802 bin 856 dolar nakdi, 479 milyar 993 milyon 882 bin lira ve 254 bin 816 Euro gayrinakdi borcu ile şirketin bağlı ortaklığı olan Ege Kraft Torba Sanayii ve Ticaret AŞ’nin 636 bin 564 dolar nakdi, 46 milyar 89 milyon 668 bin liralık gayrinakdi borcu yeniden yapılandırıldı.

Bursa’daki fabrikasında, sebze, unlu mamuller, ton balığı işleyerek, dondurulmuş gıda ve konserve olarak piyasaya süren ve üretiminin büyük bölümünü ihraç eden Kerevitaş Gıda Sanayii ve Ticaret AŞ ile grup şirketleri de İstanbul Yaklaşımı kapsamına alındı. 1. Alacaklı Bankalar Konsorsiyumu toplantısında, lider bankanın Türkiye İş Bankası olmasına karar verildi.

Galatasaray Spor Kulübü eski başkanlarından Faruk Süren’e ait Makine Takım Endüstrisi AŞ ve Transtürk Holding AŞ’nin borçları da, Vakıflar Bankası’nın liderliğinde yeniden yapılandırılacak. Erol Aksoy’un yönetimine seçildiği Factofinans Alacak Alımı AŞ, Cine 5, Avrupa ve Amerika Holding’in de aralarında bulunduğu grup şirketlerinin borçları İstanbul Yaklaşımı’nı içeren finansal yeniden yapılandırma kapsamına aldı.

Borçlulardan Edatur Turizm AŞ, Universal Yayıncılık ve Ticaret AŞ, Cine 5 Filmcilik ve Yapımcılık AŞ, Multikanal Pazarlama Dağıtım ve Ticaret AŞ ve Avrupa ve Amerika Holding AŞ firmalarının taksitle ödeme isteği 2 yıl ödemesiz, 5 yıl anapara ödemeli ve takip eden 2 yıl faiz ödemeli (her yıl ilk gününde oluşacak bir yıllık Libor + yüzde 2,5 basit faiz oranı ile) olarak kabul edildi.

Ege Bölgesi’nin bir dönem sanayi devlerinden biri olan Raks Grubu için de İstanbul Yaklaşımı, adeta bir hayat öpücüğü olacak. Banka borçları nedeniyle sıkıntılı dönem geçiren grup şirketlerinin borçları İstanbul Yaklaşımı kapsamında değerlendirilmeye alındı. 2 Ağustos’ta yapılan Alacaklı Bankalar Konsorsiyumu toplantısında, grup şirketlerinin oybirliğiyle Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması kapsamına alınmasına karar verildi.

Başvurular sürüyor

ÇBS Grubu şirketlerinden ÇBS Printaş Baskı Mürekkepleri ve Gereçleri Sanayii AŞ ile ÇBS Boya Kimya Sanayii ve Ticareti AŞ, İstanbul Yaklaşımı uyarınca, borçlarının yeniden yapılandırılması ve Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi yapılması için gerekli başvuruyu 1 Ağustos tarihinde, lider banka Türkiye Halk Bankası AŞ’ye yaptı. Bir zamanlar adı “havlu kralı” olarak anılan Denizlili sanayici Abdülkadir Uslu da halka açık şirketleri Tümteks ve Boyasan’ın İstanbul Yaklaşımı uygulamasından yararlanması için girişimde bulundu. Kumaş, havlu ve bornoz üreticisi Tümteks, piyasalardaki daralma nedeniyle makinelerini, işçileriyle birlikte 1999 yılında bir başka firmaya kiralarken, haciz takibine de uğramıştı. Boyasan da, fabrika ve makinelerini kiralamıştı.

Cavit Çağlar’a ait Nergis Holding şirketleri ise, bankalarla tek tek anlaşma yoluna gitti.

İstanbul Yaklaşımı nedir?

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından hazırlanan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından onaylanan Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması’ndan, finansal darboğaz yaşamakta olup, yeniden yapılandırılmaları halinde yaşaması mümkün olan firmalar yararlanabiliyor. Küçük ve orta ölçekli firmaları da kapsayan Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması’nın Koordinasyon Sekretaryası görevini Türkiye Sınai Kalkınma Bankası AŞ üstlendi. Organizasyon yapısı içinde öngörülen Hakem Kurulu oluşturuldu.

İstanbul, aa

08.08.2002


 

Eczacıbaşı: Derviş’in siyasete girmesini destekliyorum

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, önümüzdeki dönemde Devlet Bakanı Kemal Derviş’in siyasette yer almasını çok arzu ettiğini belirterek, “Eğer kendi düşündüğü şekilde siyasete girebilirse, kendisine elimden geldiği kadar destek vermeyi istiyorum.” dedi.

Bülent Eczacıbaşı CNN Türk televizyonuna yaptığı açıklamada, vereceği desteğin siyasi oluşuma kurucu üye olarak katılmak biçiminde olabileceğini ifade etti.

Fakat siyasete aktif olarak girmeyi kesinlikle düşünmediğini belirten Eczacıbaşı, “Milletvekili adayı olmam veya işlerimden ayrılmam hiçbir şekilde söz konusu değil.” dedi. “Kemal Derviş’in aktif siyasete girmesi halinde kendisine hangi yeri uygun görüyorsunuz? Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı mı yoksa daha farklı bir konum mu?” şeklindeki bir soru üzerine de Eczacıbaşı, şunları söyledi: “Çok etkin bir konumda olması gerektiğini düşünüyorum. Artık Türkiye’nin yeni ekonomik krizlere dayanma gücünün kalmamış olduğu görüşündeyim. Her şeyden önce ekonominin en emin ellerde olması önemli. Ama bunun için Sayın Derviş’in ekonomiden sorumlu teknisyen bakan olmasını yeterli görmüyorum. Benim de katılmayı düşünebilmem için mutlaka Sayın Derviş’in daha etkin bu konumda bu oluşumda yer alması gerekir.”

Bülent Eczacıbaşı, “Liberal sosyal sentez iş dünyasının desteğini alabilecek bir bakış açısı mı siyasette?” şeklindeki bir başka soruyu ise, “Evet kesinlikle. İş dünyasının desteğini alacak bir oluşum ve Sayın Derviş’e şu sırada ortaya koyduğu ittifak arayışında da kendisine çok güçlü bir şekilde hepimizin destek vermesi gerektiğini düşünüyorum.” şeklinde yanıtladı.

İstanbul, Zaman

08.08.2002


 

PÜİS: Akaryakıt fiyatlarını indirin

Petrol Ürünleri İşveren Sendikası Başkanı İsmail Aytemiz, akaryakıt ürünlerinden alınan vergiler ve sık sık yapılan zamlar nedeniyle tüketicilerin arabalarının depolarına, akaryakıt bayilerinin ise satmak için tanklarına akaryakıt alamaz hale geldiklerini söyledi.

Enerji Bakanı’nın onayladığı bayi kâr marjlarının artırılmasını öngören tasarının Devlet Bakanı Kemal Derviş tarafından imzalanmadığını dile getiren Aytemiz, tüketicinin güvenilir akaryakıt alabilmesi için kararnamenin en kısa zamanda yürürlüğe girmesi gerektiğini kaydetti. Aytemiz, petrol istasyonları olarak yeni bir eylem düşünmediklerini; ancak bu haksızlığın bir an önce giderilmesini beklediklerini ifade etti. Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) yürürlüğe girmesi ile birlikte Akaryakıt Tüketim Vergisi adı altında alınan yüksek vergilerin ÖTV adıyla toplanmaya başlandığını, akaryakıttaki KDV’nin ise yine yüzde 18 olarak uygulanmaya devam ettiğini söyledi. Rafineri çıkış fiyatı 353 bin lira olan bir litre süper benzinin üzerine 1 milyon 69 bin lira ÖTV ve KDV’nin eklendiğini vurgulayan Aytemiz, dağıtım ve bayi payları ile birlikte bu rakamın 1 milyon 583 bin liraya yükseldiğini hatırlattı.

IMF’ye verilen niyet mektubu çerçevesinde akaryakıt ürünlerine her ay açıklanan enflasyon oranında zam yapıldığını hatırlatan Aytemiz, “Artan fiyatlar nedeniyle tüketici deposunu, akaryakıt bayileri de tanklarını dolduramamaktadır.” dedi. 1 Temmuz 1998’de 1 litre süper benzinin litresinin 194.900 lira iken bugün 1 litre benzinin pompa satış fiyatının 1.583.000 TL’ye yükseldiğini, bunun da tam yüzde 812 artışa denk geldiğini vurguladı.

Aytemiz, benzin fiyatının 800 bin liraya indirilmesini istedi.

Aydın Haskebabçı / Ankara

08.08.2002


 

İncirlik Hava Üssü’nde grev resmen başladı

Adana İncirlik Hava Üssü’nde yaklaşık bin 500 işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanmasından sonra Türk Harb-İş Sendikası Adana Şube Başkanı Orhan Şener, İncirlik’e giderek 10. Tanker Üs Komutanlığı’na grev kararını astı.

Şener, sendika binasında düzenlediği basın toplantısında 17 Nisan günü başlatılan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde 110 gün geçmesine rağmen anlaşma sağlanamadığını, resmi arabulucunun da görüşmelerde anlaşma sağlanamadığına dair resmi tutanağının sendikaya tebliğ edildiğini bildirdi. Bu aşamadan sonra yapacak tek şeyin grev kararı asmak olduğunu anlatan Şener, sendika temsilcileri ve 5-6 işçi ile birlikte İncirlik beldesine 06 UG 225 plakalı özel otomobiliyle giderek, grev kararını astı. Şener, gazetecilerin İncirlik Hava Üssü’ne alınmayacaklarını belirterek, belde girişindeki akaryakıt istasyonunda açıklama yaptı. Şener, “Tarihte ilk defa işveren işçisini greve çıkartıyor. Taleplerimiz karşılanmayacak bir talep değil. İşveren 2000 yılında imzaladığımız sözleşmeyi getirsin, aynen imzalarız.” diye konuştu.

Şener, üste görev yapan üyelerinden birçoğunun, gıda, bakım, onarım ve araç tahsisi görevlerinde çalıştıklarını ifade ederek, “Greve çıkılmasıyla birlikte üsteki sosyal yaşam felç olacak” dedi. Şener, sendika olarak üzerlerine düşen her türlü hoşgörüyü gösterdiklerini belirterek, belde girişinde kendisine destek veren işçilere de, “Grevi asıyoruz, hayırlı olsun.” dedi.

Türk Harb-İş Sendikası her 3 ayda bir enflasyon farkı, yılda yüzde 20 zam ve 400 dolarlık refah payı isterken Almanya’dan gelen işveren temsilcileri ile İncirlik Hava Üssü’ndeki yetkililer 6 ayda bir kez enflasyon farkını vermekte diretiyor. Sendika yetkilileri, Adana, İzmir ve Ankara’da kurulu bulunan 4 ayrı işletmede uluslararası antlaşmalara dayalı olarak faaliyet gösteren Yabancı Askeri İşyerleri (ABD) işverenleriyle 1990 yılındaki Körfez Savaşı sırasında anlaşma sağlanamadığını ve grevin 7. gününde Bakanlar Kurulu kararı ile ertelendiğini hatırlattı.

Ziya İpek / Adana

08.08.2002


 

Bakanlar Kurulu tarımın sorunlarını tartıştı

Yaşar Okuyan’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevinden istifa ettiği Bakanlar Kurulu toplantısında ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılıkla ilgili sorunlar tartışıldı. Devlet Bakanı Tunca Toskay, yaptığı açıklamada toplantıda ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz’de yaşanan afet ile tarım ve hayvancılık alanındaki sorunların ele alındığını bildirdi.

Çiftçilerin sulama ve besicilikle iligili borçlarının yeniden yapılandırılması kararlaştırıldı. Başbakan Bülent Ecevit, daha önce tarımdaki borçların yeniden yapılandırılması uygulamasından besicilerin yararlanamadığını, bunun hayvancılığı olumsuz etkilediğini belirterek, kamu bankalarının borçların yeniden yapılandırılması uygulamasının hayvancılık kesimi üzerine de yayılmasını istedi. Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in bu konuyu kamu bankaları ile görüşmesi istendi.

Bakanlar Kurulu’nda Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, tarım ile ilgili üç ayrı sorunu dile getirdi. Tarımda doğrudan gelir desteği ile ilgili çiftçi kayıt sisteminin tekrar gözden geçirilerek yenileneceğini bildiren Gökalp, geçen yıl bu sisteme dahil olmayan çiftçilerin bu yıl kayıt yaptırabileceklerini belirtti.

Gökalp’in verdiği bilgilere göre yapılacak kayıtlardan sonra 15 Ekim’den itibaren doğrudan gelir desteği çiftçilere ödenmeye başlanacak. Gökalp, bunun için bu yılki bütçede 700 trilyon lira ödenek bulunduğunu hatırlattı. Bakan Gökalp’in ikinci olarak dile getirdiği sorun ise pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi ve zeytin yağı gibi ürünlerin prim ödemeleriyle ilgili. 21 ilde bu ürünler için ödenecek 190 trilyon liradan yaklaşık 96 bin üretici faydalanacak. Tarım Bakanı Gökalp bu primlerin ödenmesi için söz konusu ödeneğin serbest bırakılmasını istedi.

Ankara, Zaman

08.08.2002


 

İş Güvencesi’ne son noktayı Meclis koyacak

İş Güvencesi Yasa Tasarısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı koltuğundan etti. Tasarının bugün ek bütçeyi görüşmek üzere toplanacak Meclis Genel Kurulu’nun olağanüstü toplantısında yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.

Bakanlar Kurulu’nda yasanın hükümet tasarısı olarak kabulü için uğraşan Okuyan, bu konuda başarılı olamayınca toplantıyı terk etti. Bakanlıkta sendika başkanları ile bir süre görüşen Okuyan, daha sonra istifasını açıkladı. Okuyan’ın yerine ANAP’lı Devlet Bakanı Nejat Arseven atandı. Başbakan Bülent Ecevit ise, İş Güvencesi konusunda bir sorun olmadığını vurgulayarak, “Tasarı bugün Meclis gündeminde görüşülecektir.” dedi.

İşçi sendikaları temsilcileri Okuyan’ın aldığı kararı desteklerken, “Keşke istifayı bugüne erteleyip tasarıyı Meclis gündemine getirseydi.” dediler. Sendika başkanları Okuyan’ın, tasarının kabulü için elinden geleni yaptığını; ancak bunu seçim öncesi bir şov malzemesi haline getirmemesi gerektiğini ifade ettiler. Hak–İş Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, tasarının uzun süredir bakanlık gündeminde olduğunu hatırlatarak, “Sayın Okuyan, tasarıyı şimdi Meclis’e taşıyacağına ocak ayında yapsaydı, belki de bunu başarırdı.” dedi.

Ancak işçi sendikalarının bir haftadır süren yoğun çabalarına rağmen işveren kesiminin tepkisi sonucu tasarının yasalaşması zor görünüyor.

Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ve DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı makamında ziyaret etti.

Salim Uslu, Okuyan’ın istifası açıklanmadan önce gerçekleşen ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, Bakan Okuyan’ın işsizlik sigortası başta olmak üzere iş güvencesi konusunda yoğun bir çaba sarf ettiğini belirtti. Okuyan’ın çağdaş bir yasanın arkasında durduğunu ifade eden Uslu, şunları söyledi: “Bundan dolayı sayın bakana yönelik baskıları asla doğru bulmadığımızı ifade ettik. Kaldı ki, İş Güvencesi Yasa Tasarısı Ulusal Program’da yer almıştır. Kısa vadede gerçekleştirilmesi gereken hedefler arasındadır. Hükümet de buna imza koymuştur. Bakanın ötesinde hükümetin de bunun arkasında durması gerekir. Bugün, bakanın yanında, arkasında olduğumuzu da ifade ettik.”

Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral de, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şükrü Sina Gürel’le yaptığı görüşmenin ardından, çalışanlarla ilgili yasa tasarısı söz konusu olduğunda sermaye kesiminin büyük fırtına kopardığını ve olayın bir bakanın istifasına kadar götürüldüğünü ifade etti. Meral, İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın işverene herhangi bir mali yük getirmediğini yineledi. Meral, ekonomik kriz ve öncesinde sermaye kesimi ile ilgili yapılan düzenlemelere müdahale etmediklerini ve işçi kesiminin üzerine düşeni yaptığını söyledi. Meral “Her zaman patronların dediği oluyor, bu sefer de bizim dediğimiz olsun.” dedi.

Geç kalınca koltuğuna dönemedi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevinden İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nı gerekçe göstererek ayrılan Yaşar Okuyan’ın “geç” kaldığı için koltuğuna dönemediği iddia edildi. ANAP MKYK toplantısı sürerken istifası duyurulan Yaşar Okuyan’la ilgili ortaya atılan iddialara göre, görevden ayrılma kararı duyulunca 3 sendika başkanı makamında Okuyan’ı ziyarete gittiler. Sendikacılar, İş Güvencesi Yasası için Okuyan’ın görevde kalmasında ısrarcı oldular. Cuma gününe kadar istifasını dondurma kararı alan Okuyan, “Peki kalıyorum. Yarın Meclis’teki görüşmelere gideceğim.” dedi. Okuyan, bu kararı aldığı dakikalarda Başbakanlık’a gönderdiği istifa dilekçesinin işleme konduğunu ve kararnamenin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından onaylandığını öğrendi. Kırgın olduğu bildirilen Okuyan, ANAP MKYK toplantısına katılmadı.

ANAP lideri Mesut Yılmaz, Okuyan’ın 9 Ağustos tarihli istifa dilekçesi verdiğine ilişkin soruya, “Vadeli istifa olmaz” cevabını verdi. Okuyan’ın seçim çalışması için parti yönetiminde görevlendirildiğini, kendisiyle konuşacağını söyledi. Yılmaz, Okuyan’ı seçimde İstanbul Seçim Merkezi’nin başına getirdi. İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın Meclis Genel Kurulu’nun bugün yapması beklenen olağanüstü toplantısında ele alınması bekleniyor.

Aydın Haskebabçı / Ömer Şahin

08.08.2002


 

Baydur: İş güvencesini getirenler vatan hainidir

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı sert bir dille eleştirdi.

Baydur, “Sayın bakan 3 tane oy alacağım diye İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nı çıkarmaya çalışıyor. Sendika başkanları bir partiye oy verin, dedi diye hiçbir işçi o partiye oy vermez.” dedi. Tasarının eksik hali ile Meclis’e sunulmasının vatan hainliği olduğunu savunan Baydur, “Başka ülkeler yatırımcıyı teşvik için işverenden vergi dahi almazken bizimkiler gerçek yatırımcıyı küstürüyorlar. İşverenlere Suriye bile daha iyi şartlar sunuyor.” dedi. Baydur, Prof. Dr. Metin Kutal başkanlığında 9 kişilik bir akademik heyetin yeni İş Kanunu Tasarısı’nı tamamladığını belirterek Meclis’in yeni dönemde bu tasarıyı ele alması gerektiğini söyledi.

08.08.2002


 

Bakan Yaşar Okuyan gitti, reformları kaldı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan sürpriz bir şekilde istifa eden ANAP’lı Yaşar Okuyan, “sosyal güvenlik reformunu” tamamlayamadan gitti. Ancak, Okuyan, giderayak siyasi partiler üzerinde yoğun baskı kuran işçi sendikalarını harekete geçirerek ‘iş güvencesi’nin Meclis gündemine alınmasını sağladı.

Meclis 29 Temmuz’da olağanüstü toplanınca Bakan Okuyan, öteden beri çıkmasını istediği ve Sosyal Güvenlik Reformu’nun önemli parçasını oluşturan tasarı için düğmeye bastı. Sendika temsilcilerinin verdiği bilgiye göre, Okuyan, bu çerçevede önce Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’i uyardı ve bunlara iş güvencesi için Meclis’te girişimde bulunmalarını önerdi. Türkiye’nin üç büyük işçi konfedarasyonu da harekete geçerek siyasi partiler üzerinde yoğun baskı uyguladı. Bunun neticesinde, iş güvencesi, Meclis’in bugünkü olağanüstü toplantısının gündemine alındı.

Patronlarla kapıştı

Okuyan, 57. Hükümetin renkli kabine üyelerinden biri olarak öne çıktı. İlginç icraatları ile tartışmalarıyla gündeme geldi. İş güvencesine karşı çıkan Türkiye İşveren Sendikaları Konfedarasyonu (TİSK) Başkanı Refik Baydur ile kapıştı. Baydur’un, “Sonuna kadar buna direneceğim” restine, “Bu düzenleme yapılacak” diye karşılık verdi. “Sağlık hizmetlerinin tümüyle kendisine bağlanmasını” isteyen MHP’li Sağlık Bakanı Osman Durmuş ile tartıştı. SSK hastanelerine tıbbi cihaz satan firmalarla, “yüksek fiyatla malzeme sattıkları” gerekçesiyle kavga yaşadı. Bu cihazları, daha ucuza alma yoluna gitti.

‘Telefonum dinlendi’

Hastanelere gerçekleştirdiği ani denetimleriyle dikkat çeken Okuyan, SSK hastanelerindeki yığılmaları önlemek amacıyla telefonla randevu alma uygulamasını başlattı. Buna rağmen, SSK’lıların sıkıntısının bitmediği yönünde zaman zaman eleştiriler aldı. “Alo Bakan” hattını faaliyete geçirdi ve verdiği cep telefonu numalaralarından kendisini arayan vatandaşların şikayetlerini doğrudan aldı. Bu arada, telefonunun dinlendiğini iddia etti. Bu yüzden Meclis’te Telekulak komisyonu kuruldu. SSK ve Bağ-Kur hizmetlerinden yararlanan ve buralardan maaş alan on binlerce sahte emekliyi ortaya çıkardı.

Seçim bölgesi Yalova başta olmak üzere yeni açılan hastanelere adının verilmesi eleştiri konusu olan Yaşar Okuyan, sık sık bürokrat değiştirmesiyle de gündeme geldi.

Kendisinin getirdiği bürokratları bile görevden almaktan çekinmezken, “Bürokratlar beni kandırıyor. Bunlarla mücadele edeceğim.” savunmasını getirdi.

Zekai Özçınar / Ankara

08.08.2002


 

Ecevit, iş güvencesine ‘evet’ dedi

Başbakan Bülent Ecevit, İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın bazı işveren çevrelerinin iddia ettiği gibi işverenleri çok müşkül durumda bırakacak bir tarafı olmadığını söyledi.

Ecevit, NTV’ye yaptığı açıklamada İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın, Meclis’ten geçebileceğini ifade etti. Tasarının, bazı işveren çevrelerinin iddia ettiği gibi işverenleri çok müşkül durumda bırakacak bir tarafı olmadığını belirten Başbakan Ecevit, “Hatta uluslararası çalışma örgütü ölçütlerine göre biraz hafif ılımlı önlemler içeriyor. Ama çok büyük bir mesele haline getirildi işveren çevrelerinde. Aslında kaygı duyulacak bir şey olmadığı kanaatindeyiz.” dedi.

Başbakan Bülent Ecevit, Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan’ın istifası konusunda, şunları söyledi: “ANAP’ın iç meselesi sayılır. Bildiğiniz gibi bu iş güvencesi konusundaki tartışmalar devam ediyordu. Yarın zannediyorum Meclis’te görüşülecek. Herhalde Çalışma Bakanı ve kendi partisinin genel başkanı arasında bir sorun. Onun için benim söyleyebileceğim fazla bir şey yok.”

08.08.2002


 

TZOB’da iki resmî başkan bulunuyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nde (TZOB), nisan ayında yaşanan yönetim değişikliğinin sancıları devam ediyor. Nisanda yapılan yönetim kurulu toplantısında, 10 kurul üyesinden 8’inin kararı ile başkanlık görevinden ayrılan Faruk Yücel, mahkeme kararı ile tekrar “başkanlık odasına” dönerken, aynı kurul kararı ile başkanlık görevine seçilen Mehmet Rifat Akyüz de görevini sürdürüyor.

Halen, TZOB’un GMK Bulvarı’nda bulunan binasının 2’nci katında, Faruk Yücel ve Mehmet Rifat Akyüz, ayrı ayrı odalarda başkan sıfatı ile oturuyor.

İş Güvencesi Yasa Tasarısı konusunda, önceki gün, TOBB’da yapılan toplantıya da hem Yücel, hem de Akyüz, TZOB başkanı sıfatı ile katılıp, Rifat Hisarcıklıoğlu’nun her iki yanında durarak açıklamada bulundular. Yücel ve Akyüz, kendilerini başkan, diğerini ise başkan vekili olarak tanıtıyor. Diğer taraftan, Birlik’te güvenliği sağlamak için, kapının önünde polis memurları sürekli görev yapıyor.

Yönetim kurulu kararı ile başkanlık görevinden ayrıldıktan sonra Ankara İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile 25 Temmuz’da tekrar görevine dönen Faruk Yücel, başkan olması için yönetim kurulunun tekrar karar almasına gerek olmadığını, Birlik’teki icra organının başkanı olduğunu, kendi kendisini göreve iade edebileceğini söyledi.

Ankara, aa

08.08.2002


 

Krediyi onaylayan IMF, Kemal Derviş’siz döneme yeşil ışık yaktı

Türkiye yaklaşık 1,1 milyar dolarlık krediyi hemen çekebilecek. IMF Avrupa Direktörü Deppler, “Program tek kişiye endeksli değil” diyerek Derviş’siz bir döneme yeşil ışık yaktı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye için öngörülen yaklaşık 1,1 milyar dolarlık yeni kredi diliminin serbest bırakılmasını onayladı. Türkiye, 1,1 milyar dolarlık kredi dilimini hemen çekebilecek.

IMF Direktörü Michael Deppler, Türkiye’de 3 Kasım’da gerçekleştirilecek seçime karşın, programın aksamayacağına inandığını belirtti. “Devlet Bakanı Kemal Derviş’in hükümette kalıp kalmaması, programın devamını etkiler mi?” şeklindeki bir soruya ise Deppler, “Derviş’in programda çok etkili bir mimar olduğunu düşünüyoruz. Kendisi, programın sözcülüğünü yaptı ve bunun için de güveni hak ediyor. Ancak bu program, Derviş’in kendisinin de söylediği gibi pek çok insanın işbirliği çabasıyla yürüyor. Programın bir tek kişiye bağlı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

Türk hükümetinin, şu ana kadar programı uygulamada gösterdiği kararlılığı da öven Dünya Bankası Avrupa Birinci Direktörü Michael Deppler, “IMF icra direktörlerindeki genel kanı, Türk hükümetinin, programı güçlü bir şekilde uygulamaya devam ettiği yönündedir ve program yolunda kalmaya devam ediyor” dedi.

Seçim sürecinin programa etkisine ilişkin bir soruya karşılık Deppler, programın uygulanacağına güvenlerinin tam olduğunu belirterek, seçimin sonunda hangi hükümet ortaya çıkarsa çıksın, ekonomik program üzerinde liderlerin genel çerçevede uzlaştıklarına işaret etti. Deppler, “Belki basit konularda anlaşmazlıklar olabilir ama zaten bütün siyasi partilerin her konuda uzlaşmalarını bekleyemeyiz. Genel çerçevede ise liderler, programı destekliyor. Programın ana hatları konusunda bir uzlaşmazlık yok” dedi.

Türkiye, IMF’nin taahhütte bulunduğu 17 milyar dolar tutarındaki kredinin 12 milyar dolarını kullanmış bulunuyor.

IMF’den yapılan açıklamada, üç yıllık Stand-By düzenlemesi çerçevesinde Türkiye’nin ekonomik performansının değerlendirildiği Üçüncü Gözden Geçirme’nin tamamlandığı ve yeni kredi diliminin serbest bırakılmasının onaylandığı belirtildi.

Washington / Ankara

08.08.2002


 

Dünya Bankası kredisi haftaya serbest

Dünya Bankası’nın Türkiye için öngördüğü Program Amaçlı Mali Sektör ve Kamu Sektörü Uyum Kredisi’nin (PFPSAL–2) 450 milyon dolarlık bölümünün gelecek hafta serbest bırakılacağı bildirildi.

Dünya Bankası yetkilileri yaptıkları açıklamada, Türk hükümetinin kredi için son önşartı, geçen cuma günü yerine getirdiğini ve Dünya Bankası’ndaki işlemlerin ardından kredi diliminin gelecek hafta içinde serbest bırakılacağını kaydettiler.

Türk hükümeti, söz konusu önşartta, mali kontrol ve iç denetim yasa tasarısını TBMM’ye sevk etmişti.

1 milyar 350 milyon dolar tutarındaki PFPSAL–2 kredisi, bir bütün olarak 16 Nisan tarihinde Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanmıştı. Bu kredinin, Türkiye önşartları karşıladıkça 450’şer milyon dolarlık üç taksit halinde iletilmesi öngörülüyor.

Gelecek haftaki 450 milyon dolarlık bölüm, kredinin ilk dilimi özelliğini taşıyor. Gelecek haftaki dilimin serbest bırakılması için Dünya Bankası İcra Kurulu’nun toplanmasına gerek bulunmuyor. Washington, aa

Washington, aa

08.08.2002


 

Malî Milat işadamlarını tedirgin ediyor

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan, “Mali Milat”ı ortadan kaldıracak düzenlemelere acilen ihtiyaç olduğunu bildirerek, “Onun için seçimden önce bu konuda Meclis’in toplanarak çok süratli bir karar alması ve bu işi bitirmesi gerekiyor.” dedi.

Mali Milat’ın başlagıcının bir yıl ertelenmesine ilişkin önergenin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda reddedilmesi konusunda görüşlerini açıklayan ASO Başkanı Çağlayan, politikacıların seçim kararıyla beraber popülist davranışların içine girdiklerini ve Türkiye gerçeklerinin unutulduğunu söyledi.

Mali Milat meselesinin daha önce Türkiye’nin başına zaten bela olduğunu ve Türk ekonomisinde inanılmaz tahribatlar yaptığını vurgulayan Çağlayan, Mali Milat’a karşı olmadıklarını; ancak söz konusu düzenlemelerin altyapısının sağlıklı olmadığını ve Türkiye gerçeklerinin dışında bir düzenleme olduğunu savundu.

Çağlayan, Türkiye’nin içeride yatırım hevesini kaybetmiş olduğuna işaret ederken, şunları kaydetti: “Yurtdışından Türkiye’ye yabancı yatırımcı gelmiyor, diğer taraftan Türk insanı şu 5-6 ay içinde yabancı menkul kıymetlere 1,5 milyar dolar bir para aktarmış. Türk insanı Türkiye’deki mali sistemden, bankacılık sisteminden, sermaye piyasalarından parasını çekmiş, yabancı portföylerden 1,5 milyar dolarlık alım yapmış. Yani Türk insanının parası yurtdışına çıkmış. Bunlar Merkez Bankası’nın kayıtlarında var.”

Türkiye’nin yurtdışındaki parayı çekmeye ve içerideki parayı dışarıya kaçırmamaya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Çağlayan, “Mali Milat konusunun gündemden çıkarılması demek, Türkiye’nin damar sistemini tıkamak demektir.” dedi.

Çağlayan, Mali Milat’ı ortadan kaldıracak düzenlemelere acilen ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün de, Mali Milat’ın bir yıl ertelenmesine ilişkin önergenin reddedilmesiyle ilgili olarak, “Ertelenmemesi (tekrar Türkiye’de bir kriz ortamının oluşmasına sebep olacak) diye kuşkularımız var.” dedi.

Mali Milat’ın 1998 yılında gündeme getirildiği zaman da büyük tepkileri olduğunu belirten Aygün, Türkiye’den büyük bir para çıkışı olacağını söylediklerini ve nitekim Mali Milat’la beklenenin olmadığını, Türkiye’den para çıkışı olmaya başladığını ve sonucunda ise krizlerin arka arkaya geldiğini söyledi.

Ankara, aa

08.08.2002


 

‘Beko, Grundig ile işbirliği yapmak istiyor’

Financial Times Deutschland adlı gazete, Türk şirketi Beko’nun, bir süreden bu yana öz sermayesi azalan Alman televizyon üreticisi Grundig ile işbirliği yapmak istediğini yazdı.

Gazetenin haberinde, Vestel’den sonra Türkiye’nin en büyük televizyon üreticisi olan Beko için Grundig şirketinin satış ağının cazip olduğu ifade edildi. Grundig’in belirli bir süreden bu yana durumunu düzeltmek için bir yatırımcı aradığına işaret edilen haberde, her iki şirket temsilcilerinin de işbirliği konusunda görüşmeler yapıldığını doğruladıkları; ancak bu konuda henüz bir açıklama yapmak istemedikleri belirtildi.

Grundig’in piyasa değerinin yaklaşık 500 milyon Euro olduğunu söyleyen şirket yetkililerinin, şu sıralar sadece Beko ile görüştüklerini açıkladıkları ifade edildi. Beko’nun, yabancı şirketler için de üretim yaptığı hatırlatılan haberde, şirketin bu yıl Grundig için 1 milyon televizyon üreteceği de kaydedildi.

Berlin, aa

08.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
08 Ağustos 2002


Zaman Spor

Ekonomi

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.