Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Savcı, korsan kitapları mahkûmlara gönderen belediyeye soruşturma açtı

İstanbul Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı, ilçedeki korsan kitapları toplatıp mahkumların okuması için cezaevlerine hediye eden Kadıköy Belediye Başkanlığı hakkında soruşturma başlattı. Topladıkları kitapları İstanbul başsavcısının olumlu görüşü ile 7 cezaevine gönderdiklerini belirten Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, “Karşımıza bu soruşturma çıktı. Biz kitapları çöpe atsaydık veya bir gece yarısı yaksaydık hiçbir problem çıkmayacaktı.” dedi.

Türkiye’nin değişik cezaevlerinden çok sayıda mahkumun Kadıköy Belediyesi’nden mektupla kitap talebinde bulunduğu bildirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici’nin isteği üzerine korsan kitapları çeşitli cezaevlerine ulaştıran Kadıköy Belediye Başkanlığı hakkında Kadıköy cumhuriyet savcısı soruşturma başlattı. Metris ve Bayrampaşa Cezaevi savcılarının korsan kitapları cezaevine sokmadığı belirtildi. Soruşturmanın Türkiye Yayıncılar Birliği ile Edebiyat ve İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği’nin, Kadıköy Belediyesi’nden şikayetçi olmasıyla başlatıldığı bildirildi.

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, 1998 yılından bu yana toplatılan kitapların belediyenin depolarında beklediğini söyledi. Tekin, İstanbul Başsavcısı Ferzan Çitici’ye yaptıkları başvurunun olumlu karşılanmasıyla depolardaki kitapları cezaevlerine gönderdiklerini ifade etti. Gürsel Tekin şöyle devam etti: “Bu kitaplar için Kültür Bakanlığı’na kadar yazı yazdık; ancak bir gelişme kaydedemedik. İstanbul başsavcısının olumlu görüşü ile temmuz ayı başından itibaren bu kitapları 7 cezaevine gönderdik ve karşımıza bu soruşturma çıktı. Kitapları çöpe atsaydık veya bir gece yarısı yaksaydık hiçbir problem çıkmayacaktı. Şimdi de kaldığımız yerden bir başka kampanya ile devam edeceğiz.”

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Acun ise, matbaalara yapılan baskınlarda toplanan korsan kitapların cezaevlerine ve Güneydoğu’daki okulların kütüphanelerine hibe edilmesini uygun bulmadığını söyledi. Korsan kitapların bir şekilde satılıp, karşılığının hak sahiplerine verilmesi gerektiğini savunan Acun, “Yazarların ve yayınevlerinin kitaplar üzerinde hakları var. Bence korsan kitapların toplanıp yakılması da uygun değil. Eğer istifade edilmek isteniyorsa, hibe etmek yerine kitaplar için küçük de olsa bir karşılığın yazarlara ve yayınevlerine verilmesi gerekiyor. En azından toplanan kitaplar hibe edilmeden önce hak sahiplerinden izin alınmalı.” diye konuştu.

Öte yandan, Kadıköy Belediyesi’ne Türkiye’nin her yerinden mahkum mektupları geliyor. Mahkumlar mektuplarda belediyeden kitap talep ediyor. Kadirli Kapalı Cezaevi’nden Resul Buldu, bu mahkumlardan sadece biri. Buldu, belediyeye yazdığı mektupta şu satırlara yer veriyor: “Cezaevlerine kitap gönderdiğinizi gazetelerden okudum. Cezaevinde zaman çok; ama şartlar ve mali durumumdan dolayı okuma alışkanlığım kaybolmak üzere. Ben kitapların yakılmasına karşıyım, bıraksınlar insanlar okusun... Sizden Cüneyt Arcayürek, Orhan Pamuk ve benzeri kitaplar istiyorum.”

Çankırı Orta Cezaevi’nde tutuklu bulunan Altan Sarıtaç da, ilkokul mezunu olduğuna değinerek eline geçen tüm kitapları okuduğunu belirtiyor. Sarıtaç, mektubunda dışarıda kendisine kitap gönderebilecek bir yakınının olmadığına da dikkat çekerek, yetkililerden kitap talebinde bulunuyor.

Mesut Çevikalp / Şemsinur B. Özdemir

08.08.2002


 

Mısır Çarşısı patlamasına verilen çelişkili raporlar davayı uzatıyor

Eminönü Mısır Çarşısı’nda 9 Temmuz 1998 tarihinde meydana gelen, 7 kişinin öldüğü 125 kişinin yaralandığı patlama ile ilgili hazırlanan 8. bilirkişi raporu da olayın bomba mı yoksa patlama mı olduğuna açıklık getirmedi. Mahkemeye gönderilen son raporu hazırlayan 5 kişilik heyetten 4’ü bomba derken, bir üye bomba olmadığı yönünde görüş bildirdi.

İstanbul 4 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) görülen davanın dünkü duruşmasına tutuklu sanıklar Heval Öztürk, Maşaallah Yağan, İsa Kaya, Abdulmecit Öztürk ve itirafçı sanık Kadriye Kübra Sezgin ile tutuksuz yargılanan Pınar Selek katıldı. Mahkeme heyeti, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kimya Bölümü ile Makine Kimya Enstitüsü uzmanlarından oluşan 5 kişilik heyetin hazırladığı bilirkişi raporunun mahkemeye ulaştığını bildirdi. Mahkeme heyeti, raporu inceleyemediği için duruşmayı erteleyerek, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Gönderilen raporda, MKE Kurumu uzmanı Kimya Mühendisi Ali Sait Altıntaş, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı patlayıcı madde uzmanları Jandarma Yüzbaşı Ercan Seyhan ve Binbaşı Metin Ergin ile ODTÜ Kimya Bölümü’nde görevli Prof. Dr Ali Usanmaz, patlamanın dış yüzeyi karton kutu, teneke kutu gibi materyallerle, yüksek infilaklı patlayıcı bir madde kullanılarak hazırlanmış bir bomba olduğu ve dondurma dolabı üzerinde infilak ettiği kanaatinde olduklarını belirtti. Aynı heyet içinde bulunan ODTÜ Kimya Bölümü’nde görevli Prof. Dr. İnci Gökmen ise bugüne kadar yapılan incelemelerde olay yerinde bombaya ait bir kanıt bulunamadığını, mekanda bulunan 8–9 adet tüpün faciaya zemin hazırladığını, patlamaya LPG’nin de sebep olmuş olabileceğini kaydetti.

Bülent Ceyhan / İstanbul

08.08.2002


 

Şehit aileleri, devletten daha fazla ilgi istedi

Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları çerçevesinde Meclis’te idam cezasının kaldırılmasına, şehit yakınlarının tepkisi sürüyor. Şehit ve gazi aileleri dün de protesto mitingleri düzenledi. Yapılan konuşmalarda şehit ailelerinin sorunları da dile getirildi.

İzmir Şehit Aileleri İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Konak Meydanı’nda düzenlediği mitingde, yaklaşık 150 şehit yakını, ellerinde şehitlerinin resimleriyle idamın kaldırılmasına tepkilerini dile getirdi. Mitingde, şehit yakınları gözyaşlarına boğuldu. İzmir Şehit Aileleri İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yavuz Alphan, mitingde yaptığı konuşmada, Abdullah Öcalan’ın 6,5 yıl sonra serbest kalacağını ve ardından Türkiye’ye başbakan olacağını öne sürdü. Konuşmasında şehit ailelerinin sıkıntılarını dile getiren Alphan, SSK hastanelerinde muayene olamadıklarını, şehit babası olarak sağlık karnesi bile alamadıklarını, şehit ailelerine 115 milyon lira aylık verildiğini, bu rakamın Öcalan’a harcanan paranın binde birini teşkil etmediğini söyledi. Denizli’de de şehit yakınları, idam cezasının kaldırılmasını kınadı. Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimler Derneği Başkanı Emin Öztürk, bu kararın, yıllarca ülkenin dört bir yanında vatanın bölünmezliği için mücadele etmiş ve canlarını vermiş şehitlerin ruhunu incittiğini ifade etti. Diyarbakır Şehit Ailelerini Koruma, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (DİŞAD) Başkanı Ahmet Büyükburç, kararı onaylayan Meclis’in dış mihrakların etkisinde kaldığını savundu. Büyükburç, “Avrupa Birliği bahane edilerek insanları katleden birilerine göz yuman Meclis çok yakında Apo’yu Türkiye’nin bir yerinden bağımsız aday göstererek kendi aralarına alacaktır.” diye konuştu.

08.08.2002


 

Çingeneler, Çeçenler ve Çerkezler de dil kursu açacak, Lazlar ise karşı

Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları neticesinde Meclis’ten geçen ‘Anadilde Öğretim ve Yayın’ Yasası, Türkiye’de farklı dil konuşan kesimleri de ‘özel kurs açmak’ üzere harekete geçirdi. Kürt kökenli vatandaşlar başta olmak üzere Çingeneler ve Çeçenler gerekli yönetmeliklerin çıkmasını bekliyor.

‘Çingeneler Federasyonu’ kurmak için uzun süredir çalışmalarını devam ettiren Çingeneler, Türkiye’de çok az bir kesim tarafından konuşulan Çingene dilini öğretmeyi hedefliyor. Çingenelerin ‘gayri resmi’ başkanı Mustafa Aksu, sözlüklerde yapılan Çingene tanımı için uzun süredir Türk Dil Kurumu ile ve Çingenelerin de Müslüman olduğuna dair Diyanet İşleri Başkanlığı ile devam ettirilen görüşmelerin olumlu neticelenmesinin ardından, ‘Türkiye’de zaten çok az kişinin konuştuğu Çingenecenin yaygınlaştırılmasını’ hedeflediklerini dile getirdi. Aksu, “Bizimle ilgili aşağılayıcı ifadelerin ortadan kaldırılması mücadelesini veriyoruz. Türkiye’de hâlâ Çingenece konuşan küçük bir kesim var. Sayıca az olmasının sebebi manevi baskıdır. Biz öz kimliğimizi korumak istiyoruz. Acelemiz olmamakla beraber, dilimizi öğretmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Çerkezlerin kurduğu Kuzey Kafkasya Kültür Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal da Çerkez dili olan ‘Adigece’nin öğretilmesi taraftarı. Adigece öğrenmek isteyenlerden gelecek talepleri değerlendireceklerini ifade eden Ünal, “Yönetmelikler çıksın. Biz de devleti istismar etmemeye gayret ederek resmi kurslar açarız.” diye konuştu. Şimdiye kadar dernek içerisinde Çerkez dilini öğrenmek isteyenlerin bir araya gelerek dillerini öğrendiklerini kaydeden Ünal, Milli Eğitim Bakanlığı’nın çıkaracağı yönetmelikler çerçevesinde hareket ederek resmi olarak kurs açacaklarını söyledi. Ünal, Kuzey Kafkasya ve Türkiye arasındaki kültür anlaşması gereği Milli Eğitim Bakanlığı tarafından veya kendi imkanları ile öğretmen getirebilecekleri bilgisini verdi. Çeçen Derneği Komitesi görevlilerinden Ömer Akan, Çeçenlerin şimdiye kadar kendi köylerinde serbestçe dillerini konuşabildiklerine dikkat çekti. Akan, daha önce resmi olmamakla birlikte dernekte bu dili öğrenmek isteyenlere yardım ettiklerini ifade etti.

Yasaların çıkmasından çok önce ‘Kürtçe öğretmek üzere kurs açmak’ için resmi makamlara başvuran; ancak olumsuz cevap alan Kürt derneklerinin altyapıları Kürtçe öğretmeye hazır. Kürt Kültür ve Araştırma Vakfı (KÜRTKAV) yöneticilerinden Fehim Işık, uzun süredir Kürtçe öğretmenin mücadelesini verdiklerini söyledi. KÜRTKAV da yönetmeliklerin çıkarılmasını bekliyor.

Laz kökenli vatandaşların kurduğu dernekler ise ‘anadilin öğretilmesi’ yasasına saygı duymakla beraber, Lazca öğretecek bir kurs açmayı düşünmüyor. Rize Kültür ve Yardımlaşma Derneği yöneticilerinden Selahattin Turgaz, medyada Lazların isminin geçmesinin bile kendilerini üzdüğünü belirterek, “Lazca konuşma konusunda bir sıkıntımız yok. Bizim torunlarımız Lazca bilmiyor, bundan bir rahatsızlık duymuyoruz, öğretmeyi de düşünmüyoruz. Talep olursa karşılamayı da düşünmüyoruz.” açıklamasını yaptı. Diğer dillerde eğitimi ‘Türkçenin bölünmesi’ şeklinde değerlendiren Turgaz, dernek olarak bu tür bir çalışmaya her zaman karşı olacaklarını vurguladı.

Aslıhan Aydın / Ankara

08.08.2002


 

‘LPG tesisleri duvarla çevrilsin’

Çevre Bakanlığı’nın Kocaeli’ndeki Akçagaz LPG (sıvılaştırılmış petrol gazı) dolum tesislerinde 28 Temmuz 2002’de meydana gelen patlamayı incelemek üzere bölgeye gönderdiği uzman ekip çalışmalarını tamamlayarak bir değerlendirme raporu hazırladı.

Raporda, çarpık kentleşme sebebiyle şehir içinde kalan tehlikeli madde dolum tesislerinin güvenli noktalara taşınması ya da güvenlik duvarlarıyla çevrilmesi isteniyor. Raporu inceleyen Çevre Bakanı Fevzi Aytekin, gerekli çalışmaları başlattığını; ancak valiliklerin işbirliğinin şart olduğunu söyledi. Aytekin “Bu olayda karşılaştığımız acı gerçek, ihmalkarlıktır. Ucuz atlattık. LPG dolum tesisleri önemli işletmelerdir; ama insan yaşamı her şeyden önemlidir. İl müdürlükleri bölgeleri sürekli denetim altında tutuyorlar, ama tesis sahipleri gereken çevre duyarlılığını göstermezlerse, duyarsızlık binlerce insanın ölümüne mal olabilir. Çalışmaları müsteşar koordinasyonunda başlattım.” dedi.

Gürhan Savgı / İstanbul

08.08.2002


 

Kardeşinin yerine cezaevine girmiş

Antalya’nın Serik ilçesinde, 3 yıl önce sebep olduğu ölümlü trafik kazası sonucu 4 yıl hapis cezasına çarptırılan kişinin yerine kardeşinin, kimlikte tahrifat yaparak cezaevinde yattığı ortaya çıkarıldı.

Mehmet Fevzi Akkurt (36), 1999’da sebep olduğu kaza sonucu 2 kişinin ölümüne yol açarak, 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı; ancak olaydan sonra kaçtı. Yakalanan Mehmet Fevzi Akkurt’un olay sonrasında kesinleşen cezası için kardeşi Muhammet Gazali Akkurt’un (32) hapiste yattığı ortaya çıktı. Kardeşine ait kimliği kullanarak esnaflık yapan M. Fevzi Akkurt, kesinleşmiş hapis cezası ve ‘sahtecilik’ suçları sebebiyle cezaevine gönderildi. Ağabeyinin yerine nisandan beri Gebze Cezaevi’nde yatan Muhammet Gazali Akkurt’un, olayın ortaya çıkması sonucu tahliye edileceği; ancak sahte kimlik kullanmaktan yeniden yargılanacağı öğrenildi.

Antalya, aa

08.08.2002


 

İlçelerin il olma rekabeti Meclis’e sıçradı

Milletvekilleri, Şebinkarahisar, İnegöl ve Suşehri ilçelerinin il olması konusunun görüşülmesi için Meclis’in bugün olağanüstü toplanmasını istedi.

Şebinkarahisar ile başlayan ilçelerin il olma mücadelesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekillerini de bölgelerinin bu istekleri doğrultusunda çalışmaya sevk etti. Çeşitli partilere mensup milletvekilleri dün, Şebinkarahisar, İnegöl ve Suşehri’nin il olmasını öngören yasa tekliflerinin görüşülmesi amacıyla TBMM’nin bugün olağanüstü toplanması istemiyle ayrı ayrı Meclis Başkanlığı’na başvurdu. SP Giresun Milletvekili Turhan Alçelik’in ilk imza sahibi olduğu başvuruda, Giresun’a bağlı Şebinkarahisar ilçesinin il yapılmasına ilişkin kanun teklifinin bugün görüşülmesi istendi. Başvuruda 126 milletvekilinin imzası yer aldı.

Bursa milletvekilleri Burhan Orhan ve Ahmet Sünnetçioğlu ise, Bursa’ya bağlı İnegöl ilçesinin il olması için 110 milletvekilinden imza topladı. TBMM Başkanlığı’na yapılan başvuruda, Meclis’in bugün toplanarak İnegöl’ün il yapılmasına ilişkin yasa teklifinin görüşülmesi istendi.

Dün il yapılması görüşmeleri için TBMM’ye başvurusu yapılan bir diğer ilçe de Sivas’ın Suşehri ilçesiydi. TBMM Başkanlığı’na yapılan başvuruda, Suşehri’nin bulunduğu Kelkit Vadisi’nin yeni bir il kurulması için öncelikli bölge olduğu belirtildi. Suşehri’nin Türkiye’nin en eski ilçelerinden birisi olduğu kaydedilen başvuruda, “Her türlü altyapı, son derece modern hastanesi, yüksekokulu ve kalabalık nüfusu ile Suşehri, bölgenin il olmaya en uygun ilçesidir.” denildi. Başvuruda, Suşehri’nin il olmasıyla yeni bir cazibe merkezinin oluşacağı, bu durumun da göçü engelleyeceği ifade edildi.

Ankara, cha

08.08.2002


 

İkinci kuşak Türkler, 419 bin Avrupalıya patronluk ediyor

Merkezi Almanya’nın Essen kentinde bulunan Türkiye Araştırmalar Merkezi’nin (TAM) yaptığı bir araştırmaya göre 40 yıl önce Avrupa’ya göç eden Türklerin açtıkları 80 bin 600 işyerinde, yaklaşık 419 bin kişi çalışıyor.

TAM Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yapılan araştırmalara göre 80 bin 600 işyeri sahibinin, 100 farklı işkolunda 419 bin kişiye iş imkanı sunduğunu belirterek, “Avrupalı Türkler, 40 yıldan fazla bir süredir misafir işçilik dönemini geride bırakarak işverenliğe adım atmışlardır. Bugün 419 bin farklı ulusa mensup insan, Türk girişimcilerin yanında istihdam ediliyor.” dedi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliğinin tartışıldığı bir dönemde, AB’deki Türk göçmenlerin bu tartışmalardan bağımsız olarak AB ülkelerine önemli katkılarda bulunduklarına dikkat çeken Prof. Dr. Şen, TAM tarafından geçen aylarda yapılan ‘Türk Girişimcilerin Ekonomik Gücü’ başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. 80 bin 600 Avrupalı Türk girişimciden 59 bin 500’ünün Almanya’da, diğerlerinin Avrupa’nın farklı ülkelerinde işyeri çalıştırdığını ifade eden Şen, şöyle konuştu: “Avrupalı Türk işletmeleri, işletme başına yıllık 108 bin 239 Euro'luk yatırım yapıyor. Toplam yatırım 8,72 milyar Euro’yu bulurken, işletme başına düşen ortalama ciro 423 bin 435 Euro. Avrupa’daki Türk girişimcilerin yıllık toplam ciroları ise 34,5 milyar Euro’ya ulaşırken, farklı uluslardan 419 bin kişiye istihdam sağladıkları ortaya çıkmıştır.”

Şen’in verdiği bilgiye göre, Avrupa’daki Türk girişimcilerin sayısı 2015 yılına kadar ikiye katlanacak. 2015’te 120 bini Almanya’da olmak üzere Avrupa’da toplam 160 bin Türk kökenli girişimci olacak. Aynı yıl 960 bin kişi, Türk işletmelerinde istihdam edilecek. 20 milyar Euro’luk toplam yatırım hacmine ulaşacak olan Türk girişimcilerin yıllık toplam ciroları ise 85 milyar Euro'yu bulacak.

Ömer Oruç / İzmir

08.08.2002


 

12 yıllık belediye otobüsüne kaçak diye el konuldu

Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde, belediyeye ait otobüse, yurda kaçak olarak sokulduğu gerekçesiyle el konuldu.

Yıldızeli Belediye Başkanı Mustafa Arda, 12 yıldır belediye otobüsü olarak kullandıkları otobüse, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla el konulduğunu söyledi. Otobüsün hiç kullanılmadan alındığını ve yurda kaçak olarak sokulma ihtimalinin imkansız olduğunu ifade eden Arda, “Araç, emniyet müdürlüğüne bağlı garajda tutuluyor. Evraklar tamamlandıktan sonra gümrüğe teslim edilecek.” dedi.

Sivas, aa

08.08.2002


 

Üniversiteli oğlunu el arabası ile taşıyor

Geçirdiği ateşli hastalık sonucu iki ayağı da tutmaz olan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Ferhat Ağdaş’ı annesi, maddi imkansızlık yüzünden el arabasıyla taşıyor.

Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Güllü köyünde yaşayan Ferhat Ağdaş’ın 6 yıl önce geçirdiği menenjit hastalığı sonucu iki ayağı da tutmaz oldu. Ailesi çiftçilikle kıt imkanlarla geçindiği için tekerlekli sandalye satın alamayan Ağdaş, annesi Nazife Ağdaş’ın taşıdığı el arabasıyla ancak dışarı çıkıp gezebiliyor. Açık Öğretim Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan Ağdaş, hayırseverlerin kendisine tekerlekli sandalye hediye etmesini bekliyor.

Orhan Yıldırım / Erzurum

08.08.2002


 

Zafer Mutlu ekibiyle Sabah’tan ayrılıyor

Her yaz medyada meydana gelen hareketlenme ve transferler bu yıl daha şiddetli yaşanıyor. Kanal D Genel Koordinatörü Tuncay Özkan’ın Çukurova Grubu’na Medya Grup Başkanı olarak geçmesinden ve Reha Muhtar’ın 6 yıldır haber yönetmeni olarak görev yaptığı Show TV’den ayrılmasının ardından, Sabah Grubu’nda fırtına öncesi sessizlik yaşanıyor.

Sabah Gazetesi ve Bilgin Grubu’nun Medya Grup Başkanı olan Zafer Mutlu’nun, beraberinde büyük bir ekiple gazeteden ayrılmaya hazırlandığı belirtiliyor. Mutlu ile birlikte Ercan Arıklı, başyazar Güngör Mengi ve Günaydın’ı çıkaran Aydın Öztürk’ün de görevlerinden ayrıldıkları kaydediliyor. Listede pek çok önemli yazar ve editörün ismi geçiyor. Bu ekibin başka bir gruba geçmek yerine yeni bir gazete çıkaracakları öğrenildi.

Turgay Ciner’in ağırlığının artmasından sonra, kurucularından ve yıllardır en etkili isimlerinden olduğu Sabah’tan ayrılmaya karar veren Zafer Mutlu’nun yeni gazete için finans desteği sağladığı öğrenildi. Dinç Bilgin’in hapisten çıkarak gazetesinin başına geçmesinden bu yana kurumda büyük mali sorunlar yaşanıyor. Bilgin halen Sabah’ın yönetimini elinde tutmasına rağmen, idari yönetim Turgay Ciner’in elinde. Zafer Mutlu’nun büyük bir ekiple ayrılmasının ardından Sabah’ın zor durumda kalacağı yorumları yapılırken, Bilgin ve Ciner’in buna karşılık bir gazeteci grubunu transfer için hazır beklettiği öğrenildi.

Bu arada, Zafer Mutlu ve ekibinin başlattığı hareketi Aydın Doğan’ın da desteklediği ve yeni çıkacak gazeteye destek vereceği öne sürülüyor. Bazı medya yorumcularına göre Mutlu’nun bu tavrının altında mali sorunlar ve Doğan Grubu var.

Öte yandan, medya dünyasındaki her hareketlenmede ismi geçen ve farklı kurumlardan teklif aldığı yolunda haberler çıkan Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mehmet Barlas, gelişmelerle hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Yeni Şafak’tan çok memnun olduğunu belirten Barlas, farklı bir grupta çalışmayı düşünmediğini açıkladı.

Zafer Özcan / İstanbul

08.08.2002


 

Binbirdirek Sarnıcı törenle açıldı

Restore edilen tarihi “Binbirdirek Sarnıcı”, müze, sanat, kültür ve eğlence merkezi olarak hizmete girdi.

Sultanahmet’teki sarnıçta düzenlenen törende, açılış kurdelesini İstanbul Vali Yardımcısı Kamer Diribaş, ABD’nin İstanbul Başkonsolosu David Arnett ve Binbirdirek Sarnıcı Yönetim Kurulu Başkanı Sıdkı Gülüştür kesti. Klasik Enbe Orkestrası’nın konseriyle renk kattığı törende, Bizans saray kıyafeti giyen mankenler de yer aldı. 330 yılında Lavsus Sarayı’nın su deposu olarak inşa edilen Binbirdirek Sarnıcı, 5 bin metrekare alan üzerinde 224 sütundan oluşuyor. Bulvar İnşaat tarafından 7 yılda restore edilen sarnıçta, restoran, kafeterya ve hediyelik eşya satan dükkanlar yer alıyor.

08.08.2002


 

35 yıldır İstanbul’da tatil yapan Alman çifte altın anahtar verildi

İstanbul Sultanahmet’teki Kalyon Oteli’nin sahibi Yılmaz Tecmen otelde 35 yıldır aralıksız kalan Alman Annemariye ve Hans Pleines çiftine kaldıkları 119 numaralı odanın altın anahtarını verdi.

Alman çiftinin onuruna otelde düzenlenen törende konuşan Tecmen, “Pleines çifti her yıl aynı tarihlerde Kıbrıs çıkartması Körfez Savaşı demeden ülkemize geldi. Şimdi gümüş plaket veriyoruz. Ancak Allah izin verirse 50’nci yıllarında kendilerine altın tabak hediye edeceğiz.” dedi.

1967 yılında bir Türk arkadaşının tavsiyesi üzerine Türkiye’ye geldiğini anlatan Hans Pleines (67), Türk insanının konukseverliğine hayran kaldıklarını ve bu yüzden her yıl burayı tercih ettiklerini söyledi. 35 yıl içinde İstanbul’un çok değiştiğini vurgulayan Pleines değişimi şu sözlerle açıkladı: “İlk geldiğimiz yıllarda otele ekmek eşek arabasıyla taşınıyordu.”

Yılmaz Tecmen’in ardından Turizm İl Müdürlüğü, Turizm Bakanlığı, İstanbul Ticaret Odası ve Eminönü Belediye Başkanlığı çifte birer plaket verdi.

Hakan Yılmaz, İstanbul

08.08.2002


 

Romanya’daki balıkçılar pazartesi günü tahliye bekliyor

Romanya’da tutuklu olarak yargılanan 8 Türk balıkçısı dün Köstence Adliyesi’nde duruşmaya çıktı. 2,5 saat süren duruşma sonunda hakimler, kararı önümüzdeki pazartesi günü öğleden sonra açıklayacaklarını bildirdi.

2,5 aydır Poarta Alba Hapishanesi’nde tutuklu Türk balıkçıları 2 Romen avukat savundu. Köstence’deki duruşmayı izleyen tutuklu Türk balıkçılardan Zafer Serter’in babası Ahmet Serter telefonla gazetemize yaptığı açıklamada, “Pazartesi günü tahliye kararının çıkmasını ümit ediyoruz. Bugünkü duruşma çok iyiydi. Avukatlarımız çok güzel bir savunma yaptı. Duruşma 2,5 saat sürdü. Romen avukatlar ve çocuklarımız çok güzel bir şekilde kendilerini ifade ettiler. İş pazartesi günkü karara kaldı.” dedi.

İbrahim Balta / İstanbul

08.08.2002


 

Ambulans uçakla Fransa’ya götürüldü

Fransa’da 33 yıldır çalışan ve tatil için geldiği memleketi Yalvaç’ta rahatsızlanarak Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Necati Ünlü (50), Fransız Azur Sigorta Şirketi tarafından görevlendirilen özel ambulans uçakla iki doktor ve bir bakıcı nezaretinde Fransa’ya götürüldü.

SDÜ Tıp Fakültesi’nde yoğun bakımda bulunan Ünlü’nün tedavisine kaldırıldığı Tours şehrindeki Hospital Troussear Hastanesi’nde devam edilecek. 1969 yılından bu yana Fransa’da bir inşaat işletmesinin sahibi olan Necati Ünlü’nün oğlu İslam Ünlü (25), babasının rahatsızlığının solunum yetmezliği olduğunu belirterek, geçtiğimiz hafta yoğun bakıma alındığını söyledi. Tedavinin Fransa’da sürdürüleceğini ifade eden Ünlü, “Orada bütün imkanlar çok daha iyi. İnsana gerçekten Türkiye’den çok daha fazla değer veriliyor. Burada size bir reçete veriliyor, siz ilaç arıyorsunuz. Orada ise ilaç hastanede mevcut, siz bu tür teferruatlarla hiç uğraşmıyorsunuz.” diye konuştu.

İhsan Erbaş / Uğur Sağındık

08.08.2002


 

İbrahim Şahin tahliye oldu

“Susurluk” davası kapsamında 6 yıl hüküm giyen Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, cezasının infazı ertelenerek tahliye edildi.

Tutuklu bulunduğu Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi’nden “tansiyon, duyma sorunu ve beynindeki şikayetler” nedeniyle hastaneye kaldırılan ve tutuklu koğuşuna alınan Şahin, tedavisinin sürdüğü acil servisin üst katında bulunan özel odadan çıkarılarak cezaevine götürüldü. Cezasının infazının ertelenmesi kararı verilen Şahin, buradaki işlemlerinin ardından serbest kaldı. Şahin’in avukatı Ömer Yeşilyurt, CMUK’un, “hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazının mahkumun hayatı için tehlike oluşturması halinde infazın iyileştikten sonraya bırakılmasını” hükme bağladığını söyledi.

Adli Tıp Kurumu’ndan gelen raporlar doğrultusunda serbest bırakılan Şahin’in hastaneden taburcu olduktan sonra evine gittiği kaydedildi.

İstanbul, aa

08.08.2002


 

İlaç fiyatlarına yeni düzenleme

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un talimatıyla, fiili ithalatlardaki ilaç fiyatlarında yeni düzenleme yaptı.

Buna göre, ithal ilaçların fiyatları belirlenirken, daha önce dikkate alınan günlük Merkez Bankası döviz kuru yerine, bir önceki ayın son iş günü Merkez Bankası’nın açıkladığı kur esas alınacak. İlaç ve Eczacılık Genel Müdürü Orhan Çakmak, yeni düzenleme ile fiyatlandırmanın her ayın sonunda yapılacağını ve yalnızca 12 kurun esas alınacağını kaydetti. Çakmak, düzenlemeyi, ithal ilaç fiyatlarındaki düzensizliğin ortadan kalkması amacıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. Çakmak, uygulama ile ithal ilaç fiyatlarının, ay içindeki günlük döviz dalgalanmalarından etkilenmeyeceğini vurguladı. Özcan Yağmur, Ankara

08.08.2002


 

ÖSS tercih formları için yarın son gün

Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) tercih formlarını teslim süresi, yarın sona eriyor. 2002–ÖSS’de 105 ve üstünde puan alan 1 milyon 34 bin 750 aday, tercih işlemlerini sürdürüyor.

Tercih formunu, 2002–ÖSS’ye girip 105 veya daha fazla puan alanlardan sınavsız geçiş hakkı bulunmayanlar, 2002–ÖSS’ye giren ve aynı zamanda sınavsız geçiş hakkına sahip olanlar ve sadece 2002–meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş için başvuranlar doldurabilecek.

Adaylar, tercih formu ve yerleştirme ücreti olarak Vakıflar Bankası, İş Bankası, Akbank, Yapı ve Kredi Bankası şubelerinden birine 9 milyon lira yatıracaklar. Belirlenen tarihten sonra teslim eden, yurtiçinden postayla gönderen veya birden fazla tercih formu teslim eden adayların tercih formları işleme konulmayacak. Adaylar tercih formlarını internet yoluyla da gönderebilecekler. Bu işlem için ÖSYM’nin osym.gov.tr internet adresi kullanılacak. Üniversitelere yerleştirme sonuçları bu ay sonuna doğru açıklanacak.

Ankara, aa

08.08.2002


 

Batı Trakyalılar Atina’nın da AB normlarına uymasını istiyor

Batı Trakya Türkleri, ülkemizdeki azınlık vakıflarına AB uyum yasaları çerçevesinde verilen ‘mal–mülk edinme hakkı’na karşılık harekete geçti. Batı Trakyalılar, Yunanistan'ın da Türklere Avrupa Birliği standartlarında azınlıkla ilgili haklarını geri vermesini istiyor.

Batı Trakya Türkleri, ülkemizdeki azınlık vakıflarına AB uyum yasaları çerçevesinde ‘mal–mülk edinme hakkı’ verilmesine karşılık, Yunanistan’ın AB normlarında yasal haklarını kendilerine geri vermesini istiyor.

Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Burhanettin Hakgüder, Yunanistan’da Batı Trakya Türklerinin birçok konuda gerçek anlamda haklarını kullanamadığına dikkat çekiyor. Batı Trakya’daki Türklere ait vakıf idarelerine Yunan makamları tarafından atama yapıldığına dikkat çeken Hakgüder, bir sivil toplum örgütü olması gereken vakıfların bu nedenle bağımsızlığını kaybettiğini ifade ediyor.

Lozan Antlaşması’na göre bölgedeki vakıfların idaresinin ve müftülerin seçiminin Batı Trakya Türk toplumu tarafından yapılması gerektiğini belirten Hakgüder, şu anda vakıfların müftülere bağlı olduğunu, müftülerin de Yunan hükümetince yapılan atamalar sonucu göreve geldiğini açıklayarak şöyle konuşuyor: “Batı Trakya’da uluslararası hukukun uygulanmaması için her türlü şeyi yapıyorlar. Vakıf mallarını talan ediyorlar. Atadıkları vakıf yönetimleri de vakıfların mal varlığına sahip çıkmak için açmaları gereken davaları açmıyorlar.” Batı Trakya Dergisi’nin sahibi Süleyman Sefer Cihan, İstanbul’da yaklaşık 2 bin Rum’un Yunanistan’da ise 150 bin Türk’ün yaşadığına dikkat çekerek, bu düzenleme yapılırken Batı Trakya Türklerinin görüşlerinin dikkate alınmadığını, kendilerine hiçbir şeyin sorulmadığını ifade ediyor.

Yunanistan’a yönelik ‘Siz bunları kabul edin, biz de bunları kabul edelim.’ şeklinde pazarlık yapılabilecekken alelacele böyle bir düzenlemeye gidilmesine tepki gösteren Süleyman Sefer Cihan, Batı Trakya Türklerinin yıllardır mücadelesini verdikleri isteklerini bir yazı ile bütün siyasi partilere ilettiklerini kaydediyor.

Azınlık hukuku uzmanı avukat Murat Cano ise Yunanistan’ın 1979 yılından bu yana Batı Trakya’daki vakıflara mal ve mülk edinme izni verdiğini dile getirerek şunları söylüyor: “20 yılı aşkın süredir Türk soylular ve Türk yurttaşları taşınmaz mal edinmeleri konusunda Fransızlarla eşit haklara sahipler. Ancak uygulamada çeşitli bahanelerle bazı sorunlar yaşanıyor. Tabii önemli olan bu tür hakların eşitlik ve genellik ilkelerine uygun olarak yasal düzenlemelerle verilmesi. Ancak daha da önemlisi kafaların değişmesi. Yunanistan’da iyi kötü bir AB hukuku mevcut. Ancak bazı hatalı uygulamaların değiştirilmesi de gerekiyor.”

Erkan Acar / İstanbul

08.08.2002


 

‘Üniversite, hastane ve banka açabilmeliyiz’

Batı Trakya Dergisi’nin sahibi Cihan, Yunanistan’dan gerçekleştirilmesini istedikleri ve siyasi partilere de gönderdikleri yasal düzenlemeleri şöyle sıralıyor:

– Batı Trakya’da müftülük seçimleri serbestçe yapılmalı.

– Başmüftü Türk azınlığın özgür iradesiyle ve seçimle belirlenmeli.

– Cemaat seçimleri serbestçe yapılabilmeli.

– Batı Trakyalı azınlığa ait okul ve birliklere “Türk” isimleri yeniden iade edilmeli.

– Türk vakıflarının yönetimi yeniden Müslüman Batı Trakya Türklerinin yönetimine verilmeli.

– Gümülcine ve İskeçe'de Türk ilkokul, ortaokul ve liselerinde tam olarak Türkçe eğitim sağlanmalı.

– Okullarda Türkiye’de basılmış ders kitapları okutulabilmeli.

– Türkiye’den gönderilen kontenjan öğretmenler için Yunanistan yönetimi tarafından vize ve çalışma müsaadesi zamanında verilmeli.

– Türk azınlığın topraklarına ve gayrimenkullerine yönelik kamulaştırmalar durdurulmalı ve toprak ve gayrimenkul satın alabilmesine izin verilmeli.

– 1955 tarihli ve 3370 sayılı Yunan Vatandaşlık Yasası’nın B bölümünün 19. maddesi iptal edilmeli. Bu maddeye göre Türkiye’ye akraba ziyaretine gelenler ve Yunanistan dışına çalışmaya giden Türkler çeşitli bahanelerle vatandaşlıktan atılabiliyor.

– Batı Trakya’nın kuzeyini kapsayan yasak bölge kaldırılmalı.

– Gümülcine’de, üniversite, hastane ve Türk bankası açılabilmeli.

08.08.2002


 

‘Türkiye’deki azınlıklar dava açmadan da haklarını alabilir’

Azınlık hukuku konusunda uzman avukat Murat Cano, Meclis’te gerçekleştirilen hukuki değişikliklerden sonra azınlık vakıflarının, ellerinden alınan gayrimenkulleri geri almak için dava telaşına düşmelerinin doğru bir yöntem olmadığını açıkladı.

Bu vakıfların, kendilerine ait gayrimenkullerin geri iadesi için ilk önce devlete başvurması gerektiğine dikkat çeken Cano, “Belki bu türden bir başvuru sonucunda dava açmaya gerek kalmadan bu gayrimenkuller iade edilecek.” şeklinde konuştu.

Azınlık vakıfları, 1936’da çıkarılan Vakıflar Kanunu’na göre sadece o tarihe kadar üzerilerine kayıtlı mülkleri tasarruf edebiliyor ve yeni mülk edinemiyorlardı. Ancak 1974 yılına kadar azınlık vakıflarına yeni mülkler edinmeleri konusunda fiili bir engelleme yapılmadı. 1974'te ise açılan bir davada Yargıtay, 1936 tarihli kanunu yorumlayarak yeni mülk edinilmesinin önünü kesti. Bu tarihten sonra açılan yeni davalar ile azınlıkların 1936 sonrası edindikleri mülklerin birçoğu Hazine’ye geçmişti. Ancak Avrupa Birliği’ne uyum paketi çerçevesinde bu vakıflara mal–mülk edinebilme hakkı tanındı. Bu yasal düzenleme ile birlikte azınlık vakıfları için daha önce Hazine’ye geçen mülklerini geri alabilme umudu doğdu. Avukat Cano, yasal düzenlemenin olumlu bir düzenleme olduğu; ancak cemaat vakıflarının mal edinme usulleri bakımından yeni bir çifte hukuk meydana getirdiği görüşünde. Medeni Kanun’a göre kurulan vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesi içinde yer alan Vakıflar Meclisi’nin uygunluk görüşü ile taşınmaz mal edinebilirken, cemaat vakıfları için Bakanlar Kurulu kararı arandığına dikkat çeken Cano şunları söyledi: “Gerçi hangisinin daha olumlu sonuç vereceği uygulamada görülecektir. Ancak cemaat vakıflarının mal edinmelerinin Bakanlar Kurulu iznine bağlanması, bunların yabancı vakıf kuruluşlarla aynı statüye tabi tutulduklarını düşündürmektedir. Cemaat vakıfları, Türk kuruluşlarıdır. Yöneticileri ise Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıdır. Çünkü bu kuruluşlar Osmanlı ve Cumhuriyet kanunlarına göre tüzel kişilik kazanmış olan kuruluşlardır. ‘Yabancı’, başka bir ülkenin uyruğunda olan gerçek kişidir. ‘Yabancı kuruluş’ ise merkezi başka bir ülkede bulunan ve o ülkenin yasalarına göre kurulan kuruluştur.”

Cano, nüfusları azaldığı için cemaat vakıflarına ait onlarca okulda eğitim yapılamadığını, kiraya da verilemediğini vurguladı.

Erkan Acar / İstanbul

08.08.2002


 

Babadağ’dan her gün 150 kişi paraşütle atlıyor

Dünyanın en iyi yamaç paraşütü parkurlarından birine sahip Ölüdeniz–Babadağ bugünlerde yoğun ilgi görüyor. 10 adet yamaç paraşütü şirketinin bulunduğu Ölüdeniz’de atlayış için Babadağ’a her gün 4 yerine artık 7 sorti yapılmaya başlandı.

Bu da ortalama 150 atlayışa denk geliyor. 8 yıldır profesyonel olarak yamaç paraşütü yapan Özgür Keskin; “İlgi üst seviyede; ama önümüzdeki iki ay daha da yoğun geçecek. Bu iş için bir yaş sınırı yok. 7 yaşındaki de atlıyor 70 yaşındaki de hatta felç geçirmiş insanlar bile atlayabiliyor. Tek sorun Orman Müdürlüğü’nün Babadağ’a çıkış için aldığı 8 milyon liralık giriş ücreti. Görünüşte küçük bir miktar olduğu düşünülse de Avrupa’dan buraya atlamak için gelen paraşütçülerin canını sıkıyor. Yılda 60 bin kişinin tandem (çift kişi) veya single (tek kişi) atlayış için çıktığı Babadağ’dan atlamak için 80 Euro’yu gözden çıkarmak gerekiyor.”

Babadağ’da 4 adet parkur bulunuyor. Parkurların en yükseği 1960 metrede. 2 paraşütün aynı anda kalkması için gerekli tüm şartların bulunduğu parkurda, gerekli rüzgâr yakalandığı anda 2500 metreye kadar çıkılabiliyor. Patara, Kelebekler Vadisi, havanın açık olması durumunda ise Rodos Adası bile paraşütle atlayanlar tarafından görülebiliyor. Maksimum havada kalma süresi, rüzgâra bağlı olarak 30 dakika ile 1 saat arasında değişiyor. Son 2 yıl içinde hiç kaza olmaması atlayıcı sayısını artırıyor. Avrupa’dan bazı ülkelerin paraşüt okulları, öğrencileriyle birlikte gelerek, burada eğitim seminerleri veriyor, atlayış derslerini burada yapıyor.

Mehmet Demirci / Muğla

08.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
08 Ağustos 2002


Zaman Spor

Haberler

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.