Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Hipnoza giren kişiler kontrolünü kaybetmez

Hipnoz kişinin istediği telkinleri almak için istekli olarak girdiği trans hali olup, sinir sistemi ile beden kimyasının etkileşimine bağlı nörofizyolojik bir durumdur. Hipnoza herkes giremez. Hipnozda kişi kontrolünü kaybetmez. Bilinci açık ve neye cevap vereceğini bilir haldedir.

Pek çok insan gibi sizler de hipnozu bir şekilde duymuş ya da Tv’de bir hipnoz gösterisi izlemişsinizdir. Buna rağmen pek çok insan hipnozun tam olarak ne olduğunu ve hipnozla neler yapılabileceğini bilmemektedir. Hipnoz telkin ile oluşturulan, hiçbir yan etkisi olmayan “özel bir bilinç durumu”dur. Her insan telkin edilebilir. Hipnozda ise kişinin telkin edilebilirliği gevşeme ve hayal etme yöntemleri ile artırılmaktadır. Aslında hipnoz bir uyku ve gösteri sanatı değildir. Tamamen bilimsel bir yöntemdir. Dışarıdan bakışta hipnozdaki kişi sanki uyuyormuş gibi görünmekle birlikte uyanıktır, her şeyi duyar, algılar ve cevap verir. Kısaca hipnoz kişinin istediği telkinleri almak için istekli olarak girdiği trans hali olup, sinir sistemi ile beden kimyasının etkileşimine bağlı nörofizyolojik bir durumdur. Hipnoz yapabilmek için doğa üstü güçlere sahip olmak gerekmez. Eğitimini alan akademik unvanlı uzman kişiler test sonucu uygun buldukları kişilere hipnoz yapabilirler.

Etkili bir yöntemdir

Hipnoz bütün dünyada genel tıp alanında ve psikoloji ve psikiyatri alanında gittikçe yaygınlaşan bir şekilde kullanılmaktadır. Bilhassa kanser ağrılarını veya kronik fiziksel ağrıları gidermek için, ağrısız doğum için, diş çekimi ve dişeti reaksiyonlarında ilâçsız anestezi için, migren, “asabi” tansiyon, astım alerjik cilt hastalıkları vb. hastalıkların tedavisinde, narkoz ilaçlarına alerjisi olanlarda ameliyatlar için anestezi sağlamada etkili olmaktadır. Psikiyatri ve psikolojide ise hipnoz, örnek olarak depresyon ve streste, tiklerde, kekemelik ve konuşma bozukluklarında, zayıflık (anoreksia nervosa)da, şişmanlık, (obesity)de, gece işemeleri (enuresis) de, sigara, alkol ve diğer bağımlılıklarda, fobiler (hayvan, yükseklik, uçak vb. korkularında), psikolojik bayılmalar (konversiyon bozukluğu)da, travma sonrası stres bozukluğunda etkili sonuç vermektedir.

Hipnoz, tıpta veya psikiyatride kullanımında tıpkı bir ameliyat gibi “tıbbi” bir girişimdir. Herkes bıçak kullanabilir; ama ameliyat yapabilmek için cerrah olmak gereklidir. “Hipnoz ile tedavi” de tıbbi bir yaklaşım olduğuna göre, hipnoz ile tedaviyi de yasal olarak “teşhis ve tedavi” konusunda eğitim görmüş olan doktorlar, psikiyatristler, psikologlar ve diş doktorları uygulamalıdırlar. Hipnozu doktorlar bile ancak “kendi uzmanlık alanlarının içinde” uygulamalıdırlar. Hipnozun bizzat kendisi insanları iyileştiren bir tedavi değildir. Hipnoz, çeşitli tedavi yöntemlerinin uygulandığı “bir tedavi aracıdır”. Hipnoz sırasında uygulanan tedavi yöntemleri önemlidir. Yani kişiyi hipnoz iyileştirmez, hipnoz aracılığı ile uygulanan tedavi yöntemleri iyileştirir

Hipnozdan hastalıklarda etkili bir teknik olarak yararlanıldığı gibi, sağlıklı kişilerde motivasyonu artırmak için de kullanılmaktadır. Hipnoz, sınav heyecanı ve stresini azaltmada ve sınav motivasyonunda yararlı olmaktadır. Ayrıca yabancı dil öğrenmeye katkı, eğitimde ve ders çalışmada motivasyon geliştirme, sporcular için performans ve motivasyon geliştirme amacıyla da kullanılmaktadır.

Posta Kutusu 6, 81110 Bostancı İstanbul, Tel: 0216 386 06 66, Faks: 0216 386 68 54, eposta: t.artir@zaman.com.tr

Farika Teymur Artır / Psikolog

08.08.2002


 

Hipnoza giren kişi kendinden geçer mi?

Böyle bir şey kesinlikle mümkün değildir. Kişi istemezse transa girmez, istemediklerini söylemez ve yapmaz. Hipnozdaki kişinin bilinci açık olduğu için kendisine söylenenleri değerlendirir, yargılar ve istemediği hiçbir bilgiyi vermez.

Yani hiçbir zaman kontrolünü yitirmez. Hipnoz yapan kişi, hipnoza soktuğu kişiden, onun gayriahlaki ya da sosyal değerlerine uygun olmayan bir şey söylemesini ya da (cinayet işlemek, hırsızlık yapmak vb.) yapmasını isterse; kişi bunların hiçbirisini yapmaz. Yapmak için zorlanırsa hipnozdan çıkar. Hipnozdan çıkamamak, “uyanamamak” diye bir şey yoktur. Hipnozdaki kişi, hipnoz yapan kişinin telkiniyle hipnozdan çıkar. Hipnoz yapan kişi böyle bir telkinde bulunmasa bile bir süre sonra hipnoz önce normal uykuya dönüşür, daha sonra da kişi uykudan kendiliğinden uyanır.

08.08.2002


 

Herkes hipnoza girer mi?

Bir kişinin hipnoza girebilmesi için hipnoza yatkınlığının olması gerekir. Hipnoza yatkınlığı fazla olanlar daha kolay girerken; kişinin hipnoza yatkınlığı azaldıkça, hipnoza girmesi de zorlaşır.

Dikkati ve konsantrasyonu fazla olan, bir düşünceye kolayca yoğunlaşabilenlerin ya da hayal dünyası geniş kişilerin hipnoza yatkınlığı fazladır. Bu bakımdan büyük çocuklar hayal güçlerinin fazlalığı ile hipnoza en yatkın olan gruptur. Zeka geriliği olanlar, hafıza kaybı olanlar, ağır depresyondaki hastalarda olduğu gibi, dikkati son derece dağınık ve konsantrasyonu zayıf kişiler ve hayal güçleri az olan kişiler ile “kontrolünü hep kendi ellerinde tutmak isteyen” kuşkucu, güvensiz ve aşırı titiz kişiler ile kendini fazlaca beğenen kişilik özelliklerine sahip olanlar hipnoza kolay kolay giremezler. Bu problemlerin giderilmesi için önce başka yöntemlerin uygulanması gerekir.

08.08.2002


 

Sağlık için alabalık yenmeli

Kireçlenme, ülser, kan pıhtılaşması gibi hastalıklara iyi gelen alabalık, içerdiği düşük yağ oranı, zengin proteinle de sağlıklı bir besin kaynağıdır. Alabalık temiz su ortamlarında yaşadığı için zararlı toksinleri de barındırmaz.

Sağlıklı yaşamak için içerdiği vitamin ve yüzde 2’lik yağ oranıyla her derde deva olan alabalığı sofranızdan eksik etmeyin. Ette aranan protein, mineral ve vitamini bünyesinde bolca bulunduran alabalık, yüzde 2’lik yağ oranıyla da kolesterolü en aşağı seviyeye düşürüyor.

Çeşitli hastalıklara da iyi geldiği bilinen alabalığın kireçlenme, ülser, kan pıhtılaşmasına iyi geldiğini belirten Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. M. Sıtkı Aras, kilo problemi olanlara da alabalık yemelerini tavsiye ediyor. Aras, özellikle kilo almaktan korkan bayanlar ile kilo vermek isteyenlerin alabalığa yönelmelerini istiyor.

Prof. Dr. Aras, “En iyi balık, tatlı sularda yaşayan ve doğal maddelerle beslenen alabalıktır. Japonya’da kişi başına düşen yıllık 100 kilo balık tüketimi, ülkemizde 6,5 kilodur. Yani bir Japon günde 300 gram balık tüketirken, 1 Türk günde sadece 15 gram balık tüketiyor. Bu oran oldukça düşüktür. Sağlıklı yaşam için her insanın günde 100 gram alabalık tüketmesi şarttır.” diye konuştu.

Prof. Dr. Sıtkı Aras, alabalığın yaşadığı suyun da tereddüt edilmeden içilebileceğini vurguluyor. Suni olarak kirletilmemiş ise alabalığın yaşadığı dere veya gölün memba suyu gibi temiz ve sağlıklı olduğuna değinen Aras şöyle dedi: “Alabalık çok temiz bir balık olduğundan suyun memba kısmında yaşar. Kirli ortamlarda bulunmaz. Eğer bulunduğu ortam kirletilmişse zaten orada beslenemez, dolayısıyla yaşayamaz.”

Alabalık sazandan daha sazan

Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri Bölümü’ne kurulan Alabalık Üretim ve Araştırma Merkezi’nin öncüsü olan Prof. Dr. Aras, alabalık ile sazan arasında bilinmeyen ilginç tespitlerde de bulundu. Prof. Aras, oltaya çabuk takılan balık olarak bilinen ve her atılan yeme gelmesiyle halkın günlük deyimlerinde yerini bulan sazanın, alabalıktan çok daha zeki olduğunu söyledi. Yaygın kanaatlerin aksine sazanın aslında zeki bir balık olduğunu kaydeden Sıtkı Aras, “Sazanın öyle her oltaya atlaması söz konusu değil. Sazan aslında çok zeki bir balık. Pek nadir oltaya takılır. Sazan ve alabalığın yaşadığı derelerde atılan her 10 oltaya 9 alabalık, 1 sazan ancak takılır. Bu da alabalığın sazandan daha sazan olduğunu gösterir.” şeklinde konuştu. Alabalık, üniversitenin üretme çiftliğinde kilosu 4 milyon liraya satılıyor.

Alabalık, oksijeni

bol suda yaşar

Tam bir dere balığıdır, hayatının çoğunu derelerde geçirir. Akıntısı dereden gelen göllerde de bulunur. Az yumurta verir ve çok yavaş büyür, bu nedenle tabii ortam dışında üretmek çok zordur. Bu nedenle balıkçı tezgahlarında zor bulunur. Solungaçlardan kuyruğa kadar gövdede kırmızı benekleri vardır. Çok güçlü balıktır, akıntıya ters ve 1-2 metrelik sıçramalarla daha yüksek şelalelere bile çıkar. Alabalık, oksijeni bol soğuk sularda yaşar. Temiz olmayan, su sıcaklığı 15 derece üzerinde olan sularda zor bulunur.

Balık avlarken

bunlara dikkat edin

Gölgenizi suya düşürmeyin, avlanırken mümkün olduğunca güneşi önünüze almaya çalışın, Bölgedeki doğaya uygun giyinin, Çok sessiz olun,

Yağmurdan sonraki bulanık suda avlanmayın, balık saklandığı kayanın altından kolay kolay çıkmaz,

Yine yağmurdan sonra dereye fazla yaklaşmayın. Sizin bulunduğunuz bölge az yağmur yağmış bile olsa daha yükseklere yağan yağmurlar sizin bulunduğunuz bölgeyi etkileyebilir ve bir selle karşılaşabilirsiniz.

Recai Morkoç / Erzurum

08.08.2002


 

Elmalı Köy

Unutulan; fakat Anadolu kültürünün ve günlük hayatımızın bir parçası olan kelimelerin içimizi ısıtan çekim dairesinde buluşmayı hedefleyen hikayeler var Elmalı Köy’de.

Elmalı Köy bir Anadolu köyü. Bu köyde yaşanan komşuluk, arkadaşlık, yardımlaşma ve zoru kolaylaştıran hayat anlayışını anlatan ve İlhan İşler’in kaleme aldığı hikayelerde güzel duygular yeniden keşfediliyor.

Gonca Yayınları, (0216) 474 01 96

08.08.2002


 

Ayrılık Olmasaydı

Gençler için hazırlanan romanın kahramanları Naci, Taner, Pervin, Oktay ve Soner’in yaşadıkları maceraları kaleme alan Ünal Bolat, üniversite gençliğinin sorunlarına da eğiliyor.

Romanda Naci ile Taner’in Pervin adlı bir kız yüzünden çatışmaları, Pervin’e tutulan, hatta o kız için hayat tarzını değiştirmeyi düşünen Naci’yi kurtarmaya çalışan Taner’in mücadelesi anlatılıyor.

Nesil Yayınları

(0212) 551 32 25

08.08.2002


 

Babalık Coşkusu

Ailenize yeni birileri katıldı ve onun dünyası hakkında da hiç bilginiz yok. Ya da bildikleriniz babadan size kalan eski yöntemler.

Eşiniz de haklı olarak artık sizden sorumluluklarınızı yerine getirmenizi bekliyor. Bir baba olarak bebeğinizin bakımıyla ilgili her şeyi bulabileceğiniz bir kitaba ihtiyacınız var. ‘Babalık Coşkusu’ problemlere önerdiği çözümlerle hayatınızı kolaylaştıracak.

Hayat Yayınları, (0212) 511 84 51

08.08.2002


 

Red Kit

Vahşi Batı’nın en hızlı kovboyu Red Kit, atı Düldül ve köpeği Rintintin’i sevmeyeniniz var mı?

Babalar, anneler ve çocukları hep birlikte ekran başına çeken Red Kit’in maceralarını büyük boy bir kitapta tüm aile bireyleriyle okumanın keyfi bambaşka.

İnkılap Yayınları, (0212) 514 06 10

08.08.2002


 

Sadako

Hiroşima’ya atom bombası atıldığında bu şehirde yaşayan ve on yıl sonra da atom bombasının yaydığı radyasyon sonucu ölen küçük Sadako, hastanede iken kağıttan turnalar yapmaya başlar.

Japon geleneğine göre kağıttan bin turna kuşu yapan bir kişinin dilekleri gerçekleşmektedir. 12 yaşındaki Sadako günlerce kağıttan turna yapar ve tam 644 turna yaptıktan sonra ölür.

Beyaz Balina Yayınları (0212) 638 62 63

08.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
08 Ağustos 2002


Zaman Spor

Kadın-Aile

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.