İstanbul’un tarihi mekânlarından Yedikule Zindanları, piyanist Fazıl Say ile DJ ve neyzen Mercan Dede’nin verdiği bir konser-partiye sahne oldu. Türkiye’de, klasik piyanonun bir DJ ile ilk kez bir araya geldiği gecede Fazıl Say da DJ’lik yaptı.
İstanbul’un, Bizans döneminde inşa edilmiş en önemli tarihi mekânlarından biri olan ve Osmanlı döneminde daha çok siyasi tutukluların hapsedildiği Yedikule Zindanları, önceki akşam bir ilke sahne oldu. Mahpuslarının arasında 2. Osman (Genç Osman)’ın da olduğu, şarkılarda “Yedi düvel zindanından beterdir Yedikule” sözleriyle nam salan Yedikule Zindanları’nda önceki akşam verilen konser–parti, sadece müzik türlerinin değil, birbirinden çok farklı kültürel kimliklerin de buluşmasıydı. Hakan Erdoğan Productions’ın düzenlediği konser–parti, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi kültür politikası ile icrasında öncelikli olan klasik Batı müziğinin, geleneksel Türk tasavvuf müziğinin ve modern elektro müziğin birbirinden ayrı dinleyici kitlelerini de bir araya getirmesiyle ilgi çekiciydi.
Önceki akşam Fazıl Say ile Mercan Dede’nin birlikte verdikleri konser–parti, her iki sanatçı açısından bir ‘ilk deneme’ olmasının yanı sıra, klasik piyano ile bir DJ’nin buluşması bakımından Türkiye’de de ilk kez denenen bir organizasyondu.
Gece, dünya müzik çevrelerinde ‘Bach’ın en iyi yorumcusu’ olarak bilinen Fazıl Say’ın, Bach’ın “Fransız Süiti”, “Pevüd Füg” ve “Chaconne” adlı eserlerinin icrası ile başladı. Daha sonra Paganini’den çeşitlemeler sunan Fazıl Say, sevilen bestesi Âşık Veysel’in “Kara Toprak”ını çaldı.
Fazıl Say’ın bu kısa resitalinin oluşturduğu birinci bölümün ardından gelen bölümde ise Mercan Dede ile Fazıl Say, birlikte sahneye çıktılar. Özgün yorumu ve virtüözitesi ile dikkat çeken kanun sanatçısı ve besteci Göksel Baktagir’in bir eseri ile başlayan ikinci bölümde, bazı Batılı bestecilerin eserlerinin yanı sıra, Türk halk müziğinin özgün yorumcularından Erkan Oğur ve dünyaca ünlü ‘duduk’ sanatçısı Gasparyan’ın bir şarkısı, bugüne kadar pek çok sanatçının yorumladığı “Hiroşima” şarkısı, Genco Erkal’ın sesinden Nazım Hikmet’in bir şiiri de yer aldı.
İkinci bölümde çalınan eserlerde Arkın Ilıcalı, hem “Mercan Dede” kimliğiyle ney üfledi, hem “DJ Arkın Allen” kimliğiyle miks setinde DJ’lik yaptı. Mercan Dede’nin çok çeşitli enstrüman ve ritm kayıtlarını kullanarak eserlerde yaptığı düzenlemeye, Fazıl Say’ın usta parmaklarından çıkan piyano ezgileri eklendi. İkinci bölümün başında proje ile ilgili düşüncelerini açıklayan Mercan Dede’ye göre her ikisinin ortak noktası ses ve sesi yakalamaya çalışıyorlar: “Birbirinden farklı kaynaklardan gelen sesler bir araya geldiğinde anlık bir ahenk var ve biz onun peşindeyiz.”
Fazıl Say, DJ oldu
Konserin üçüncü bölümünde, Fazıl Say, piyanonun başından ayrılıp Mercan Dede’nin yanındaki miks masasına geçerek müzik hayatında bir ilke imza attı ve DJ oldu. Dört pikap, iki miks masası, altı CD çalardan oluşan sette her iki sanatçının birlikte DJ’lik yaptığı bölüm, bir parti havasında geçti. Dinleyicilerin büyük çoğunluğunun bulunmadığı bölümde, DJ Arkın Allen ve Fazıl Say, daha çok gençlerden oluşan dinleyicilere “hip hop”, “down tempo” ve dans müziği gibi ritmi yüksek ve interaktif müzikler çaldı.
Konser öncesinde bir Tv kanalında, proje ile ilgili olarak dünya genelinde insanların klasik müzik dinlemekten bıktığını belirten ve “Kaybolan ilginin geri dönüşü, günün geçerli sanatlarıyla yapılacak evliliklere bağlı.” diyen Fazıl Say’ın müzik kariyerinde nasıl bir yere oturacağını söylemek henüz erken. Fakat kendi deyimiyle her zaman ‘uçuk’ projelerin peşinde koşan DJ Arkın Allen ya da bir diğer adıyla Mercan Dede için bu konser–parti, bir DJ’nin deneyimi açısından hayli önemli... Klasik müzikle elektronik imkânlarla yorumlanan tasavvuf musikisi arasında kurulmaya çalışılan bu ‘evlilik’in, düşünüldüğü gibi Kapadokya, Ayasofya gibi tarihi mekânlarda verilecek konserlerle ya da bir albümle devam edip etmeyeceğini ise her iki sanatçının bu ilk deneyimle ilgili düşünceleri ve dinleyicilerin tepkisi belirleyecek.
|