Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
İşadamları, Derviş’i üretim açısından yetersiz buldu |
Siyasete hazırlanan Devlet Bakanı Kemal Derviş’in 18 ayını değerlendiren işadamları, Kemal Derviş’in önceliği finans kesimine verdiğini, üretim, istihdam ve çiftçilerin sorunlarına çözüm bulamadığını belirttiler.
Siyasete girip girmeyeceği konusunda karar arefesinde olan ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’i değerlendiren işadamları, borçların çevrilmesi ve yapısal reformlar konusunda başarılı bulurken, üretim ve istihdam konusunda geç kaldığını belirtiyorlar. Devlet Bakanı Kemal Derviş’in 18 aylık icraat dönemiyle ilgili Zaman’a özel değerlendirmelerde bulunan işadamları, Derviş’in önceliği finans sektörüne verdiğini, reel sektörün sorunlarına eğilmekte geç kaldığını vurguladılar.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili Turan Sarıgülle, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sanayi Odaları Konsey Başkanı Kemal Çolakoğlu, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Salih Esen Derviş’i başarılı bulurken; İstanbul Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım ise, “Değerlendirmeye IMF tarafından bakarsan çok başarılı. Ama Türkiye açısından, halka yansıması açısından bakarsan çok kötü.” şeklinde değerlendirmede bulundu.
TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Kemal Derviş’in Türk ekonomisine farklı bir renk ve boyut kazandırdığını belirterek, Türkiye için önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Derviş’in 18 ayını Zaman’a değerlendiren Satıcı, “Görev olarak ne yaptı? Zor bir borcu döndürmeyi becerdi. Ama bu görev sırasında reel sektöre dönük çalışmalarda pek aktif olamadı. Biz zamanın yetmediğinden dolayı reel sektöre önem verilmediğini düşünmek istiyoruz.” dedi.
İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkan Vekili Turan Sarıgülle de yaptığı değerlendirmede, Derviş’in görevini iyi yaptığını söyledi. Turan Sarıgülle, “Derviş, çalışmaları sürdürürken birçok zorluklar oldu. Burada başarılı mı oldu başarısız mı oldu tartışmasına girersek, görevini yaptı, yapmaya da devam ediyor. Olumlu buluyorum.” şeklinde konuştu.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Mehmet Yıldırım ise Derviş’i başarısız bulan işadamlarının başında geliyor. Derviş’i IMF’nin temsilcisi olarak gördüğünü belirten Yıldırım, asıl suçun Türkiye’yi IMF’ye muhtaç edenlerde olduğunu söyledi. Yıldırım, “Derviş geldiğinde 140 milyar dolar olan borç 220 milyar dolara geldi. Bunun neresi başarı?” dedi. Yatırım yapılamadığı için ihracatın durduğunu belirten Yıldırım, alternatif projelerin geliştirilemediğini söyledi. Üretimin unutulduğunu vurgulayan Yıldırım, finans kesimine yönelik bir politika izlendiğine dikkat çekti. İşletmelerin bir bir kapandığını söyleyen Yıldırım, “Derviş’e not vermek gerekirse buna IMF gözüyle bakacak olursak görevini hakkıyla yerine getirdiği için 9 verirdim. Ama Türkiye açısından 2 veririm.” dedi.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün ise yaptığı değerlendirmede, Derviş’in IMF tarafından görevlendirildiğini belirterek, “Kemal Derviş’in 1 Mart 2001’de göreve gelmesinden sonra geçen 18 ayda Türk ekonomisinin düzelmeyi bırakın, daha da geriye gittiğini görüyoruz. Türkiye üretim değil borç alma politikasıyla yönetildi.” şeklinde konuştu.
İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD) Başkanı Rıza Nur Meral de bütçe disiplini açısından Kemal Derviş’in başarılı olduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinde sadece harcamaların kontrol altına alınmasının yeterli olmadığını belirten Meral, “Bu dönemde fren mekanizmalarının iyi çalıştı; ama motor teklemeye devam ediyor.” dedi. Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ali Bayramoğlu da yaptığı açıklamada, Derviş’in kamuoyunda uluslararası finans çevrelerinin temsilcisi olarak algılandığına dikkat çekerek, “Ekonominin kalkındırılması, büyümesi, işsizliğin engellenmesi, gayrisafi hasılanın büyütülmesi konularında Derviş’in politikaları yanlış olmuştur.” dedi.
|
|
09.08.2002
|
|
| |
Finans Kulüp: Derviş başarısız |
Finans sektörünün önde gelen firmalarında görev yapan üst düzey yöneticiler ile üst düzey bürokratların üyesi bulunduğu Türkiye Finans Yöneticileri Vakfı kısa adıyla Finans Kulüp Başkanı Turgut Telman: IMF’nin son 2-3 yılda verdiği kredilerin Kemal Derviş sayesinde geldiği söyleniyor.
IMF eşine, dostuna, eski memurlarına kredi vermez. Türkiye’de IMF’den kredi alınması bir kişiye bağlandıysa biz IMF’den kopmalıyız. Nitekim IMF’den önceki gün gelen ‘Derviş’siz de olur’ şeklindeki açıklama, bu görüşümü doğrular nitelikte. Derviş’in Türkiye’de ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı görevinde bulunduğu 18 aylık süre boyunca hiçbir şey yapmadığı kanaatindeyim. Derviş ‘Ben politikacı değilim, işim ekonomiyle...’ diyor. Yahu ekonomiyle ilgili ne yaptığını birisi bana söylese ya! Derviş’e verdiğim not sıfırın da altında, zararlı. 18 ay ciddi bir zaman kaybettik. Derviş göreve geldiğinden 18 ay sonra reel sektörün, fabrikaların kurtarılmasına (İstanbul Yaklaşımı) başlıyor. 18 ay ekonomiyle ilgili tüm birimlerin bağlandığı bir mevkide bakanlık yapıyor ve daha yeni fabrika dolaşmaya başlıyor.
|
|
09.08.2002
|
|
| |
Anadolu’nun değerlendirmesi |
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Ali Hazır: Türkiye’nin GSMH’sının 140 milyar dolara indiği, toplam borç stokunun da 204 milyar dolara çıktığı bir dönemde, ben Kemal Derviş’i bir ekonomist olarak başarılı bulmuyorum.
TOBB Sanayi Odaları Konsey Başkanı Kemal Çolakoğlu: Kemal Derviş ekonomonik programda başarılı ve kararlı bir çalışma yürüttü. Ancak üretimin önünün açılmamış olması, üretim, istihdam ve yatırımın tam desteklenmemiş olması programın tek eksik yönü olmuştur.
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen: Derviş’in ilk 6 aylık performansını saymazsak oldukça başarılı diyebiliriz. Önemli düzenlemelerde başrol oynadı.
Denizli Ticaret Odası Başkanı Nail Kalemci: Hazine’de başarılı bir performans gösterdiğini söyleyebiliriz. Bugüne kadar yaptığı icraatlardan rahatsız değiliz. Çok da başarılı olmamıştır. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan: IMF politikalarını uygulaması anlamında başarılı olmuştur. Reel sektörün ve dar gelirlinin sorunlarına eğilmesi hususunda beklenen performansı gösteremedi.
|
|
09.08.2002
|
|
| |
Derviş’le geçen 18 ay |
Devlet Bakanı Kemal Derviş’in ‘2 Mart 2001’ tarihinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak kabineye girmesinin üzerinden tam 18 ay geçti.
Tamamı 14 Nisan’da açıklanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın ilk ayağı olan Acil Önlemlen Paketi 14 Mart’ta açıklandı. Buna göre; krize sebep olan bankacılık sistemine el atıldı ve ardından birçok banka Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) alındı. Son olarak Derviş ve ekibinin bastırması ile bankalara kamu desteğini öngören yasa kabul edildi.
Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ve 2002- 2004 programı ile birlikte Türkiye’ye IMF ve Dünya Bankası tarafından verilen kredi tutarı toplamı 33,4 milyar dolara ulaştı. IMF tarihinde ilk kez bir ülkeye açılan kredi tutarı, toplam kredilerin 3’te 1’ine ulaştı.
Ekonomik krizden çıkış için ‘yapısal reformlar’ın üzerinde duran Derviş, ‘Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’ ile kapsamlı yasal çalışmalara başladı. İlk ayağı bankacılık reformu olan programın ikinci aşamasında özellikle faiz ve döviz kurunun belirli bir istikrar kazanması sağlanacak, böylece ekonomik birimlere orta vadeli bir perspektif kazandırılacaktı. Üçüncü aşamada da, makroekonomik dengeler tesis edilerek ekonomide yılın ikinci yarısından itibaren istikrarlı bir büyüme ortamı oluşturulacaktı.
Bunun için kendisine bağlı bürokratları tümüyle değiştiren Derviş, ekonomide kendi ekibini kurdu.
18 aylık görev süresinde Güçlendirilmiş Ekonomi Bakanı olarak, ‘Başbakan yardımcısı statüsündeki’ Kemal Derviş ile çok sayıda bakan arkadaşı arasında medyatik tartışmalar çıktı. Aynı dönemde Bakan Derviş ile çeşitli sebeplerle tartışan bazı bakanlar ise görevlerinden ayrılmak zorunda kaldı. Türk Telekom konusundaki tartışmaların ardından Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Tütün Yasası’na ilişkin sözleri nedeniyle de Devlet Bakanı Yüksel Yalova bakanlık görevlerinden istifa etti.
Derviş, IMF’in kredi vermek için şart koştuğu, aralarında Telekom’un özelleştirilmesi, tütün, şeker, elektrik ve doğalgaz piyasalarının liberalleştirilmesinin de bulunduğu 15 yasayı zor da olsa Meclis’ten geçirdi.
Bu dönemlerde yaşanan krizler ve sonrasında 11 Eylül’de Amerika’da meydana gelen olaylar sebebiyle döviz ve enflasyonun ateşi dönem dönem çok yükseldi. İç borç dinamiğinin sürdürülebilirliği tartışma konusu oldu, faizler arttı. Dolayasıyla yıl sonu gelmeden hedefler yeniden revize edilmek zorunda kaldı. Ve Türkiye IMF ve Dünya Bankası ile 2002-2004 arasını kapsayan ve yaklaşık 16 milyar dolarlık ek kredi imkanı tanıyan yeni bir anlaşma yaptı.
Derviş’in kabineye girdiği 2 Mart 2001’de dolar 930 bin lira seviyesindeydi. Bugün ise dolar 1 milyon 630 bin lirada bulunuyor. Enflasyondaki artışı frenleyemeyen Derviş, 5 Kasım 2001 tarihinde ise 20 milyon liralık banknotlara onay verdi.
|
|
09.08.2002
|
|
| |
Sanayideki üretim artışı umut verdi |
Sanayi üretimindeki artış haziran ayında da devam etti. Geçen yılın aynı ayına göre, bu yılın haziran ayında sanayi üretimi yüzde 6.6 arttı.
Sanayi üretimi, Şubat 2001 krizinden sonra 13 ay geriledikten sonra ilk kez mart ayında artmıştı. Artış, nisan ve mayıs aylarında da devam etmişti. Bu yılın haziran ayında sektörel bazda bakıldığında, geçen yılın aynı ayına kıyasla imalat sanayi üretiminde yüzde 8,3, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde 5,6 artış yaşanırken, madencilik sektöründe yüzde 19,6’lık azalma görüldü. Sanayi üretiminde, bu yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,3 oranında artış oldu.
|
|
09.08.2002
|
|
| |
IMF: Türkiye övgüyü hak etti |
IMF Başkanı Horst Köhler, Türk hükümetinin ekonomik programı başarıyla uyguladığını belirterek, övgüyü hak ettiklerini açıkladı. Köhler, koalisyon ortaklarının programa desteklerinin de memnuniyetle karşılandığını belirtti.
Uluslararası Para Fonu IMF Başkanı Horst Köhler, Türkiye’nin ekonomik durumunu değerlendirirken, şimdiye kadar gerçekleştirilen reformları överek, ağırlıklı olarak 2003 yılında da reformların devam etmesini istedi.
IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun, Türkiye’ye 1,1 milyar dolarlık üçüncü kredi dilimini serbest bırakmasının ardından bir açıklama yayınlayan Köhler, “Türk hükümetinin ekonomik programın uygulanmasına gösterdiği sağlam ve sürekli destek övgüye değer. Bu durum, yılın ilk bölümünde umut verici hale dönüştü. Ekonomik faaliyette belirgin düzelme, enflasyonda keskin bir düşüş ve ödemeler dengesi performansında da görüldü. Nisan ayı boyunca yerel ve dış borçlanmada faiz oranlarındaki düşüş de buna yardım etti ve hükümetin borç durumunun düzelmesine katkıda bulundu.” dedi.
Köhler açıklamasında, “Buna karşın son siyasi belirsizlik yerel finansal piyasaları rahatsız etti ve faiz oranlarında önemli bir yükselmeye yol açtı. Meclis’in seçimleri 3 Kasım tarihinde yapma kararı, bu belirsizliği giderirken ve finans piyasası koşullarında bir ölçüde rahatlama sağlarken, hükümetin programı mümkün olan en ileri derecede uygulaması temel önem taşıyacak. Bu çerçevede, koalisyon ortaklarının, programı uygulamaya tam destek vermeleri, siyasi partiler ve özel sektör arasında bu durum, programın devam etmesine yönelik desteğin kanıtı olarak memnuniyetle karşılandı. Bu gelişmeler, programın güçlü biçimde sahiplenilmesini ifade ediyor ve siyasi belirsizlik bir kez çözüldükten sonra faiz oranlarının hızla düşmesi için ivme sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Horst Köhler, Türk hükümetinin etkili mali kısıtlamalarının, uzun dönemli borç sürdürülebilirliğini ve ekonomi politikalarının güvenilirliğini güçlendirdiğini ve hükümetin borç durumunun yönetilebilir ve şoklara karşı dayanıklı olmasını getirdiğini de kaydetti.
IMF Başkanı, Merkez Bankası’nın, enflasyonu düşürme ve enflasyon beklentilerinde övgüye değer ilerleme sağladığını, bir taraftan da dalgalı kur rejimine başarılı geçişi yönettiğini ifade etti.
Finansal sektör reformunu “etkileyici” olarak niteleyen Köhler, özel bankalara sermaye sağlanması uygulamasının tamamlanmaya yakın olduğunu ve kamu bankalarının yeniden yapılandırılmasının ilerleme kaydettiğini anlattı. Köhler, sözlerine şöyle devam etti: “Geriye kalan öncelikler, tasarruf mevduat ve sigorta fonunun müdahale edilerek kontrol altına alınan bankaların durumunu çözümlemesi ve geriye kalan varlıkların satışı için strateji geliştirilmesi olarak ortaya çıkıyor. Yeniden yapılandırmanın artık meyve vermeye başlamasıyla birlikte devlet bankalarının satışa hazırlanması önem taşıyacak. Sonuçta program, planlandığı gibi uygulandı ve güçlü ekonomik performans sonuçları verme potansiyelini ortaya koydu.”
|
|
Washington, aa
09.08.2002
|
|
| |
IMF, Brezilya’ya 30 milyar dolarlık rekor bir kredi verdi |
Uluslararası Para Fonu IMF, büyük bir ekonomik krizin eşiğindeki en büyük Latin Amerika ekonomisi olan Brezilya’ya 30 milyar dolarlık dev bir kredi planını açıkladı.
Bu rakam, IMF’nin tarihinde herhangi bir ülke için kabul ettiği en büyük kurtarma planı niteliğini taşıyor. IMF Başkanı Horst Köhler’in açıkladığı bu planın, IMF’nin karar makamı olan İcra Direktörleri Kurulu tarafından, eylül ayında onaylanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor.
1997 yılındaki ekonomik krizinden IMF’nin desteğiyle başarılı şekilde sıyrılan Brezilya, bu yıl ekim ayında yapılacak başkanlık seçiminde IMF karşıtı bir adayın zafer kazanması ihtimalinin ortaya çıkması üzerine, finans kuruluşları tarafından riskli ülke ilan edildi. Bunun üzerine, para birimi real’in büyük ölçüde değer kaybettiği Brezilya, derin bir ekonomik krizin eşiğine gelerek tüm Latin Amerika ülkelerini beraberinde götürme ihtimalini ortaya çıkardı.
IMF Başkanı Köhler, 30 milyar dolarlık destek planı karşılığında Brezilya hükümetinden, halen yürürlükteki ekonomik programın en sıkı şekilde uygulanması çağrısında bulundu. Arjantin’de ortaya çıkan krizin ardından, IMF destekli programı o sırada başarıyla uygulayan Brezilya’ya, geçen eylülde 15 milyar dolarlık bir kredi daha açılmıştı.
Yeni IMF planının eylülde kesinleşmesiyle birlikte, Brezilya, IMF’den en çok kredi alan ülke unvanını, Türkiye’den devralacak.
|
|
Washington, aa
09.08.2002
|
|
| |
Okuyan, bakanlık çalışanlarına veda etti |
Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Yaşar Okuyan, iş güvencesi yasasına evet oyu vereceğini ve Meclis’ten çıkması için elinden geleni yapacağını söyledi. İstifasının önceden planlı bir hareket olmadığını açıklayan Okuyan, ANAP’taki yeni görevi yüzünden istifa ettiği söylentilerini ise yalanladı.
Okuyan, bakanlığına bağlı Türkiye İş Kurumu, SSK ve Bağ-Kur’a veda ziyaretlerinde bulundu. Okuyan, İş-Kur’daki veda töreninde yaptığı konuşmada, 3,5 yıldır bakanlık görevini sürdürdüğünü hatırlatarak, çağdaş bir istihdam sistemi oluşturmak için elinden geleni yaptığını söyledi.
İş güvencesi tasarısına medya patronlarının karşı çıktığını belirten Okuyan, gazetelerdeki haberlerin de bunu gösterdiğini kaydetti. Okuyan, “İş güvencesinin kanunlaşması için 2 yıldır bu mücadeleyi veriyorum. Meclis’te de yasanın geçmesi için elimden geleni yapacağım.” dedi.
|
|
Ankara, Zaman
09.08.2002
|
|
| |
[para günlüğü] Piyasalar siyasetteki şekillenmeyi bekliyor |
IMF’nin 1,150 milyar dolar tutarındaki 3. kredi dilimini serbest bırakması ve ekonomik kriz içine girme beklentisi içindeki Brezilya’ya 45 milyar dolar kredi açılması, piyasalara olumlu yansıdı.
Gün açılışında döviz fiyatlarına bankalararası piyasadan başlayan ve serbest piyasaya yansıyan gerileme oldu. Serbest piyasada kısıtlı satıcıların ve bir miktar alışların olması döviz fiyatlarının bankalararası piyasa fiyatları düzeyinde işlem görmesine neden oluyor. Ayrıca, Kemal Derviş’in siyaset konusunda vereceği karar ve partilerin nasıl şekilleneceğinin piyasalardaki belirsizliği, beklemeyi beraberinde getiriyor. Bu gelişmelerle dün dolar gün boyu 10-15 bin liralık fiyat aralığında hareket etti. Serbest piyasada dolar sabah saatlerinde 1 milyon 621 bin liradan, gün sonunda da 1 milyon 645 bin liradan işlem gördü.
Siyasette olumsuz bir gelişme olmaması koşulu ile hafta sonunu repoda geçirmek isteyen yatırımcıların günün ilk yarısındaki döviz satışları, bugün döviz fiyatlarının bir miktar gerilemesinde etkili olsa da, gün sonuna doğru gelecek alımlarla fiyatların tekrar toparlanarak dünkü seviyelerine ulaşabileceği düşüncesindeyiz. 6 aylık bilançoların gelmesiyle seçici harekete dönen Borsa’da dün 72 puanlık yükseliş gerçekleşti.
Endeks 10.479-10.660 puan aralığında dalgalanarak 319,9 trilyonluk işlem hacmiyle 10.595 puandan kapattı.
Borsa’da genelde seçim zamanlarında yükselen kağıtçılık sektörü, kırtasiye, çimento hisselerindeki yükselişler dikkat çekiciydi. Mali sektör başta olmak üzere İMKB 30’lar yatay bir seyirle hareket etti. 5 günlük hareketli ortalama 10.627 seviyesinde, son 22 günlük hareketli ortalama ise 10.100 seviyesine ulaştı. Teknik göstergeler halen alım pozisyonlarını koruyorlar.
|
|
Selim Işıklar
/ M. Ali Yıldırımtürk
09.08.2002
|
|
| |
İşçilerin isteği Mart 2003’e kaldı |
İş Güvencesi Yasası partiler arasında sağlanan uzlaşma sonrası Meclis’te tekrar ele alındı. Üzerinde gece geç saatlere kadar çalışılan yasa işçinin iş akdinin feshine karşı korunmasını hedefliyor.
Tasarı işverenin, işçinin işine geçerli bir sebep olmaksızın son vermesine sınırlama getiriyor. Tasarı komisyonda yeniden ele alınarak İş Kanunu’ndaki değişiklik talepleri doğrultusunda yürürlülük tarihi 15 Mart 2003 olarak karara bağlandı.
Meclis Genel Kurulu dün Ek Bütçe ve İş Güvencesi yasalarını görüşmek üzere olağanüstü toplandı.
150 trilyon liralık Ek Bütçe Yasası’nı kabul eden Parlamento’da İş Güvencesi Yasası’nda ise partiler arasında son anda anlaşma sağlandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nejat Arseven ile Meclis Sağlık Aile ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Ertuğrul Kumcuoğlu görüşmeler sonrası işçi ve işveren kesiminin taleplerini bir noktada buluşturdu.
Meclis Genel Kurulu çalışmaları sürerken Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu acilen toplanarak İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın yürürlülük tarihini 15 Mart 2003 olarak değiştirdi. Türk–İş, Hak–İş ve DİSK genel başkanları da tasarının Meclis’te yasalaşması şartı ile önümüzdeki yıl yürürlüğe girmesini kabul ettiklerini açıkladı.
Çalışma Bakanı Nejat Arseven, işverenlerin de yasanın bu hali ile geçmesine itiraz etmediklerini ifade ederek, “İşveren temsilcileri daha önce imzalanan protokol gereği tasarının, İş Kanunu ile birlikte yürürlüğe girmesinin doğru olacağını ifade ediyorlar. Ancak diğer tasarıyı Meclis olağanüstü toplantıda olduğu için gündeme alamıyoruz.” dedi.
Yasanın yürürlülük tarihi olan 15 Mart 2003 tarihine kadar seçim sonrasında kurulacak yeni hükümetin kullanabileceği ciddi bir süre bulunduğunu hatırlatan Arseven, “Tasarı yürürlüğe girmeden önce İş Kanunu da tarafların mutabakatı ile Meclis’ten çıkabilir.” dedi.
İş Güvencesi Yasası, 1475 sayılı İş Kanunu ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nda önemli değişiklikler getiriyor. İş Kanunu’nun günümüz koşullarından kaynaklanan eksikliklerini gidermeyi amaçlayan Yasa, öncelikle tarım ve orman işyerlerinde çalışan işçileri de İş Kanunu kapsamına alıyor. Ayrıca yasa ile Sendikalar Kanunu’nun 30 ve 31. maddelerinin değiştirilerek işyerlerinde sendikalaşma hakkının güçlendirilmesi imkanı getiriliyor. Yeni yasa ayrıca, Basın İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Borçlar Kanunu’nda Uluslararası İş Örgütü (ILO) standartlarına uygun şekilde önemli düzenlemeler getiriyor.
|
|
09.08.2002
|
|
| |
İşçilerin isteği Mart 2003’e kaldı |
İş Güvencesi Yasası partiler arasında sağlanan uzlaşma sonrası Meclis’te tekrar ele alındı. Üzerinde gece geç saatlere kadar çalışılan yasa işçinin iş akdinin feshine karşı korunmasını hedefliyor.
Tasarı işverenin, işçinin işine geçerli bir sebep olmaksızın son vermesine sınırlama getiriyor. Tasarı komisyonda yeniden ele alınarak İş Kanunu’ndaki değişiklik talepleri doğrultusunda yürürlülük tarihi 15 Mart 2003 olarak karara bağlandı.
Meclis Genel Kurulu dün Ek Bütçe ve İş Güvencesi yasalarını görüşmek üzere olağanüstü toplandı.
150 trilyon liralık Ek Bütçe Yasası’nı kabul eden Parlamento’da İş Güvencesi Yasası’nda ise partiler arasında son anda anlaşma sağlandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nejat Arseven ile Meclis Sağlık Aile ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Ertuğrul Kumcuoğlu görüşmeler sonrası işçi ve işveren kesiminin taleplerini bir noktada buluşturdu.
Meclis Genel Kurulu çalışmaları sürerken Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu acilen toplanarak İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın yürürlülük tarihini 15 Mart 2003 olarak değiştirdi. Türk–İş, Hak–İş ve DİSK genel başkanları da tasarının Meclis’te yasalaşması şartı ile önümüzdeki yıl yürürlüğe girmesini kabul ettiklerini açıkladı.
Çalışma Bakanı Nejat Arseven, işverenlerin de yasanın bu hali ile geçmesine itiraz etmediklerini ifade ederek, “İşveren temsilcileri daha önce imzalanan protokol gereği tasarının, İş Kanunu ile birlikte yürürlüğe girmesinin doğru olacağını ifade ediyorlar. Ancak diğer tasarıyı Meclis olağanüstü toplantıda olduğu için gündeme alamıyoruz.” dedi.
Yasanın yürürlülük tarihi olan 15 Mart 2003 tarihine kadar seçim sonrasında kurulacak yeni hükümetin kullanabileceği ciddi bir süre bulunduğunu hatırlatan Arseven, “Tasarı yürürlüğe girmeden önce İş Kanunu da tarafların mutabakatı ile Meclis’ten çıkabilir.” dedi.
İş Güvencesi Yasası, 1475 sayılı İş Kanunu ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nda önemli değişiklikler getiriyor. İş Kanunu’nun günümüz koşullarından kaynaklanan eksikliklerini gidermeyi amaçlayan Yasa, öncelikle tarım ve orman işyerlerinde çalışan işçileri de İş Kanunu kapsamına alıyor. Ayrıca yasa ile Sendikalar Kanunu’nun 30 ve 31. maddelerinin değiştirilerek işyerlerinde sendikalaşma hakkının güçlendirilmesi imkanı getiriliyor. Yeni yasa ayrıca, Basın İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Borçlar Kanunu’nda Uluslararası İş Örgütü (ILO) standartlarına uygun şekilde önemli düzenlemeler getiriyor.
|
|
09.08.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
09 Ağustos 2002
|
|

Zaman Spor
Ekonomi
|
|
|
|
|