Ülkemizdeki şifalı bitkileri işlemeyi ve kullanmayı bilmiyoruz. Halbuki Almanya’da eczanelerdeki ilaçların yüzde 70’i bitkisel ilaçlardan oluşuyor. Şifalı bitkiler üzerine araştırma yapan İbrahim Gökçek, bilimsel verilerle etkileri ispatlanan bitkileri 6 ciltlik kitabında topladı.
22 sene şifalı bitkiler, homeopati ve aromatedavi üzerine araştırmalar yapan İbrahim Gökçek, Avrupa ülkelerinden özellikle Almanya eczanelerinde satılan ilaçların yüzde 70’inin bitkisel ilaçlar olduğunu söylüyor. Yüzde 95’inin Türkiye’de yetiştiği şifalı bitkilerden sadece Almanya, yılda 5 milyar dolar kazanıyor. Türkiye’de şifalı bitkiler üzerine bir sektör bulunmazken, Almanya’da iki yüzden fazla firma bitkisel ilaç üretiyor.
Üniversite yıllarında gazete satarak okumaya çalışan İbrahim Gökçek, Hollandalı bir doktorun şifalı bitkiler üzerine yazdığı yazıyı kendi üzerinde denedikten sonra, 13 yaşında yakalandığı eklem ve kas romatizmasından tamamen kurtulduğunu dile getiriyor. Gökçek, sonraki yıllarda bu konuya ilgi duyar ve 22 yılını şifalı bitkileri tanımaya adar. 13 yıl abone olduğu ilmi dergileri takip eden Gökçek, 6 ciltlik bir kitabı yayına hazır hale getirir. Şifalı bitkilerin başlı başına bir sektör olduğuna dikkat çeken Gökçek, bitkilerin anavatanı Türkiye olmasına rağmen, ülkenin böyle bir endüstriden uzak kalmasını kabullenemediğini kaydediyor. Sağlık açısından şifalı bitkilerin çok önemli olduğunu birçok araştırma ile belgelemiş. Örneğin; deprem, dayak, kaza gibi etkenler nedeni ile kişinin kabuslar görmesi, bağırarak uyanması, karanlık bir yere girememesi şeklinde yaşadığı rahatsızlıkların karşı Güney Amerika’da yetişen “Mapra” adlı bitki kökünden elde edilen bitkisel draje ve haplarla tedavi edilebileceği yapılan yüzlerce klinik araştırma ve deneylerle ispatlanmış. Doğu Asya’da yetişen bir bitki kökünden elde edilen haplarla her türlü romatizma hastalığı; artroz, artritis ve poliartritis hastalığını tedavi etmek mümkün. Afrika’da yetişen bir bitki ile kadınlarda görülen aşırı terleme, stres, depresyon, ateş basması gibi menopoz rahatsızlıklarını tedavi etmenin mümkün olduğu yine klinik araştırmalarla belgelenmiş.
Şifalı Bitkiler adlı kitabın şimdiye kadar bu konuda yazılan kitaplardan çok farklı olduğuna değinen Gökçek, kitapta yer verdiği bitkilerin tamamen üniversite kliniklerinde test edildiğini, tedavi denemelerinin ve kimya laboratuvarlarında analiz araştırmalarının yapıldığını kaydediyor. Bitkileri geniş bir çerçevede değerlendiren Gökçek, anavatanı Türkiye olan çörekotu, sarımsak, altınbaşak otu, hayıt, çay, şerbetçiotu, kılıçotu, çarkıfelek gibi bitkiler hakkında Avrupa ve Amerika’da yüzlerce kitabın bulunduğunu belirterek, sadece Almanya’da çörekotu hakkında 13 kitabın varlığından söz ediyor.
Çörekotu ile ilgili kitaplarda Peygamber Efendimiz(sas)'in “Çörekotu, ölüm hariç her türlü derde şifa.” hadisine yer verildiğini söyleyen Gökçek, Başbakan Bülent Ecevit’in kullandığı kortizon adlı ilaç yerine çörekotu çayı içilmesinin daha doğru olduğunu iddia ediyor. Amerika Kanser Araştırma Laboratuvarı’nda yapılan bir araştırmada çörekotunun kortizon ile eşdeğer olduğunu; ancak kortizon gibi şişkinlik, kas erimesi, unutkanlık gibi yan etkisinin kesinlikle bulunmadığını belirtiyor. Yine aynı laboratuvarda yapılan bir araştırma sonucuna göre; çörekotu kanser önleyici etkiye sahip. İbrahim Gökçek, askerlik yaptığı dönemde yakalandığı besin alerjisini, çörekotu çayı sayesinde yendiğini anlatıyor. İbrahim Gökçek, aktarların genellikle bitkileri tanımadığını dile getirerek, bu iş için eğitimin şart olduğunu vurguluyor.
Şifalı bitkilerden bazıları:
Hayıt (Beşparmak ağacı): 1992’de yapılan arıştırmalar sonucu sinirlilik, migren, içe kapanma, göğüs ağrıları olan hastaların, uzun süre kullandıklarında yüzde 90 oranında iyileştiği görülmüş. Yine, Prof. Dr. Wolfgang Wattke tarafından, Göttingen Üniversitesi’nde 76 kadın üzerinde bir araştırma yapılmış. Hayıt kullananların prolektin salgısının azaldığı görülmüş ve göğüs ağrısı gibi ağrıların iyileştiği tespit edilmiş. Aynı zamanda kısırlığı önleyici özelliğe de sahip.
Çarkıfelek: 400 çeşidi var, her yerde yetişiyor. Yalnız 1 türü şifalı. Zehirli türleri de var. Uykusuzluk problemine iyi geliyor.
Şerbetçiotu: Bileşiminde bulunan iki önemli maddeden alfa asitler, erkeklerde kısırlığa ve kadın hormonlarının artmasına sebep oluyor. Berlin Üniversitesi’nde yapılan araştırmada kadınlık hormonu östrojeni artırdığı belgelenmiş.
Çay: Kanseri önleyici etkiye sahip çayı, Türk usulü kaynatıp içmek çok zararlı. Zamanla pankreası parçalıyor ve bağırsaklar görevini yapamaz hale geliyor. Çayın, Japonlar ve İngilizler gibi içilmesi daha sağlıklı. Çay yüksek tansiyonu da önlüyor.
Altınbaşak otu: Marmara ve Karadeniz’de yabani olarak yetişir. Böbrek ve mesanedeki taş ve kumları döküyor. Altın otu ile altınbaşak otunun karıştırılmaması gerekiyor.
Çörekotu çayı tarifi:
3 yemek kaşığı çörekotu, bir litre kaynamış suyun içine atılır. 10-15 dakika ağzı kapaklı bir kapta bekletilen karışım, 24 saat içinde tüketilir.
|