Bölge Haberleri |
|
|
|
| |
Uyuyan güzelin uyanması ümidiyle... |
Türkiye’nin de içinde bulunduğu dünyada sadece konuşan insan istenmiyor artık. Konuştuğunu icraata döken, bilgide, teknolojide yarışan insanlar isteniyor. Dünyada özbenliğini koruyarak çalışan, ter döken ülkeler bir yerlere gelebilmiş.
Ama bir zamanlar üç kıtaya hakim olan Osmanlı’nın torunları hâlâ kendini, kendi kimliğini aramakla meşgul. Ama nerede? Yabancı diyarlarda, yalancı ellerde. Bir Fatıma, bir Zehra oluyor iç âleminde, bir Monica, Diana, Catherina buluyor dış benliğinde. Oysa gerçek kimliğine kavuşsa korkulur muydu Avrupa Birliği’nden, Batı’dan? Hadi artık uyanma vakti, desem de kendimizden emin miyiz acaba? Yoksa bomboş arı kovanı mıyız? Kovanın arıları çok tembel olduğu için, çiçek çiçek, tepe tepe bayırları dolaşmak çok zor geldiği için sanırım hiçbir zaman kovanımızda bal olmayacak. Ama biz ümit nesli olmalıyız. Ümit toplamalıyız konduğumuz çiçeklerden. Ümitle, sevgiyle doldurmalıyız kovanımızı. Bunun için de uyanmalı ve çalışmalıyız her şeye rağmen. Başka çare var mı? Dünyada buradan daha güzel bir ülke var mı?
|
|
Yasemin Kaytaz
/ İzmir
09.08.2002
|
|
| |
Kudüslü çocukların hikayesi |
Çocukları neden hep aynı zamanda vururlar? Annelerine koşarken, en çok da oyun oynarken ve hep çocukken. Hele bir de babalarının yanındaysalar ya da bir tanka taş atarken görülmüşlerse eğer. Bakın işte nasıl da küçücük göğsünü germiş tankın ateşine, objektiflerin iştahlı bakışları altında can veriyor; silahların ebe olduğu bu savaşta sobelenen hep çocuklar oluyor...
Evet Filistin yanıyor, her gün 10’larca insan şehit oluyor. Analar çocuklarını süsleyip gönderiyorlar hiç ağlamadan ve ardından ağıtlar yakmıyorlar. ‘Onlar şehit oldu.’ diyorlar. Oysa dünya onlara terörist diyor. Haberlerde intihar saldırısı olarak, bir sıcak gelişme olarak söyleniliyor ve ‘Filistinli 19 yaşındaki genç militan’ deniliyor. Ya Rab sen Filistin’deki kardeşlerimize yardım et, onlara zaferi nasip et ve bizleri affet. Ne gerektiği gibi dua ettik kardeşlerimizin zaferi için, ne de gerektiği gibi gözyaşı döktük... Selam ve dua ile...
|
|
Eda Nur
/ İstanbul
09.08.2002
|
|
| |
Dedemi de bunlar idare etmiş |
Türkiye’de seçim rüzgârları hortum gibi esmeye başladı. Ortalık toz duman, ne olacağı meçhul. Halk şaşkın ve tedirgin; ama bu seçimde halk va’d’inde hulf eden siyasilere güzel cevap vereceğe benzer.
Siyasilarin literatürleri bir anda değişiverdi; tatlı sözler, örtülü konuşmalar, havaî fişekler gibi havaî sözler etkili bir gazla semamızı bir anlık aydınlatıp sönen sözler ve umutlar. Yıllar önce, kırkını aşmış bir devlet memuru şöyle demişti: “Başımızdaki idareciler dedemi idare ettiler, babamı idare ettiler, beni idare ediyorlar ve maalesef çocuklarımı da idare edecekler.” Doğru, hatta korkarım torunlarımı da yüksek tecrübeleriyle idare etmeye namzetler. Haydi hayırlısı.
M. Eyüp Şener, İstanbul
|
|
09.08.2002
|
|
| |
Medya objektif kalabilecek mi? |
Kurumların yetki ve sorumlulukları ile birbirine karıştığı ülkemizde medya da bu şaşkınlıktan payını alıyor ve çeşitli olumsuz tavırlar ortaya koyabiliyor.
Gazete ve televizyonların, bağlı oldukları patronajın çıkarlarına göre tavır alıp önyargılı ve objektiflikten uzak yayınlar yapması, yaşamakta olduğumuz seçim sürecine de yansımaya başladı. Manşetler şimdiden belden aşağı vurmalara sahne oluyor. Halkımızı doğru enforme etmekle vazifeli olan medyanın manipülasyona başvurması ve kendini de bir parti gibi görüp hadiselere müdahalede bulunması objektifliğine gölge düşürmekte ve güvenilirliğini zedelemektedir. Gazetemiz Zaman’ın, her seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de mutedil ve partilere eşit mesafedeki doğru tavrını sürdüreceğine inanıyorum. Zaman’a bu konuda önemli vazifeler düştüğü kanaatindeyim.
Suat Demirbilek, İstanbul
|
|
09.08.2002
|
|
| |
Sol yeniden oluşur mu? |
Türkiye solunun mayasında var olan ayrışıklığın yeni oluşumlarla bütünleştiriciliğe soyunması ve umut olarak pompalanması hafızası sağlam olanları epey güldürüyor.
Sürekli olarak toplumun temel dinamikleri ve ortak paydalarının gerisinde kalmış olanların yeni oluşum biçiminde sunulması toplumda ihtiyatla karşılanıyor.
Türk siyasi tarihinde kısa bir seyahat yapmak yeni oluşum kavramının sola uygun olmadığını, ya da solun ne olursa olsun mevcut yapısı ile yeniden oluşamayacağını görebilmek bakımından uygun olacaktır. Müzmin ve kronik ayrımcılığın sık sık nüksettiği bir omurgadan sol, demokratik sol, sosyal demokrat, merkez sol, radikal sol, liberal sol gibi daha nice isimler çıkar...
Serdar Özkan, İstanbul
|
|
09.08.2002
|
|
|
|
|

|
Zaman'da Bugün
09 Ağustos 2002
|
|

Zaman Spor
Okur Hattı
|
|
|
|
|