Türkiye’nin de içinde bulunduğu dünyada sadece konuşan insan istenmiyor artık. Konuştuğunu icraata döken, bilgide, teknolojide yarışan insanlar isteniyor. Dünyada özbenliğini koruyarak çalışan, ter döken ülkeler bir yerlere gelebilmiş.
Ama bir zamanlar üç kıtaya hakim olan Osmanlı’nın torunları hâlâ kendini, kendi kimliğini aramakla meşgul. Ama nerede? Yabancı diyarlarda, yalancı ellerde. Bir Fatıma, bir Zehra oluyor iç âleminde, bir Monica, Diana, Catherina buluyor dış benliğinde. Oysa gerçek kimliğine kavuşsa korkulur muydu Avrupa Birliği’nden, Batı’dan? Hadi artık uyanma vakti, desem de kendimizden emin miyiz acaba? Yoksa bomboş arı kovanı mıyız? Kovanın arıları çok tembel olduğu için, çiçek çiçek, tepe tepe bayırları dolaşmak çok zor geldiği için sanırım hiçbir zaman kovanımızda bal olmayacak. Ama biz ümit nesli olmalıyız. Ümit toplamalıyız konduğumuz çiçeklerden. Ümitle, sevgiyle doldurmalıyız kovanımızı. Bunun için de uyanmalı ve çalışmalıyız her şeye rağmen. Başka çare var mı? Dünyada buradan daha güzel bir ülke var mı?
|