Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

AHMED ŞAHİN



Bugünün Müslümanlığı

İnsanın adalet anlayışında vardır zorluğa göre mükafat tespiti. Bir şeyde ne kadar zorlanıyor, ne ölçüde sıkıntıya maruz kalıyorsanız o nispette karşılığını alacak, ücretine nail olacaksınız.

Hem zorluğu fazla olsun hem de ücreti az. Mümkün değil.

Peki, kulların adalet anlayışında böyle olur da Rabb’imizin adaletinde başka türlü mü olur?

Halbuki Rabb’imizin adaletinden bir zerredir kulların adaleti.

Öyle ise gelin bu zorluk olayını bir düşünelim. Geçmişin dindarlığıyla bugünün dindarlığını bir mukayese edecek olsak hangisinin zorluğu daha fazla acaba? Başka bir ifadeyle, hangisine verilen mükafat ve sevap daha çok dersiniz?

Geçmişin dindarlığına mı, yoksa bugünün dindarlığına mı? Bugün basit bir bakışla da anlıyoruz ki geçmişin sokağında bugünkü gibi kılık kıyafet anarşisi yoktu. Toplumun erkeği–kadını yaratılışlarına uygun düşen bir giyim kuşam içindeydi.

Ne o günün kadını yabancı kimliğinde görünme gereği duyuyordu, ne de erkeği müstehcen görüntülerin tahrik ve tasallutuna maruz bulunuyordu.

Bugün de durum aynı mı?..

Elbette değil. Çok farklı. Zorluklar var, kimlik bunalımları bahismevzuu. Erkek için, kadın için... Her birisinin kendine göre zorluğu fazla!. Öyle ise sevabı da fazla!.

Nitekim Efendimiz (sas)’in bir hadisinden bunu anlamak kolay.

Buyuruyor ki:

– Öyle bir zaman gelecek ki o günün Müslüman’ı sizin yaptığınızın çok azını yaptığı halde kurtulacaktır.

Evet. Zor şartlar içinde kendilerini korumaya çalışacaklar, her taraf günaha iteleyecek görüntü ve teşhirlerle dolu olacak.

Buna rağmen direnecek, mazbut yaşamaya yönelecekler, kurtulacaklar...

Evet, bir maneviyat büyüğünün:

Yüzer günahların hücum ettiği zaman, diye tarif ettiği günümüzde mazbut bir hayat yaşayanlar kurtulacaklar.

Gözlerine kirli manzara aksetse de gövdelerini koruyacak, bedenlerini muhafaza edecekler. Böylece az amelle çok sevap alacaklar. Hatta denebilir ki, az amelle çok sevabın alınacağı bu devrede “farzları yapan, büyük günahlardan kaçınan kurtarır”. Yeter ki, kasti olarak isteğiyle sefahete düşmesin, tevbe istiğfarını eksik etmesin. Hataya düştüğü zamanlarda ise derinden feryat ederek pişmanlık duyup üzüntü çeksin, hemen dönüş yapsın.

Zaten günümüzün Müslüman’ını kurtaran da budur. Maruz kaldığı günahlarından dolayı vicdan azabı çekip pişmanlık duyması. Pişmanlık duymak, vicdan azabı hissetmek imanın işaretlerindendir. Tevbenin de kendisidir! Bu konuda Efendimiz (sas)’in ikazı da fevkalade düşündürücüdür.

İmanlı insanın günahından korku ve elem duyuşunu şu misalle ifade buyurur:

– Mü’min, günahını başına yıkılacak bir dağ gibi büyük görür, korkusunu hisseder.

Münkir ise burnu ucuna konmuş sinek gibi basite alır, alışkanlıkla bakar. Evet, alışkanlıkla günahlarımız bize normal gelmemeli, pişmanlığını ve vicdan azabını içimizde hep duyup hissetmeliyiz ki tevbe, istiğfar yerini tutsun bu pişmanlığımız.. Ve unutulmasın ki her an yüzer günahın hücumuna maruz bugünün dindarı, “farzları yapıp büyük günahlardan kaçınması halinde” kurtarır, az amelle çok sevap alacak bir devrin kurtulanlarından olur. Böylesine bir himaye de Rabb’imizin zorluğuna göre sevap ve mükafat vaadinden tecelli eden bir gerçek olur.

Efendimiz (sas)’in ikazını hatırlayınız:

– Efdalü’l–a’mâli ahmezüha!

– Amellerin en sevaplısı, en zor olanıdır.

09.08.2002

Yazarımızın E-Postası: a.sahin@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (07.08.2002) - Güzellikte de imtihan var, çirkinlikte de...

> (06.08.2002) - Giyim kuşam görüntüsü üzerine

> (03.08.2002) - Günah işlemenin şartları

> (31.07.2002) - Enflasyon nispetinde faiz alınabilir mi?

> (30.07.2002) - İslam günah sahibini dışlamaz

> (26.07.2002) - Önce imanı anlatmalıyız, sonra İslâm’ı

> (24.07.2002) - İşte Müslüman ahlâkı!

> (23.07.2002) - Kadın, itibarını düşürmemeli

> (19.07.2002) - Cinsî tahriklerden uzak durun

> (17.07.2002) - Kur’an kursundan velilerin sultanlığına





Zaman'da Bugün
09 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.