Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

HASAN ÜNAL



Irak gidişatı

Artık ‘Amerika Irak’a saldıracak mı?’ sorusunu sormaya gerek yok gibi. Şu anda ağırlık kazanmış bulunan senaryolar, Amerika’nın ne zaman ve nasıl vuracağı üzerinde yoğunlaşıyor. Amerika saldırıya karar vermiş olduğuna göre, bundan sonraki sorular da Saddam sonrası senaryolar üzerine yoğunlaşıyor. Saddam rejimi devrildikten sonra nasıl bir Irak kurulacak? Bu yeni Irak, bir federasyon tarzında mı düzenlenecek? Siyasi sistem demokrasi mi olacak? Eğer federal ve demokratik bir Irak örgütlenmesine gidilecekse, bu federasyonun yönetim biçimi nasıl olacak? Gevşek bir federasyon mu olacak? Yoksa merkezi yönetimin güçlü olduğu bir federasyon mu oluşturulacak? Eğer gevşek bir federasyona müsaade edilirse, bu federasyonu oluşturan unsurlar hangileri olacak? Ve böyle bir gevşek federasyon içerisinde merkezkaç unsurlar nasıl bir arada yaşamaya zorlanacak ve Irak’ın toprak bütünlüğü bozulmadan harita üzerinde tek devlet olarak kalması sağlanacak?

Bu soruların hemen hepsini bir de alt gruplara ayırmak mümkündür. Ayrıca bu senaryolardan hangilerinin Türkiye’nin çıkarlarıyla uyumlu olduğunu ortaya koyacak yeni sorular da sormak gerekebilir. Kaba hatlarıyla söylemek gerekirse, eğer Amerika Saddam rejimini devirmek için bir askeri harekat yapmaya karar vermiş ise –ki, böyle olduğu anlaşılıyor– o zaman doğru olan, ABD’yi Türkiye’nin çıkarlarına zarar vermeyecek bir harekata teşvik ve ikna etmektir. Türkiye, mevcut durumu, askeri gücü ve potansiyeli itibariyle bunu yapmaya muktedirdir.

Öncelikle, Türkiye açısından önemli olan, Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulmamasıdır. Bunun orta vadede temin edilebilmesi ise, merkezi yönetimi güçlü bir federasyon tarzı örgütlenme olabilir. Bütün etnik grupların yönetimde eşit haklarla yer almasını temin edecek böyle bir modelde, eğer merkezi yönetim yeterince güçlü kılınmaz ise, o takdirde, Kürt bölgesi başta olmak üzere, bütün merkezkaç unsurlar zamanla bağımsız olmak için gayret etmeye teşvik edilmiş olur. Sonuçta ülkenin toprak bütünlüğü korunamaz.

Merkezi yönetimin güçlü yetkilerle donatıldığı bir Irak’ta federasyonu oluşturacak unsurlara Irak Türkmenlerinin eklenmesi bir zarurettir. Ancak burada bir başka husus daha karşımıza çıkacaktır. Saddam rejiminin devrilebilmesi için Irak ordusuna ilaveten Saddam’ın hassas ordusu durumundaki El–Cumhuriyye zırhlı birliklerinin de teslim alınması gerekecektir. Böyle bir durumda, intikam, yağma vs. duygularıyla hareket edecek olan etnik grupların veya değişik silahlı grupların sokaklara egemen olmasını önlemek için ülkeye yabancı güçler konuşlandırmak mecburiyeti hasıl olabilir. Hatta bu yabancı güçler değişik formasyonlarda bu ülkede belirli bir süre kalabilirler.

Bu noktada Türkiye mutlaka bu yabancı gücün içerisinde Kürtlerle Türkler arasında bir barış ortamı sağlanmasına katkıda bulunur; zira Kuzey Irak Kürtleri her halükarda ve artan bir oranda Türkiye’ye ihtiyaç duymaya devam edeceklerdir.

Bu tablo, bize ne derece kritik bir döneme girdiğimizi gösteriyor. Bu pazarlıklar yapılırken, Türkiye’nin iyi yönetilmesi ve ayaklarını sağlam yere basması gerekiyor. Maalesef bir seçim döneminde olmamız ve ayaklarını yere sağlam basması mümkün görünmeyen bir hükümetle devam etme mecburiyetimiz, bu işi zorlaştırabilir. Ancak, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay, bu pazarlıkları yapabilir. Fakat pazarlıkları yapacağımız çevreler ve Amerika, Türkiye’nin hükümet açısından zayıf görünen mevcut yapısından yararlanmaya kalkışır mı? Kendileri açısından riskli ve yanlış olacak böyle bir ise tevessül ederler mi? Bunu yakında daha iyi göreceğiz.

09.08.2002

Yazarımızın E-Postası: h.unal@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (05.08.2002) - Belki de iyi oldu

> (02.08.2002) - Zor sonbahar

> (29.07.2002) - Özilhan neden yanlış

> (26.07.2002) - Siyasi vaziyet

> (22.07.2002) - ABD ile Irak pazarlığı

> (19.07.2002) - Kim kazandı, kim kaybetti?

> (08.07.2002) - Derviş neden haklı değil?

> (05.07.2002) - AB genişlemesi senaryoları

> (01.07.2002) - Milli Takımımız ve ulusal sevinç

> (28.06.2002) - Esas mesele Kıbrıs





Zaman'da Bugün
09 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.