Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

‘Türkbank’ı Hazine zarar ettirdi’

Türkiye’nin ilk ulusal özel girişim bankası Türk Ticaret Bankası AŞ’nin (Türkbank) tasfiye edilmesine karar verildi. Tasfiye kararı, dünkü olağanüstü genel kurula bankanın en büyük hissedarı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nu temsilen katılan Hülya Çakalır’ın kabul oyuyla alındı.

‘İkinci adres’ olarak da bilinen Türkbank, 9 Mart 1913 tarihinde Adapazarı’nda kuruldu. Esnaf ve tüccarların bir araya gelerek kurdukları Türkbank, o dönemde, ülkedeki yabancı bankaların katı tutumları ve tefecilerin ağır şartlarından bunalan tüccar ve esnafa uygun şartlarda kredi temin etmişti.

Türkbank’ın 187,5 trilyon liraya ulaşan 2001 yılı zararı bankanın genel kurulunda tartışmalara yol açtı. Zararın sebepleri arasında gösterilen erken itfa ve açık pozisyon konularında yöneltilen soruları cevaplandıran Türkbank Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Polatkan, “Erken itfaya Hazine karar verdi. Hazine’nin verdiği kararla zarar edilmiştir. Herhalde Hazine dava edilemez.” dedi.

Acıbadem’deki İstek Vakfı konferans salonu, dün sert tartışmaların yapıldığı ve 7 saat süren Türkbank’ın olağan ve olağanüstü genel kuruluna evsahipliği yaptı. Salona az sayıda hissedar alınırken, bankanın kapanmasına karşı çıkan yüzlerce Türkbank çalışanı ve emeklisi, yağmura rağmen günboyu yoğun protesto gösterileri ile dışarıda bekledi.

Saat 10.00’da başlayan olağan genel kurulda Divan Başkanlığı’nı Türkbank Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Polatkan yaptı. Salonda, 20 civarında özel güvenlik görevlisi dikkat çekti. Genel Kurul’da, “Zarar nedenleri arasında gösterilen erken itfayı yapanlar hakkında soruşturma açılıp açılmadığı, bankayı zarar ettirenler için ne tür işlemler yapıldığı”na ilişkin soru önergeleri verildi. Türkbank’ın 187,5 trilyon liraya ulaşan 2001 yılı zararı, sert tartışmalara neden oldu. Söz alan Polatkan, erken itfaya Hazine’nin karar verdiğini belirterek, “Hazine’nin verdiği kararla zarar edilmiştir. Herhalde Hazine dava edilemez.” dedi. Basın mensuplarına açık gerçekleşen, ancak salona fotoğraf makinesi, teyp ve kameranın alınmadığı Genel Kurul’un ardından Olağanüstü Genel Kurul başladı.

TMSF temsilcisi Hülya Çakalır’ın Türkbank’ın tasfiyesine ilişkin önerge vermesinin ardından çok sert tepkiler yaşandı. Bankanın bazı ortakları “Banka neden kapatılıyor, gerekçesi nedir?” sorusunu yöneltirken, itiraz konuşmalarında bankanın tasfiyesinin ekonomik nedenlerden kaynaklanmadığı, siyasi olduğu savunuldu. Banka ve Sigorta İşçileri Sendikası (Banksisen) Genel Başkanı Alptekin Sağlanmak, tasfiye kararı alınması girişimini eleştirerek, “Yarın bu insanlar bunun hesabını yargıda soracak. Mahşerde de soracağız.” dedi. Toplantıda, alınan kararları eleştiren bazı hissedarların hakarete varan konuşmaları üzerine Divan Başkanı Polatkan sık sık kendilerini uyardı.

Konuşmaların ardından tasfiye önerisinin oylanmasına geçildi. Tasfiye kararı, Fon’un yüzde 84,5’lik çoğunluk hissesini temsilen Hülya Çakalır’ın oyuyla alındı. Karar, Türkbank çalışanları ve emeklileri arasında büyük üzüntü ve tepkiye yol açtı. Kararın kabul edilmesinin ardından Banksisen Başkanı Sağlanmak, “Elin kırılsın”, “Allah belanı versin”, “Çoluk–çocuğundan çıksın”, “Kanser ol” sözleriyle ağır hakaretlerde bulundu. Tartışmalı geçen Olağanüstü Genel Kurulu’nda, tasfiye memuru olarak Banka Yönetim Kurulu Başkan Vekili İsmet Tuğul, Yönetim Kurulu üyeleri Adnan Özen ve İbrahim Yağcıoğlu belirlendi. Türkbank hissedarlarından Türkbank Munzam Sosyal Güvenlik Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı Başkanı Celal Balabanlı, dün yapılan Olağan Genel Kurul ve tasfiye kararının alındığı Olağanüstü Genel Kurul’un durdurulma ve iptaline ilişkin mahkemeye başvuracaklarını bildirdi.

Tasfiye kararı, genel kurulların yapıldığı salona alınmadıkları için 7 saatten fazla yağmur altında bekleyen yüzlerce banka çalışanı ve emeklileri tarafından protesto edildi. Özellikle ANAP lideri Mesut Yılmaz’a yönelik aleyhte sloganlar atan gruptan birçoğu gözyaşlarını tutamadı. Eylem sırasında 500 polis, Olağanüstü Genel Kurul’un yapıldığı konferans salonunun çevresinde önlem aldı ve barikat kurarak gösteri yapanların binaya yaklaşmasını önledi. Genel Kurul toplantısından çıkan Türkbank Munzam Sosyal Güvenlik Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı Başkan Yardımcısı Ali Rıza Adaş, gruba hitaben yaptığı konuşmada, “Bu iş bitmiş değildir, yeni başlıyor.” dedi. Adaş’ın açıklamalarının ardından, grup İstiklal Marşı’nı okuyarak dağıldı.

“İkinci adres” artık tarihe karışıyor

“İkinci adres” olarak da hatırlarda yer eden Türk Ticaret Bankası (Türkbank), 9 Mart 1913’te Adapazarı’nda kuruldu. Esnaf ve tüccarların bir araya gelerek sermaye ve emeklerini birleştirmek suretiyle kurdukları ilk ulusal özel girişim bankası unvanını taşıyan Türkbank, o dönemde, ülkedeki yabancı bankaların katı tutumları ve tefecilerin ağır şartlarından bunalan tüccar ve esnafa uygun şartlarda kredi temin etmek, piyasada istikrarı sağlamak ve ulusal ticaretin gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla faaliyete geçti.

Çalışan ve emeklilerin üye olduğu Emeklilik Sandığı Vakfı bankanın yüzde 5, Munzam Sosyal Güvenlik Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı da bankanın yüzde 80 hissesine sahipti. Bankanın yönetimine, 2 Eylül 1994 tarihinde eski Bankalar Yasası’nın 64. maddesi gerekçe gösterilerek el konuldu. Hisseler, 6 Kasım 1997’de Fon’a geçti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Türk Ticaret Bankası’nın 1 Temmuz 2001’den itibaren bankacılık işlemleri yapma, mevduat kabul etme izninin kaldırılması ve bankanın tasfiyesi yönünde karar aldı.

Türk Ticaret Bankası Munzam Sosyal Güvenlik Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı’nın BDDK kararının iptali istemiyle açtığı davada, Danıştay 10. Dairesi ret kararı verdi ve Türkbank’ın tasfiyesinin kararlaştırıldığı bugüne gelindi.

Harun Çümen / İstanbul

10.08.2002


 

Çimentocuların tek umudu ihracat

Çimento sektörü 2002 yılında azalan yurtiçi talebi ihracatla dengelemeye çalışıyor. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Başkanı Adnan İğnebekçili, “İhracatta bu yıl 10 milyon tona ulaşarak rekor kırılacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

Sektörün 2002 yılındaki beklentilerini anlatan İğnebekçili, bu yılın tamamında geçen yıla yakın bir üretim beklediklerini belirterek, krizin sıkıntılarının yoğun biçimde devam ettiğini söyledi.

İğnebekçili, yurtiçi talepte önemli bir gelişme olmadığını, ilk 5 aylık üretim rakamlarının hemen hemen geçen yılla başa baş durumda olduğunu anlattı.

Bundan önceki seçim dönemlerinde çimento talebinin arttığı hatırlatılarak, bu seçimde de böyle bir durumun olup olmayacağının sorulması üzerine ise İğnebekçili, “Erken seçimin bu sefer etkisinin olacağını zannetmiyorum.” diye konuştu.

Sektördeki üretimde bu yıl önemli bir gelişme beklemediklerini ve yıl sonu hedefinin 25-26 milyon ton civarında olduğunu kaydeden TÇMB Başkanı, geçen yıl da 25 milyon ton üretim yapıldığını hatırlattı. Yurtiçi talepteki azalışı ihracatla karşılamaya çalıştıklarını ve geçen yıl 8,6 milyon ton civarında olan ihracatın bu yıl rekor kırarak 10 milyon tonu aşmasını beklediklerini söyledi. Adnan İğnebekçili, ihracatın sektörde bir zorunluluktan doğduğunu, bir çimento fabrikasının sadece ihracatla rantabilitesini sürdüremeyeceğini kaydetti.

Ankara, aa

10.08.2002


 

TOBB üyesi işadamları Hakkari’ye gidecek

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Hakkari’ye kalabalık bir heyetle ziyarette bulunacak.

Hakkari Kültür Salonu’nda yapılacak olan Doğu Anadolu bölgesel değerlendirme toplantısına katılacak olan Hisarcıklıoğlu, Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odası’nı da ziyaret edecek. Yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı TOBB heyeti bölgede olağanüstü halin kalkmasının ardından ekonomik durumu ve yeni yatırım imkanlarını da yerinde görme imkanı bulacak. Bugüne kadar 345 oda ve borsa ziyareti gerçekleştiren TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, toplam 47 bin kilometre yol katetti.

Ankara, Zaman

10.08.2002


 

Memur sendikaları toplu görüşmeye hazırlanıyor

Memur sendikaları, 15 Ağustos’ta ilk kez hükümet ile toplu görüşmelerde bulunacak. 4688 sayılı Kamu Çalışanları Sendikaları Yasası uyarınca, 11 işkolunda yetkili memur sendikaları ile yetkili konfederasyon 15 Ağustos’ta hükümet ile ilk toplu görüşmelerini gerçekleştirecek.

Toplu görüşmelere kamu çalışanları adına Türkiye Kamu-Sen’e bağlı Türk Büro-Sen, Türk Enerji-Sen, Türk Sağlık-Sen, Türk Tarım Orman-Sen, Türk Ulaşım-Sen, Türk Diyanet Vakıf-Sen, Türk Haber-Sen, Türk İmar-Sen ile KESK’e bağlı Eğitim-Sen, Tüm Bel-Sen ve Kültür-Sen ve yetkili konfederasyon Türkiye Kamu-Sen temsilcisi katılacak. Türkiye Kamu-Sen başkanlığında yürütülecek toplu görüşmelerde, KESK’e bağlı 3 sendikanın yetkili olması dolayısıyla, KESK temsilcisi de hazır bulunacak.

Toplu görüşmeleri hükümet adına Kamu İşveren Kurulu yürütecek. Görüşmelere, kamu çalışanları ve Kamu İşveren Kurulu, eşit sayıda temsilci ile katılacak. Toplu görüşmeler, kamu görevlileri için uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, fazla çalışma ücretleri, harcırah, ikramiye, lojman tazminatı, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, tedavi yardımı ve cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ile bu mahiyetteki diğer etkinlik ve verimlilik artırıcı yardımları kapsayacak.

Yasaya göre, 15 Ağustos’ta başlayacak görüşmelerin, 15 gün içinde sonuçlanması gerekiyor. Görüşmelerde anlaşma sağlandığı takdirde, taraflar arasında mutabakat metni imzalanarak, Bakanlar Kurulu’na sunulacak.

Anlaşmazlık durumunda ise Yüksek Hakem Kurulu Başkanı ve 4 öğretim görevlisinden oluşan Uzlaştırma Kurulu devreye girecek. Kurulun 5 gün içerisinde vereceği karara tarafların katılmaları halinde, sonuç mutabakat metni olarak Bakanlar Kurulu’na sunulacak. Tarafların kurulun kararına katılmaması durumunda, anlaşma ve anlaşmazlık konularının tümü, Bakanlar Kurulu’na gönderilecek. Toplu görüşme hükümleri, 1 Ocak 2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.

Edinilen bilgiye göre, sendikalar, toplu görüşmelerde kamu personelinin ücretlendirilmesinde, en düşük kamu görevlisinin aylığının, geçim haddinden aşağı olmamak üzere temel ücret olarak belirlenmesini ve temel ücret dışında, çalışanın eğitim, kariyer, çalışma şartları, unvanı, yetki ve sorumluluğu, kıdemi gibi durumlarının dikkate alınarak ücretinin belirlenmesini isteyecekler. Sendikalar, günlük çalışma süresinin 7 saat olarak belirlenmesini ve “Zorunlu Tasarruf ve Konut Edindirme Fonu”nun tasfiye edilerek ana para ve nemaların bir defada ödenmesini de talep edecekler.

Ankara, aa

10.08.2002


 

Yabancı fonların ilk yarı karnesi kırık

Yılın ilk yarısında, yabancı fonlardan ancak 6 adedi yatırımcısına getiri sağlarken, 14 fon yatırımcısına zarar ettirdi. Haziran ayında da 22 fonun sadece 4’ü yatırımcısına getiri sağlayabildi. Bazı fonlardaki kayıp yüzde 10,47’yi buldu.

Türkiye’de halka arz edilen yabancı yatırım fonları içinde, bu yılın ilk yarısındaki dönemde, 6 adet fon yatırımcısına getiri sağlarken, 14 adet fon zarar ettirdi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) verilerine göre, bu yılın ilk yarısında 22 yabancı fonun 2’si ise değerlendirmeye alınmadı.

Ocak–haziran döneminde en fazla getiri sağlayan fon, yüzde 8 ile Global Bonds USD fonu oldu.

Bu fonu, yüzde 3,44’lük getiriyle USD Long Term Bonds fonu, yüzde 1,4 ile de American Income Portfolio (A) ve Short Matturity Dollar Portfolio (A) fonları takip etti.

İlk yarıda yatırımcısına en fazla zarar ettiren fon ise yüzde 22,3’lük oran ile American Growth Portfolio B tipi fonu oldu. İlk 6 aydaki tabloya paralel olarak haziran ayında da fonların büyük bölümü yatırımcısına zarar ettirdi. Nitekim 22 yabancı fondan sadece 4 adedi haziran ayında getiri sağlayabildi, ikisinin fiyatı değişmedi, geriye kalan fonlar yatırımcısını zarara uğrattı.

Haziran ayında en yüksek getiriyi yüzde 3,7 ile Global Bonds USD fonu sağladı.

Haziranda en fazla zarar ettiren fon ise yüzde 10,47 ile European Equities Euro fonu oldu.

Ankara, aa

10.08.2002


 

YASED, büyükelçilere AB mektubu gönderdi

Yabancı Sermaye Derneği (YASED), Avrupa Birliği (AB) konusunda destek istemek amacıyla, AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine dün bir mektup gönderdi.

YASED Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yöneyman ve Genel Sekreter Dr. Abdurrahman Arıman imzalı mektupta, TBMM’nin 2 ve 3 Ağustos 2002 tarihlerinde Türkiye için son derece önemli bir reformu gerçekleştirdiğine ve AB mevzuatı ile uyum için gerekli olan bir dizi yasa değişikliğini çıkardığına dikkat çekiliyor.

Mektupta, şöyle deniliyor: “Bu değişiklikler ile, bizler Türkiye’nin Avrupa Birliği ile tam üyelik yolunda önünün açıldığını düşünüyoruz. Elbette, yapılan değişiklikler her şeyin hallolduğu anlamına gelmemektedir, ancak sizlerin de takdir edeceği gibi, Türkiye’deki AB destekçileri çok önemli bir mevzi elde etmiş bulunmaktadır ve desteklenmeleri gerekmektedir. Sizlerden, AB çabalarına destek olarak, hükümetleriniz nezdinde girişimde bulunmanızı rica ediyoruz. Parlamento’nun büyük çoğunluğunun cesaretle gerçekleştirdiği reformların Avrupa Birliği nezdinde gerekli desteği bulmaması ve Türkiye’yle görüşmelerin başlatılması için bir takvimin verilmemesi, Avrupa Birliği karşıtlarına koz verilmesine neden olacak ve reformcu kesimin pozisyonunu zayıflatacaktır. Türkiye için bir dönüm noktası teşkil eden AB’ye tam üyelik konusunda gerekli desteği esirgemeyeceğinize olan güvenle, saygılarımızı sunarız.”

Ekonomi Servisi

10.08.2002


 

Hazine gelecek hafta 2,6 katrilyon ödeyecek

Hazine gelecek hafta, toplam 2 katrilyon 608,6 trilyon lira iç borç servisi yerine getirecek. Hazine, 13 Ağustos Salı tamamı döviz cinsinden kamu bankalarına ihraç edilen senetlerin ödemeleri olmak üzere 35,4 trilyon lira ödeme yapacak.

Ayrıca, Hazine 14 Ağustos Çarşamba günü 2 katrilyon 532,7 trilyon lirası piyasaya, 17,7 trilyon lirası ortalamadan satışların geri ödemesi, 22,7 trilyon lirası TMSF’ye ihraç edilen senetlerin ödemeleri olmak üzere toplam 2 katrilyon 573,1 trilyon lira iç borç servisi yerine getirecek. Hazine, ağustos ayında toplam 8 katrilyon lira borç ödeyecek.

Ankara, Zaman

10.08.2002


 

Vergi taksitleri ay sonuna kadar uzatıldı

Maliye Bakanlığı, vergi borcunu ödeme kolaylığından yararlanmak için başvuran, ancak taksidini yatırmayan mükelleflere ay sonuna kadar yeni bir süre verdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 414 sayılı Tahsilat Genel Tebliği ile mükelleflerin 31 Aralık 2000 itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan vergi borçlarının ilk taksit 2001 Mart ayında ödenmek üzere 18 ay süre ile taksitlendirildiği hatırlatıldı. Açıklamada, yapılan yeni düzenleme ile taksitlerini süresinde ödeyememiş olan mükelleflere, ödeyemedikleri taksitlerini ağustos ayı sonuna kadar ödeme hakkı tanındı.

Söz konusu haktan yararlanacaklar, vergi borcunu gecikilen her ay için ayrı ayrı hesaplanacak tecil faizi ile birlikte ay sonuna kadar ödedikleri takdirde, tebliğ ile getirilen ödeme kolaylığından yararlanmaya devam edecekler.

Ankara, Zaman

10.08.2002


 

[para günlüğü] Piyasalar belirsizlikten kurtulamıyor

Haftanın son işlem gününde piyasalar siyasi belirsizlikten kurtulamadı. Bu nedenle döviz fiyatlarında gün boyu küçük çaplı yükseliş oldu.

Hafta süresince Devlet Bakanı Kemal Derviş’in görevini bırakma ve siyasete katılma konusundaki kararını bekleyen piyasalar dün günün büyük bölümünde de bu belirsizliğe cevap aradı. Bir süredir döviz fiyatlarına yansıyan bu gelişmelere Hazine’nin gelecek haftadaki yüklü iç borçlar geri ödeme (itfa) ve iç borç bono ihale beklentileri de eklendi. Serbest piyasadaki döviz fiyatları bankalararası piyasa fiyatları paralelinde işlem gördü. Hazinenin gün sonunda; gelecek hafta döviz cinsinden tahvil satacağını açıklaması, döviz fiyatlarının daha fazla yükselmesini önledi. Dolar dün de 10 bin liralık fiyat aralığında hareket etti. Serbest piyasada güne 1 milyon 636 bin liradan başlayan dolar gün içinde 1 milyon 644 bin liraya kadar yükseldikten sonra, gün sonunda 1 milyon 643 bin liradan satıldı.

Borsa haftanın son işlem günü ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in istifa beklentisiyle satış baskılı bir seyir izleyerek 179 puanlık düşüşle 10.415 puandan kapandı. 10.325-10.653 puan aralığında hareket eden Borsa’da işlem hacmi 259 trilyon düzeyine geriledi. AB ve erken seçim ile ilgili alınan kararlar ardından siyasi arenadaki gelişmeleri izlemeye devam eden Borsa; Kemal Derviş’in aktif siyasete hangi rolde gireceğinin beklentisi içinde. Açıkçası Kemal Derviş’in uygulanan ekonomik programdaki konumu nedeniyle atacağı her adım piyasalar tarafından izlenecektir. Mevcut şartlarda endeksin 10.000-11.000 aralığında dalgalanmasını bekliyoruz. Genelde ağustos-eylül dönemlerinin düşüş yönünde geçiren endeksin; bundan sonra seçimlere Irak’taki gelişmeleri daha yakından izleyeceğini düşünüyoruz.

Selim Işıklar / M. Ali Yıldırımtürk

10.08.2002


 

Keyfî işten çıkarmalar artık zorlaşacak

İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) dün sabaha karşı kabul edilmesiyle keyfi işten çıkarmalar zorlaştırıldı. Yasaya göre, 10 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde işverenin en az 6 aylık işçinin hizmet akdini feshedebilmesi için geçerli bir sebep göstermesi gerekecek. Yasa, 15 Mart 2003 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.

Kanunu ile Sendikalar Kanunu ve Basında Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun’da değişiklik öngören yasayla getirilen güvencelerden kıyas yolu ile basın çalışanları da yararlanacak. Ayrıca verilen önergenin kabulü ile basın sektöründe çalışanlara İş Kanunu’nun toplu işçi çıkarmayı düzenleyen 24. maddesinin de kıyasen uygulanması hükmü getirildi. Buna göre basın sektöründe 10 kişinin üzerinde toplu işten çıkarmalar da ancak belirli kurallar çerçevesinde yapılabilecek.

Genel Kurul’da İş Güvencesi Yasası üzerindeki görüşmeler 6 saat sürdü. Tasarının görüşmelerine Başbakan Bülent Ecevit de katılırken, DSP ve YTP’li milletvekilleri arasında yer yer tartışmalar yaşandı. Bazı milletvekilleri tasarının hazırlayıcısı eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ı tebrik etti. Okuyan ise, “Olan bana oldu, bakanlık gitti.” diye konuştu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Nejat Arseven, 15 Mart 2003’ten itibaren işten çıkarma durumuyla karşı karşıya kalan işçinin yargıya gidebileceğini ve işverenin haklı bir gerekçeyle işine son verdiğini ortaya koymasını isteyebileceğini bildirdi. Nejat Arseven, “Tasarı, mutlaka işçinin işten çıkartılması gerektiği durumlarda işverenin işçi temsilcisi ile görüşmesi esasını getirmektedir.” dedi. Arseven, sözleşme özgürlüğü olduğu gibi iş güvencesinin de anayasal güvence altında bulunduğunu belirterek, tasarıyla Anayasa’daki hükmün yerine getirildiğini ifade etti.

Bakan Arseven, 26 Haziran 2001 tarihinde işçi ve işveren temsilcilerinin imzasını taşıyan bir protokol imzalandığını ve bu protokol ile “bilim kurulu” oluşturulmasının karar altına alındığını hatırlattı. ‘Bilim kurulu’nun İş Güvencesi Yasa Taslağı’nın hem kapsam hem içerik bakımdan iş güvenliğini sağlamada yeterli olmadığını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirdiğini kaydeden Arseven, İş Güvencesi Yasa Tasarısı ile birlikte İş Kanunu’nun eş zamanlı çıkartılmasında yarar olduğunu söyledi. Bu amaçla çalışmalar yapıldığını bildiren Arseven, yeni kurulacak hükümete de konuyla ilgili zaman tanımak amacıyla İş Güvencesi Yasa Tasarısı’nın yürürlük tarihinin 15 Mart 2003 olarak belirleneceğini savundu. Nejat Arseven, İş Güvencesi Yasası’nın ardından kıdem tazminatlarında da bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.

Öte yandan, kabul edilen İş Güvencesi Yasası’na özel sektör temsilcileri yayınladıkları bir bildiri ile ortak tepki gösterdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TİSK, TESK, TZOB, TÜSİAD ve MÜSİAD’ın da aralarında bulunduğu işveren kesimi yasanın Türk sanayiine büyük darbe indirdiğini ileri sürdü.

Oy hesabı ile yapılan bu uygulamanın yanlış olduğunu dile getiren işverenler, işvereni dikkate almadan yapılan düzenlemelerin denge değil dengesizlik getireceğini ifade etti. Bilim Kurulu tarafından hazırlanarak çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sunulan İş Kanunu Tasarısını beklerken iş güvencesini tek başına kanunlaştırmanın yanlış olduğunu vurgulayan işveren kesimi temsilcilerinin ortak açıklamasında şu görüşlere yer verildi: “Avrupa Birliği ve küreselleşme sürecinde dünya devleri ile rekabet edebilmemiz günün şartlarına uygun esnekliği içeren çağdaş bir İş Kanunu çıkmadığı için güçleşecek, bundan da sadece işçiler değil 65 milyon insanımız ve milli ekonomimiz zarar görecektir. Yatırım yoksa, üretim yoksa ihracat yoksa ve en önemlisi iş yoksa iş güvencesi neye yarar?”

Ankara, Zaman

10.08.2002


 

Yasa neler getiriyor?

Yasaya göre, 10 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık işçinin hizmet akdini fesheden işveren, geçerli bir nedene dayanmak zorunda olacak.

Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında sendikal faaliyetlere katılmak, işyeri sendika temsilciliği veya işçi temsilciliği yapmak, mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak, iş akdinin feshi için geçerli neden sayılmayacak. Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, din, siyasi görüş, etnik veya sosyal köken nedeniyle iş akitleri feshedilemeyecek.

İşveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunda olacak. İşveren bakımından beklenmeyecek haller hariç olmak üzere, hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin hizmet akdi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemeyecek.

Hizmet akdi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesine dava açabilecek. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene ait olacak. Dava iki ay içinde sonuçlandırılacak.

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda olacak. İşçiyi başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatmayan işveren, işçiye en az 6 ay en çok bir yıllık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olacak.

Yasa uyarınca, işveren ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri ve işin gerekleri sonucu topluca veya bir ay içinde toplam en az 10 işçinin iş akdini feshetmek istediğinde, bunu en az 30 gün önceden bir yazı ile işyeri sendika temsilcilerine veya işçi temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu’na bildirecek.

Bu bildirimde işçi çıkarmaların sebepleri, çıkarılacak işçi sayısı, işe son verme işlemlerinin ne kadarlık bir zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunlu olacak.

Yasa, tarım ve orman işyerlerinde çalışan işçilerin de 1475 sayılı İş Kanunu kapsamına alınmasını öngörüyor.

İşyeri sendika temsilcisinin hizmet akdinin sadece temsilcilik faaliyetlerinden dolayı feshedilmesi halinde, en az bir yıllık ücreti tutarında tazminata hükmedilecek.

Bu kanunun uygulama alanı dışında kalan işçilerin sendika üyeliği ve sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi iddiası ile açacağı davalarda ispat yükümlülüğü yine işvene ait olacak.

Tarım sektöründeki işyerlerinde İş Kanunu hükümlerinin uygulanabilmesi için en az 50 işçi çalıştırma kriteri getirildi.

10.08.2002


 

İşsiz sayısı 1 yılda 650 bin kişi arttı

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) 2002 yılı 2. dönem geçici sonuçlarına göre, Türkiye’de 2 milyon 217 bin işsiz bulunduğunu bildirdi. Geçen yıl aynı dönemde işsiz sayısı 1 milyon 567 bin idi. DİE, Hanehalkı İşgücü Anketi 2002 yılının Nisan, Mayıs, Haziran aylarını içeren 2. dönem geçici iş sonuçlarını açıkladı.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tanımları esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre, Türkiye’de istihdam edilen kişi sayısı 20 milyon 869 bin oldu. Ankette Türkiye’deki işsizlik oranı ise yüzde 9,6, toplam işgücüne katılma oranı da yüzde 49,6 olarak belirlendi. İstihdam oranının yüzde 46,3’ten yüzde 44,9’a düştüğü, işsizlik oranının ise yüzde 6,9’dan yüzde 9,6’ya çıktığı bu dönemde eğitimli gençlerin işsizlik oranı da yüzde 23,2’den yüzde 27,2’ye yükseldi.

Ankara, aa

10.08.2002


 

Ecevit: Kaygıya gerek yok

İş Güvencesi Yasası’nın “nihayet” çıkarıldığını belirten Başbakan Bülent Ecevit, DSP’nin, İş Güvencesi Yasası’nın gündeme gelmesi ve yasalaşması için çaba gösterdiğini kaydetti.

Ecevit, “Eğer DSP’nin gösterdiği bu çaba olmasaydı daha belki uzun süre İş Güvencesi Yasası yerini bulamayacaktı.” diye konuştu. Bazı iş çevrelerinin yasadan çok tedirgin olduklarını, ekonominin bundan zarar göreceğini düşündüğünü ifade eden Ecevit, şunları söyledi: “Bu, bana bir deneyimimi hatırlattı. 1963 yılında toplusözleşme ve grev yasası çıkarılırken, iş çevreleri büyük bir kaygı içindeydiler. ‘Zaten zayıf olan ekonomimiz büsbütün zayıflayacak, onun için bu haklardan vazgeçilmelidir’ diyorlardı. Yasa çıktı ve ondan kısa bir süre sonra sanayi büyük bir güç kazanmaya başladı. Bu yasalar çıktıktan sonra çağdaş ve bilimsel yöntemler kullanılmaya başlandı ve kısa süre sonra sanayimiz büyük bir ivme kazandı. Şimdi de aynı şey olacaktır. Onun için kimsenin kaygı duymamasını temenni ediyorum.”

10.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
10 Ağustos 2002


Zaman Spor

Ekonomi

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.