Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Paris Metrosu'nda ‘Kırk istasyon/sanatçı’

Fotoğraf sanatçısı Muammer Yanmaz, farklı disiplinlerden sanatçı ve aydınları, yaşadıkları çeşitli metropollerin metro istasyonlarında görüntülemeyi hedefleyen ‘40 İstasyon’ projesine Paris’ten başladı. Paris Metrosu’nda Kenize Murad, Alev Ebuzziya, Nilüfer Göle ve Kudsi Ergüner gibi ünlü Türkleri fotoğraflayan sanatçının yeni rotası, başka metropoller.

Metropolleri keşfe çıkan insanların yapması gereken ilk şey, bir metro haritası edinmektir. Herkes, hangi hatların nerede kesiştiğini, hangi menzil için hangi istasyonda hat değiştirmesi gerektiğini bu haritalardan öğrenir. Kendine özgü bir keşiftir bu. Yol/metro haritaları modern metropollerin ıssızlığında yol ve istasyon bilgisi sunar insana. Paris, bu ‘yol ve istasyon’ bilgisine en çok ihtiyaç duyulan şehirlerdendir.

Fotoğraf sanatçısı Muammer Yanmaz, farklı disiplinlerden gelen sanatçıları ve aydınları, yaşamlarını sürdürdükleri dünyanın çeşitli metropollerinde, kendi seçtikleri metro istasyonlarında görüntülemeyi hedeflediği ‘40 İstasyon’ projesiyle, birer istasyon olarak kabul ettiği isimlerle bizler için bir yol haritası oluşturuyor.

Sanatçı, bir istasyondan/sanatçıdan diğerine yolculuk eden metro –aracı– gibi gördüğü ‘bizler’ için yol haritaları oluşturmaya ‘her sanatçının özel şehri’ dediği Paris’ten başlamış. Paris kadar metrolarla bütünleşen metropol de yok gibi zaten. Paris metroları her sanatçıya sınırsız imkanlar sunuyor. Özellikle de bir fotoğraf sanatçısına...

Nedir metro istasyonlarını bu kadar özel ve önemli kılan? Muammer Yanmaz bu soruya “Zamansızlık ve hep birbirine benzeyerek sürdürülen farklılık.” diyerek karşılık veriyor. “Bütün mekânlar arasında metrolar kadar zamansız bir başka mekan daha yoktur. Orada günün her anı hep aynıdır. Girintisi, çıkıntısı, köşesi olmaz metroların. Sokakların yalnızlığı ve tenhalığı da nâdir yaşanır, loşluğa yer yoktur pek. Işık hep aynıdır.” diyor genç sanatçı.

Projenin iki hafta gibi kısa bir süre gerçekleştirdiği ilk adımında, aralarında Gökşin Sipahioğlu, Mine Kırıkkanat, Kenize Murad, Alev Ebuzziya, Nilüfer Göle, Tülay German, Kudsi Ergüner, Nedim Gürsel, Ayşe–Ece Ege, Gülseren ve Güzin Dino’nun da bulunduğu 16 sanatçı ve aydını metroda görüntülemiş Muammer Yanmaz. 30 yıldır metrolara inmeyen Gökşin Sipahioğlu da, yine yıllardır fotoğraflardan uzak duran Tülay German da, hastalığı nedeniyle dışarıya çıkamayacak durumda olan Nedim Gürsel de bu teklife ‘zorluk’ çıkarmamışlar.

Yüzlerce metro istasyonunun bulunduğu Paris’te metro/mekân seçimi de özel bir tercihle ortaya çıkmış. Kimi kendisi için özel olan bir istasyonu seçmiş, kimi kendine yakın bulduğunu. “Hangi istasyonda olacağına onlar karar verdiler. Ama herkesin seçtiği istasyonda kendinden bir şeyler, herkesin özel bir istasyonu vardı sanki. Kenize Murad Jasmin’i, Nilüfer Göle Cluny –La Sorbonne’u, Mine Kırıkkanat Concorde’u seçti mesela. Bu seçimlerin bir anlamları vardı.”

Fotoğraflar, sanatçı ve aydınların tarzlarını fazlasıyla yansıtıyor. Bu konuda da zorluk yaşamamış sanatçı. “Poz konusunda yönlendirmedim kimseyi, herkes kendi haliyle, kendi pozuyla durdu. Bu açıdan kolay ve tahminimden fazla doğal oldu. Nilüfer Göle müthiş iddialı bir kadın. Her haliyle her şeyiyle. Fotoğraflarında da bu belli zaten. Geçti ve poz verdi. Alev Ebuzziya da öyle. Giyimi, takıları, duruşu.. çok iddialı, kendine çok inanan bir kadın, bir sanatçı.”

Neden ilk olarak Paris? Muammer Yanmaz bu konuda klişelere hiç yüz vermiyor. Samimi, izlenime dayalı bir Paris tablosu aktarıyor bize. “Çok yer gezmemiş bir insan olarak şunu söyleyebilirim: Paris her sanatçı için özel bir şehir. Benim de ikinci şehrim olabilirmiş gibi geliyor. Tuhaf bir kozmopolit yapısı var; çok renkli, çok çeşitli... Sonra rahat bir havası var. Maddi rahatlık anlamında söylemiyorum bunu; sanatsal, kreatif bir rahatlığı var. Sanki bazı şeyler sadece orada olurmuş gibi geliyor insana. Bu yüzden Paris’ten başladım...”

‘Öncelikle ‘40 İstasyon’/sanatçı projesinin Paris ayağını tamamlamak istiyor Muammer Yanmaz. Selçuk Demirel ve Ömer Uluç, görüntülemek istediği isimler arasında. Paris’i tamamladıktan sonra yeni metropoller, yeni istasyonlar ve yeni sanatçılar... Londra, New York, Moskova, Tokyo... Muammer Yanmaz bize yol haritaları çıkarmaya devam ediyor... Çizerek değil, fotoğraflayarak...

Sevi Aral / Paris

10.08.2002


 

Müslüm Gürses, Açıkhava’da yalnız kaldı

Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen “Harbiye Açıkhava Konserleri”nin son gecesinde sahneye çıkan arabesk müziğinin ‘baba’sı Müslüm Gürses, belki de bugüne kadar dinleyici kitlesinin en az olduğu konserlerinden birini verdi.

“Harbiye Açıkhava Konserleri” kapsamında geçtiğimiz haftalarda pek çok sanatçının konserine ev sahipliği yapan ve bu konserlerde koltuklarının neredeyse tamamını dolduran Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nun Müslüm Gürses konserinde büyük oranda boş olması dikkat çekti.

Daha çok pop müzik sanatçılarının sahne aldığı “Harbiye Açıkhava Konserleri”nde bu yıl ilk kez Müslüm Gürses’in de yer alması müzik çevrelerince ilginç karşılanmıştı. Müzik çevrelerinde, Müslüm Gürses konserinin neredeyse boş koltuklara verilmesine gerekçe olarak ‘Müslüm Gürses’in Açıkhava Konserleri’ni takip eden dinleyici kitlesine hitap etmediği’ yorumları yapıldı. Konserdeki dinleyici azlığına yönelik yapılan bir diğer yorum ise, ‘Ekonomik olarak toplumun alt tabakasında yer alan Müslüm Gürses dinleyicisine bilet fiyatlarının çok yüksek geldiği’ yönünde. Müslüm Gürses konserinin bilet fiyatları 35 ile 11,5 milyon lira arasında değişiyordu.

“Harbiye Açıkhava Konserleri”ni organize eden Most Production’ın Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Turgut Kerki, kendisiyle yaptığımız görüşmede, konserdeki dinleyici azlığına gerekçe gösterilen bu yorumlara katılmadığını, dinleyici azlığında, havanın yağmurlu olacağı yönündeki tahminlerin etkili olduğunu ve dinleyicilerin, organizasyon şirketinin yağmurluk hizmetinden haberdar olmadığını söyledi. Bugüne kadar Türk halk müziği ve Türk sanat müziği icra eden pek çok sanatçının konserini düzenlediklerini ve salonu doldurduklarını ifade eden Kerki, “Biz, kansız bir Müslüm Gürses konseri düzenlemeyi istiyorduk. Bunu başardık ve mutluyuz.” yorumunu yaptı.

Sahnede, organizasyonu gerçekleştirenlere, kendisini sevenleriyle buluşturduğu için teşekkür eden Müslüm Gürses, “Buranın atmosferi gerçekten çok değişik. Her şeye rağmen yine de mutluyum.” demekle yetindi.

Müslüm Gürses, bilinen eserlerinin dışında, Teoman’ın “Paramparça”, Nilüfer’in “Olmadı Yar” adlı parçalarının yanı sıra Türk halk müziği ve sanat müziğinden çeşitli eserler de seslendirdi. Gürses’e Burhan Bayar’ın şefliğinde, aralarında arabesk müziğinin pek çok sevilen parçasına imza atan bestecilerin de olduğu kalabalık bir orkestra eşlik etti.

Burhan Eren / İstanbul

10.08.2002


 

"Artistanbul, çağdaş sanatın merkezi olacak"

Avrupa ve Doğu Akdeniz’in en önemli sanat buluşması olma hedefiyle yola çıkan “Artistanbul 2002–İstanbul Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması” 24–29 Eylül tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek.

Ana teması “Empati” olarak belirlenen ve 70 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen Artistanbul 2002, Sanat Galericileri Derneği ile İkon AŞ bünyesinde oluşturulan Art+ ekibi tarafından düzenleniyor. Derneğin geçtiğimiz 11 yıl boyunca düzenlediği sanat etkinliği, bu yıl isim ve konsept değiştirerek, uluslararası boyuta taşındı. Resimden enstalasyona, gravürden video art gösterilerine uzanan çeşitliliğe kavuştu.

Yerli ve yabancı 80 galerinin, ellerindeki koleksiyon ve tablolarla katılacağı etkinlikte, 2 bin metrekare açık alanda kurulacak panolar üzerinde Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin grafitti çalışması yer alacak Artistanbul 2002’nin programında iki konferans ve gençlerin sanata özendirilmesine yönelik iki ayrı yarışma da yer alıyor. Artistanbul 2002’nin tanıtım toplantısında konuşan İkon AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, Artistanbul 2002’yi katılımcı ve koleksiyoncular açısından dünyanın önde gelen sanat merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Şemsinur B. Özdemir / İstanbul

10.08.2002


 

'Su da Yanar' ve 'Hiçbiryerde' seyirciyle buluşacak

Ali Özgentürk’ün çok tartışılan “Su da Yanar” filmi ile Tayfun Pirselimoğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi olan “Hiçbiryerde”, 39. Altın Portakal Film Festivali’nde özel gösterimler başlığı altında ücretsiz olarak sinemaseverlerle buluşacak.

Kayıp oğlunu arayan bir annenin İstanbul’da başlayıp Mardin’e uzanan öyküsünün anlatıldığı ‘Hiçbiryerde’ 1 Ekim’de, Nazım Hikmet üzerine film çekmek isteyen ve bunu gerçekleştirmek için çabalar harcayan bir yönetmenin çıkmazlarını anlatan ‘Su da Yanar’ ise 5 Ekim’de, 15 yıl sonra izleyicisiyle buluşacak. Hiçbiryerde, Montreal Film Festivali'nin Resmi Yarışma Bölümü'ne de seçildi.

Fatih Yılmaz / Antalya

10.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
10 Ağustos 2002


Zaman Spor

Kültür-Sanat

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.