Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, siyasal bölünmüşlüğü aşmak için çaba gösterdiğini, Başbakan Bülent Ecevit’in hem bu çabayı sürdürmek, hem de hükümette devam etmenin doğru olmayacağını kendisine ifade ettiğini bildirerek, “Artık bugün Hükümet'ten istifa ediyorum. İstifa mektubumu Başbakanlığa gönderdim. Zaten fazla da bir süpriz olmayacak” dedi. Bakan Derviş, İstanbul’a hareketinden önce, Hazine Müsteşarlığı’nda basın mensuplarına istifasını açıkladı. Derviş, Başbakan Bülent Ecevit ile dün yaptığı görüşmeye de değinerek, şunları söyledi: “Dün Sayın Başbakanla görüştük, kolay olmadı 30 yıldır ilişkimiz devam ediyor, ona saygım, sevgim büyüktür. 22 yıllık bir yurtdışında yaşamdan, çalışmalarımdan sonra Türkiye’ye Sayın Bülent Ecevit çağırdı. O açıdan da kendisine teşekkür borçluyum. Zor ama insanı çok da mutlu eden bir çalışma ortamına kendisi getirdi beni. Dün dertleştik, sohbet ettik. Biraz daha düşünmemi ima etti. Ben de dolayısıyla birkaç saat daha, dün akşam Sayın Başbakanımızın düşüncelerini de değerlendirerek en doğru kararı vermeye çalıştım. Sanıyorum aslında Türk milleti sabırlı ama bir açıdan da pek de sabırlı değil. Hatırlıyorum, ilk geldiğimde, işe başladıktan 5 hafta sonra Sayın Derviş, bu ekonomik kriz hala devam ediyor, ne yapıyorsunuz diye bazı yorumlar çıkmıştı. Evet Başbakan’a olan sevgim ve saygım hala sürüyor. Türkiye’ye çok büyük hizmetleri oldu. Ayrıca da merkez solun Türkiye’de gelişmesine, sosyal demokrasinin gelişmesine çok büyük öncülük etti.”
“4 KASIM GÜNÜ HATA YAPTIK DEMEK ZOR OLACAK”
Bugün artık herkesin 4 Kasım gününü düşünmesi gerektiğini bildiren Derviş, şöyle devam etti: “Herkesin 4 Kasım gününü düşünmesi lazım. 4 Kasım günü (hata yaptık, yanlış oldu demek) zor olacak, maliyeti büyük olacak. Türkiye’nin önünde çok zor işler var, önemli işler var. Yapılabilir, başarılabilir ama kolay değil. Ve bu işleri başaralabilmek için özellikle mart ayından bu yana başlayan ama yeteri derecede güçlü olmayan ekonomik büyümeyi, istidama, refaha dönüşü sağlayabilmek için fikir ve gönül birliği içinde bir iktidara ihtiyaç var. (Türkiye’nin, sadece bir koalisyona değil, bir liderler anlayışına ve anlaşmasına değil, gerçekten bir fikir ve gönül birliği içinde Türkiye’nin geleceğini, Türkiye’de yapılacak işleri benimseyen, nasıl yapılacağını bilen ve bu konuda anlaşan insanların bir iktidarı gerekiyor) diye düşünüyorum.
”BU ÇABANIN İÇİNDE DSP’LİLERİN DE OLMASI GEREKİR“
Dolasıyla bu şu andaki siyasal bölünmüşlük ciddi bir sorun ve (bunu mutlaka aşmamız gerekiyor) diye düşünüyorum ve bu çabayı sarf etmeye çalışıyorum. Sayın Başbakanımıza bunu anlattım. Tabii ki (bu çabanın içinde merkez solda, DSP’lilerin de olması gerekir) diye düşünüyorum. DSP’liler de bu çabaya katılmalı. Fakat Sayın Başbakanımız bu çabayla hükümetteki konumumun çeliştiğini zaten belirtmişti 2 gün önce, dün yine teyit etti. Hem bu çabayı sürdürmek, hem de hükümette devam etmenin doğru olmayacağını ifade etti. Ben de bu durumda düşüncelerimi tekrar değerlendirdikten sonra, artık bugün istifa ediyorum hükümetten. İstifa mektubumu Başbakanlığa gönderdim. Zaten fazla da bir süpriz olmayacak.”
Devlet Bakanlığı görevinden istifa eden Kemal Derviş, “Özellikle merkez soldaki bir el ele vermenin, bir birlikte hareket etmenin imkanlarını zorlamaya çalışacağım” dedi.
Derviş, İstanbul’a hareketinden önce, Hazine Müsteşarlığı’nda basın mensuplarına istifasını açıkladı.
İstifasını Başbakanlığa gönderdiğini bildiren, bundan sonra, özellikle merkez solda bir el ele vermenin ve birlikte hareket etmenin imkanlarını zorlamaya çalışacağını vurgulayan Derviş, aslında vatandaşlarda da bu arzunun olduğunu söyledi.
Derviş, şunları kaydetti:
“Deniyorki (vatandaş birleştirsin oylarıyla). Ama bu o kadar da kolay değil. Vatandaşın önüne 15-18 tane ayrı parti koyduğunuz zaman vatandaş nasıl birleştirsin, kolay değil. Burada sanıyorum siyasal kadroların yardımına ve liderliğe ihtiyaç var, bu birleştirme o şekilde olsun. Eğer 4 Kasım’da güçlü bir iktidar ve fikir birliği içinde çalışacak bir iktidar oluşmazsa önümüzdeki işleri hızla nasıl yapabileceğiz?
Kaldı ki şöyle bir tehlike de var, seçim kanunu göz önünde tutarsak. 4 Kasım’da vatandaş oyunun yüzde 40’ı, yüzde 50’si senaryolara göre Meclis’e yansımamış olabilecek. Yani vatandaşlarımız bazı partilere oy vermiş olacak fakat bu partiler Meclis’te temsil edilmeyecek. Meclis oyların ancak yüzde 50’sini, yüzde 45’ni yansıtır bir yapıyla gerçekleşirse o zaman tabii böyle bir Meclis’ten oluşacak iktidarın da bir bakıma meşruiyeti tartışılır hale gelecek. Sanıyorum bunu önlemeye çalışmamız lazım. Ve bu konuda gerçekten ciddi çabalar var, bu çabalar devam edecek, elden geleni yapmaya çalışacağız.”
Daha kesin görüş ve çözümlere dayanan ittifakların birlikteliğinin doğması için çok da geç olmadığının altını çizen Kemal Derviş, “Benim gönlüm merkez solda, çağdaş, sosyal, liberal anlayışı yansıtan, benimseyen ve gerçekten Türkiye’de tek başına dahi iktidar olabilecek bir seçeneğin doğması. Mevcut seçenekler arasından bu işbirliğinin doğması, bunun için çalışacağım” konuştu.
“SİYASET İÇİN SİYASET YAPMAYACAĞIM”
Kendisinin aslında siyasetçi olmadığını, iktisatçı olduğunu ve 22 yıldır ekonomi politikaları konusunda çalıştığını belirten Derviş, ekonomi bilimiyle uğraştığını, zaman zaman üniversitede ders verdiğini ve siyasetin kendisi için çok yeni bir çaba oludğunu vurguladı.
Ekonominin düze çıkması için bu çabayı gösterdiğini belirten Derviş, şöyle devam etti:
“Bu çabayı göstermemin nedeni de ekonominin düze çıkması... İnsanların gösterdikleri büyük fedakarlıklar, maalesef yıllardır biriken maliyetlerin patlamasıyla ortaya çıkan krizin insanlara yüklediği ağır yükün hafiflemesi lazım ve büyümeye geçmemiz lazım. Siyaset için siyaseti yapmayacağım, ekonomik çözümler üretebilecek bir siyasal tartışma içinde olmak istiyorum. Bu tür siyasal arayış içinde ve siyasal hareket içinde olmak istiyorum.”
“SİYASETİN SPOR GİBİ OLMASI GEREKİR”
Siyasetin spor gibi olması gerektiğini de vurgulayan Kemal Derviş, demokrasilerde yarışmanın gayet normal olduğunu ama bunun birbirini gömmek ve birbirine zarar vermek biçiminde olmadığını dile getirdi.
Bakan Derviş, şöyle devam etti:
“Takımlar yarışır ondan sonra da el sıkışılır. Bence insanları suçlamaktan, gömmekten, negatif hisler uyandırmaktan vazgeçmemiz lazım. Çeşitli çözüm önerilerini ortaya koyalım, tartışalım, Türkiye için en güzeli, en iyisi nedir, onu halk önünde tartışalım. Ama sanıyorum birbirine hücum eden, birbirine zarar vermeye çalışan bir siyaset anlayışından vazgeçersek ülkemiz yarar görür. Çünkü siyaset birbirini gömmek, birbirini batırmak üzere kurulursa eninde sonunda bu toplumda da milettimizde de bölünmeler, sıkılmalar, karamsar bir davranışa yol açıyor. Bunu mutlaka önlememiz lazım. Yani siyaset bir yarışmadır. Ama bu yarışma olumlu bir ortamda birbirini batırarak değil, çözüm üzerine, tartışma üzerine kurulmalıdır.
Ben öyle düşünüyorum, öyle yapacağım. Hiç kimseye kırgınlığım veya kötü hislerim de yok. Daha olumlu, daha yapıcı şekilde tartışırsak sanıyorum daha yararlı olacak. Lütfen bana iyi şanslar dileyin.”
2001 yılı Mart ayı başında Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı’na atanan Derviş, Mayıs 2001’de “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nı açıkladı. Derviş, 17 aydır bu görevi sürdürüyordu.
KEMAL DERVİŞ KİMDİR ?
Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı görevini 2001 yılı Mart ayı başından bu yana yürüten Derviş, İngiltere’de ekonomi alanında dünyanın sayılı üniversitelerinden olan London School of Economics’den (Londra Ekonomi Okulu) mezun olduktan sonra ABD’nin dünyaca ünlü Princeton Üniversitesi’nde de yüksek lisans ve doktorasını yaptı.
Derviş, Başbakan Bülent Ecevit’in 1973-1976 yıllarında ekonomi ve uluslararası ilişkilerden sorumlu danışmanlığında bulundu.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Hacettepe Üniversitesi’nin yanı sıra Princeton Üniversitesi’nde ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanında öğretim üyeliği görevinde yapan Derviş, Dünya Bankası’na 1978 yılında katıldı. Dünya Bankası Araştırma Servisi’nde göreve başlayan Derviş, 1982 yılında, Dünya Bankası’nda Küresel Endüstri Departmanı, Endüstriyel Strateji ve Politikası için Bölüm Başkanlığı görevine getirildi.
Bu görevi 1986 yılına kadar sürdüren Derviş, aynı yıl Dünya Bankası’nın Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nden sorumlu baş ekonomistliği görevine atandı.
Orta Avrupa Departmanı’nda, 1987 yılından 1991 yılına kadar, direktör olarak görev yapan Derviş, daha sonra Kuzey Afrika Departmanlığı’nda direktör olarak görev aldı.
Derviş, daha sonra, Dünya Bankası’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölümü’nden sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
Kemal Derviş, Mayıs 2000 tarihinden bu yana Dünya Bankası’nda, küresel düzeyde yoksulluğun azaltılması programları ile ekonomi idaresi ve politika konuları için global iletişimden sorumlu Başkan Yardımcısı görevini sürdürüyor.
53 yaşında olan Derviş’in “Dış Ticarette Planlama Modelleri” ve “Kalkınma Politikası için Genel Denge Modelleri” isimli iki kitabın yanı sıra çeşitli dergilerde yayımlanmış ekonomi konusunda çok sayıda makaleleri bulunuyor. |