Bunların cevabını bilen var mı?
1991 Körfez Savaşı öncesinde Amerika 2 problemle karşı karşıyaydı: Irak’ın hareketli klasik Scud füze bataryaları ve kitle imha silahları...
Irak’ın elinde hem İran ile yaptığı 8 yıllık savaştan kalma ve hem de sonradan elde ettiği, hatta bazılarını daha da geliştirdiği hem sabit ve hem de hareketli yüzlerce Scud bataryası bulunuyordu. Kitle imha silahları bakımından ise Irak’ın elinde kimyasal, biyolojik silahlar olduğu kesindi; nükleer silah bakımından ise durum şüpheli olmakla birlikte Irak’ın muhtemelen 3–5 ilkel nükleer başlığa sahip olduğu tahmin ediliyordu.
Amerika, Körfez Savaşı’nda önceliği Scud’lara ve muhtemel kitle imha silahlarının bulunduğuna inandığı yerlere verdi; bunları arayıp bularak hem havadan ve hem özel operasyonlarla yerden imha etmeye çalıştı.
Amerika özellikle hareketli Scud’lar konusunda umduğu başarıyı elde edemedi; Scud’ların ancak çok azını imha edebildi. Nitekim, Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon)’nın savaş sonrası 1992 Nisan ayında yayınladığı dağıtımı kısıtlı 500 sayfalık savaş raporunda hareketli Scud’ların imhası konusunda büyük zorluklarla karşılaşıldığı ve bunun da büyük ölçüde istihbarat eksikliğinden kaynaklandığına işaret edilmişti. Bu raporun bulgularını güçlendiren ve bu rapordan birkaç ay sonra yayınlanan BM Irak Araştırma Komisyonu Raporu’nda savaşın ilk haftasında 1.500’den fazla hava akını yapılmasına rağmen hareketli Scud’ların hiçbirinin yok edilemediği, sabit bataryaların ise ancak yarısının etkisiz hale getirildiği belirtilmiş, bu bağlamda şu spesifik bilgi ve bulgulara da yer verilmişti: ‘Irak’ın elindeki 19 hareketli bataryadan hiçbiri hava akınlarıyla imha edilememiştir. Bu rampalardan 14’ü BM uzmanları, 5’i de bizzat Iraklılar tarafından savaştan sonra yok edilmiştir. Diğer yandan, 28 sabit bataryadan 12’si hava akınlarında yok edilmiş, 14’ü kısmen hasara uğratılmış ve 2’si de hiç isabet almamıştır.’
Savaş sırasında Amerika’nın korktuğu Scud’lar hem Amerika’ya (Dahran’daki askeri yatakhaneye atılmış ve 20–30 Amerikalı asker ölmüştü burada) ve hem de özellikle İsrail’e zarar vermişti. Irak, İsrail’e hiçbir Arap devletinin yapamadığını yapmış, bu ülkeye 39 Scud atmıştı.
Körfez Savaşı sırasında Amerika, Scud tehdidiyle anlattığım gibi uğraşabilmiş ve bu konuda fazla başarılı olamamıştı. Kitle imha silahları tehdidine gelince; bu konuda Amerika savaş başlamadan uygun kanallardan Irak’a şu uyarıyı yapmıştı: ‘Eğer bir Amerikan askeri kitle imha silahlarından zarar görürse Irak’ta taş üstünde taş kalmaz; Irak yerle bir olur. Bu uyarı ya da tehdit, Amerika’nın Irak’a karşı gerektiğinde taktik nükleer silahlar kullanacağını kesin bir dille açıklamıştı. Nitekim o zamanlar hem Amerika ve hem de İngiltere’nin Körfez’e taktik nükleer silahlar getirip hazırda beklettikleri bildirilmişti.
Amerika’nın 1991’de karşı karşıya olduğu söz konusu 2 problem, aradan geçen 11 yıla rağmen bugün yine Amerika’nın karşısında duruyor. Körfez Savaşı’na göre çok azalmış olsa da bugün Irak yine en azından 50–60 kadar Scud bataryasına sahip. Bu, konuyu bilenlerin tahmini. Ama yine de bilinmez, sayı bundan az ya da çok da olabilir. Kitle imha silahları bakımından ise Irak bir muamma. Zaten Amerika’da ‘bu silahlar ya da bunun potansiyeli yüzünden, Irak’a harekat zorunludur, yapılmalıdır ve ben yapacağım demiyor mu?
Üstelik bugün Irak ve Saddam, Kuveyt’i değil bizzat kendi varlıklarını korumak durumunda kalacakları için daha da tehlikeli değiller mi? Irak bugün umutsuzluğa düştüğünde İsrail’e Scud atarsa ne olur? İsrail bu defa tepkisiz kalır mı? Yoksa nükleer tercih de dahil çok tehlikeli tercihlere yönelebilir mi? Böyle olursa ne olur? Bölge ne hale gelir? Savaş Irak ile sınırlı kalır mı? Başkaları da buna karışır mı? Türkiye’mize ne olur?
Bunların cevabını bilen var mı?..
10.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
f.ertan@zaman.com.tr
|