Cebi olmayan elbise
İki kere hacca gitme lütfunu yaşayan bir insanın hacda yaşadığı haller, Allah’a yakınlık, Rasulü’ne muhabbet hakkında neler düşündükleri hakkında...
Hacca gittik. İhram bir nevi kefendir. Kefenin de, ihramın da cebi yoktur. Cepsiz elbiseyi giydik. Haşr meydanı gibi Kâbe’de toplandık. Hemen şunun farkına vardım. Ağır bir hastanın hayalen kefen giymesiyle, mukaddes topraklarda ihram giymek ve o ihramı kefene benzetmek arasında çok fark var.
İnsan hacda ihrama ne derse desin onu dünyayla bütünleştiriyor. Bu sebeple ağır hastalık ile kefen giymek arasında çok büyük farklar vardır. Hayal o farkı yakalayamıyor.
İnsan, hâlâ çoluk çocuğuyla oyun âleminde. Eğer hacda her ihramı giyen ölümdeki sırrı anlasa haram işleyenlerin sayısı çok azalır. Ahiret inancı ve ahireti anlamak insanı haramlardan geri çeker. Bu anlaşılmazsa hacca gitmekle başka bir yere gitmek arasında fark kalmaz ve yazık olur.
Hacca gidenlerin günahı dökülür mü, dökülmez mi bilinmez. O Allah’ın bileceği iş. Fakat, ihramı giyip kefen giydim diye ölümü hayal edip her türlü haramdan uzaklaşıp helallerle yetinen bir mümin hiç şüphe yok ki dünya ve ahiretini cennet edebilir.
Şeytan taşlamak da temsilidir. Şeytanın en büyük malzemesi haramlardır. Mesela içki, kumar, fuhuş, yalan, tembellik. Hacda şeytana taş atan, bunları terk etmelidir ki o taşlar şeytana isabet etsin. Yoksa bunları terk etmeyip oradan şeytan taşlamanın bir anlamı yok. Hacdaki mânâyı, evimize, işimize taşımak lazım. Yani parada, malda, makamda Müslümanca hareket etmeyen, şeytanı ne kadar taşlarsa taşlasın şeytanın oyununa gelmiştir.
Haramdan uzaklaşmak ahiret inancının açık bir alametidir. Bu inanç, dünyayı da cennet etmeye yeter. İman bir nurdur. Nasıl ki güneş doğunca insan taşı, çukuru görür; iman nuruyla da haramlar ve helaller açıkça görünür. Böylece mümin evvela helalle haramı ayırır. Sonra helal bir dünyada yaşamaya çalışır. O zaman Müslüman olmanın ve helal dairede yaşamanın faydalarını görür.
Elbette görmekle anlamanın arasında büyük fark vardır. Görmek biyolojik bir olaydır. Anlamak ise sadece insana ait bir keyfiyettir. Gördüklerimizi anlamak gözle beyni, beyinle kalbi bütünleştirir. Gözün kör olması başka, basiret körlüğü daha başkadır. Gözü görmeyen ışıktan istifade edemez. Basireti kör olan gördüklerinin sırrını anlayamaz. Yani koyunun görmesiyle insanın görmesi arasındaki farkı anlamak şarttır, Anlamak, yani aklı gözün imdadına yetiştirmek. Şairin dediği gibi “Ben kimim, bu hal neyin nesi / Yetiş yetiş ey sonsuz varlık muhasebesi.”
10.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
h.ismail@zaman.com.tr
|