Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

ALİ H. ASLAN



Kıbrıs’ta Washington’ın uyanma zamanı

Şükür ki Washington’da Türkiye–Batı, özelde Türk–Amerikan ilişkilerinde en kritik sınavlardan birinin yakın zamanda Kıbrıs konusunda verileceğine inanan sadece ben değilim. ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi Morton Abramowitz, Century Foundation’ın bastığı ‘Kıbrıs Draması: Son Perde’ adlı rapora yazdığı önsözde Kıbrıs’ta ‘potansiyel bir felaket’in alarmını veriyor.

AB sürecinde Kopenhag Kriterleri’ne uyum konusunda Türk ‘devlet’inin gerekli esnekliği büyük ölçüde göstereceğini, asıl sorunun Kıbrıs’ta yaşanacağını daha önce belirtmiştim. Nitekim, TBMM uyum yasalarını bir çırpıda çıkarıverdi. Fakat uluslararası siyaseti iyi takip edenler, bu sonbaharda AB’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ni nerdeyse kesin olarak AB üyeliğine resmen davet etme vetiresinde nasıl bir çıngar kopabileceğini çok iyi biliyorlar.

Washington’da hareketlilik yok

İşin enteresan tarafı, Kıbrıs’ta kriz göstere göstere geliyorum derken, ilgili başkentlerde, özellikle de Avrupa–Yunan-Rum–Türk tarafları arasında hakem olma istidadı taşıyan Washington’da ciddi bir hareketlilik yok. Tecrübeli diplomat Abramowitz de, Beyaz Saray’ın kayıtsızlığından biraz muzdaribane, ‘Amerikan yönetiminin en tepelerinde bu konuda büyük bir endişe görülmüyor. Üst düzey yetkililer daha fazla bastıran diğer sorunlarla meşgul.’ diyor.

Kıbrıs sorununun büsbütün içinden çıkılmaz bir hale gelme ihtimalini gören ve özellikle devletiyle, halkıyla Türkiye’nin reflekslerini çok iyi bilen Büyükelçi Abramowitz, belli ki Washington’daki dostlarını ‘yaz uykusu’ndan uyandırmak istemiş. Abramowitz, editörlüğünü yaptığı ‘Türkiye’nin Dönüşümü ve Amerikan Politikası’ adlı kitabın bu sonbaharda çıkacak genişletilmiş yeni baskısı için Büyükelçi M. James Wilkinson tarafından hazırlanan bir makalenin rapor halinde basılmasına önayak olmuş.

Yıllardır rutin bir şekilde devam eden Kıbrıs sorununun AB üyeliğinin denkleme girmesiyle ‘radikal şekilde’ değiştiğini savunan Abramowitz, şimdi daha geniş bir meseleler dizisinin ortaya çıktığını söylüyor. Türkiye’nin geleceği, AB’ye girip girmemesi, iç istikrarı, AB’nin İslam dünyasıyla ilişkisi, Türk–Yunan yakınlaşmasının devamı ve muhtemelen bölgede tansiyonun artması gibi unsurları Kıbrıs’taki gelişmelere bağlıyor.

Abramowitz, özellikle Irak’taki Saddam Hüseyin rejimini yıkmak için Türkiye’nin desteğine ve üslerine ihtiyacı olan ABD’nin konuya ‘çok daha derin diplomatik ilgi göstermesi’ gerektiğini belirtiyor. Yani Irak gelecek yerden ‘Kıbrıs’a ilgi’ esirgenmez demeye getiriyor.

Kıbrıs’ta ‘iyi bir yol haritası’ hazırlanması ve en azından zararların en kötüsünü izale edecek ‘pratik teklifler’ gerektiğini söyleyen Abramowitz, Wilkinson’un raporda yaptığı somut tekliflere dikkat çekiyor. ABD Dışişleri’nde Kıbrıs’la ilgili önemli görevler üstlendikten sonra emekli olan Büyükelçi James Wilkinson, Kıbrıs görüşmelerinde kördüğümün çözülmesi için ABD’nin daha fazla gecikmeden inisiyatif alması, eğer bunu yapamazsa taraflara zaman kazandıracak bir geçiş planı ortaya koyması teklifinde bulunuyor.

Henri Barkey ve Philip Gordon da National İnterest dergisinin Kış 2001/2002 sayısında yayınlanan ‘Kıbrıs: Öngörülebilir Kriz’ başlıklı makalelerinde kördüğümü açacak şeyin ‘büyük bir dış müdahale’ olduğunu savunmuşlardı. Amerikan Kongresi’nde etkili hasım lobilere rağmen, bunu nispeten adil bir şekilde yapması en muhtemel dış güç ABD.

‘Ortak vizyon oluşturulmalı’

Kıbrıs meselesinde tarafların durumunu gerçekçi bir şekilde ortaya koyan Century Foundation raporunda ABD’ye önerilen diplomatik inisiyatif adım adım şöyle:

– Önce egemenlik hakları ve milli devlet oluşturulması konusunda sağırlar diyaloğuna son verilip bir ‘ortak vizyon’ oluşturulmalı.

– Hükümet şekli ile yakından irtibatlı olan güvenlik meselesinde ABD ağırlığını koyarak Türk tarafına garanti vermeli.

– Daha önceki ABD girişimlerinde marjinal bir rol alan AB, bu sefer Kıbrıs Türk tarafının haklı kaygılarını gidermek üzere ‘geçiş dönemi rejimleri’ sağlamalı.

– Eğer ortak vizyon meselesi çözülemezse, Washington nihai hedefe ulaşmasa da, gerginlikten uzaklaştırmak için zaman kazandıracak, Sırbistan–Karadağ örneğindekine benzer bir geçiş planı ortaya koymalı. Avrupalılar, eğer Kıbrıs görüşmeleri akim kalırsa Türkiye’yi dışa itmemeye ikna edilmeli. Tüm taraflar köprüleri yakmaktan daha iyi bir alternatif olduğuna kani gelmeli.

– Eğer mümkünse, bölgesel düzenlemeler ve mülkiyet hakları sorunlarına da giriş yapılmalı. 2. Dünya Savaşı sonrasındaki müzakereler bu konuda taraflara ışık tutabilir.

– Son olarak, herhangi bir geçiş dönemi düzenlemesinde güven artırıcı önlemlerin uygulanması için her türlü gayret sarf edilmeli.

‘AB, şüpheli baskı taktiğini bırakmalı’

Ya tüm gayretler boşa çıkar ve AB ile Türkiye arasında kopuş olursa? Bu durumda Wilkinson’un teklifi, Washington’un Ankara’yla ilişkilerini kaydadeğer ölçüde ilerletmesi. Rapor şöyle sona eriyor: İşin nihayetinde eğer Washington, Türkiye’nin geleceğinin Batı’da olduğuna inanma cesaretini gösteriyorsa, siyasi ve ekonomik ilişkilerin altını bunu her iki taraf için anlamlı bir gerçeklik kılacak şekilde doldurmalı.

Raporda sadece Amerika değil, tüm oyunculara değerli tavsiyelerde bulunan Wilkinson, mesela AB’nin de Ankara’ya ‘şüpheli baskı taktikleri’ uygulamaktan vazgeçip ‘Türkiye’nin üyeliğiyle ilgili niyetlerini daha açıklığa kavuşturması’ ve ‘Kuzey Kıbrıs’la köprüler kurması’ gerektiğini belirtiyor. Zaten Kıbrıs’ta meselenin bıçak sırtına dayanmasında AB’nin aymazlığının ve Rum–Yunan tarafgirliğinin rolü büyük.

Evet, Wilkinson’un tabiriyle, Kıbrıs’ta ‘perde bu sefer indiğinde sahneye konan oyun aynı olmayacak’. Washington’da Türkiye’yi iyi tanıyan uzmanların en büyük endişesi, Türkiye’nin Kıbrıs nedeniyle Avrupa’yla ipleri koparması ve hatta uzun vadede ABD dahil tüm Batı’dan yüzünü çevirmesi. Ve bu endişelerinde hiç de haksız sayılmazlar.…

11.08.2002

Yazarımızın E-Postası: a.aslan@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (04.08.2002) - Türkiye, Washington’dan flu görünüyor

> (28.07.2002) - Wolfowitz’in Ankara zeybeği

> (14.07.2002) - Türkiye trenini kaçırmak

> (07.07.2002) - Kartalın başını yiyen şahinler

> (30.06.2002) - Ölme eşeğim

> (23.06.2002) - Bush’un zor tercihleri

> (16.06.2002) - Yıldız Savaşları ve biz

> (09.06.2002) - Ajan Rowley’nin düşündürdükleri

> (02.06.2002) - Bir doktrin icat oldu, dünya değişti

> (26.05.2002) - Dokunulmazlar





Zaman'da Bugün
11 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.