Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı


 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

 

Hz. Süleyman’ın mucizeleri

Eşyânın aynıyle ve sûretiyle nakledilmesinin yanında, sûretleri sadece iki buuduyla nakleden televizyonların, halihazırdaki durumları itibariyle çok geri sayıldıklarını söyleyebiliriz. Gelecekte belki daha çok buudlarda sûret nakleden aletler icat edilecektir. Hatta bu ayet–i kerimeden teknik ve teknolojinin –günümüzdeki seviyesi itibariyle imkansız gibi görülse de– bir alıcı cihaz bulunmadan nakil meselesinin gerçekleştirilebileceği üzerinde de durulabilir...

a) Kuşlardan İstifade Etmek

Kur’an–ı Kerim, “Süleyman, Davud’a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi...” (Neml, 27/16) buyurarak, Hz. Süleyman (aleyhisselam)’a verilen bir mucizeden bahsetmekte ve bu vesileyle bizlere, kendi dar dünyamızın dışında yeni açılım ufukları göstermektedir.

Bu ayet–i kerimeden ilk anladığımız şey bir mucize olarak Hz. Süleyman’a kuşların dilinin öğretildiği gerçeğidir. Kur’an, bu hakikati ifade ettiği dönemde kuşların kendilerine göre konuşup anlaştıkları bir dilleri ve anlaşma yollarının olduğu bilinmiyordu. İnsan dışındaki canlıların konuşmadıkları zannedildiği için de eski mantıkçılar, insanı “insan, hayvan–ı nâtıktır (konuşan hayvandır)” şeklinde tarif ediyor ve konuşmayı, onu diğer canlılardan ayıran temel vasıf olarak görüyorlardı. Onları kendi anlayışları içinde bırakalım, meseleyi çok iyi anlayan “Mantıku’t–tayr” isimli eserin yazarı Feridüddin Attâr, Lafonten’den asırlarca önce kuşları konuşturuyor ve hayvanların dili konusunda bize bir kapı aralıyordu.

Ayet–i kerimedeki “kuş dili” ifadesinden kuşların kendilerine göre bir dillerinin olduğu ve hemcinsleriyle bu yolla konuştukları anlaşılabilirse de burada esas vurgulanmak istenen şey, bunun daha ötesinde bir şeydir. O da, beşerin kuşların dillerini öğrenebileceği ve çeşitli aletlerden de istifade ederek kuşların yaşayışlarına vâkıf olup onlar vasıtasıyla pek çok şey başarabilecekleridir.

b. Metafizik Varlıklardan İstifade Etmek

Bu konuya temas sadedinde Kur’an, “Şeytanlar arasından da, onun (Hz. Süleyman) için dalgıçlık yapan (ve inciler çıkaran) ve bundan başka işler görenler vardı.” (Enbiya, 21/82) ayetiyle, şeytanlar arasından Hz. Süleyman’a hizmet edenlerin bulunduğu bildirilmektedir ki, bundan insanların cin, şeytan ve ruhanîler gibi fizik ötesi varlıklarla muhabere yapabilecekleri ve onlarla, değişik yollarla diyalog kuracakları ve anlaşma tesis edibileceklerini anlamak mümkündür. Günümüzde bu varlıklarla irtibat kurmak ve onlardan değişik sahalarda istifade etmek adına pek çok çalışmalar yapılmaktadır.

Aynı zamanda bu ayet–i kerimede, kendisine hem peygamberlik, hem de saltanat lütfedilen bir nebinin durumu arz edilerek, manevi yönü itibariyle dört başı mamur olduğu gibi, maddi yönüyle de muasırları üzerinde hükümran olan üstün bir toplumun durumu anlatılmakta ve böyle bir durumu ihraz edebilmek için takip edilmesi gereken yol gösterilmektedir. Aslında bununla, insanların ihtiyaçlarını karşılamak için sadece teknik sahadaki gelişmeler yeterli olmadığı, olamayacağı ve maddenin sınırlılığı içinde halledilemeyen daha pek çok mesele bulunduğu/bulunacağı hatırlatılmaktadır. Bu meselelerin çözümü ise ancak metafizik varlıklardan istifade etmekle mümkün olacaktır. İhtimal gelecekte, devletlerarası bir kısım muhaberelerde cinlerden istifade etme de gündeme gelebilir. Hz. Süleyman (aleyhisselam)’ın, hiçbir alet ve edevâta ihtiyaç hissetmeden şeytanlardan bazılarını değişik işlerde kullanması, bu sahada beşerin ulaşabileceği işte bu son sınırı göstermektedir.

c. Eşyanın Sûretinin veya Kendisinin Nakli

Cenab–ı Hak, Hz. Süleyman’ın mucizelerinde eşyanın naklini ifade eden bir başka ayet–i kerimede de şöyle buyurur: “Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan bir zat (Hz. Süleyman’a ): “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi.” (Neml, 27/40)

Bu ayette, Hz. Süleyman’ın kendisinin bir mucizesi veya yine O’nun bir mucizesi olarak İbni Mesud’a göre Hızır’ın, İbni Abbas’a göre ise Hz. Süleyman’ın veziri Asaf bin Berhıya’nın kerameti olarak Sebe melikesi Belkıs’ın tahtını göz açıp kapama gibi çok kısa bir zaman dilimi içinde ta Sebe’den Hz. Süleyman’ın getirmesi anlatılmaktadır. İşte bu ayet –burada anlattığı gerçek mahfuz– gelecekte eşyanın sûretinin veya kendisinin nakledilebileceği mevzuunda bir kısım ipuçları vermekte ve insanları bu mevzuda düşünüp araştırmaya sevk etmektedir.

Eşyânın aynıyle ve sûretiyle nakledilmesinin yanında, sûretleri sadece iki buuduyla nakleden televizyonların, halihazırdaki durumları itibariyle çok geri sayıldıklarını söyleyebiliriz. Gelecekte belki daha çok buudlarda sûret nakleden aletler icat edilecektir. Hatta bu ayet–i kerimeden teknik ve teknolojinin –günümüzdeki seviyesi itibariyle imkansız gibi görülse de– bir alıcı cihaz bulunmadan nakil meselesinin gerçekleştirilebileceği üzerinde de durulabilir...

12.08.2002


 

[ÖLÇÜ veya YOLDAKİ IŞIKLAR] Mucizeye inanmayan, Allah'ı ve O'nun kudretini takdir edememiş demektir

Mucizeye inanmayan, Allah’ı ve O’nun kudretini de takdir edememiş demektir. “Mucize ile ay parçalanmaz” diyen “Allah ayı parçalayamaz” demektedir. “Ölüler dirilmez” diyen, Allah’ın bu işi yapamayacağını iddia etmektedir.

Keramet, peygamberlik iddia etmeyen hak dostlarının eliyle ortaya konan ilâhî bir armağandır ve bunu da ancak insanı anlayanlar anlayabilirler. Keramet, velîde zuhur eden bir harikulâdedir ki, dolayısıyla peygamberin mucizelerini ve onun peygamberliğini teyit eder.

Velî, sahib–i hikmet demektir. Hikmet felsefeden ne kadar yüksekse, velî de feylesoftan o kadar büyüktür; hatta, kıyas edilmeyecek kadar... Normal insanların his, idrak ve anlayışlarının çok üstünde mevhibelere açık bu yüksek kâmetler, bir bakıma peygamberlik hakikatinin gölgesini temsil ederler. Aradaki mesafe de buna göredir.

Velîlik, Allah’ı sevme ve Allah tarafından sevilme makamıdır. Allah, kendi kapısının bu sadık bendelerini, akla–hayale gelmedik lütuf ve ihsanlarla serfiraz kılıp, halk içinde belli edeceği gibi, sadefi içinde inciler misillü, son durağa kadar hem kendilerinden, hem de başkalarından saklayabilir de...

12.08.2002


 

[HİS DÜNYASI] Ruhumun emeli

Ufkum açılıp da düşüncem çıkınca düze, Neler hissettim âhenkle gelince yüz yüze.!

Rengârenk her yan, tüllenen mânâ buğu buğu,

Bir tomurcuk açar gibi var olmaya doğru...

Her perdede ayrı bir visal, ayrı bir huzûr;

Vicdandaki irfanla bakınca her taraf nûr...

İç içe güzellik her köşe, iç içe mânâ,

Duruyor karşımda tabiat bir gül–i ranâ,

Sesler, renkler, buutlar.. bu ne müthiş hendese!

Vuruldum kâinat mûsıkîsindeki sese...

Gökler ayrı bir kanaviçe.. ve ötesinde,

Kudret; inse, cinne bir şey anlatma kasdinde.

Yer cıvıl cıvıl; insan, hayvan, ağaç ve toprak..

Semâ başlar üstünde bir kitap; yaprak yaprak...

Yüz yüze iki levha birbirine bakıyor,

Yıldızlar bizlere dâvet gamzesi çakıyor.

O’na dâvet, sonsuza dâvet bütün soluklar,

Her köşeye nûrlar taşıyor nûrdan oluklar.

Senden ey Yüce Mevlâ, Senden bütün bu işler!

Senden, ey bencil nefsim, senden bütün teşvişler!

Ey Rab! Seni bilmemek hasret, yakınlık ateş;

Sînelerde yanan kor ocaklardakine eş...

Hele aşkın, hele aşkın.. aşkın tam bir Cennet!

Aşkınla dirilmeme ne olur inâyet et!

Esmâ ve sıfâtın her biri sır üstüne sır,

Sırların da ancak kapıkullarına hazır...

Sultanlık işim mi! Ben bir kulağı küpeli,

Kabul et, budur İlâhi rûhumun emeli..!

M.Fethullah Gülen

12.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Zaman'da Bugün
12 Ağustos 2002


Zaman Spor

Akademi

Anadolu Finans Kurumu

Bütün haberler


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.