Ekonomi otomatiğe bağlandı
Hükümetin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Kemal Derviş, piyasaları tedirgin eden istifa belirsizliğini, piyasaların kapalı olduğu cumartesi gününe rastlatarak çözdü. Başbakan, Sayın Derviş’in bu defaki istifasını yürürlüğe koydu.
Geçen hafta başında IMF’nin 1,1 milyar dolarlık 3. kredi dilimini serbest bırakmasının ardından, IMF Avrupa Bölümü 1. Direktörü Michael Deppler yaptığı açıklamada; programın şu ana kadar üzerinde anlaşıldığı gibi yürüdüğünü ve ekonomik büyümeye geçişte katkısını gösterdiğini söyledi. Deppler, programın kişilere bağlı olmadığını, kasım seçimleri nedeniyle, programın uygulanmasında ciddi bir sorunla karşılaşılmayacağını ve siyasi partilerden programa bağlılıklarına dair bir teminat almayı düşünmediklerini belirtti. Bu açıklamalarla Sayın Derviş’in görevini bırakacağının sinyali verildi. Türkiye seçime giderken ekonomide yapısal değişimlerin daha önceden yapılması nedeniyle, yıl sonu ekonomik hedeflerin tutturulması konusunda da ekonomi yönetimi fazla endişeli değil. Sayın Derviş de daha önce, seçimin ekonomiyi etkilemeyeceğini belirtmişti. Ayrıca, hafta içinde yaptığı açıklamalarda da ekonominin kendisi için çok önemli olduğunu, siyasetin daha sonra geldiğini ifade etti. Bu açıklamaya rağmen hafta sonunda görevini bırakması, bazı yapısal değişikliklerle ekonominin otomatiğe bağlandığını gösteriyor. Sayın Derviş’in 10 günlük ABD seyahati sırasında ekonominin otomatiğe bağlanması test edildi.
Ekonomi bürokratları, bu sistemin elektronik devre elemanlarını oluşturuyor. Bu devrelerde herhangi bir arıza olmazsa, yani Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası (MB) gibi kurumlar, programın popülist yaklaşımlardan uzak, mevcut titizliğini sürdürürlerse; o takdirde ekonominin otomatiğe bağlanmış şeklinin, seçimlere kadar sürmesinde bir tedirginlik duyulmayacaktır. Ayrıca, Sayın Derviş’in yerine göreve getirilen DSP Milletvekili Sayın Masum Türker’in sıcağı sıcağına yaptığı basın toplantısında; ekonomik programdan sapma olmayacağını ve seçim ekonomisi uygulanmayacağını açıklaması da, piyasalarda oluşması beklenen tedirginliği ortadan kaldırmakta yeterli görünüyor. Bütün bu varsayımlar, bu hafta döviz fiyatlarında ve Hazine iç borç ihalelerinde kendini gösterecektir.
Bankaların kapalı olduğu hafta sonunda serbest piyasada, Sayın Derviş’in istifasının döviz fiyatları üzerindeki şiddeti test edildi. Gün açılışında cuma kapanışının 5 bin lira üzerinde, 1 milyon 648 bin liradan açılan dolar, daha sonra 1 milyon 652 bin liraya yükseldi. Zayıf işlem hacmiyle oluşan bu fiyatlar, gelen kâr amaçlı satışların etkisiyle dolar, 1 milyon 646 bin liraya geriledi. Günü bu seviyeden tamamladı. Bütün olumsuzlukların döviz fiyatlarına yansımasının etkisiyle, bu gelişmeden sonra fiyat artışları sınırlı kaldı.
Bugün bankalar arası piyasanın açılışında; döviz fiyatları ilk etapta küçük çaplı yükselse de, cumartesi günü serbest piyasada olduğu gibi fiyat yükselişi sınırlı kalacaktır. Sayın Derviş’in önceki istifa girişiminde olduğu gibi; MB’nin fiyat istikrarı sağlama amaçlı dolar satış ihalesi ihtimalini ve Hazine’nin hafta içinde döviz cinsinden (dolar) tahvil halka arzı unutulmamalıdır. Dövizin mevsimsel arzının yüksek olduğu bu dönemde, döviz talebini karşılayıcı diğer enstrümanların devreye sokulmasıyla, Sayın Derviş’in istifa tedirginliğinin oluşturacağı, muhtemel döviz talebi fazlasıyla karşılanacaktır. Ancak, yine de her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek yanlış olur. Hazine’nin borçlarını döndürebilmesi, enflasyonun düşürülmesi ve hedeflenen büyümenin sağlanabilmesi, bu ortamda daha fazla önem taşıyor.
Hazine’nin bu hafta piyasalara yapacağı 2,5 katrilyon lira seviyesindeki iç borç geri ödemesi, yeni yapılacak iç borç bono ihalesinde faiz oranını bir iki puan yükseltebilir. Bir süredir faizle birlikte hareket eden döviz fiyatlarındaki yükseliş sınırlı kalsa da, gerilemesi söz konusu olmayabilir. Erken seçime gidildiği, ekonominin patronunun ayrıldığı bir dönemde faiz oranları ve döviz fiyatlarının istikrarlı olmasının, ekonominin otomatiğe bağlandığının diğer bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.
12.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
m.yildirimturk@zaman.com.tr
|