Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

  Yorum

Bush, BM’den destek alabilir

Dan Plesch



Irak’a saldırıya karşı çıkanlar, ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayını almaya çalışmayacağını farz edebilir. Gerçekte, ABD muhtemelen sadece Birleşmiş Milletler’e destek için başvuruda bulunmakla kalmayacak, desteği de alacaktır. Bu tür bir hamlede yanlış yerde durmaktan kaçınmak ve Amerikan fundamentalizmini kontrol altına almak için savaş karşıtlarının daha tutarlı bir politikaya ihtiyaçları bulunmaktadır. Sadece “Savaşı durdurun” demek yeterli değil.

Bush’un ekibi, uluslararası toplumun fikrini idare etme ve kendi yoluna yönlendirme konusunda uzun bir geçmişe sahip. Aralarında Dick Cheney, Colin Powell ve Condoleezza Rice’ın yer aldığı kilit konumdaki yetkililer Sovyetler Birliği çökerken, Almanya birleşirken ve Körfez Savaşı kazanılırken yönetimde görevlilerdi. Bu kişiler bugünlerde kendilerine görev olarak ‘şer ekseni’ni yok etmeyi seçmiş durumda.

Amerika’nın oyun kitabı

ABD, Başkan Clinton’ın dış politikadaki zayıf liderliği altında bile müttefiklerini Bosna ve Kosova’yı bombalama konusunda aynı çizgiye çekmeyi başarmıştır. Ne Çin ne de Rusya bu konularda veto güçlerini kullanmamıştır. Bu durum, ABD’nin ‘oyun kitabının’ uluslararası kamuoyunu idare etme konusunda nasıl çalıştığını gösteriyor. İlk başta, Amerikan politikası yalnız başına ve aşırı olarak görünür. Tartışmalar, ABD’nin Birleşmiş Milletler tarafından sınırlandırılmak istemediği fikri etrafında oluşur ve bu gerçekte doğrudur. ABD cömertçe bir çeşit Birleşmiş Milletler takdisi kabul edebileceği yönünde karar aldığı zaman, Amerika’nın çoktaraflı zemine dönmekte olduğu yönünde çok dikkatlice planlanan bir avuntu iç geçirmesi oluşur.

İngiltere, Amerika ile aynı fikirde olma konusunda başı çeker. ABD ile doğrudan karşı karşıya gelme konusunda çıkarı bulunmayan ve Dünya Ticaret Örgütü üyeliğini de içeren Amerikan ekonomik desteğine ihtiyaç duyan Rusya hızlıca İngiltere’yi takip eder. Rusya’nın muhalefet yapmadığı bir ortamda Fransa da vetosunu kullanmak istemeyecektir. Çin’in ise tutarlı bir çekimser kalma politikası vardır.

İşler hiçbir zaman bu kadar basit olmamıştır. Olaylar en iyi hazırlanmış planları bile altüst edebilir; ancak birbirini takip eden sorunlarda ABD, anlaşmalar yapmayı ve diğer ülkeleri Birleşmiş Milletler tasarılarını desteklemeleri konusunda sindirmeyi başarmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin geçici üyelerinin bazıları ABD’ye yardım etme konusunda istekli olacaktır. Bulgaristan, NATO üyesi olmak istemektedir; Kolombiya kendi iç savaşında Washington’a bel bağlamaktadır; Norveç’in muhafazakar bir hükümeti bulunmaktadır ve komşusu Rusya’ya karşı garantörü konumundaki ABD’yi kızdırmamanın endişesini taşımaktadır; Meksika ve İrlanda ekonomik olarak ABD’ye güçlü bir bağımlılık içindedir.

Geriye, Suriye, Kamerun, Gine ve Singapur kalıyor. Bu nedenle ABD, birkaç çekimserle birlikte olumlu oylarda çoğunluğu sağlayabilir. Doğrusu, Amerika, hali hazırda bile sadece zayıf geçici üyeleri kendi yanına çekerek Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesinin (5 daimi, 10 geçici) 8’inin oyunu alabilir.

Yeni bahaneler bulunabilir

Operasyon için daha ileri bahaneler de bulunabilir. Birleşmiş Milletler silah denetçileri Irak’a girebilir, her yeri denetleyebilir ve herkesi sosıkıntıdan kurtarabilir. Bununla birlikte, muhtemelen bazı gerçek veya abartılmış bulgular ortaya çıkarılacak veya bunlar Irak’ın silah denetçilerini sınır dışı etmesi için yeterli bir provokasyon olacaktır.

Çoğu yorumcu ve siyasetçi, bir çeşit Birleşmiş Milletler karar tasarısı için o kadar minnettar kalacak ki içeriğine çok az dikkat edecektir. Bazıları, bunun, Birleşmiş Milletler’in savaşa yetki veren geleneksel söyleminin arkasında kaladığını işaret edecektir. Bu şartlarda Irak’a operasyon yapılmasına karşı çıkan ve genellikle Bush yönetiminin uluslararası sisteme zarar vermesine muhalefet eden birçok insan zor durumda kalacaktır. Alice Mahon’un herhangi bir saldırı için Birleşmiş Milleler’in desteğini önşart koşan özenle hazırlanmış ılımlı önergesini imzalayan milletvekilleri kendilerini, Birleşmiş Milletler onaylı bir savaşı destekleyen bir tuzağın içinde bulacaktır.

Umarım yanılıyorumdur. Fakat, prosedürlerin ve karar tasarılarının gizemli siyasetine alışkın olan İşçi Partisi destekçileri en azından, Rusya ve Çin’in yapmış olduğu gibi, Washington’ın savaş için ne gibi bir bedel ödemek zorunda olduğunu hesaplamaya başlamalıdır.

1991 Körfez Savaşı’nın ateşkesini yapan Birleşmiş Milletler kararına tam olarak bağlı kalınması yönünde ısrar etmek iyi bir başlangıç olacaktır. Ateşkesi getiren Birleşmiş Milletler kararı, aralarında Ortadoğu’nun nükleer ve kitle imha silahlarından arındırılması, bölgede silahlanmanın kontrol edilmesi, daha güçlü bir biyolojik silahlar anlaşması yapılması, kimyasal silahlar anlaşmasına ve nükleer silahsızlanma anlaşmasının yükümlülüklerine evrensel bir bağlılığın sağlanmasının da yer aldığı geniş bir listenin yerine getirilmesi için ‘eldeki bütün imkanların’ kullanılmasının önemine işaret etmektedir.

Kısacası, 1991 ateşkes kararı, silahlanmanın idaresi ve giderilmesi için oluşturulan evrensel sistem bağlamında Irak’a yönelik ileri adımların atılmasını öngörmekteydi. Bu amaç ıskartaya çıkarılmış durumda. Modern uluslararası güvenlik stratejisinin temeli kalmalı. ABD’de şimdiki Beyaz Saray ekibinin fundamentalist politikalarına muhalefet eden bir sürü insan bulunuyor. Bir kontrol altına alma politikası uygulamaya başlamak için bu insanlarla daha güçlü bağlar oluşturmalıyız.

Kıdemli araştırma üyesi, Royal United Services Institute for Defence Studies. (The Guardian, 15 Ağustos 2002)

16.08.2002

Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Diğer Yorumlar

> Hacı Bektaş Velî düşüncesinde sevgi ve hoşgörü Hüseyin Özcan (16.08.2002)

> Türkiye dönüm noktasında Sinan Aygün (15.08.2002)

> Uzlaşma “anti–ideoloji ideolojisi” mi? M. Şevki Aydın (15.08.2002)

> Kamusala bir farklı bakış Mustafa Aydın (14.08.2002)

> Mâli devletten iktisadî devlete geçebildik mi? Abdülkadir Buluş (14.08.2002)

> Hayatta ve din hayatında denge Mehmet S. Aydın (13.08.2002)

> Batı’nın petrol açgözlülüğü, Saddam alevini ateşliyor Anthony Sampson (13.08.2002)

> AB taraftarlarının bazı argümanları (12.08.2002)

> Oxford’da küresel İslam (11.08.2002)

> Seçim, siyaset ve Avrupa Birliği İhsan D. Dağı (11.08.2002)

> Soru işareti... Uğur Özakıncı (10.08.2002)

> Osmanlı: İnsanlığın son adası! Mustafa Armağan (10.08.2002)

> AB ve değişim dinamiklerimiz Hüseyin Bayçöl (09.08.2002)

> Siyasetsiz toplum Avrupa Birliği’ne av olur Mehmet Ali Kılıçbay (09.08.2002)

> İktidar ve yozlaşma Ahmet Kurucan (08.08.2002)





Zaman'da Bugün
16 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yorumlar

Anadolu Finans Kurumu


Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.