Ana Sayfa Haberler Ekonomi Dış Haberler Politika Kadın-Aile Kültür-Sanat Televizyon Spor Yazarlar Yorumlar Çizgi-Yorum
   Akademi Bilişim Çocuk Eğitim Otomobil Röportaj Strateji Tüketici Masası Okur Hattı

 Bölge Haberleri


 Reklam
 Künye/İletişim
 English
 Basın Özetleri
 Abonelik
 

Site editörüne her türlü eleştiri ve önerinizi iletebilirsiniz; m.sakin@zaman.com.tr

 
Arama

 Arşiv

 

ALİ BULAÇ



Hocalar ve siyaset

Mehmet Altan “En büyük iktidar, entelektüellerin iktidarıdır.” der. Bir ülkede hakiki anlamda ucu açık bir alem tasavvuruna sahip; varlığa ve hayatın anlamına aşkın, öte ve batın perspektiflerden bakabilen tefekkür ehli seçkin insanlar (havass) varsa ve bunlar icab–ı halde kendi özgün kimlikleri, iddiaları ve talepleriyle kamusala çıkmayı, gerekirse mücadele etmeyi ve bedel ödemeyi göze alabiliyorlarsa bu söz doğrudur.

Bu tür entelektüelin tarihte ilk defa 19. yüzyılda ve sadece Batı’da ortaya çıktığı söylenir ki, bu doğru değildir. Bunun hiç değilse bilinen tarihteki en somut örnekleri İslam ulemasının Muaviye’nin iktidarı ele geçirmesinden hemen sonra başlattığı; Emeviler, Abbasiler ve sonraki dönemlerde yürüttüğü politik muhalefettir. Batı’da kamusal alana çıkan aydınlardır; bunlar çoğu kez sistem içinde bir iktidar mücadelesinin tarafı olarak görünür olmuşlardır.

Defalarca denenen ayaklanma ve kanlı muhalefet teşebbüslerinden sonra, Sünni dünya, kanlı isyanları veya siyasal iktidara mutlak teslimiyetçiliği esas alan kaderciliği bırakıp “temkin yolu”nu seçti. “Temkin” genel olarak sivil hayatta inisiyatifi elde tutmaya ve siyasal iktidarı mümkün ölçülerde etkilemeye dayanır. Nihayetinde eğer şartlar elverirse iktidarı elde etmek elbette hedefler arasındadır. Ama bunun tarihte hemen hemen hiç gerçekleşmemiş olması ilginçtir.

Her neyse! Amacım İslam tarihindeki iktidar ve buna karşı yürütülen muhalefet biçimlerini anlatmak değildir. İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk’ün CHP’ye, düşüncelerine ve kişiliğine çok değer verdiğim Mehmet S. Aydın’ın AKP’ye katılması bana tefekkür ve ilim ehlinin siyasetle olan ilişkisini hatırlattı.

CHP, en azından şimdilik barajı aşma, hatta çok sayıda milletvekili çıkarma şansına sahip ikinci parti durumundadır. Deniz Baykal’ın yeni vitrin düzeni ve öne çıkardığı “Anadolu solu” partinin politik performansına belli bir ivme kazandırdı. Açıkçası özellikle 1999 seçimlerinden bu yana pek yakından izlemeye çalıştığım CHP’nin 3 Kasım seçimlerinde çok daha farklı isimleri sadece vitrine değil, politik mutfağa da katacağı beklentisi içindeydim. Şimdiye kadar sadece Y. Nuri Öztürk’ün isminin geçmesi, bana artık iyice yaşlanmış olan Lütfi Doğan’ın yerine bir ikame düşüncesi gibi geldi. Eğer öyleyse ve Baykal’ın “ben başörtülülerin oyunu da isterim” sözünün arkasında çok ciddi bir toplumsal proje yoksa, iş, “gitti Lütfi Doğan hoca, geldi Yaşar Nuri hoca”dan ibaret kalacaktır.

Katılım töreninde Baykal’ın Yaşar Nuri’yle ilgili yaptığı tanımlama da bana çok garip geldi. Hiç yeri yokken onun bir “köylü çocuğu” olduğunu vurguladı. Nasıl köyden çıkıp büyük kente geldiğini, çalışarak ekmeğini kazandığını ve bu noktalara ulaştığını anlatırken, sanki uzak mesafeden hocayı belli belirsiz saydam sınırların varlığından haberdar ediyordu. Hoca o anda ne düşünmüştür, bilemiyorum; ama sonraları görüştüğüm birçok kişi, bundan gücendiğini ifade etti.

Mehmet S. Aydın hocaya gelince!..

Mehmet Altan’ın işaret ettiği “büyük bir iktidar alanı”ndan “küçük bir iktidar alanı”na, yani tefekkürden siyasete niçin geçiş yaptığını tam olarak anlamış değilim. O, Türkiye’ye, dünyaya ve İslam dünyasının iki yüzyıllık modernlik tecrübesine yükseklerden bakabilen birkaç seçkin zihinden biriydi. Onun çizdiği ufuk, bütün siyasi partileri içine alacak ve onların sınır çizgilerine yeni derinlikler kazandıracak kadar geniştir. Bu tür insanlara garantilenmiş bakanlık bile küçük makam hükmündedir. Bağımsız–eleştirel bir akıl ve hariçten bir vicdan siyasete en büyük faydayı sağlar.

Açıkçası üzüldüm. Yine de uzun uzun düşündüğünü, durumu iyi kritik ettiğini ve doğru insanlarla müşaverede bulunduğunu sanıyorum. Umarım ona en çok ihtiyaç duyulan konuda, yani doğru ve sağlıklı bir “siyasi aklın teşekkülü”nde siyasete ve AKP’ye faydalı olur.

17.08.2002

Yazarımızın E-Postası: a.bulac@zaman.com.tr


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


Önceki Yazıları

> (14.08.2002) - Büyük yanılgı

> (13.08.2002) - Mağdur Çoğunluk

> (10.08.2002) - Kendimiz olmak

> (07.08.2002) - Düvel–i Muazzama’dan AB’ye

> (06.08.2002) - AB’nin umrunda olan

> (03.08.2002) - İslamiyet’in yayılması

> (31.07.2002) - Siyasetin işlevsizleştirilmesi

> (30.07.2002) - SP'nin durumu

> (27.07.2002) - “Cehlin kudreti”

> (24.07.2002) - Komplo olsa da





Zaman'da Bugün
17 Ağustos 2002


Zaman Spor

Yazarlar

Anadolu Finans Kurumu

Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

CEM BEHAR

EKREM DUMANLI

ETYEN MAHÇUPYAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

GÜNTAY ŞİMŞEK

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KARAYEĞEN

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NUH GÖNÜLTAŞ

NURİYE AKMAN

ORHAN OKAY

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER



Ana Sayfa| Zaman'da Bugün| Haberler| Ekonomi| Dış Haberler| Politika| Kültür-Sanat| Kadın-Aile| Spor| Yazarlar| Yorumlar

» Sık Kullanılanlara Ekle  «               » Giriş Sayfası Yap «

Copyright© 1995-2002 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.