İyidir, kadınların çay şöleni!
Gün devrilmiş, gölgeler adamakıllı uzamıştır. Avlu silinip süpürülmüş, toprak ıslatılmıştır bir güzel. Ve cılız bir akşam rüzgârı, ıslak toprak kokusu savurmaktadır etrafa. Neşeli kadınlar saltanatı başlamıştır... Erik ağacının, incir ağacının yahut akasyanın altına eski bir kilim serilmiş, semaverde çay demini almıştır. Çörekler, kekler, kurabiyeler, kısır, yaprak sarması.. tabaklarda beklemektedir. Etrafta çocuk cıvıltıları... Çığlıklar, koşuşturmalar, düşüp kalkan çocuklar, kadınların o bildik azarlamaları... ‘Dur çocuğum, koşturma! Gidin, uzakta oynayın bakayım!.. Çocuklar kendi âleminde, kadınlarınsa kulakları çocuklarda, gözleri el işlerinde. Kanaviçe, iğne oyası, karyola eteği, el bezi, sehpa örtüsü... Dünya küçülmüş, küçülmüş, bir ağacın gölgesine toplanmıştır. Burcu burcu çay kokusu... Kekler pek güzel. Dedikodu, vıdı vıdı... Kaynana, gelin, görümce... Kim demiş, ne demiş? Nereden almış, kaça almış; pek güzel, pek ucuz!...
Akşamüstü çayları avlularda, kadınların biricik eğlencesi, doyumsuz şölenidir. Köylerde, kasabalarda ve ne mutlu ki kentlerde hâlâ, ikindi saatleri, güleç kadın yüzleriyle, şen kahkahalarla yumuşar, aydınlanır. Dünya derdi unutulur, acılar bastırılır; yorgunluklar uçup gider toprak kokulu serinliklerde. Çay, çörek, börek, kurabiye bahane. El işi, alışkanlık işte! Aslolan sohbet, dedikodu. Sözün büyüsüne kaptırdılar mı kendilerini bir kere, zamanı eritirler çay bardaklarında, düşlerini oyalara, kanaviçelere işler kadınlar. Mutlular mutluluğunu, kederliler kederini açar ki, dağılsın kasveti, gönlü genişlesin. Kocadan şikayet, kaynanadan, gelinden, kızdan... Vah vah, tüh tüh!.. Şu var ki, yapıcıdır konuşmaları kadınların; avunmadır, avutmadır. Paylaşırlar ne varsa içlerinde; saklı–gizli, ayıp dökülür orta yere, sakınılmaz. Gülünür kıs kıs, savrulur kahkahalar. İncesinden alaylar, takılmalar... Taze gelinlerin, yetişkin kızların yüzleri pembeleşir. Eski zaman kadınları, gün görmemiş sözler sürer kederlerin üstüne merhem gibi. Akıl öğretir, rindâne öğütler kondururlar: ‘Gün doğmadan neler doğar, dur bakalım...’, ‘sabırla koruk helva olur...’, ‘bu da geçer ya hu!’, ‘boş ver aldırma, kopsun inceldiği yerden!..’ Geçimsizliklere, yoksulluklara çeredir kendilerince buldukları. İç dökmeler, dayanma gücü verir zoraki yaşamlarına.
Erkeklere kalsa dedikodudur hepten; çene çalmadır, zaman kaybıdır kadınların yaptığı. Ellerinden gelse yasaklarlar onların bu biricik eğlencesini. Sustururlar kadınları; iç sıkıntısından, gönül darlığından öldürürler büsbütün. Evde bir eksik bulmaya görsünler akşam; başa kakar, laf sokuşturur, burunlarından getirirler. Bilmezler ki evlerindeki güler yüzü ve tahammülü biraz da bu çene çalmalara, günbatımı gerçekleşen iç dökme seanslarına borçludurlar! İşin açığı, kıskanır erkekler, kadınların çaylı, çörekli, kahkahalı ikindi oturmalarını... Kendileri asla beceremez böyle bir şöleni. Erkekler toplandı mı bir araya, kırıp dökerler, kışkırtırlar etrafındakileri. Yapıcı bir şey çıkmaz onların sohbetlerinden pek. Teselli vermez, ha bire şüphe atarlar birbirlerinin içine. Sabretmeyi, oluruna bırakmayı salık vermez, kışkırtırlar. İç karartırlar durmadan... Kavgalarla, kırgınlıklarla kalktıkları çoktur oturmalardan. Kadınlar ne kadar yeğnelmiş ve mutlu kalkarlarsa ikindi şölenlerinden, erkekler o denli bunalmış olarak ayrılırlar kahvelerden, toplantılardan.
İyi ki var bu avlular, gölgesine oturulacak erik ağaçları, incir ağaçları... Uzaktan uzağa dertleşme mekânı; evlerin dünyaya açılan ‘cesur körfezi’ balkonlar, iyi ki var!.. Kadınlar iyi ki kuruyorlar bu ikindi sofralarını. Semaverde demlenen çay, kanaviçeye işlenen göz nuru, gönül aydınlığı... Günleri uzatıyor, zamanı yavaşlatıyor kadınlar buralarda. Kederi eksiltip mutluluğu çoğaltıyorlar. Dört duvar arasının bunaltılarını dağıtıyorlar böylece. Gönülden gönüle yol bularak, yalnızlıklar ve bencillikler çağına direniyorlar. Köylerde, kasabalarda ve ne mutlu ki hâlâ kentlerde, çok katlı apartmanların gölgesinde, unutulmuş son ağaçların altında... Kadınlar, güzelleştiriyor ikindileri, ikindiler diriltiyor kadınları.
İyidir kadınların çay şölenleri, iyi!..
17.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.colak@zaman.com.tr
|