Güreşimizin sahipsizliği...
Halihazırda 52 kadar olan spor federasyonları arasında tarihi misyonu ve başarıları ile en büyük başarıya sahip güreşimiz maalesef hiçbir konuda layıkı ile destek görmedi. Güreşimizin son iki yılının mali portresine göz attığımızda: 2001 yılı için 1,1 trilyon lira tahsis edildi. Bu para haziran sonlarında tamamen bitti. 2001 yılının sonu ek bütçelerle 1,8 trilyonla zar zor bitirildi.
2002 için bütçe tahsis edilirken baz olarak bir önceki yılın bitiş bütçesi olan 1,8 trilyon alınsaydı güreşin bütçesinin 4 trilyon lira olması gerekirdi. Fakat sanki hiç masraf yapılmamış gibi 1,1 trilyonu 2,1 trilyona çekerek sanki güreşe büyük bir bütçe verilmiş gibi kamuoyunda bir imaj uyandırıldı. Spor teşkilatımızın her seferinde ‘en fazla bütçeyi güreşe verdik’ şeklinde beyanlarını duyarız.
Yurtdışında pek bir başarısı olmayan birçok federasyonun yıl içinde almış oldukları ek bütçelerde güreş kadar bütçe sarf ettiklerini biliyoruz. Güreşin onda bir başarısı olmayan spor branşlarına sağlanan bu ayrıcalık güreşin üvey evlat muamelesine tabi tutulduğunun da açık bir göstergesi. Hal böyle iken yıl içinde kazanılan başarılara bakıyoruz: 2001 yılında yapılan Dünya ve Avrupa şampiyonaları ile Akdeniz Oyunları, Balkan şampiyonaları ve uluslararası turnuvalarda, toplam 1360 madalya elde edilirken, bunun 254 tanesi güreş branşından kazanılırken, 2002 yılında ise 77 altın, 70 gümüş, 65 bronz olmak üzere toplam 212 madalya ile büyük bir başarıya imza atıldı.
Spor tarihimizin şampiyonluk bölümüne göz atarsak. 27 olimpiyat altını, 38 dünya altını, 54 Avrupa altını ve toplam 119 altın madalya ile Türk spor tarihinin tartışmasız lideri güreş sporudur. Hal böyle iken futbol branşında kazanmış olduğumuz dünya üçüncülüğünden sonra sporcu kardeşlerimize üstün hizmet madalyası verilmesi için kararnameyi son sürat hazırlayan Sn. Ünlü acaba başka branşları hiç düşündü mü? Güreşin tarihinde Akdeniz, Avrupa vb. diğer takım şampiyonluklarını bir kenara atalım, tam beş kez (1951–54–57–66 ve 94) yılları olmak üzere 5 kez dünya takım şampiyonluğu bulunmakta. Futbol dahil hiçbir spora kesinlikle hiç kimse karşı olamaz.
Milletimizin yüzünü güldüren herkes başımızın tacıdır. Ama ortada dünya çapında büyük bir başarı kazanan branşı göz ardı etmek kabul edilemez bir durumdur. O zaman insanın aklına güreşe karşı alınan bir tavır olduğu gelir. Bunlara ilaveten güreşin talihsizliğinin bir başka örneği ise; 80’li yıllarda güreşimizin başarısı için kurulan Türk Güreş Vakfı. Evet bu vakfımızın kuruluş senedinin (d) bendi aynen şöyle der: (d– Güreş kulüplerinin gelişmesi, okullarda güreş sporunun yaygınlaşması ve federasyonunun faaliyet programlarını ve çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmesine katkıda bulunabilmek için gerekli teknik ayni ve nakdi yardımı yapmak.) Evet vakıf tüzüğü böyle fakat güreşe hiçbir yardım yapılmıyor. Öte yandan 25–26 Aralık 2001 tarihlerinde yapılan güreş kurultayında Sn. Ünlü açılış konuşmasında özetle aynen şöyle diyordu: “Nedeni ne olursa olsun gerçek olan, Türk güreşinin son iki şampiyonada büyük bir hezimet yaşadığıdır.” Evet ben de diyorum ki; siz sporu yöneten bakansınız. Mevcut federasyonun başarısızlığını aleni söyleyebiliyorsunuz. O zaman lütfen yukarıda yazmış olduğum vakıf tüzüğü gereği Türk Güreş Vakfı’na da deyiniz ki: “Siz vakıf olarak güreşe ne destek veriyorsunuz? Vakıf tesislerinden elde ettiğiniz gelirleri neden milli takımların başarısı için aktarmıyorsunuz?” Bunları demediniz, kesin demiş olsaydınız, vakıf öyle kendi başına hareket edemezdi. Sporu yöneten insan mutlaka her türlü dağınıklığı gidermek ve birlik ve beraberliği sağlamak zorundadır.
Tamamen demokratik bir seçimle işbaşına gelen Güreş Federasyonu Başkanı’na karşı tavır alındığını güreş camiasından bilmeyen tek kişi bile yok. Bu olacak şey değil. Spor kamuoyunda herkesin yüksek sesle seslendirdiği şey ise ata sporumuza sağlanan desteğin kesinlikle yetersiz olduğudur. Ayrıca devlet üstün hizmet madalyası verilecek spor branşları sıralanacak olursa, bunu ilk hak edenin güreş sporu olduğu kesindir. O zaman sporun yönetiminde bulunan yöneticilerin gerçekleri göz ardı etmemeleri gerekmektedir.
17.08.2002
Yazarımızın E-Postası:
a.tarhan@zaman.com.tr
|